HAZİNE « Tarih
Paranın mücevherlerin ya da kıymetli eşyanın saklandığı yer. Osmanlı imparatorluğu zamanında, devlete ait paraların saklandığı yere de “hazine” adı verildiğinden, devlet parasının saklı bulunduğu yer anlamında kullanılmıştır.Osmanlı İmparatorluğu’nda, başlıca iki hazine bulunuyordu: iç hazine, dış hazine, Devlet hazinesi, hazine-i âmire adları da verilen dış hazine, devlete ait olan hazine idi. Bu hazine, devletin topraklarından elde edilen gelirlerden her çeşit vergilerden, devlete haraç ve, ren devletlerin gönderdikleri vergilerden cizyeden, savaşlarda elde edilen ganimetlerden devlete verilen hisseden meydana gelirdi. Maaşlı devlet memurları maaşları, kapıkulu askerleri maaşları, donanma giderleri ve devletle ilgili her çeşit giderler, bu hazineden karşılanırdı. Hazine-i hassa denilen iç hazine ise, padişahın şahsı ile ilgili olan hazine idi.
Dış hazineye gelen paralar ve giderler, defterdarın ve sadrazamın devamlı kontrolleri altında yönetilmekte idi.
Fakat sonraları, devletin gelir ve giderleri, daha çok düzene sokulmuş, bu işler, belli kanunlar çerçevesinde yürütülmeğe başlanmış ve Tazimatın ilânından sonra vatandaşların verdikleri her çeşit vergilerin doğrudan doğruya devlet hazinesine girmesi devlet işlerine ait bütün giderlerin hazine tarafından yapılması esası kabul edilmiştir.
Cumhuriyetin ilânından sonra da devletin her türlü gelir ve giderleri, Maliye Bakanlığının yönetimine verilmiştir.
REFORM « Dünya Tarihi
Kuzey Avrupa ülkelerinden çoğunu Roma Kilisesine, özellikle papalar; bağlı kılmaktan uzaklaştıran dinî ve siyasî harekete verilen ad. Reform kelimesi, daha geniş anlamda, Hıristiyan dinine bir yenilik, vermek, rahipler sınıfını düzenlemek amacıyla Kilise içinde ve dışında yapılan hareketler anlamındı kullanılır. Bu geniş anlamı içinde, Katolik ve Protestan Reformundan söz ediyor.
Protestan Reformunun öncüsü Martin Luther'dir. (1483 - 1546). Marttı Luther, 1511 yılında Roma'ya yapılan bir gezi sırasında papalığa olan güveni sarsıldığı için, Almanya'ya dönüşünde Wittenberg'de kaleme aldığı 95 maddeli bir protesto ile (Protestan, bundan gelmektedir) Roma Kilisesinden ayrıldığını bildirmiştir. Papalığın ve Almanya'da papaların temsilcisi durumunda olan imparatorların ağır baskısı altında ezilen Alman asillerinden büyük bir ilgi göre Luther, böylece, papanın dini başkanlığını, rahiplik mertebelerini, rahipler bekârlığını, azizleri, günah çıkartma; reddetmiştir. Katolik Kilisesinin ve Alman imparatorluğunun karşı koyması 1546 yılında Luther'in ölümü ile bu hareket bir süre zayıflamışsa da, 1555 yılında Charles - Quint, Almanya'da Luther mezhebinin (Protestanlığın) varlığını kabul eden bir anlaşmayı imza etmişti Bundan sonra Protestanlık İsveç, Darnimarka ve İsviçre’de kabul edilmiştir, sonraları başka Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
Reform hareketi sonunda, önceleri Roma Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olmak üzere ikiye ayrılmış bulunan kiliseler, bir daha bölünerek üçe ayrılmış böylece Protestan Kiliseleri meydana çıkmıştır.
Bu bölünme sonucu, Katolik Reformu da yapılmış ve Katolik Kilisesini zayıflatan bir takım yanlış hareketlerinin önüne geçmek için teşebbüslere geçilmiştir. Papa Adrien VI. bu hareketin önemli temsilcisi olmuştur.
Reform hereketi, insanların din üzerinde serbestçe fikir yürütmelerine yol açtı, papaların nüfuzu kırıldı. Kiliselerin halk üzerindeki kesin egemenliği son buldu. Her ülke, kendi din işlerini düzenlemeye, bir çok ülkelerde okullarını, üniversitelerini din baskısından kurtarıp lâikleştirmeye başladılar, incil'in her milletin kendi diline çevrilmesi ile de millî diller işlendi, milli edebiyatlar doğdu. Bu bakımdan reform, Avrupa'da yeniliklere yol açan önemli hareketlerden biri olmuştur.
