BOYA « Sözlük
Eşyaya renk vermek, süslemek, dış etkilerden korumak için, eşyanın içine katılan ya da üstüne sürülen renkli maddelere verilen ad.
İnsanlar, çok eski zamanlardan beri, yaptıkları türlü şeyleri, giydiklerini, oturdukları evleri, vücutlarını daha güzel gösterebilmek için, türlü renklerle bezenmişlerdir. Son yıllarda rastlanan ve ilkel insanların yaptıkları anlaşılan çeşitli duvar resimlerinde, çanak ve çömleklerde boyalara rastlanmıştır.
Tarih açısından baktığımızda, Mısır medeniyetinde çeşitli boyaların bilindiğini görürüz. Mısırlıların çeşitli mumyalarını boyalı kumaş şeritlerine sardıkları görülmüştür. Fenikeliler de, çeşitli boyaları bulmuşlardır. Bu arada, Fenikeliler tarafından en çok kullanılan boya olarak, bir kabuklu böcek çeşidinin salgısından elde edilen mor renk, dikkati çeker.
Uzak Doğu'daki bazı bitkilerden elde edilen çivit boyası da, insan topluluklarının kullandığı en eski boyalardan biridir.
YILDIZ « Astronomi
Güneş sistemi dışında bulunan ve pek uzakta olduğu için durağan gibi görünen gök cismi.Yıldızlar, görünümlerine göre başka bir deyimle verdikleri tayfa göre üç gruba ayrılırlar: 1 - Beyaz ya da mavimsi yıldızlar: Bunlar en geç ve en yeni olan yıldızlardır. 2 - Sarı yıldızlar: Orta yaşlı olarak kabul edilen yıldızlardır. 3 - Kırmızı yıldızlar: En eski ve en ihtiyar yıldızlardır.
Ay ışığı olmayan berrak gecelerde yığınları, Nebülöz, Samanyolu denilen varlıklardan ileri gelen lekeler görünür. Bu lekelerden en büyüğü Samanyolu olup Gök'ü kuşak gibi bir yandan öbür yanına kadar kaplar. Bu beyazlıklarda bazıları dürbünlerle incelendiği zaman binlerce yıldızı bir arada toplanmasından meydana geldiği görülür. Bu beyazlıklara Yıldız yığını denir. Yıldız yığınları görünen şekillerine göre; küresel yıldız yığınları, açık yıldız yığınları, ortak özel hareketli yıldız grubu olmak üzere üçe ayrılır. Küresel yıldız yığınlarının genel şekilleri küre gibidir. Görünen kürenin merkezinde yıldızlar çok yoğun olduğundan burası çok parlaktır. En iyi gözlenen yıldız yığınları bunlardır. Şimdiye kadar 86 tane gözlenebilmiştir. Açık yıldız yığınlarının ise şekilleri düzgün değildir. Yıldızların yoğunluğu merkeze doğru artar. Ortak özel hareketi olanların bu gruba dahil olup olmadıkları, özel hareketleri uzun uzadıya incelenerek bulunur.
SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ « Dünya Coğrafyası
Avrupa'nın doğu ve kuzeyinde, Asya'nın kuzeyinde, çok geniş topraklar üzerinde yer almış federasyon halinde bir Cumhuriyet. 15 Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin birleşmesinden meydana gelmiştir. Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya, Ermenistan, Azerbeycan, Türkmenistan Özbekistan, Kazakistan, Kırgız, Gürcistan, Tacikistan, Estonya, Litvanya, Letonya, Modavya, Batıda Polonya ve Baltık denizinden doğuda Büyük Okyanus kıyılarına kadar uzanır. Kuzeyde hemen hemen bütün Kuzey Buz denizi kıyılarına sahiptir. Güneyde, doğudan batıya doğru, Çin, Afganistan, İran, Türkiye, Romanya Çekoslovakya, Polonya ile sınırlıdır. Kuzeyde Finlandiya ile komşuluğu vardır. Bütün bu geniş topraklar üzerindeki yüzölçümü 22,403,000 kilometrekareye ulaşır. Nüfusu 214.000.000 dir. Başşehri Moskova şehridir. Komünist Partisi'nin yönetiminde bir cumhuriyettir.
Coğrafya : Sovyetler Birliği, bu geniş topraklar içinde, Tabiat şartları bakımından, birbirinden farklı yöreleri sınırları içine alır.
