PİRİNÇ « Bitkiler
Sıcak ve sulak topraklarda yetiştirilen kapalı ve iki çenekli tohumlarda buğdaygillere bağlı bir bitki ve onu başaktan, kabuktan ayrılış taneleri. 20-25 santimetre su içinde bırakılmış ve sıcaklığı yirmi dereceden aşağı olmayan tarlalarda yetiştirilir. Tarladaki su, pirinç başaklarının toplanacağı zamana kadar kalır. Hasat mevsiminde suyu çekilmiş tarlada pirinç başakları toplanır, başaklardan da taneler ayrılmak suretiyle kabuklu ve buğday tanesi büyüklüğünde pirinç taneleri meydana çıkmış olur. Pirinç, bütün dünyada kullanılan önemli besin maddelerinden biridir.
KARADENİZ BÖLGESİ « Türkiye Coğrafyası
Türkiye'nin coğrafya bölgelerinden biri. Yurdumuzun kuzeyini kaplar. Doğusunda Kafkasya, güneyinde Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri, batısında Marmara bölgesi vardır. Kuzeyi baştan başa Karadeniz kıyılarıdır. Karadeniz bölgesinin kıyıları dik, yüksek ve kayalıktır. Girintisi, çıkıntısı yoktur. Yamaçlar gür ormanlar ve zengin otluklarla kaplıdır. Bunların arasında tarlalar, bahçeler, yer alır. Bölgenin başlıca şehir iskeleleri şunlardır : Bize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Zonguldak. Bu iskelelerin hemen hepsi rüzgârlara açıktır. Fırtınalı havalarda gemiler buralarda barınamaz. Yalnız Sinop limanı en büyük fırtınalarda bile dalgasızdır.
Rüzgârlara açık limanlardan Trabzon ve Ereğli, Samsun dalgakıranlarla korunmuş ve tesislerle iyi bir hale konmuştur. Rize'den Samsun'a kadar dik olan kıyılar Samsun'a yaklaştıkça alçalır. Burada kıyı geniş ve kumsal bir düzlük halini alır. Burası Çarşamba ovasından geçerek Karadeniz'e dökülür.
Samsun'dan sonra da kıyı düz ve kumsal olarak uzanır (Bafra ovası). Kızılırmak, Bafra ovasından geçerek Karadeniz'e dökülür.
Yüzey şekilleri : Karadeniz bölgesi dağlıktır. Dağlar kıyı boyunca uzanır. Deniz kenarına paralel uzanıp giden bu dağlar kıyıların yüksek ve girintisiz çıkıntısız olmasına sebep olmuştur. Bölgenin dağlarına Kuzey Anadolu dağları denir. Doğu tarafındakiler Doğu Karadeniz Dağları, batı tarafındakiler Batı Karadeniz Dağlarıdır. Rize taraflarında 4.00 metreye yaklaşan dağların yüksekliği, orta taraflarda ve batıda 2.00 metreyi geçmez.
Sular : Karadeniz'e dökülen başlıca akarsular şunlardır : Çoruh, Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya. Bunlardan başka birçok dereler ve çaylar da vardır.
Kuzey Anadolu Dağlarının kuzey yamaçlarından inen bu küçük sular, yatakları kısa ve dik olduğu için, pek sert akarlar. Hele dağlarda karlar erimeye başladığı zaman sular çoğalır, kışları daha hırçınlaşır, yataklarından taşar, etrafı sular altında bırakırlar, Geçtikleri yerlerdeki tarlalara, bağlara, bahçelere, hattâ köy ve kasabalara yayılır; evleri, köprüleri yıkar, büyük zararlara sebep olurlar.
Bu zararların önüne geçmek için bentler yapmak lâzımdır. Bentler yapılırsa fazla akan sular buralarda toplanır, yazın sular buralarda toplanır, yazın sular azaldığı zaman bu toplanan sularla tarlalar, bahçeler sulanabilir.
