TROİA SAVAŞI « Tarih
Troia şehrinde oturan Troia'lılarla Akalar arasında çıkan savaşın adı. Bu savaş dünyanın ünlü şairlerinden Homeros'un eseri olan İlyada'da anlatılır. Troia savaşı Tanrılar ve Tanrıçalar arasındaki aşk ve kıskançlıktan çıkan bir savaştır. Bir Tanrılar ziyafetinde çağrılmayan Tanrıça Eriş, bu ziyafete, üzerinde “Dünyanın en güzeline” yazısı bulunan bir elma gönderir. Hera, Athena ve Aphrodite, elmanın kendilerine ait olduğu düşüncesi ile bu elmayı almak isterler. Fakat, aralarında karar verilemez. Sonunda Troia kralı'nın oğlu Paris'e başvurulur. Paris de, üç Tanrıçadan Aphrodite'yi en güzel bularak elmayı Aphrodite'ye verir. Böylece, iki Tanrıçanın düşmanlığını kazanır. Aphrodite'nin dostluğu ile Paris, sevgilisi olan Isparta kralı Menelaus'un kızı Helen'i kaçırır ve Troia'ya getirir. Bunun üzerine, Yunanistan'da yaşayan prensler ve krallar, Helena'yı kurtarabilmek için Menelaus'un yardımına koşarlar.
Troia savaşı böylece başlar. Savaş dokuz yıl sürer. Yunanlılar, başarı kazanamazlar. Fakat Yunanlılar, kurnaz Ulisse'in tavsiyeleri ile tahtadan büyük bir at yaptırırlar, atın içine cenkçi askerlerinden 100 kişiyi koyarlar. Bu büyük tahta atı da, Yunanlıların Troialılara bir armağanı olarak, Troia şehrinin sur kapısı önüne bırakırlar. Bu armağandan memnun kalan Troialılar, atı şehir içine alırlar. Fakat atın içinde bulunan cenkçiler, gece yarısı dışarı çıkarak, bütün Troia kapılarını açarlar, şehre, Yunanlılar baskın halinde hücum eder. Troialılar yenilgiye uğrarlar.
CADDE « Sözlük
Şehir ve kasabaların önemli bölgelerini biribirine bağlayan geniş ve uzun yol. Caddeler, taş parke, beton ya da asfaltla döşenmiş olabilir. Caddelerin yanlarında, yayaların yürüyebilmesi için kaldırımlar bulunur. Caddeler yaya kaldırımlarının ağaçlıklı olmalarına (allee) ortasının ve yanlarının ağaçlıklı, yaya kaldırımlarının geniş olmalarına (bulvar) göre değişik özelliklerde olabilir. Caddeler, öbür caddelere göre daha geniş ve işlek olursa, bunlara dilimizde "ana cadde" denir. Caddelere açılan ikinci derecede yollar da "sokak" adını alır.
DEMİRPERDE « Devlet
Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa'da Rusya taraftarı olan komünist bloğu içindeki devletleri (Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslovakya ,Macaristan, Polonya, Rumanya) öbür Avrupa devletlerinden ayıran sınır. Bu deyim ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkmıştır. Hür dünya devletlerini meydana getiren Avrupa devletlerinden, Demir Perde bloğu içinde bulunan devletlere girmek, çeşitli kayıtlar yüzünden imkânsız denecek kadar zordur.
AMAZONLAR « Tarih
Eski Yunanlılara göre Küçük Asya'nın kuzey-doğusunda Termes çayı civarında (Samsun tarafları) oturan ve komşu memleketlere birçok seferler yapan savaşçı kadınlar. Efsanelere göre bunlar
M.Ö. on ikinci yüzyıla kadar yaşamış. Anadolu'nun birçok yerlerinde savaşmış. Yunanistan'a da akınlar yapmışlardır. Savaş ilâhı Ares ile melodi tanrıçası Herminone'nin çocukları sayılırlar.
Mitolojide Yunanlıların en ünlü kahramanları ile savaşırlar. Bunlar, daha iyi yay kullanabilmeleri için sağ memelerini kesmişler ve bunun için kendilerine memesiz anlamına gelen “amazon” adı verilmiştir.
Amazon savaşları sanatta çok kullanılmış bir konudur. Bu savaşları tasvir eden birçok vazo resimleri, heykelciliğe ait eserler büyük tablolar yapılmıştır.
DECCAL « Din
Din kitaplarına göre, kıyamete yakın dünyada görülecek yaratıklardan biri. Deccal, tek gözlü ve tanrılık dâvasında bulunacak olan bir yahudidir. Peygamber Muhammet zamanında yaşamış olduğu bir hadîste geçer. Meydana çıktığı zaman birçok taraftarları olacak, fakat Mehdî tarafından öldürülecektir.
ARAP SANATI « Bilim ve Sanat
Arap dil ve egemenliğinin yayılmış bulunduğu Hicaz, Yemen, Suriye, Irak, Mısır, Mağrip ve İspanya'da,İslâmlıktan sonra gelişen sanatların hepsine birden verilen ad.
Bu ülkelerde, İslâmlık'tan sonra gelişen sanat eserlerine Araplar'ın kendi sanat geleneklerinden fazla bir şey eklememelerine rağmen buralarda ortak vasıflı yeni bir sanatın doğup gelişmesinde Araplar'ın büyük rolü olmuştur.
Mimarlık, resim, minyatür, mozaik, çinicilik, camcılık, tezhipçilik, halıcılık gibi sanatlarda gelişen, Arap sanatının ballıca özelliği bütün yüzeylerin “arabesk” denen bezemelerle ya da başka şekil ve resimlerle süslenmesidir. Özellikle mimarlık alanında meydana getirilenler bu sanatın en önemli eserleridir. Çeşitli ülkelerde değişik üslûplar gösteren mimarlık sanatında özellikle camiler ve saraylar ön plânda yer alır.
Her yüzeyin süsle örtüldüğü Arap sanatının mimarlıkta olduğu gibi öbür kollarında da arabesk denen bezemelerle yapılan çeşitli süs ve işlemeler değerli sanat eserlerinin meydana gelmesini sağlamıştır.