SODA « Kimya
Sodyum elementinin karbonat bileşiğine verilen ad (Na2 C03). Teknikte sodyum klorunun amonyum hidrokarbonatlarla muamelesinden elde edilmektedir. Büyük saydam kristaller meydana getiren bir cisimdir. Havada kolaylıkla suyunu terk eder ve beyaz bir toz haline gelir. Sudaki eriyiği, baz reaksiyonu gösterir. Sabun elde etmekte, cam endüstrisinde kullanılır,
TİYATRO « Sinema ve Tiyatro
Tiyatro sözü, şu anlamlarda kullanılır : 1 - Tiyatro eseri, 2 - Tiyatro eserini oynama sanatı, 3 - Tiyatro eserinin oynandığı yer.
TİYATRO ESERİ, olayları, oluş halinde göstermek için yazılan eserlerdir. Bu eserlerde, olaylar yazarın ağzından değil de, doğrudan doğruya eserlerin kişileri tarafından söylenir, hareketleri, gerçekte olduğu gibi doğrudan doğruya yapılır.
Tiyatro eserinde, “olay” ve “kişiler” olmak üzere iki unsur bulunur. Olay, bir didişmeden, yani iki karşıt kuvvetin çarpışmasından doğar. Çarpışan kuvvetler, insanla insan, insanla tabiat kuvvetleri olabilir. Kişiler de, aralarında didişen varlıklardır.
Tiyatro eserlerinde, “serim”, “düğüm”, “çözüm” olmak üzere üç safha vardır. Serim, eserin baş tarafıdır. Burada kişilerin karakterleri olayla ilgileri tanıtılır, eserin konusu hakkında bir fikir verilir. Düğüm eserin ortasıdır. Bu safhada karakterler, kişiler, olayın kendisi merak verici bir hal alır. Çözüm, eserin sonudur. Bu safhada olay, bir sonuca bağlanır.
Tiyatro eserlerinin başlıca üç çeşidi vardır: 1 - Acıklı tiyatro eserleri, 2 -Güldürücü tiyatro eserleri, 3 - Musikili tiyatro eserleri.
Acıklı tiyatro eserleri, insanların acıma duygularına hitap eden eserlerdir. Tragedya dram, melodram, bu cins eserlerdir.
Güldürücü tiyatro eserleri, güldürme amacı güdülerek yazıları eserlerdir. Genel olarak “Komedya” adı ile bilinirler.
Musikili tiyatro eserleri, musiki ile söylenerek oynanan tiyatro eserleridir. Opera, opera komik, operet bu cins eserlerdir.
Tragedya : Seyircilerin korku ve acıma duygularına hitap eden, belli kurallara göre yapılan eserlerdir.
Yunanistan'da, bağbozumu tanrısı Dionysos şerefine yapılan din törenlerinden doğmuştur.
Özellikleri:
1 - Tragedyalarda seyircinin “korku” ve “acıma” duygularını harekete getirmek gayesi güdülür. Eser, baştan sona kadar acıklı ve ciddî bir hava içinde geçer.
2 - Konular mitologyadan ve tarih'ten alınır.
3 - Kişiler, tabiatüstü varlıklar (tanrılar .tanrıçalar, yarı tanrılar) ve yüksek tabakadan kimseler (krallar, asiler) dir.
4 - Eserin “Üç Birlik” kuralına uygun olması lazımdır:
a. Zaman Birliği : Olayın en çok 2 saat içinde geçebilir hissini uyandırmasıdır. Bunu sağlamak için, eserin konusu olayın sonucuna en yakın yerinden alınır, daha önceki olaylar, bir münasebet düşürülerek anlatılırdı.
b. Yer Birliği : Olayın baştan sona kadar aynı yerde geçmesidir. Tragedyada olay nerde başladıysa orada yürür ve sona erer.
c. Olay Birliği : Eserin bir tek ana olay etrafında gelişmesidir.
5 - Çirkin sayılan olaylar (vurmak, yaralamak, öldürmek) seyircinin gözü önünde geçirilmez. Bunlar dışarıda yapılır, sahnede haberciler, sırdaşlar vasıtasıyla sadece hikâyesi anlatılır.
6 - Manzum olarak yazılır.
7 - Mutlaka 5 perde olması lazımdır.
8 - İyi bir üslûpla yazılır. Kaba sayılabilecek sözler kullanılmaz.
9 - Tirad ve monologlara çok yer verilir.
İlk örnekleri Yunan edebiyatında görülen tragedya, daha sonra, XVII. yüzyılda, eski Yunan ve Lâtin edebiyatlarının örnek tutulduğu Klâsisizm akımı devrinde, özellikle Fransa'da yeniden canlanarak XIX. yüz yıla kadar sürmüştür.