Karadeniz bölgesinde bol yağmur yağar. Kışlar çok sert geçmez, yazları da pek sıcak olmaz. Yani iklimi ılımandır.
Kıyıdan uzaklaşarak içerilere doğru gidildikçe yağışlar azalır, ormanlar seyrekleşir, otluklar küçülür. Buralarda yazlar daha sıcak, kışlar da oldukça sert geçer. Şu halde Karadeniz bölgesinin kıyıdan uzak kalan iç kısmında iklim serttir.
Bir yerin iklimini yumuşatan sebeplerden biri de denizlerdir. Denizler geç ısınıp geç soğurlar. Bunun için bulundukları yerin havasını yazın serin, kışın ılık tutarlar, bundan başka denizlerden esen rüzgârlar karalara yağmur getirim İşte bundan ötürü Karadeniz bölgesinin denizden uzak olan iç kısımlarında iklim sert ve yağış azdır.
Doğu Karadeniz bölümünün iklimi, Batı Karadenizinkin den daha sıcaktır. Çünkü Kafkas Dağları bu bölgeyi kuzeyden esen soğuk rüzgârlara karşı yüksek bir duvar gibi korumaktadır.
Bu bölgeye fazla yağmur yağması sebebi de kıyıya paralel olan yüksek dağlardır. Su buharıyla yüklü rüzgârlara çarparak yükselir, soğur ve buralarda bol yağmur yağmasına sebep olurlar.
Nüfus ve şehirler : Karadeniz bölgesi yurdumuzun en kalabalık bölgesidir. Halk çiftçilikle, şehir ve kasabalar, ela da esnaflıkla geçinir.
Bölge her mevsimde yağışlı, hele Doğu Karadeniz bölümü yazın da yağmurlu olduğu için buralarda arpa ve buğday iyi yetişmez. Çiftçilerin en çok ektikleri mısır, fasulye, tütün, pancar, kete ve kenevir'dir. Buğday ve arpa bunlardan daha az ekilir. Bafra ve Çarşamba ovalarında dünyanın en nefis tütünleri yetiştirilir.
Yurdumuzun en zengin fındık bahçeleri Trabzon'la Ordu arasındadır. Her yıl toplanan fındıkların çoğu yabancı ülkelere satılır. Bu satışlar bize milyonlarca lira kazandırır.
Bölgenin doğu kıyılarına yakın yerlerde yazlar sıcak kışlar ılık geçtiği için buralarda çay, portakal, mandalına gibi sıcak memleket ürünleri yetiştirilir.
Kıyı otlaklarında sığır, iç kısımlarda koyun, keçi gibi hayvanlar beslenir. Bölgenin ormanları çok olduğu için bir kısım halk da kerestecilik yapar. Kerestecilik daha çok Batı Karadeniz bölümündedir. Burada geniş çam ormanları vardır. Ağaç denizi adı verilen bu bölgede iyi cins kerestelik ağaçlar bulunur.Bölgenin iç taraflarında yağış azdır. Burada bol miktarda arpa, buğday gibi tahıllar ekilir.
Kıyı halkı denizcilik ve balıkçılıkla geçinir. Halkın bir kısmı da maden işçiliği yapar, yahut fabrikalarda çalışır, Karadeniz bölgesinin en önemli şehirleri şunlardır. Samsun, Zonguldak,Trabzon, Çorum, Tokat, Amasya, Giresun Rize, Artvin, Ordu, Sinop, Kastamonu, Bolu, Gümüşhane.
Karadeniz bölgesinin başlıca madeni maden kömürüdür. Maden kömürü Zonguldak çevresinde işletilen ocaklar, dan çıkarılır. 1829 yılına kadar fabrika ve gemilerimizde kullanılan maden kömürleri yabancı memleketlerden satın alınırdı. Uzun Mehmet adında bir köylü ilk defa burada maden kömürü buldu. O zamandan beri işletilmekte olan maden kömürü ocaklarının verimi her yıl biraz daha artırılmaktadır.İç Anadolu bölgesinde bulunan Divrikte çıkarılıp trenlerle Safranbolu yakınlarındaki Karabük'e getirilen demir, demir ve çelik fabrikalarında işlenmektedir.