A) Avrupa toprakları : Bu bölümün başlıca özelliği, çok geniş elmasına rağmen yüzey şekilleri bakımından sadeliğidir. Doğu Avrupa, akar sular ile hafifçe yarılmış alçak bir düzlük halindedir. Yükseklikler 300 metreyi nadiren aşar. Kaynaklar kısımları çok basık ve alçak olduğundan bunların birbirine birleştirilmesi veya birinden diğerine geçmesi zor değildir. Nehirlerin suları da bol olduğu İçin ulaşım yolu olarak oynadıkları rol çok büyüktür Fakat bütün bu nehirler kış mevsimi boyunca donarlar.Ukrayna’nın başlıca nehri olan “Dnieper” Karadeniz’e, ona paralel olan “Don” ise Azak denizine dökülür. Peçora ve Lvina ise Kuzey Buz denizine giderler.
Avrupa topraklarının doğusunda 2.500 kilometre uzunlukta olan Ural Dağlan Doğu Avrupa düzlüklerini doğudan çevreler.
B) Asya toprakları: Sovyetler Birliğinin çok geniş bir alana yayılan Asya toprakları tabiat şartları bakımından farklı bazı bölgelere ayrılabilir :1 - Batı Sibirya: Ural dağları ile Yenisey nehri arasında kalan çok geniş fakat yeknesak bir ovadır. Yükselti çok azdır. Büyük bir kısmı ormanlar ve bataklıklar ile kaplı olan bu ovada Obi nehri ve kolları akar. 2 - Doğu Sibirya : Yenisey nehrinden Bering denizine kadar uzanır. Kuzey kısmı tundralar ile kaplı alçak bir ovadır. Fakat güneye doğru yüksek alanlardan meydana gelen engebeli bir bölge halini alır. Yenisey, Lena ve Kolima gibi büyük akar sular güneyden kuzeye akarlar. 3 - Batı Türkkistan: Sularını dışarıya göndermeyen geniş ve kurak stepler ve çöller bölgesidir. Güneyinde İran ve Hindikuş dağlan, doğusunda ise Pamir platosu ve Tanrı dağlan yükselir.Pamirden doğan Amuderya ile Tanrı dağlarından inen Siriderya bu kurak bölgelerin başlıca akar sularıdır. Yerleşme ve tarım bu akarsulardan faydalanılarak yapılan sulamaya dayanır. 4 - Kafkasya: Dağlık bir bölgedir. Orta kısmında Kafkas dağlan yüksek ve aşılması çok zor olan sürekli bir engel halinde uzanır. Sovyetler Birliği hem tarım hem de bir endüstri memleketidir. Tarım ekonomik çalışmaların en mühim kolunu meydana getirir. Tarım alanları belli bölgelerde toplanmıştır.
Tarih : Rusya'nın tarihi, Dokuzuncu Asırda İskandinav asıldan yağmacıların istilâsıyla başlar. Bu yağmacılar, Slavlar'a savaşçı örf ve Metlerini aşılamışlardır. Ruslar Bizanslı misyonerler etkisiyle Yunan Katolikliğini kabul etmişlerdir. Moskova prensleri ve bilhassa müthiş İvan yavaş yavaş topraklarını çoğaltmaya ve bir milletin temellerini kurmaya muvaffak olmuşlardır. 1613 te iktidara geçen Romanof'larla bu monarşi kuvvetlenmiş ve millet birleşik bir hale gelmiştir, tik çarların en parlağı Deli Pet-ro olmuştur. Onsekizinci yüzyılda Rusya güneyde hemen aralıksız olarak Türklerle savaşmıştır. İkinci Katerina devrinde, Polonya'nın ilk paylaşılması meydana gelmiş, bunu da ikinci ve üçüncü parçalanmalar takip etmiştir. Azak İkinci Katerina zamanında zapt edilmiştir. 1812 de Napoleon Rusya'yı istila etmiştir. Fakat Moskova yangınının ertesi günü dehşetli soğuktan Fransız ordusunun ricat zorunda kalışı, Birinci Aleksandr'ı Mukaddes İttifakın şefliğine geçirmiştir. O zamandan itibaren çarlar Türkiye zararına topraklarını gitgide genişletmeye ve Avrupa diplomasisinin gayretlerine rağmen İstanbul'a yaklaşmaya çalışmışlardır. Nihayet Kırım savaşı Birinci Nikola'yı durdurmuş ve İkinci Aleksandr'ı 1865 Paris Antlaşmasını kabul zorunda bırakmıştır.
