Nedir

BOYLE - MARYOT KANUNU « Kimya

Bir gaz kütlesinin, sıcaklık sabit kalması halinde basıncı ile hacmi arasındaki ifade. XVII. yüzyılda İngiltere'de Robert Böyle ve Fransa'da Edme Mariotte tarafından aynı zamanda ifade edilen bu kanuna göre: Aynı sıcaklıkta verilen bir gaz kütlesinin basıncı (P) ile hacmi (V) çarpımı sabittir. Gazların temel özelliklerinden birisi olan sıkışabilmelerini esas alan bu kanunda; bir gazın sıkıştırılması halinde hacminin küçüldüğü, buna karşı da basıncının çoğaldığı gösterilmektedir. Buna göre basınç ve hacim çarpımı (P.V.) sabittir. Bp durum, bir gazın çeşitli denge durumları için uygulanabilir. Bir gazın, birinci denge halindeki basıncı (Pl), hacmi (VI), ve ikinci denge durumundaki basıncı (P2), hacmi (V2) olduğuna göre Pl VI = P2 V2 olur. Bu ikinci denkleme göre kanunun iradesi şöyledir: Aynı sıcaklıkta verilen bir gaz kütlesinin hacmi, basıncı ile ters orantılıdır.

Aynı sıcaklıkta olan bir gaz kütlesinin basıncının artması halinde hacmi küçüleceğinden, o gazın yoğunluğunda bir artma meydana gelir. Bu duruma göre de aynı sıcaklıkta, bir gazın yoğunluğu elde edilir. Yoğunluk (d), kütlenin (m) hacme (v) bölümüne eşit olduğuna göre, bu sonuç, Böyle Mariotte Kanununa göre dl/d2=pl/p2 olur.

FAGOZİTOS « Biyoloji

Bazı hayvansal hücrelerin, yalancı ayaklar çıkararak mikrop, yabancı hücre ve küçük parçaları içlerine almaları ve sindirmeleri olayı.

Meçnikof (Metchnikoff) un açıkladığı bu olay, yalancı ayak “pseudopa”de çıkaran tek hücreli hayvanlarla akyuvarlarda görülür. Fagozitos olayını yapan bir hücreli hayvanlardan amipler, çıkardıkları yalancı ayaklarla, ya, bancı cisimleri, besinlerini hücreleri içine alırlar ve bunları sindirmek suretiyle besinlerini sağlamış olurlar. İnsanların ve hayvanların kanında bulunan ve yalancı ayaklar çıkarmak özelliğinde olan akyuvarlar (leucocyte), organizmaya giren yabancı cisimleri, bu arada mikroplan hücreleri içine alırlar ve bunları sindirerek organizmayı bu yabancı ve zararlı canlılardan cansızlardan kurtarmış olurlar.

ANADOLU HİSARI « Tarih

İstanbul Boğazı'nın en dar yerinde, 1391 de Yıldırım Beyazit tarafından yapılan hisar, Güzelce Hisar adı ile de bilinir. Burası,İstanbul Boğazının egemenliğini yavaş yavaş ele geçirmek ve Rumeli'nde olacak savaşlarda orduyu karşı kıyıya emniyet içinde getirmek için yaptırılmıştır. Rumeli Hisarı'nın yaptırılması sırasında da Fatih Sultan Mehmet tarafından onarılmış ve içine top ve asker yerleştirilmiştir.

İstanbul'un, Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatılması sırasında, Rumeli Hisarı ile birlikte İstanbul Boğazının kontrol altında bulundurulmasını sağlamıştır.

Zamanla, Anadolu Hisarı'nın askerî değeri hiç kalmamıştır. Bugün, çevresi ile İstanbul'un tabiat güzelliklerini ihtiva eden şirin ve tarihî bir yer olmak Özelliğini taşımaktadır.

ÇARŞAF « Toplum ve Toplum Yapısı

Eskiden kadınlarımızın sokağa çıkarken büründükleri örtü. Dokuma, türlü cins ipekli kumaştan ya da yünlüden yapılan çarşafın rengi çoklukla siyahtır. Kolsuz dört köşe geniş bir örtü halindedir. Çarşafların “dolma”, “torba”, denen ve yalnız belden bir kuşakla bağlananları olduğu gibi eteklik ve pelerinleri ayrı ve birer kostüm halinde bulunanları da vardır.

Kadınların sokağa çıkarken giymiş oldukları çarşaf ilkel bir örtünme vasıtasıdır. Türk kadınına medeni dünya ile eşit haklar verildikten sonra giyilmez olmuştur.

BEYİN « Sağlık

Kalınca ve dayanıklı bir zar (beyin zarı) ile örtülü merkez sinir sisteminin kafatası içinde olan kısmı. Önbeyin (Prosencephalon), Ortabeyin (Mesencep halon), Arkabeyin (Rombencephalon) olmak üzere üç bölüme ayrılır.

