BİRA MAYASI « İnsan
Bira yapmak, şekeri parçalamak, arpa şırasını mayalamak için kullanılan bir maya. Bira fabrikalarında maya üretimi tek mayadan gittikçe miktarı arttırılarak yapılır: Maya üremesinin hızlanması, besin maddeleri, azot ve fosforlu maddeler verilmesi ve havalandırma ile olur. Bira fabrikalarında aynı maya, 20 - 30 defa kullanılabilir.
Bira mayasının kabartma özelliği az olduğundan hamurları mayalamakta ekmek mayası kullanılır.
MURADİYE « Türkiye Coğrafyası
Van iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.447 kilometrekare, nüfusu 31.586 dır. Yüzeyi yükseltisi 3.000 metreyi bulan dağlardan, derin vadilerden ve yer yer ovalık alanlardan ibarettir. Yavuz Sultan Selim Çaldıran Meydan Muharebesini, Muradiye'nin bir bucağı olan Çaldıran ovasında yapmıştır. İlçe merkezi 2.281 nüfuslu Muradiye kasabasıdır.
ITIR « Bitkiler
Yapraklarının kenarı tırtıllı bir süs bitkisi. Çiçekleri çoklukla beyazdır. Asıl güzel kokan yerleri yapraklarıdır. Yaprakları elde biraz ovulunca, uzun süre devam eden bir güzel koku elde edilmiş olunur.
ANKARA « Türkiye Coğrafyası
Türkiye'nin başşehri ve Ankara ilinin merkezi, 779,794 nüfusu ile Türkiye'nin İstanbul'dan sonra ikinci büyük şehridir.Ankara şehri, İç Anadolu'nun kuzey -batısında Sakarya'nın kollarından olan Ankara çayırım ortasından geçtiği ovanın Doğu kenarını kaplayan dik meyilli yamaçlar üzerinde kurulmuştur. Şehrin eteklerinde denizden yükseklik 835, Kale'nin bulunduğu yerde 978 metredir.
Tarihi : Ankara'nın kuruluşu çok eski tarihlere kadar uzanır. Ankara ve çevresinde Yontma taş devrinden beri oturulduğunu gösteren eserler vardır. Özellikle Ziraat Fakültesi ve Gazi Eğitim Enstitüsü taraflarında bu çağların eserlerine rastlanmıştır. M. Ö. ikinci bin yılda bu çevrede Hititler'in yerleşmiş olduklarını gösteren eserlerden başka, Frig'ler (Phryg) devrinde oturulduğunu gösteren eserler vardır.
Hellenistik çağ'da burada Lidya'lılar, Med'ler ve Pers'ler yerleşmişler, Büyük İskender zamanında burası üs olarak kullanılmıştır. M. Ö. ikinci yüzyılda Ankara ve çevresinde Roma çağı başlamıştır. İmparator Augustus zamanında Ankara, (Augustus şehri) olmak şerefini kazanmış, siyasi bakımdan da büyük önem kazanarak Gençlik Parkı, Türkocağı, Hacettepe, Bentderesi çevrelerini içine alan büyük bir şehir olmuştur.
Roma İmparatorluğunun 395 tarihinde Theodosios tarafından ikiye bölünmesinden sonra Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğuna bağlanan Ankara, sönük bir eyalet merkezi olarak kalmış ve XI. yüzyılda Türk -Selçuk akınlarına kadar, yapılan çeşitli savaşlar yüzünden büyük zararlara uğramıştır.
Malazgirt'te Bizans ordularının yenilgiye uğramasından (1071) sonra, Anadolu, Türk -Selçuk akınlarına sahne olmuş ve bu arada Ankara birkaç yıl Selçuklular'ın egemenliğine geçmiştir. Bir ara Haçlı kuvvetlerinin geçiş yolu da olan Ankara, Bizans İmparatorluğunun, bir uç kalesi olmakta devam etmiş, fakat Selçukluların eline geçtikten sonra stratejik ve ekonomik bakımlardan önemli merkezlerden biri olmuştur. Selçuklu egemenliği boyunca askerlik bakımından da önemini koruyan Ankara'ya Selçuklu hükümdarlar özel bir ilgi göstermişler ve şehri, surları onarmışlardır.
