SADRAZAM « Tarih
Osmanlı İmparatorluğu’nda hükümet başlarına verilen ad. Devlet işlerinin yönetiminde padişaha kesin yetki ile vekâlet edebilirdi. Osmanlı Devleti'nin ilk yıllarında, devlet işleri “vezir” 1er tarafından yönetilirken, Murat I. zamanından itibaren, baş vezir olarak “vezir-i âzam” lık kurulmuştur. Bu deyim, Kanunî Sultan Süleyman zamanında sadrazam olarak değiştirilmiş (ya da sadr-ı âzam) Osmanlı împaratorluğu'nun sonuna kadar bu şekilde kalmıştır.
Sadrazamlar, padişahtan sonra devletin en büyük başkanı ve hükümdarın mutlak vekili olduklarından sözleri ve fermanları kesin hükümler kabul edilirdi. Sadrazamların, padişahın tam yetkisine sahip olduklarına işaret olsun diye kendilerinde bir da padişahın mührü bulunurdu. Sadrazamlar, hükümet başkanı sıfatıyla Divan-ı Hümayun'a başkanlık ederler, devletin her türlü işlerini görürler, savaşlarda serdar-ı ekrem (başkomutan) olarak bulunurlardı.
ÇAVLAN « Genel Coğrafya
Irmak ve çayların yüksekten aktığı yere verilen ad. Daha küçük ölçüdeki suların dökülüşüne “Çağlayan” denir. Bir akarsuyun tabanında bulunan sert bir tabakadan sonra yumuşak bir tabakanın gelmesi ile oluşur. Akıntı halindeki sular zamanla burasını aşındırarak alçaltır. Böylece sular, daha yüksekten dökülmeye başlar. Bu yüksekten akış da zamanla ırmağın bölgesini daha derin aşındırır.
Çavlanlar, akar suların ulaştırmasına engel olurlar. Ancak, bunun yanında elektrik enerjisi elde edilmek gibi faydaları da vardır.
DEMİRYOLU « Ulaşım
Paralel iki çelik ray döşenmiş özel bir geçit yolu. Demiryolunda, herhangi bir hareket ettirici kuvvetle çekilen (buhar makineli, dizel motorlu ya da elektrik motorlu lokomotif) hareket edebilir. Materyal yük ve yolcu vagonu, vagonet v.s. işler. Ray dizileri arasındaki normal açıklık, bütün memleketlerde 143,5 santimdir. Buna karşılık yakın yerlere işleyen dar yolların çapı: 35-60 santim arasında değişebilir.
Demiryolları, bir ülkenin, iktisadî ticarî askerî bakımlardan olduğu kadar sosyal bakımlardan da en önemli yollardır. Otomobil, uçak ve su yollarının yanında, dün olduğu kadar bugün de demiryolunun sağladığı faydalarda bir eksilme olmaması, demiryolunun kıymetini artıran özelliklerdir. Demiryolu, bir ülke de iktisadî ve ticarî eşitliği sağlamak yanında, o ülkenin medenî seviyesini de düzenler, geri kalmış bölgelerin kısa zamanda kalkınmasında önemli rol oynar.
Tarih : Demiryolları, ingiltere'de doğmuş ve buradan dünyaya yayılmıştır. Fransız bilgini olan Deniş Papin, 1707 de buharla işleyen iki çarklı bir vapur yaptıktan sonra, James Watt buhar makinelerinin başka yerlerde de kullanılabileceğini ispat etmiş, 1821 yılında îngiltere'de George Stephenson, buharla işleyen ilk lokomotifi bulmuştur. îngiltere'de New Castle şehriyle çevresindeki maden ocakları arasında demir yolunda kömür yüklü katarları, saatte sekiz kilometre hızla çekmeyi başarmıştır. Bundan sonra lokomotif üzerinde yapılan devamlı araştırmalar sonucu, lokomotif biraz daha gelişmiş ve Mencesther - Liverpol hattı üzerinde 1829 yılında işleyen “Rocket-Uçak fişek” adlı lokomotifi ile Stephenson ,bu işi tatbik alanına koymak imkânını başarmıştır. Bu tarihten sonra, Fransa, Almanya, Amerika ve dünyanın öbür memleketlerinde demiryolu ve burada işleyen lokomotifler büyük gelişmeler kazanmış, böylece, demiryolu, en çok kullanılan yollar arasına katılmıştır.
Osmanlı împaratorluğu'nda ilk demiryolu 1860 yılında Köstence - Çernova arasında yapılmış; Anadolu'da ilk demiryolu ise 1866 yılında, bir İngiliz firması tarafından İzmir - Aydın arasında yapılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu devrinde sınırlarımız içinde 3.976 kilometre uzunluğunda demiryolu yapılmış, bu miktar Cumhuriyet devrinde 7.895 kilometreye ulaşmıştır.
GLÜTEN « Kimya
Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan alüminli madde. Boz renkte, gevrek ve esnektir. Yapışkanlık özelliği de vardır. Ekmekte, mayanın meydana getirdiği gaz kabarcıklarını tutarak ekmeğe gevreklik verir.
ALÂMETİ FARİKA « Sanayi ve Ticaret
Yeni bir şey yapanların veya satanların eşyalarını, başkalarınkinden ayırmak için kullandıkları işaretler. Yapılan veya satılan eşyaların sahiplerinin hak ve menfaatlerinin kaybolmaması için bu durum, her memlekette kanunlarla, tüzüklerle ve milletlerarası anlaşmalarla bir düzene bağlanmıştır. Böylelikle yapılan eşyaların taklit edilmesinin önüne geçilmiştir. Bizde de 28 Nisan 1888 tarihli ve 25 maddelik bir alâmeti farika tüzüğü vardır.
Bu tüzüğün birinci maddesinde alâmeti farika şöyle tarif edilmektedir: Alâmeti harika mamullerle eşyanın yapıldığı yerin veya fabrikanın veya ticaret için satanların isim, şöhret ve yerlerini bildirmek için o şeylerin üzerine konulan isim, mühür, resim, harf, rakam, muhafaza gibi her türlü işaret ve damgadır.
MİDYE « Hayvanlar
Yumuşakçalardan bir hayvan. Birbirine eşit, oval ve uzun iki kapağı vardır. Denizlerde kayalıklar üzerinde kümeler meydana getirerek yaşayan bir hayvandır. Eti lezzetlidir.