En büyük tragedya şairleri, Yunan edebiyatında Aiskhylos, Sophokles, Euripides, Fransız edebiyatında Corneille ve Racine'dir.
Komedya : İnsanların ve olayların gülünç taraflarını ortaya koyan bir tiyatro çeşididir. Komedya da, tragedya gibi, Yunanistan'da, bağbozumu tanrısı Dionysos şerefine yapılan din törenlerinden doğmuştur.
Özellikler:
1 - Komedyada, gülünçlükleri ortaya koymak amacı güdülür.
2 - Konular çağdaş toplumdan ve günlük hayattan alınır.
3 - Kişiler, çoklukla halk tabakasından kimselerdir.
4 - “Üç Birlik” kuralına uygun olması lâzımdır.
5 - Çirkin sayılan olaylar dahi seyircinin gözü önünde geçirilir.
6 - Üslûpta her türlü kaba sözlere ve şakalara yer verilebilir .
7 - Manzum olarak yazılır.
8 - 5 perde olması lâzımdır. Klâsizm akımından sonra, komedya nesirle de yazılmaya başlanmış, perde sayısı da yazarın isteğine bağlı kalmıştır.
Çeşitleri:
1. Karakter komedyası : İnsan karakterinin gülünç ve aksak taraflarını gösteren komedyadır.
2. Töre komedyası : Toplumun gülünç ve aksak taraflarını gösteren komedyadır.
3. Entrika komedyası : Olaylar merak uyandıracak ve şaşırtacak şekilde tertiplenerek, güldürmekten başka bir amaç güdülmeden yazılan komedyadır. Bugün, bu yoldaki komedyalara vodvil adı verilmektedir.
İlk örnekleri Yunan ve Lâtin edebiyatlarında görülen komedya, Rönesans'tan bu yana Batılı milletlerin edebiyatlarında çok gelişmiştir.
En büyük komedya yazarları; Yunan edebiyatında Aristophanes, Fransız edebiyatında Moliere'dir.
Dram : Geniş anlamıyla, “tiyatro eseri” demek olan bu söz, XIX. yüzyılın ilk yarısında, Romantik edebiyat devrinde, tragedya'nın belli kurallarını kurmak suretiyle meydana getirilen tiyatro çeşidi anlamında kullanılmıştır.
Özellikleri :
1 - Dramda, hem acıklı, hem de güldürücü olaylar, hayatta olduğu gibi, bir arada bulunabilir.
2 - Konular, tarihin herhangi bir devrinden, günlük hayattan alınabilir.
3 - Kişiler her sınıf halk arasından seçilebilir.
4 - “Üç Birlik” kuralına uyma zoru yoktur.
5 - Çirkin sayılan olaylar, sahnede oluş halinde gösterilebilir.
6 - Hem nazımla, hem de nesirle yazılabilir.
7 - Perde sayısı yazanın isteğine bağlıdır.
8 - Hayatta rastlanan, ince ye kaba her türlü konuşma tarzına yer verilir.
Tiyatronun doğuşu ve gelişmesi:
Tiyatro, her ülkede din törenlerinden doğmuştur. Milletlerin dinlerine ve bu toplum şartlarına göre her memlekette ayrı ayrı özellikler taşıyan tiyatro sanatı, ilk defa Yunanistan'da büyük bir gelişme göstermiş ve bugünkü Batı tiyatrosu, Yunan tiyatrosu, bağbozumu tanrısı Dionysos şerefine yapılan din törenlerinden çıkmıştır.
Yunanlılarda tiyatro yapıları bir tepenin yamacında kurulurdu. Bunlar, üstleri açık yapılırdı. Ortada “orkestra” adı verilen geniş ve daire şeklinde bir meydan bulunurdu: Koro burada dururdu. Dekor çok basitti. Aktörler yüzlerine maske takarlar, üstlerine de, kim olduklarını anlatmaya yarayacak elbiseler giyerlerdi. Tragedya oyuncuları, büyük görünmek için ayaklarına “koforne” denen yüksek nalınlar giyerlerdi.
Tiyatro, Yunanlılardan Lâtin'lere geçmiş; Ortaçağ'da, Avrupa'da “mister” adı verilen kaba komedyalarla devam etmiş; fakat Rönesans'tan bu yana, eski Yunan tiyatrosunun tesiriyle, modern tiyatro büyük bir gelişme göstermiştir.
Türk Tiyatrosu :
İslâmlıktan önceki devirlerde, Türkler arasında din törenleri sırasında, birtakım dinî temsiler verildiği tahmin edilmekle beraber, dindışı oyunların varlığı hakkında kesin bir bilgi yoktur.
Osmanlı'lar devrinde, Türk toplumunun tiyatro ihtiyacını karşılayan oyunlar Karagöz ile Ortaoyunu'dur.
