Nedir

DİVAN « Edebiyat

İslâm edebiyatında ve divan edebiyatımızda, şairlerin manzumelerini topladıkları dergilerin genel adı. Bu kelime çoklukla, şairlerin adı ile birlikte söylenir: Divan-ı Fuzulî gibi. Divanların derlenmesi, bir sıraya göre olur. Her divanın başında, kasidelere yer verilir. Bunların da başında Tanrı İçin yazılmış münacat, tevhitler, peygamberler için yazılan naatler, dört halife, tarikat uluları, devrin padişahları, vezirleri, şeyhülislâmları ve öbür kişileri için yazılmış manzumeler yer alır. Kasidelerden sonra, tarihlere yer verilir. Bunlar, büyüklerin hayatları ile ilgili bazı ölüm, doğum, rütbe alma ve çeşitli olaylarla ilgili manzumelerdir. Bunlardan sonra, kaside ve gazel şekli dışında kalan manzumelere, musammatlar'a yer verilir. Kitabın son bölümlerinde gazeller ve müfretler yer alır. Gazeller, kafiye ya da rediflerinin son harflerine göre alfabetik olarak yer alır. Tam bir divanda, alfabetiğin tam olması gerekir. Müfretler bölümünde, çeşitli kıtalar, matla'lar, kafiyesiz mısralar yer alır.

ŞİİR « Edebiyat

Çeşitli duygu ve düşüncelerin, okuyucuyu duygulandıracak ya da düşündürecek yolda, nazımla ifade edilme şekline verilen ad. Ancak, her nazım şiir değildir. Nazımın şiir sayılması için, duygu ve düşüncelerle bezenen bir değer taşıması, içinde bir özdeyiş ustalığının olması gereklidir. Bazı yazarlar, bu yoldan giderek, şiirin, nesir yolu ile de söylenebileceğini ileri sürerler. Çoğu yazarlar ise şirin kesin olarak nazımla ifade edilebileceğini savunurlar.

Şiir, toplumların ilkel çağlarında, çeşitli din törenlerinden doğmuştur, ilk önceleri dans ve musikî ile birlikte yaşamış; zamanla, yalnız başına, güzel sanatların bir kolu haline gelmiştir.

Gerek Yunan ve Lâtin edebiyatında, gerekse Avrupa edebiyatından alman klâsik ayırmaya göre, şiirler, konu, şekil ve söylenişlerine göre, şu bölümlere ayrılır: Epik, lirik, didaktik, pastoral, dramatik şiir.

Epik Şiir : Bir milletin hayatını yakından ilgilendiren göç ve savaş gibi tarih ve toplum olaylarını anlatan, uzun manzum hikâyeler, 2 türlü epik şiir (destan) vardır, a - Tabiî destan, eski devirlerde millet vicdanında derin izler bırakan bir tarih veya toplum olayının yine o devirlerde çeşitli saz şairleri veya millî bir şair tarafından söylenen şekli. (Eski Yunanlıların Troia savaşına gidiş ve dönüşleri Homeros tarafından “İlliada” ve “Odysseia” adlı destanlarda hikâye edilmiştir. Fin'ler in “Kalevala” adlı destanı, şairlerinin ve halkın ağzından toplanıp sıraya konmasıyla meydana getirmiştir) .

b - Yapma destan, yakın çağlarda, herhangi bir tarih olayının bir şair tarafından yazılmış şekli. (Haçlı seferleri, İtalyan şairi Tasso tarafından “kurtarılmış Kudüs” adı konmasıyla meydana gelmiştir).

Bütün hikâyelerde olduğu gibi, destanlarda da “vaka”, ve “kişiler” vardır. Destan vakalarının başlıca özelliği gerçek olmasıdır.

Destanlarda gerçek kişiler ve tabiat üstü kişiler vardır: Gerçek kişiler, tarihten alman ya da şair tarafından tasarlanan kimselerdir. Ancak, bunlar tek yönlü kimseler olarak işlenmişlerdir.

Lirik Şiir : Duygu ve düşünceleri coşkun, hareketli bir ifade ile anlatan şiirlere denir.

Eski Yunanlılarda, saz şairleri, şiirlerini Lyra denen bir sazla söyledikleri için, bu çeşit manzumelere Lirik denmiştir. Bütün milletlerin eski çağlarında şiir ile musiki birlikte söylenmiştir. Bizde, “aşık” veya “saz şairi” adı verilen halk şairleri şiirlerini hâlâ sazla söylemektedirler.

Lirik şiir dünya edebiyatında en çok işlenen ve gelişen şiir türüdür. Bu alanda yazan çok büyük şairler yetişmiştir.

Türk edebiyatın en önemli lirik şairleri, Divan edebiyatında Fuzuli, Baki, Nedim, dinî Halk edebiyatında Yunus Emre, din dışı Halk edebiyatında Karacaoğlan, yeni edebiyatta Yahya Kemal Beyatlı'dır.