Bunlardan başka Amasya'da ve Turhal'da (Tokat vilâyeti) şeker fabrikaları, Çorum'da çimento Taşköprüde (Kastamonu vilâyeti) kendir fabrikaları, Çatalağzında (Zonguldak vilâyeti) elektrik santralı ile Batı Karadeniz bölümünde de bir çok kereste fabrikaları Ereğlide Demir ve çelik fabrikaları vardır.
DANS « Eğlence
Musikiye uyarak vücudun yaptığı ölçülü hareket dizisi. İlkel insanlar arasında dans, keder ya da sevinç heyecanını ifade eden bir vasıta olmuş, aşk, kin ve yüksek dinî heyecanlar dansla ifade edilmiştir. Daha ileri toplumlarda ise dans, bir eğlence vasıtası haline gelmiştir.
Dansı, başlıca şu çeşitlere ayırmak mümkündür:
1 - Savaş dansları : Bu danslar, silâhlı ya da silâhsız olarak yapılır. Silâhlı danslar, hemen her millette görülür. Özellikle Yunanlılarda Cüret dansları, efsanevî bir mahiyet almıştır.
2 - Dinî danslar : Dansların en önemlisi ve çoğu dinî törenlerde ve bir koro heyeti tarafından ya da bu koromun katılması ile yapılan danslardır. Özellikle, eski Yunan'da Apollon ibadetinde yapılan danslar, dinî örnektir. Bu danslarda koro heyeti iki kısma ayrılır; bir kısmı hareketsiz durarak ya da halka meydana getirerek şarkı söyler, öbür koro ise, şarkıyı temsil eden oynak ve hareketli dans yapardı.
3 - Tiyatro' dansları : Bunlar, tiyatrolarda oynanan piyeslerle ilgili olarak yapılan danslardır.
4 - Özel hayattaki danslar : Eğlence özelliğinde olan bu danslar, genel olarak törenlerde, düğünlerde ve ziyafetlerde oynanan danslardır. Bunlara ilâve olarak cambazlık, perendazlık ve el oyunları da yapılır. Düğünlerde ve çeşitli toplantılarda yapılan bu dansların yanında, çeşitli halk eğlenceleri de ve toplu olarak yapılan danslar da sayılabilir.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER EĞİTİM, BİLİM VE KÜLTÜR TEŞKİLÂTI « Teşkilatlar
UNESCO - Birleşmiş Milletler Teşkilâtının,ırk, cins, dil ve din farkı gözetmeksizin, dünya milletlerine tanınan insan hakları ve hürriyetlerini hâkim kılmak, milletler arasındaki işbirliğine eğitim, bilim ve kültür yolları ile yardım ederek barış fikrini sağlamlaştırmak amaçlarıyla kurulmuş ve bir teşkilât. Bu teşkilâtın merkezi Paris'tedir. UNESCO iç yapısı bakımından üç organa ayrılmıştır.
Genel Kurul : Her üye devletten bir üyeyi ihtiva eder. İki yılda bir, programı ve bütçeyi düzenlemek için toplanır.
Yönetim Kurulu : Yirmi üyesi vardır. Eğitim, kültür ve bilim alanlarında tanınmış ve ayrı ayrı milletlerden seçilen bu üyeler yılda iki defa toplanır. Genel Kurulun kabul ettiği programı yürütmekle vazifelidir.
Sekreterlik : Bir genel sekreterin idaresindedir. Genel Sekreter, Genel kurul tarafından altı yıl için seçilir.