Önbeyin : Beyin yarımküreleri ile bunları birbirine birleştiren arabeyinden meydana gelmiştir. Arabeyin, ortakarıncıkla, onu çevreleyen oluşumlardan ibarettir. Önbeyin büyük bir parçası olan beyin yarımküreleri, iri ucu arkada bir yumurta biçimindedir. İçyan, dışyan ve alt olmak üzere üç yüzleri vardır. Bu iki yarımküre, ortada “korpus kalosum” adı verilen büyük bir birleşikle birbirine bağlıdırlar. Yüzler birtakım yarıklarla “lob” lara, loblar da birtakım oluklara (girus) ayrılmıştır. Boz madde ve ak maddeden yapılmış olan beyin yarımkürelerinde; boz madde beyin yarım kürelerinin yüzündeki bütün kıvrımları ve bu kıvrımlar arasındaki olukları örter. Ak madde ise, yarımkürelerin ortasında bulunmaktadır.

Ortabeyin : Arkabeyni önbeyine birleştiren bu dar parça içinde önde “beyin sapları”, arkada da “dördüz cisimler” vardır. Ortabeynin içinden, omurilik ve arka beyinden gelen beyin çekirdekleri ile beyin kabuğuna giden yollarla (duyurucu yollar), beyin kabuğundan ve beyin çekirdeklerinden gelerek arkabeyine ve omuriliğe giden yollar geçer.

Arkabeyin : Soğanilik, Varol köprüsü, Beyincik ve Dördüncü karıncık olmak üzere dört bölüme ayrılmıştır. Soğanilik 3 santimetre uzunlukta ve taze soğanın başı biçiminde bir beyin parçasıdır. Omuriliğin üst ucundan başlar ve Varol köprüsünde sonlanır. Bunun içinden “kafa çiftleri” denen sinirlerle oynatıcı ve duyurucu yollar geçer. Varol köprüsü, omurilikten ve soğanilikten gelen ve beyincik kabuklarına giren duyurucu yollarla beyin kabuğundan gelen oynatıcı yolun içinden geçtiği bir bölümdür. Beyincik, Kafa boşluğunun arka boşluğunda yerleşmiş olup, beyin yarımkürelerinin arka ve altında; soğanilikle köprünün arkasındadır. Yukarıdan bakıldığında oyun kâğıdı kupasına benzer. Çevresinde boz madde, içinde ak madde vardır. Ak maddeden çıkan uzantılar, bir ağaç görünüşünde olduğu için buna “hayat ağacı” adı verilir. Gerek oynatıcı ve gerek duyurucu yolların büyük bir kısmının uğradığı yer olan beyincik denge işini düzenleyen bir organdır. Hastalığında denge işlemi bozulacağı gibi, harekette de düzensizlik meydana gelir. Dördüncü karıncık, beyin içindeki karıncıklardan biridir ve soğanilik'le Varol köprüsünün arkasında beyinciğin önünde bulunmaktadır. Eşkenar dörtgen biçimindedir.

Beyinin gördüğü iş: Beyin kabuğu içindeki sinir hücreleri birtakım gruplar halinde ve aynı işi görmek üzere toplanarak “beyin merkezlerini” meydana getirirler. Bu merkezleri meydana getiren hücreler oynatıcı, duyurucu, görücü, işitici, koku alıcı gibi işler görmekle beraber ruhsal yetilere ait işleri de görürler. Bu duruma göre beyin kabuğu içinde vücudumuzun hayati işleri ile ilgili birçok merkezler vardır.

Beyin yarımküreleri içindeki akmadde de ise, beyin kabuğundaki çeşitli duyu merkezlerine giden ve oradan gelen çeşitli sinir liflerinin meydana getirdiği demetler bulunur. Böylece, vücudumuzun herhangi bir bölümündeki uyartı ile beyin kabuğundaki merkez arasında bir bağlantı kurulmuş olur. Meselâ parmağımıza bir iğne batırıldığında, bu acı izlemini alan derimiz, içindeki cisimcikler vasıtasıyla bu izi hemen sinir liflerine verirler. Sinir lifleri bunu omurilikteki sinir köklerine götürürler. Buradan da arkabeyin ve ortabeyinden geçerek beyin yarımküreleri içinde, oradan da beyin kabuğundaki duyurucu merkezlere iletilmiş olur. Buna karşılık, oynatıcı bir emir, beyin kabuğundaki oynatıcı merkezlerden doğarak aynı şekilde omurilikteki sinir köklerine gelir ve buradan hareket kaslarına kadar iletilir. Böylece kasta bir hareket meydana gelmiş olur.

MANYAS « Türkiye Coğrafyası

Balıkesir iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 319 kilometrekare, nüfusu 28.596 dır. Yüzeyi, Manyas gölünün Güney kıyılarını meydana getiren çok verimli geniş düzlükler halindeki Manyas ovasından ve yer yer ormanlarla kaplı yamaçlardan ibarettir. Halkının başlıca geçimi mısır, buğday ekimi ve hayvancılıktır.

İlçe merkezi 3.034 nüfuslu Maltepe kasabasıdır.