Didaktik şiir : Doğrudan doğruya akla hitap eden şiir tarzıdır. Ahlâk, felsefe, din, sanat, bilim prensiplerini manzum olarak anlatan yazılarla yergiler, manzum hikâyeler, manzum mektuplar hep bu çeşidin içine girer. Didaktik şiir de, lirik şiir gibi, dünya edebiyatında en çok işlenen ve gelişen bir şiir türüdür. Bu alanda yazan çok büyük şairler yetişmiştir.

Pastoral şiir : Çoban ve kır hayatını anlatan şiirlerdir. Sakin, temiz ve masum kır hayatının zevkini duyurmak amacı güdülür. Her türlü şekil, gösteriş ve yapmacıktan uzak, sade, tabiî bir üslûpla yazılır,

İdil, doğrudan doğruya şairin ağzından yazılan kır tasvirleridir.

Eglog, çobanları karşılıklı konuşturmak suretiyle yazılan kır şiiridir. Egloglar birer vakaya dayandığı ve içlerinde karşılıklı konuşan kişiler bulunduğu için küçük birer piyesi andırırlar. Türk edebiyatında bu yolda yazılmış manzumeler yoktur.

Pastoral şiirin en ünlü örneklerini yazan şairler Yunan edebiyatında Thlokritos, Lâtin edebiyatında Vergilius'tur. Dramatik şiir

PRUSYA « Dünya Coğrafyası

Almanya'nın eski adı. Yüzölçümü 294.000 kilometrekare idi.

KAN « Sağlık

Vücudun organları arasında madde alış verişine aracılık eden ve damarlar içinde bulunan kırmızı renkli sıvı. Kan hayat için gerekli maddeleri (oksijeni) akciğerlerden sindirilerek vücuda yarar bir duruma gelen besin maddelerini sindirim organlarından alarak organlar ve onların en küçük parçaları olan hücrelere götürür. Hücrelerde çalışma sonucu meydana gelen ve vücuda yaramayan artıkları yüklenerek böbrek, deri ,akciğer organlarına getirir ve bunların vücut dışına çıkmasını sağlar.

Kanın rengi atardamarlar içinde kırmızı, toplardamarlar içinde, koyu kırmızıdır.

Kan, histolojik bakımdan, hücreleri hareket eden ve esas maddesi sıvı halinde olan bir dokudur. Yetişkin bir insanda beş litre kan bulunur (İnsan bunun yarısını kaybederse hayatı tehlikeye girer. 2/3 ünü kaybederse yaşayamaz).

Bir miktar kan, bir süre sallanmadan bir yerde bırakılsa ya da santrifüje edilse, iki kısma ayrıldığı görülür.

a - Sıvı halinde kalan ve san renkte olan serum kısmı. b - içindeki katı kısımlarının kabın di binde toplandığı pıhtı kısmı. Kanı incelediğimiz zaman, içinde, hareket eden kan hücrelerini görürüz. Bunlar, alyuvarlar, akyuvarlar adını alırlar. Bir milimetreküp kanda beş milyon alyuvar, 7-10.000 akyuvar bulunur. Kanın içinde, kan yuvarlarından başka, plâket denen küçük lameller vardır. Damarlar zedelenirse bu plâketler kütle halinde yaralanan damar duvarını tıkamaya ve kan akmasını önlemeğe savaşırlar. Kan plazması denen kanın sıvı halindeki kısmında ise şunlar vardır: 1 - Su, 2 - Kan albüminleri denen serin, globulin, 3 - Fibrinojen (kan damardan çıkınca fibrin haline geçerek pıhtılaşmaya sebep olur), 4 - Vücûda yarayacak şekilde sindirilmiş ve kana geçmiş maddelerden yağ, glikoz 5 - Tuzlar, 6 - Organik artıklar (Üre, kolesterol).

DİNAMOMETRE « Fizik

Kuvvet ölçen âletlere verilen ad. Dinamometrelerin esası, esnek cisimlerdir. Bu esnek cisimler, kendilerine etki yapan kuvvetlerin şiddetleri oranında biçimlerini değiştirirler. Bu biçim değiştirmeler, belli kuvvetlerin belli şiddetlerine göre ayarlanmış olduğu için, dinamometreye uygulanan kuvvetin şiddetini kolaylıkla bulmak mümkün olur.Dinanamometrelerin pek çok çeşitleri vardır. En basit dinamometre el kantarıdır.

ÇAKMAKTAŞI « Taşlar ve Kıymetli Taşlar

Demir ya da çelikle sürtünmekle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars. Tabiatta bol miktarda bulunur. Rengi soluk beyaz ise de, yapısına karışan türlü oksitlere göre kırmızımtrak, mavi renklerde olabilir. Tarihten önceki çağlarda Susanlar çeşitli silâh ve âletlerini bu taştan yapmışlardır. Bu taşlar keskin ve sivri bir şekilde yontulduktan sonra biler sapa bağlanır ve silâh olarak kullanılırdı. Sert bir cisme sürüldüğünde kıvılcım çıkarması özelliğinden faydalanılmaktadır. Son zamanlarda benzinle ıslatılmış fitilleri yakan modern çakmaklarda kullanılanlara da “çakmaktaşı” adı verilmekte ise de, bunlar tabiî taş değildir. Sun'î olarak meydana getirilmiş madenî bir ferrocerium karışımıdır.