İç karışıklıklar Rusya'nın mukadderatını değiştirmiştir. İkinci Nikola'nın bilhassa 1906 ile 1914 arasındaki istibdadı kendini kuvvetle hissettirmiş ve çarlığa karşı olan hareketi günden güne arttırmıştır. Çeşitli sebeplerle mart 1917 ihtilâli doğmuştur. Bu ihtilâl çarın müstebit idaresi yerine meşruti idare getirmiştir. Fakat bu meşrutiyet bolşevikliğe yol açmaktan başka bir şey yapmamıştır. Lenin ve Troçki diktatörlüğü 1917 sonbaharında başlamış ve önce felâket toplamıştır. Böylece perişan Rus orduları tam bir hezimete uğramış, Avusturya -Alman kıtaları Riga'yı zapt etmiş, Doğu cephesinde Birinci Dünya Savaşına son veren Brest - Litovsk Antlaşması (3 mart 1918) imzalanmıştır. Bu antlaşma Ukrayna'nın Baltık devletlerinin, Finlânda'nın, Asya'daki bir kısım Rusya'dan ayrılmasını doğurmuştur. Bütün bunların neticesinde de Çarlık Rusyasının yerine geçen Sovyetler Birliği meydana gelmiştir.
ÇİFTÇİLİK « Meslekler
Toprakta ekim, bakım, dikim ve yetiştirme yolları ile bitki, hayvan ya da hayvan ürünleri istihsalinde bulunmak ya da bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından işlenip değerlendirmek mesleğine verilen ad. Devamlı olarak bu işle uğraşanlara da “çiftçi” denir. Çiftçilik, insanların en önce uğraşmağa başladıkları bir sanat geniş bir bilim ve önemli bir istihsal şubesidir.
Çiftçilik, üretmek istediği ürünün özellik, cins ve çeşidi ile bu işlerde kullanacağı vasıta ve imkânlar bakımından başlıca şu bölümlere ayrılır:
1 - Bitki üreten asıl çiftçilik bölümü. Bu bölümde tarla kültürleri (hububat, bakliyat ve öbür bitkilerin üretilmesi) ile bahçe kültürleri (bağcılık, meyvecilik, sebzecilik, çiçekçilik) yer alır. Bunlardan tarla kültürleri, çoklukla geniş ölçüde istihsal edilen ve her biri ayrı kültür bitkilerinden ibaret olan bir bitki topluluğu ile çiftçiliktir. Bahçe kültürleri ise, tarla kültürlerine göre daha dar alanda daha sürekli çalışma ve daha geniş bilgi isteyen bir çiftçiliktir.
2 - Ehli hayvan üreten çiftlik (Zooteknik). Bu bölüm, ziraî iktisat bakımından bitki yetiştiren çiftçilik bölümü ile birlikte ve onunla tam bir işbirliği halinde yürütülür. Bu bölümde büyük hayvancılık (koşum ve binek hayvanları; et, süt, yün veren hayvanlar; deniz ve tatlısu balıkçılığı) ile küçük hayvancılık (tavukçuluk, kümes hayvancılığı, arıcılık, ipekböcekçiliği) kollan bulunmaktadır.
3 - Ürünleri kıymetlendiren çiftçilik sanatları bölümü. Bu bölümde bitkisel ürünleri kıymetlendirme sanayi (şarapçılık, biracılık, sirkecilik, pekmezcilik, rakıcılık, ispirtoculuk, ekmekçilik, yağcılık) ile hayvansal ürünleri kıymetlendirme sanayi (sütçülük, et konserveciliği, dokumacılık) yer almaktadır.
BİZANS İMPARATORLUĞU « Tarih
Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesinden sonra (395) bu imparatorluğun doğu bölümünde kurulmuş ve İstanbul'un Türkler tarafından alınmasıyla (1453) ortadan kalkmış bir devlet. Bizans İmparatorluğu'nun, Doğu İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans gibi adları da vardır.
