Nedir

GÖLPAZARI « Türkiye Coğrafyası

Bilecik iline bağlı bir İlçe. Yüzölçümü 893 kilometrekare, nüfusu 22.634 dür. Yüzeyi yer yer ormanlarla kaplı sırtlardan ve yamaçlardan ibarettir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı hayvancılık ve ipekböceği yetiştiriciliğidir.İlçenin merkezi 3.325 nüfuslu Gölpazarı kasabasıdır.

YENİ ANAYASAMIZ « Hukuk

9 Temmuz 1961 günü Halk oyuna sunularak, Türk Mîlleti tarafından kabul edilmiş olan Anayasa. 6 Ocak 1961 günü toplantılarına başlayan kurucu meclis tarafından, hazırlanmış, Millî Birlik Komitesi tarafından onaylanmış ve 9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunulmuştur.

"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası adını taşıyan ve 31 Mayıs 1961 günkü Resmî Gazetede yayınlanan bu Anayasanın “Başlangıç” bölümü şöyledir:

Tarih boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan

Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti;

Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve; “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin Millî Mücadele ruhunun; millet egemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığını tam şuuruna sahip olarak:

İnsan hak ve hürriyetlerini, milli danışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahının gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak için.

Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabul ve ilân ve onun asıl teminatının vatandaşların gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığı inancı ile, hürriyete, adalete ve fazilete âşık evlâtlarının uyanık bekçiliğine emanet eder.”

Anayasamız ,altı kısımdan meydana gelmiştir. 157 madde ve 11 geçici maddesi bulunmaktadır.

Birinci Kısım, “Genel Esaslar” başlığını taşımaktadır. Bu kısımda (9 madde) Türkiye Devletinin bir Cumhuriyet olduğu, Türkiye Cumhuriyetinin, insan haklarına ve başlangıç bölümünde belirtilen temel İlkelere dayanan millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmekte, ayrıca egemenliğin kayıtsız şartsız Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunduğu ifade edilmektedir. Ayrıca bu bölümde Yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu; yargı yetkisinin, bağımsız mahkemeler tarafından yürütüldüğü belirtilmektedir.

İkinci Kısım, Dört bölüme ayrılmıştır. (53. madde). Birinci bölümde, temel haklar ve ödevlerle ilgili maddeler yer almaktadır. (Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz , devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir gibi).

ikinci bölümde, Kişinin hakları ve ödevleri yer almaktadır. (Kişi dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, vicdan ve din hürriyeti, düşünce basın hürriyeti, hak arama hürriyeti, ispat hakkı v.b. gibi).

Üçüncü bölümde, Sosyal ve iktisadî haklar ve ödevler yer almaktadır. (Ailenin korunması, mülkiyet hakkı toprak korunması, çalışma ve sözleşme hürriyeti sosyal güvenlik v.b. gibi).

Dördüncü bölümde, Siyasî haklar ve ödevler yer almaktadır. (Seçme ve seçilme hakkı ,siyasî partilere girme hürriyeti v.b. gibi).

Üçüncü kısmı, Cumhuriyetin temel kuruluşunu incelemektedir (90 madde). Üç bölüme ayrılmaktadır.

Birinci bölüm, yasama yetkisi ile ilgili maddeleri içine almaktadır. (Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşu, görev ve yetkileri, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosuna ayrılışı, bu meclislerin özelliği, seçimleri, Meclislere ait müşterek hükümleri, bu Meclislerin yetkileri v.b.)

İkinci bölüm, yürütme yetkisi ile ilgili maddeleri içine almaktadır.

Üçüncü bölüm, yargı yetkisi ile ilgili maddeleri içine almaktadır. (Mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlerin teminatı, Yargıtayın özelliği, Yüksek Hâkimler Kurulunun kuruluşu, Anayasa Mahkemesinin özelliği, kuruluşu ve yetkileri v.b. gibi).

Dördüncü kısım, Devrim kanunlarının korunması ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili iki maddeden meydana gelmiştir.

Beşinci kısım, Geçici hükümleri içine alan bölümdür. 11 geçici maddeden meydana gelmiştir.:Bu maddelerde, T.B.M. Meclisinin seçilmesi ve toplanması geçici içtüzük, eski kanunların, Anayasaya aykırılığı konusu, M.B. Komitesi ve Kurucu Meclis tarafından çıkarılmış olan kanunlar konusu gibi hususlar yer almaktadır.

Altıncı kısım, Üç maddeden meydana gelmiştir ve son hükümleri içine almaktadır. (Anayasanın değiştirilmesi, başlangıç ve kenar başlıklarının durumu, Anayasanın yürürlüğe girmesi gibi).

OSLO « Dünya Coğrafyası

Norveç krallığının başşehri. Nüfusu 444.000 dir. Büyük bir endüstri ve ticaret şehridir.