Türkiye'de, Avrupa tiyatroları tarzındaki tiyatro hareketi Tanzimat'tan sonra başlamıştır. İlk piyes, Tanzimat edebiyatının kurucusu, sayılan Şinasi'nin yazdığı “Şair Evlenmesi” adlı bir perdelik bir komedyadır. Türk edebiyatının başlıca tiyatro yazarları, Ahmet Paşa, Ali Bey, Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Reşat Nuri Güntekin, Faruk Nafiz Çamlıbel, Cevat Fehmi Başkurt, A.Kutsi Tecer, Haldun Taner, Aziz Nesin'dir.
GUATEMALA « Dünya Coğrafyası
Orta Amerika'da bir cumhuriyet.Yüzölçümü 108.889 kilometrekare nüfusu 3.822.233 tür. Meksika'nın güneydoğusundadır.Başşehri Guatemala şehridir.Büyük Okyanus kıyıları boyunca uzanan yüksek dağlarla kaplıdır. Orta ve kuzey bölümleri geniş platolardan meydana gelmiştir. Verimli bir ülkedir. Başlıca ürünleri kahve, kakao, şeker kamışı, muzdur.Guatemala 1524 yılında İspanyollar tarafından işgal edilmiş 1821 yılına kadar bir İspanyol sömürgesi olarak kalmıştır. Bir süre Meksika'ya bağlı olarak kalmış 1844 te bağımsızlık kazanmıştır.
BİRA « İçecekler
Arpa ve şerbetçiotu ile hazırlanan hafif alkollü (% 2 - 6) bir içki.
Bugün çoklukla arpadan hazırlanmakta olan ve en fazla kullanılan içkilerden biri olan bira, eski devirlerden beri bilinmektedir. Orta Asya'dan dünyaya yayılmıştır. Orta Asya'da bulunan Türkler, bugün biranın anası sayılan ve darıdan hazırladıkları “boza” yı kullanmışlardır. Bu içki, İran ve Mezopotamya yolu ile Mısır'a yayılmıştır. Mısır'da bozanın yapımında esaslı değişiklik olmuş ve bugün kullanılan bira tekniğine yakın bir teknikte yapılan bira meydana getirilmiştir. Mısır'da tekniği çok gelişmiş olan bira, buradan Yunanistan'a, Romanya'ya geçmiş ve XIV.- XV. yüzyıllarda yeni bir gelişmeye uğradıktan sonra bugünkü şeklini almıştır.
Bira yapılacak arpa ayrı bir tip şekil eder. Bu arpaların nişastası çok azotlu maddelerinin az olması gerekmektedir.
Bugünkü bira yapımı dört safhada tamamlanmaktadır:
1 - Malt'ın hazırlanması: Arpada bulunan ve bira yapımında önemli rolleri olan enzimleri geliştirmek, bira tanelerini kolayca şeker alabilir hale getirmek için yapılmakta olan bu işlemde, arpalar yabancı maddelerden temizlenir ve ıslatma işlemine tâbi tutulur ve arpalar çimlendirilir. Bundan sonra arpalar kurutulur. Kurutulmuş olan arpa taneleri değirmenlerde un haline getirilir.
2 - Malt şerbetinin hazırlanması: Un haline getirilmiş olan arpalar, su ile sıcakta şekerlendirilir. Hazırlanan malt şerbeti, büyük süzgeçlerden geçirilerek süzülür.
3 - Kaynatma ile şerbetçiotun'un katılması: Süzülen malt şerbeti özel kabanlarda kaynatılır. Bu kaynatma sırasında kazana şerbetçiotu katılır. Elde edilen bu koyu sıvı, soğuk borulardan geçirilerek soğumaya terk edilir.
4 - Mayalandırma: Soğuk olarak elde edilen bu sıvı, bira mayası ile mayalandırılır, biraz dinlendirildikten sonra süzülür ve içilmek için gerekli kaplara doldurulur.
DÖNÜM « Matematik
Eski bir arazi ölçüsü. Eni ve boyu 40 ar arşın olan bir alanın yüzeyini ifade eder. Bir mimar arşını da 0,75774 metre olduğuna göre, bir dönüm, 918.672 metrekareye denktir.1931 yılında yürürlüğe giren “ölçüler ve Ayarlar Kanunu”, bütün eski ölçülerle birlikte “dönüm” ü de kaldırmıştır. Bugün, dönüme denk olan bir alan ölçümüz yoktur.
ÇAKIL TAŞI « Taşlar ve Kıymetli Taşlar
Derelerde ve deniz kenarlarında, suyun akıntısıyla yuvarlanması sonucu aşınarak toparlak hale gelen çoklukla badem şekilli ufak taş. Çeşitli renkte olurlar. Bu önlerinde mozaik şeklinde döşeme yapmakta,, bahçe yollarında ve beton işlerinde kullanılır. Büyüklerine “moloz”, küçüklerine “fiski çakıl” adı verilir.