ŞİLE « Türkiye Coğrafyası
İstanbul iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 696 kilometrekare, nüfusu 18.175 dir. Yüzeyi, Karadeniz kıyılarına bakan Kocaeli yarımadasının kuzey versanlarından ibarettir. Tarım, balıkçılık, hayvancılık, orman ürünleri, halkın başlıca geçim kaynaklarıdır.Merkezi 2.749 nüfuslu Şile kasabasıdır.
DÜYUNU UMUMİYE « Devlet
Osmanlı İmparatorluğunun son yüzyılında, devlet tarafından yabancılardan alınan borçlara ve bu borçları ödemek için kurulmuş müesseseye verilen ad. XIX yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı İmparatorluğu devlet masraflarını karşılıyamayacak bir malî buhrana sürüklenmiş bulunuyordu. Bu sıralarda Kırım Savaşı da önemli masraflara ihtiyaç göstermişti. Bu sebeple, 1854 yılından itibaren, savaş masraflarını karşılamak çeşitli iktisadî gelişmeleri sağlamak amacı ile bir "yabancılardan borç alma" devri başlamıştır. 1854 - 1874 yılları arasındaki yirmi yıl içinde 15 kere borç alınmış ve böylece yabancılara 238.773.000 altın lira borçlu duruma gelinmişti. Devletin genel gelirleri 25 milyon lirayı geçmediği halde, bu borçlar için yabancılara yılda 13 milyon, lira vermek gerekiyordu.
1874 yılından itibaren borç taksitlerini muntazam olarak ödemek imkânı kalmamış ve 1876 dan itibaren de borç ödemek tamamen durdurulmuştur.
Devletin, aldığı borçları ödeyemeyecek bir duruma gelmesi üzerine, 1881 yılında, memleket gelirlerinin bir kısmının-tahsilini, yabancı idaresine veren “Düyunu Umumiye” idaresi kurulmuştur. Merkezi İstanbul'da olan ve yabancıların temsilcilerinden meydana gelen Düyunu Umumiye, uzun yıllar, devlet içinde hem malî hem de siyasî nüfuzu olan bir yabancı makam halinde devam etmiştir. Devletin mali bağımsızlığına uymayan bu müessese, 1928 yılında yapılan antlaşma ile son' bulmuş ve Düyunu Umumiye idaresi, Türkiye sınırları dışına çıkarılmıştır. Bundan sonra çeşitli tarihlerde Türkiye Cumhuriyeti tarafından ödenmek suretiyle, Osmanlı İmparatorluğunu çok zor durumlara sokan bu borçlar 1944 yılında tamamen bitmiştir.
SİNİR SİSTEMİ « İnsan
İnsanlardaki akıl, şuur, zekâ yetilerini yöneten organların bütününe verilen ad.
Sinir sitemi, 1 - Beyin omurilik sistem. 2 - Sempatik sinir sistemi olmak üzere iki bölüme ayrılır.
Beyin - Omurlik sistemi: Bu sistem de merkezî ve çevresel olmak üzere iki bölümdür. Merkezi sinir sisteminin omurga kanalı içindeki bölümü “omurilik”, kafatası içindeki bölümü “beyindir”. Omurilik, omurga kanalı içindedir. Uzunluğu 45 santimetre, çapı bir santimetredir. Önden arkaya basık bir silindir biçimindedir. Ortada bir kanalı, bunun çevresinde H harfi biçiminde sinir hücrelerinden yapılı bir “gri cevher” i vardır. Dış yüzü beyin zarları ile örtülüdür. Beyin; ön orta ve arka beyinde foulbus, köprü ve beyincik bulunur.
Çevresel sinir sistemi, beyimden ve omurilikten çıkarak çevreye yayılan sinirleri içine alır. Beyinden çıktıkları yerlere göre, önden arkaya doğru 1, 2, 3, 4 diye sayılan ve oniki çift olan sinirlere, “kafa sinirleri” adı verilir.
1 - Koku siniri: boyun mukozasından başlayıp kalbur kemiği deliklerinden geçerek koku sovanı yoluyla beyine giden ipliklerdir. 2 - Görme siniri: yarım milyon iplikten yapılmıştır. Gözün iç tabakasından başlar, “görme siniri çaprazı” nda biter. 3 - Göz oynatan sinir: beyin sapından başlar, göz kaslarından gider.