Aynı kanunlara bağlı olmasına ve aynı şekilde idare edilmesine rağmen Roma imparatorluğu'nun, batı ve doğu kısımları arasında M.S. I. yüzyıldan itibaren ayrılık belirtileri görülmeğe başlamış ve İmparator Büyük Theodosios'un ölümünden sonra (395) imparatorluğun iki oğlu arasında bölünmesi ile Roma İmparatorluğu kesin olarak ikiye bölünmüştür. Böylece Theodosios'un büyük oğlu Arkadios'un İmparator olduğu Doğu Roma İmparatorluğu bugünkü Arnavutluğun kuzey parçasını, Dalmaçya ve Bosna'nın Drina ırmağından batıya düşen kısmı dışında, Tuna' ya kadar bütün Balkan yarımadasını, Girit, Kıbrıs, Anadolu, Suriye, Filistin,Mısır ile Kuzey Afrika kıyı bölgesini içine alan bir imparatorluk olmuştur.
Bizans İmparatorluğu'nun ilk parlak devri I. Justinuanus'un (hük. 527-565) hükümdarlığı ile başlamıştır. Karısı Theodora ile eski Roma İmparatorluğu'nu yeniden kurmak amacı ile çalışmalara girişen Justinuanus, Kuzey Afrika'da Vandal Krallığını, İtalya'da Ostrogot Krallığını fethetmiş, yapılan çeşitli seferlerle, Akdeniz, Bizans İmparatorluğu'nun bir gölü haline getirmiştir. Justinuanus, devletin siyasî kudretini sağlam temeller üzerinde kurmağa çalışırken, bir taraftan da dinî bir birlik kurmağa çalışmış, bütün imparatorluk için tatbik edilmesini zorunlu kıldığı (eski Roma kanunlarını ve kendisinden önceki hükümdarların emirnamelerini toplayarak) kanunlar çıkartmış, memleket içinde çeşitli imar hareketlerine girişmiştir. Bunların arasında en önemlisi Ayasofya Kilisesidir. Fakat Justinuanus'un yarattığı bu parlak devir uzun sürmemiş, onun ölümünden sonra, II. Justinuanus zamanında (hük. 565-578) Dongobardlar İtalya'nın büyük bir kısmım işgal etmişler, doğuda Sasâniler Bizans imparatorluğu'na karşı çeşitli başarılı seferlerde bulunmuşlardır.
1299 tarihinde Osmanlı Devleti'nin kurulmasından sonra, Bizans için yeni bir tehlike baş göstermeğe başlamış ve bu yeni devlet, sınırlarını, Bizans İmparatorluğu'nun aleyhine olarak gittikçe genişletmeğe başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında Anadolu’ya gönderilen bütün Bizans kuvvetleri yenilgiye uğramışlar ve 1341 tarihinde Anadolu'daki bütün topraklarının Osmanlıların eline geçmesine engel olamamışlardır. Anadolu'da baş gösteren Osmanlı tehlikesiyle aynı zamanda Balkanlarda Sırp tehlikesi büyümüş ve Sırp devletinin Balkanlarda en önemli kuvvet olması, Bizans İmparatorluğu'nun Balkanlarda da yenilgilere uğraması sonucunu doğurmuştur.
Türkler, 1356 yılında Rumeli yakasına geçtikten sonra Balkanlarda fetihlerine devam etmişler, İstanbul çevresinde birçok yerler almışlar, Edirne ve Filibe gibi önemli merkezleri ellerine geçirmişlerdir.
Böylece çevresindeki toprakları tamamen kaybetmiş olan Bizans İmparatorluğu yalnız İstanbul ve çevresinde sıkışan bir devlet durumuna gelmiştir. İstanbul 1391 ve 1399 yıllarında Yıldırım Bayezit tarafından iki defa kuşatılmış, sonunda 29 Mayıs 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmet tarafından alınmıştır. Şehrin düşmesiyle ve son Bizans İmparatoru Konstantinos'un surlarda savaşırken ölmesi üzerine Bizans İmparatorluğu ortadan kalkmıştır.
ERDEMLİ « Türkiye Coğrafyası
İçel iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.829 kilometrekare, nüfusu 33.178 dir.İlçenin yüzeyi ormanlarla kaplanmış tatlı meyilli yamaçlarla, Akdeniz kıyısına paralel olarak uzanan kıyı ovalarından ibarettir. İlçe halkı hububat ekimi ve bahçe ziraatı ile geçinmektedir.İlçenin merkezi 5.173 nüfuslu Erdemli kasabasıdır.