ANAFLÂKSİ « Sağlık
İnsan ve hayvanlara, yabancı bir protein maddesi şırınga edildikten bir müddet sonra aynı protein maddesinin ikinci defa şırınga edilmesi ile meydana gelen hastalık belirtileri.
İnsan ve hayvan organizmalarının fazla duyarlıktan ileri gelen bu tepkime olayına, deneyler sırasında hayvanlarda rastlanmıştır. Kobay ve Tavşan gibi deney hayvanlarına beygir serumu veya başka yabancı proteinlerin şırınga edilmesi sırasında Charles Richet (1902) tarafından görülmüş ve tarif edilmiştir.
Bu tepkimelerin olması için, ikinci şırınganın birincisinden 10 -12 gün sonra yapılması gerekir. Anaflâksi, bazı kere ölüme kadar varan şiddetli belirtiler gösterir. Bu sebeple, hastalara serum yapılmadan, eskiden serum şırınga edilip edilmediğini kesin olarak bilmek gerekir.
BÜYÜK SAHRA « Dünya Coğrafyası
Afrika’nın kuzey bölümünde, dünyanın en büyük çölü. Yüzölçümü, yaklaşık olarak 10 milyon kilometrekareye yakındır. Bu geniş alana karşılık barındırdığı nüfus 2 milyonu geçmez. Atlas dağlarından Niger ırmağı ve Çad gölü çevresine, Atlas Okyanusundan Nil boyuna kadar uzanan bu büyük çöl, Afrika’nın üçte biri kadar bir alan kaplar. Atlas Dağlan ile Sudan arasındaki kuzey - güney uzantısı 2.000 kilometre, Atlas Okyanusu ile Nil boyu arasındaki uzunluğu 5.000 kilometredir.
MUHASEBE « Sanayi ve Ticaret
Herhangi bir işletmede bulunan kıymetlerin miktarının istenilen zamanda bilinmesini sağlamak, bu kıymetlerde meydana gelen değişmeleri takip etmek, bunlardan elde edilen sonuçları en doğru bir şekilde bulabilmek için yapılan işlemlere verilen ad. Bu duruma göre muhasebe, bir servet ve sonuç hesabıdır.
Bu hesapların tutulabilmesi, değişik usuller içinde yapılmaktadır. Bu usuller yapılan işlerin durumu ile ilgilidir. Muhasebe usulleri, çok değişiktir. Fakat hepsinde de, değişik işlemler yapılmasına rağmen çıkan sonuç değişmez. Bu sonuç da o kişinin ya da o işletmenin belli süreler içindeki gelir ve giderinin durumunu, servetinin değişimini en doğru bir şekilde verir.
DİLSİZ « Sağlık
Konuşamayan kimselere verilen ad. İki türlü dilsiz vardır: Doğuştan dilsiz ve sonradan olma dilsiz. Doğuştan dilsizlik, genel olarak kalıtımla gelen bir hastalık şeklinde belirdiği gibi doğumdan önce gelişimin durmasında ve yakın akraba evliliklerinde görülür. Sonradan gelen dilsizlik ve difteri, kızamık, tifüs ve beyin hastalıklarından sonra görülür.
Dilsizlik, hiç konuşamamaktan ileri gelebildiği gibi, doğuştan sağır olanların hiç işitmedikleri için söyleme alışkanlığı edinmemiş olmalarından da ileri gelir.
Konuşmak ve anlaşmak ihtiyacı, dilsizleri, his ve fikirleri anlatan çeşitli hareketlere dikkat etmeye zorlamıştır. Böylece, dilsizlerde hareket ve işaretler, kelime yerini tutmuştur.
XVIII. yüzyıldan bu yana dilsiz ve sağırların öğretimi için önemli adımlar atılmış ve bütün medenî ülkelerde, dilsizler için öğretim yapan okullar kurulmuştur. Bu okullarda okuyan dilsizler, böylece okuma ve öğrenme ihtiyacım karşılamak imkânını bulmuşlardır.
Dilsizlere öğretmek için takip edilen iki metot vardır:
1 - işaret metodu: Bu metotla dilsizlere el alfabesi ve işaretlerle ders verilir. Dilsizler de anlatmak istediklerini, el alfabesi ve işaretlerle anlatır. El alfabesi ya da bir elin ya da iki elin yardımı ile meydana gelen bazı şekillere harf değeri vermekle meydana gelmiştir. 2 - Ses metodu: Bu metotla dilsizlere, konuşurken dudakların ve öbür ses organlarının hareketlerine dikkat etmeleri ve bunları taklit etmeleri öğretilir.
CEBRAİL « Din
İslâm dinine göre, Tanrıya en yakın olan dört büyük melekten biri (öbürleri: Azrail, İsrail, Mikâil). Tanrı ile peygamberleri arasında elçilik yapması ve Tanrının emirlerini, vahiylerini tebliğe memur olması bakımından, Müslümanlıkta kutsal bir şahsiyet sayılır.
Peygamber Muhammet, Mekke yanındaki Hira Dağı mağarasında yalnız başına düşünme ve tapınma ile meşgulken, ilk defa olarak Cebrail'i görmüş ve ondan “İkrâ! = Oku!” emrini almış; ilk şu vahyi okumuştur: “Oku, Rabbinin adı ile; O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku; O, keremine son olmayan Rabbindir; kalem ile öğreten odur; insana bilmediğini bildiren O'dur” Cebrail, Hazreti Muahammed'e ikinci vahyi getirdiği sırada, yerle gök arasında bir kürsü üstünde ve insan şeklinde görünmüştür.
Tanrının huzurunda bulunduğundan dolayı Yahudi Ve Hıristiyan yazarlar tarafından çoklukla baş melek olarak vasıflandırılır.
BATAKLIK « Sözlük
Üzerine basınca çöken, nemli, çamur haline gelmiş , geniş batak alanlarına verilen ad. Bataklıklar çevresine göre çukur olan yerlerde su geçirmez tabakaların (kil gibi) yüzeyde bulunduğu yerlerde, yağmur ve kaynak atalarının birikmesi ve uzun zaman kalması ile meydana gelir.Durgun ve çamurlu su alanları olan bataklıklar birer hastalık kaynağı olduğundan (özellikle sıtma) bu gibi yerlerin kurutulması gerekir. Bu da, ya su geçirir tabakaya kadar bataklık alanının yer yer delinmesi ile ya da bataklık sularının yakınlarında bulunan bir akarsuya açılması ile olur. Bunlardan başka bataklıkları kurutmanın bir şekli de, okaliptüs gibi suyu çok çeken ağaçların bu alanlara dikilmesi iledir.