UNESCO'nun faaliyetleri başlıca şunlardır: a - Eğitim : Cehaleti ortadan kaldırmak ve eğitim sistemini geliştirmek, b - Tabiî bilimler : Bilim adamları arasında dünya barış ve güvenliğini esas tutacak bir işbirliğini kurmak, c - Sosyal bilimler : Psikolojik ve sosyolojik meselelerin çözümü için hız verici şartları hazırlamak; ırk ve din farkları anlaşmazlıklarını ortadan kaldırmak, d — Kültür çalışmaları : Memleketler arasında çeşitli kültür kollarını geliştirmek, e - Şahıslar mübadelesi : Dostluk ve kültürel yaklaşma için geziler .konferanslar tertip etmek, f - Propaganda ve yayım : Kitlelerin UNESCO faaliyetlerinden haber alma imkânlarını geliştirmek için faydalı yayınlarda bulunmak, g - Tesisler : Okul, kütüphane gibi faydalı tesisler kurmak, h - Teknik yardım Teknik ve kültür alanında kampanya açmak, öğretmenler sağlamak, bilim araştırmalarına imkân vermek.
DURAĞAN « Türkiye Coğrafyası
Sinop iline bağlı bir üçe. Yüzölçümü 1.100 kilometrekare, nüfusu 23.150 dir. Yüzeyi çoklukla ormanlarla kaplı dik meyilli dağ yamaçlarından ibarettir. İlçe halkı tarla ekimi, orman ürünleri ve hayvancılıkla geçinmektedir.İlçenin merkezi 722 nüfuslu Durağan kasabasıdır.
GEMİ « Ulaşım
Su üstünde gezmek için yapılmış büyük taşıt. İnsanların kıtaları asarak bir birlerîyle anlaşmasında ve alıverişinde büyük hizmeti olan gemi, aynı zamanda bir savaş aracı olarak da kullanılmıştır. Savaştaki önemi de, son yıllarda uçakların büyük önem taşımaca başlamasına rağmen devam etmektedir.
Tarih: İlk geminin kimler tarafından ve ne zaman yanıldığı bilinmemektedir. Ancak, ilk insanların, bir derenin bir yanından öbür yanma geçmek için suya düşmüş büyük kütükleri kullanmaya başlamaları, geminin ortaya çıkış tarihi olarak kabul edilebilir.
Bunun dışında geminin tarihî, genel olarak şu devirleri geçirmiştir:
1 - İlk medeniyetlerdeki gemiler,
2 - Kürekli savaş ve ticaret gemileri.
3 - Yelkenli savaş ve ticaret gemileri,
4 - Buhar makineli gemiler, 5 - Zırhlı savaş gemileri, 6 - Atomla işleyen gemiler.
1 - İlk medeniyetlerdeki gemilerin ilkin kimler tarafından ve nasıl meydana getirildiği bilinmemektedir.
İlk medeniyetleri meydana getirmiş olan Mısırlıların, Sümerlilerin, Yunanlıların, çoklukla Akdeniz çevresinde ve nehir boylarında yaşamış olmaları bunların gemi gibi bir taşıttan faydalandığı gerekçesini kabul ettirmektedir. Bu ara da Fenikelilerin gemicilikte ileri gittikleri, İlk Yunan medeniyetlerinin, Akdenizin çeşitli bölgelerinde sömürgeler meydana getirmiş olmaları ve buralar; devamlı bir gidiş gelişin sağlanmış olması, gemilerden faydalanılma fikrinin bu çağlarda yerleşmiş olduğunu gösteri: Zaman geçtikçe. Yunanlılarda, Kartacalılarda ve Romalılarda yalnız ticaret ve korsanlıkla değil, toplu olarak, yâni donanma halinde deniz savaşlarına katılar gemiler de kullandığını görüyoruz.
2 - Ortaçağın sonlarına doğru kürekli savaş ve ticaret gemileri, Akdeniz çevresinde yaşayan devletler tarafında kullanılmaya başlanmıştır. Bu devrede kadırga (galer) denilen savaş