4 - Troklea siniri: beyin sapından başlar, göz kaslarından üst eğride biter.
5 - Üçüz siniri: şakaktaki “Gasser” sinir ganglionundan başlar, üç kola ayrılır: a) Göz siniri: göze ulaşır ve buruna gider, b) Üst çene siniri: üst çeneye ve üst dişlere gider, c) Alt çene siniri dile ve alt çeneye gider. Bu üç sinir duygu siniridir. 6 - Gözün dış motor siniri köprüden başlar gözün dış doğru kasına gider. 7 - Yüz siniri: Yüzün minik kaslarında biter. Başlangıcı köprüdedir. 8 - Denge ve işitme siniri: bulbus ve köprüden gelir, iç kulakta biter. 9 – Dil yutak siniri: bulbustan başlar, dil yüzeyi ile yutak kaslarına gider. 10 – Vagus: bulbustan başlar gövdeye iner. Kalp, mide, akciğer ve daha birçok koyun, göğüs ve karın organlarında dağılan dallar verir. Önemli bir sinirdir. 11 - Kafa spinal siniri: bulbustan çıkar iplikleri iki bölüme ayrılır. Bir bölümü vagus sinirine katılır, öbür bölümü iki büyük kasa gider. 12 - Dilaltı siniri: bulbustan çıkar, dilin motor siniridir. Spinal sinirleri: 31 çifttir, omurilikten çıkan ön ve arka kökler birleşerek bu sinirleri yapar. Omurlar arasındaki deliklerden geçerek ön ve arka kollara ayrılır. Arka dallar, baş, boyun, sırt bel kuyruksokumu kuyruk bölgelerinin arka yüzündeki kas ve deride dağılırlar. Ön dallar ise önce aralarında birleşerek boyun, kol, bel kuyruksokumu, kuyruk sinir ağlarını yaparlar. Bu ağlardan çıkan iplikler, boyun, üst taraf, gövde ve alt tarafın hareket ve duygu sinirlerini yaparlar. Yalnız göğüste omur sinirleri ağ yapmazlar kaburgalar arası sinirlerini yaparlar.
Sempatik sinir sistemi: İsteğimiz dışında çalışan organlarımızın hareketini sağlayan bir sistemedir. Merkezî ve çevresel olarak iki bölüme ayrılır. Diğer taraftan sempatik sinir sistemi içinde fonksiyon bakımından birbirinin aksi iş yapan iki ayrı sistem vardır. Bu iki bölüm birbirine zıttır, isimleri “Ortosempatik” ve “parasempatik” sistemlerdir. Gözde “ortosempatik” iplikler gözbebeğini genişletir, parasempatik sistemi merkezi bölümü beyin ve omurilikte bulunur, çevresel parçası ise omurganın her yanında 22 - 24 kadar sayıda dizili sinir ganglionları ve bunları birbiriyle birleştiren bir kordondan, bu ganglionlara giren çıkan birleştirici dallardan yapılmıştır.Çıkan iplikler ya doğrudan doğruya, yahut ağ yaptıktan sonra organlara girer. Bu afların bir kısmında özel sinir hücreleri toplanarak sinir düğümleri yapar, bu düğümlerden çıkan sinirler organın çalışmasını sağlarlar.
Sinir sisteminin bütün yapılarının esas dokusu, sinir hücresidir. Her sinir hücresinde, çekirdekli bir “hücre cismî” ile bunun çevresinde ,”protoplâzmik uzantı” adında sinir akımını alan kollarla sinir akımının kendinden sonraki hücre ya da organa ileten bir “akson” bulunur. Aksonun çevresinde, içte “meyelin”, dışta “Schwan kılıfı” bulunabilir.
FENOL « Kimya
Aromatik hidrokarbonların, esas çevre karbonlarına bağlı hidrojenleri yerine, 1, 2 ya da 3 hidroksil (OH) kökü gelmekle meydana gelen bileşiklerine verilen ad. Bunlara “oksi benzerler” de denir. Şeklen, yağ sınıfı alkollerine benzerler. Asit özeliğindedirler Alkalilerle tuz yaparlar. Fenoller, hidroksil sayısına göre bir, iki, üç değerli olabilir.Fenoller, genel olarak dezenfekten olarak (mikrop öldürücü), boya, yapma reçine, patlayıcı madde yapımında kullanılır.