KEMAN « Müzik
Yayla çalınan dört telli çalgı. Yapılışının gerektirdiği incelik yüzünden sesinin tatlılığı ve zenginliği bakımından hemen bütün musiki âletlerinin bağında yer alır.
70 kadar ayrı parçadan meydana gelir. Telleri koyun ve keçi barsaklarından, yayının telleri de atkuyruğundan yapılır. Çok eskiden yapılmış bir musiki âletidir. Fakat asıl kemanlar XVI. yüzyılın ikinci yarısından sonra İtalya'da yapılmıştır. Bu arada Stradivarius (1644 - 1737) un yaptığı kemanlar, kemanların en ünlüleri ve kıymetlileridir
ÇIKIK « Sağlık
Kemiklerin, bir zorlama altında kalarak eklem yerlerinden kurtulmasına verilen ad. Bu hallerde çoklukla eklem bağları da kopar. Çıkıkların tedavisi, hekimlerin müdahalesi ile mümkün olur.Hekimler eklem yerlerinden kurtulmuş olan kemikleri, yerlerine yeniden oturtmakla çıkığı tedavi etmiş olurlar.
HELLENİZM « Dünya Tarihi
Büyük İskender’in Asya seferleri sonunda, Hindistan'a kadar yayılmış olan Yunan kültürünün, Yunanistan sınırları dışına çıkıp Akdeniz bölgesi ve Ön Asya'da Doğu kültürleriyle karışmasıyla meydana gelen yeni medeniyet devrine verilen ad. Bu kültür İskenderin Asya seferleriyle başlamakta ve Mısır'ın Romalılar tarafından alınmasıyla son bulmaktadır. (M.Ö. 330 – 30) yılları arasında).
İskender’in fetihleri sonunda Yunan kültürü Akdeniz bölgesinden Hindistan içlerine kadar yayılmış, birçok yerlerde Doğu kültürleri üzerinde etki yapmış, bazı yerlerde de yerli kültürlerin etkisi altında kalmıştır. Bu kültürün bu kadar geniş bir alana yayılmasında, o devirde birçok ülkelere yayılmış olan Yunanlıların rolü önemlidir. Yunanlılar, gittikleri şehirlerdeki insanlarla aralarında çeşitli bağlar kurmuşlar, bu bağlantının sonucu da, Yunanistan dışındaki şehirlerde yaşayıştan düşünüşe kadar Yunan'a uyan değişmelerin meydana gelmesi sonucunu meydana getirmişlerdir. Ancak Yunan kültürü ile olan bu temas, şehirlerin dışında yaşayan büyük insan kütlelerine etki yapmamış, buraları, kendi törelerini korumağa, kendi dillerini konuşmağa, kendi tanrılarına tapmağa devam etmişlerdir. Böylece, Yunan kültürü, her şeyden önce bir şehir kültürü olmak özelliğini taşımış, Yunanlıların siyasal kudretlerinin azalmasıyla ilkin duraklamış, sonra gerilemiş ve İskender’in ölümünden aşağı yukarı 100 yıl sonra Doğu eski haline yeniden dönmüştür.
Hellenizm devrinde, yeniden birçok yollar, şehirler kurulmuş, pozitif ve deneysel bilimlerde ilerleme olmuş, Yunanistan dışında birçok Ön Asya şehirleri, bilim merkezleri haline gelmiştir.
Hellenizm devrinde Yunan dini de kültür etkileri gibi, geniş bir alana cayılmış, yeni kurulan şehirlerde Yunan tanrıları için birçok tapmaklar yapılmış, bu arada yeni yeni tanrılar ortaya çıkmıştır. Yunan düşüncesinin bitmez tükenmez yaratıcı kudreti kendini Hellenizm edebiyatında da göstermiş, yeni yeni edebî türler ortaya çıkmıştır. Hellenizim devrinde, felsefede çeşitli bilim dallarında önemli ilerlemeler olmuş, gerek mimarî alanında, gerekse heykeltıraşlık alanlarında zamanımıza kadar gelebilen büyük eserler yaratılmıştır.
HARF DEVRİMİ « Tarih
Cumhuriyetin ilânından sonra, milletçe Batılılaşmamız için Büyük Atatürk tarafından yapılan devrim hareketlerimizin en önemlilerinden biri.
Türkler, tarih boyunca değişik yazılar kullanmışlardır. Türkçenin, bugün kadar bilinen yazılarının en eskisi Orhun ve Yenisey yazıtlarının en eskisi yukarıdan aşağı satırlar şeklinde yazılan yazılardır. Bundan sonra sağdan sola yazılan Uygur yazısı kullanılmış, Müslümanlığı kabul edilmesinden sonra da Arap yazısı kullanılmağa başlanmıştır.
Uzun yüzyıllar kullanılan Arap yazısında, harflerin sayısı çoktur. Harfler çok değişik sesleri bile karşılayacak durumdadır. Bu yazı, Arap diline göre düzenlendiği için, Türkçemizi tam olarak karşılayamamaktadır. Sesli harflerin az kullanılması yüzünden de, kelimelerdeki sesleri karşılayabilmek için birçok kelimenin ayrı ayrı imlâsını öğrenmek gerekmektedir. İşte bütün bunlar, Arap yazısının, ancak aydın kişiler tarafından, uzun bir çaba sonucu öğrenilebilmesini yaratmış, büyük kitleler, Arap yazısını öğrenemez, yazıları okuyamaz bir duruma gelmiştir. Milletçe, çağdaş medeniyet seviyesine çıkmamız için, Batıya yönelmemizden başka çıkar bir yol olmadığını gören Büyük Atatürk, büyük kitlelerin taassuptan kurtularak, yani devrim hareketlerini kolayca izleyebilmesi için Arap yazısı yerine, bütün medenî milletlerin kullanmakta olduğu bir yazıyı, Lâtin yazısını kabul etmemizden başka çıkar bir yol olmadığını görmüş ve hareketlerini bu yolda düzenlemiştir.
1928 yılının Ağustos ayı, Türk harf devriminin başlangıç ayı sayılır.
İstanbul'da Sarayburnu Parkı’nda 9 Ağustos gecesi, Büyük Atatürk bir nutuk söylemiş, yeni Türk harfleriyle yazdığı notları Falih Rıfkı Atay'a okutarak, yeni Türk harflerinin nasıl kolaylıkla okunabilir, yazılabilir bir yazı olduğunu söylemiş ve bütün milletçe yeni Türk harflerinin benimsenmesini istemiştir.
Bütün yurtta büyük bir heyecanla karşılanan bu nutuktan sonra yeni Türk harfleri üzerindeki çalışmalar ilerlemiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1928 tarihinde kabul ettiği bir kanunla, Arap harfleri yerine, yeni Türk harfleri, devletin resmî yazısı olmuştur.
IMRALI « Türkiye Coğrafyası
Marmara denizinin güneydoğusunda, Bozburun'un batısında Mudanya ilçesine bağlı bir ada. İçinde bulunan ve çalışma esasına göre düzenlenmiş asrî hapishanesi ile ünlüdür.
ARMATÖR « Sanayi ve Ticaret
Ticaret gemileri işletenlere verilen ad. İspanyolca “Armada” kelimesinden gelmedir.
Gemi sahibi olan armatörler, gemileri aracılığı ile taşıdıkları mallardan kazanç sağladıkları için, aynı zamanda tüccar sayılırlar.