FENİKELİLER « Tarih

Suriye kıyılarında, Lübnan dağları etekleriyle Akdeniz arasında uzanan dar bir şerit halindeki bölgede M.Ö. 2500 yıllarında yerleşmiş olan Samî asıllı ırk. Bunlar, kendilerini “Kanan” diye anarlardı. Fenike adının Mısır dilindeki “Fenkhu” sözünden (Bu kelime Köle anlamına gelmektedir) gelme olduğu sanılmaktadır.

M. Ö. XVI. yüzyılında Fenikeliler, Samî Amurru'ların kültürlerinin etkisi altında kalan ve onların dillerinden mey dana getirdikleri yeni bir lehçe ile konuşan gemici ve tüccar bir millet halindedirler. Yaşadıkları siteler, denize doğru fırlamış burunlarda kurulmuş köysüz liman şehirleriydi. Bütün Ön Asya ticareti, Fenikelilerin eline geçmiş durumda idi. Fenike şehirlerine getirilen çeşitli mallar, Fenikeliler tarafından gemilerle Akdeniz, Ege ve Karadeniz şehirlerine götürülürdü. Ülkelerinde büyük şehirler kurmuş olan Fenikelerin, en fazla büyümüş ve geniş çapta ticaret yapılan şehirleri arasında Sidon ve Tir şehirleri vardır.

Fenikeliler, ilk zamanlarda kutsal tanıdıkları ağaçlara ve taşlara taparlardı. Sonraİarı dağlarda ve mağaralarda kurban yerleri ve tapınakları yapmışlardır.

Fenikeliler, hiç bir zaman büyük ve kuvvetli bir devlet meydana getirememişlerdir. Zaman zaman Mısırların, İranlıların saldırılarından sonra (M. Ö. 63) tarih sahnesinden çekilmişlerdir.

Fenikeliler, kumaş dokumayı, boyacılığı vazolar ve tabaklar yapmayı, cam yapımını Mısırlılardan öğrenmişler ve bu sanatları çok ilerlemişlerdir. Şeffaf cam ise, Fenikeliler tarafından bulunmuştur. Zamanlarında, üstün bir denizci millet olarak tanınmışlar, gemilerle dolaştıkları denizlerin egemeni olmuşlardır. Akdeniz, Ege denizi ve Karadeniz', de ulaştıkları kıyılarda, kıyı sömürgeleri meydana getirmişlerdir.Fenikeliler, Mısır alfabesinin işaretlerinden, fonetik bir alfabe meydana getirmişlerdir. Sonradan İbranîlerin Arapların, Yunanlıların, Lâtinlerin kullandıkları alfabelerin başlangıcı hep Fenike alfabesidir.

GÖKKUŞAĞI « Astronomi

Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla havada beliren yedi renkli ve kemer biçimindeki görüntü. Beyaz ışık olarak yansıyan güneş ışınları, yağmur damlacıklarına rastladıklarında, her yağmur damlasının bir prizma vazifesi görmesi sonucu, tayf meydana getirirler. Böylece, gökte bir yay şeklinde kırmız portakal - sarı - yeşil - mavi - çivit menekşe renklerini belirtmesi ile gök kuşağı meydana gelmiş olur.

HAMİTOĞULLARI BEYLİĞİ « Tarih

Güneybatı Anadolu'da, Selçuklu Devleti'nin yıkıldığı sıralarda meydana çıkan Anadolu beyliklerinden biri. Hamitoğulları Beyliği, Uluborlu, Eğridir, Yalvaç ve daha sonraları alman Antalya yörelerinde kurulmuş ve gelişmiştir. Bu beyliği kuran Feleküddin Dündar Bey, bu bölgeye yerleştirilmiş aşiret beylerindendir. Beyliğin ilk merkezi Uluborlu, daha sonraları Eğridir, olmuştur. XIII. yüzyılın sonlarında kurulmuştur. Dündar Bey zamanında Antalya'ya kadar inilmiştir. Dündar Bey'in Demirtaş tarafımdan öldürülmesinden (1324) bir süre sonra oğlu İshak Bey meydana çıkmış ve babasının kurduğu beyliği devam ettirmiştir. (1328). Beylik, biri Eğridir, öbürü de Antalya şubesi olmak üzere iki bölümde yöneltilmiştir. Osmanlıların ilerlemesi üzerine beylik eski önemini kaybetmiş, Antalya 1392 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. Ancak, Bayezit'in Ankara Savaşı yenilgisinden sonra (1402) Hamitoğullarından Osman Bey, Antalya'nın dışında beyliği yeni den kurmuş, Antalya'yı almak için Osmanlılarla yapmak istediği bir savaş için Korkuteli'nde bulunduğu sırada, Osmanlıların Antalya beyinin yaptığı bir baskın sonucu öldürülmüş (1423), bu tarihten sonra da Hamitoğulları beyliği, Osmanlı sınırlarına katılarak tarih sahnesinden silinmiştir.