Murat I. zamanında Ankara'nın kesin olarak Osmanlı devletine katılmasından (1361) sonra şehir, öbür şehirlere örnek olacak şekilde gelişmiş ve Osmanlı Devletinin iç olaylarında önemli yeri olan şehirlerden biri olmuştur. Fakat XVI. yüzyıldan itibaren Ankara büyük ekonomik ve sosyal sarsıntılar geçirmiş, uzun yıllar Celâli ayaklanmalarının hücum yeri olmuş ve zaman zaman yapılan iç savaşlarla ve Celali'lere vermek gereken haraçlarla çok sarsılmıştır. 1892 de bir tren yolu ile İstanbul'a bağlanmasına rağmen, Ankara, gerek bu iç ayaklanmalara sahne olması yüzünden, gerekse çıkan birkaç büyük yangın yüzünden Osmanlılar devrinde esaslı bir canlılık kazanamamıştır.Fakat, 19 Mayıs 1919 da Samsun'a çıkarak Millî Kurtuluş hareketine başlayan Mustafa Kemal'in, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladıktan sonra 27 Aralık 1919 da Ankara'ya gelmesi ve 23 Nisan 1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılması, buranın önemini İstiklâl Savaşı boyunca arttırmış 13 Ekim 1923 de Büyük Millet Meclisi'nin çıkardığı bir kanunla devletin idare merkezi olmuş tur.
Adı : Ankara, çeşitli çağlarda çeşitli adlar almıştır. Bilinen en eski ad, Frig'ler devrine kadar uzanan Ankyra' dır. Sonraları bu ad Ankura, Angur, Ankuria, Engürü, Engüriye, Angora, Ancora şekillerini almıştır.
Bölümleri : Başşehir olduğundan bu yana her yıl biraz daha gelişen ve büyüyen Ankara, gittikçe yayılan banliyölerinden başka altı ana bölüme ayrılır:
1- Eski Ankara : Kalenin bulunduğu tepenin üstünde, yamaçlarında ve eteklerinde oturanları içine alan bir bölümdür. Bugünkü Ankara'nın çekirdeğini meydana getirmiştir. Son yıllarda açılan geniş cadde ve meydanlarına, birçok modern yapılarına rağmen, dar sokaklara sokulmuş eski evler, bu bölümün özel görünüşünü, zamanımıza kadar getirmiştir. Es ki Ankara evleri iki katlı, kerpiç duvarlı ve damları kiremitle örtülüdür. Çok dar olan sokaklar zor geçit veren ve çoğu zaman taşıtların girmesine uygun olmayan durumdadır. Kale, Augustus tapınağı Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, Eti Müzesi gibi tarihî eserleri kendinde toplayan bu bölüm, Kale ve çevresindeki mahalleleri, Atpazarı, Koyunpazarı semtlerini ve Kale'nin eteklerindeki semtleri içine alır. Evvelce mevcut dış surların İstanbul kapısı yakınındaki Ulus Meydanı, bugünkü Ankara'nın en canlı merkezidir. Ortasında Zafer Anıtı'nın yükseldiği bu meydandan türlü yönlere dört büyük cadde ayrılır. Bunlardan biri, gara doğru uzanan büyük bul vara, ikincisi, Atatürk Bulvarı ile Yenişehir'e, öbürleri Ziraat Fakültesi'ne doğru uzanan Çankırı Caddesine ve Samanpazarına doğru uzanan Anafartalar caddesine açılır. Çevresine aldığı bankalar, çeşitli binalar, mağazalar ve bitmek üzere olan modern işhanları ile burası, Ankara'nın en canlı merkezi olma özelliğini devam ettirmektedir.
2-Cebeci : Ankara'nın güney -doğu bölümünde uzanır. Batıda İncesu'ya, doğuda Tıp Fakültesi Hasta-hanesine, kuzeyde demiryoluna doğru genişlemiş olan bu semt, güneyde uzanan tepelere doğru hızla genişlemektedir. Burası, gittikçe yaygın bir durum alan apartmanları, son yıllarda daha da genişleyen caddeleri ve dükkânları ile ayrı bir şehir özelliğini kazanmağa başlamıştır. Bir ucu, Anafartalar Caddesi ile Ulus Meydanında bağlı olan ve demiryoluna paralel olarak geçen geniş Cebeci Caddesi, öbür ucu ile Atatürk Bulvarına ulaşır. Bu cadde üzerinde Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, Hukuk Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi sıralanır. Şehrin kenarına düşen bir yerinde de Tıp Fakültesi ile Ankara Hastanesi yer almıştır. Eski Ankara ile Cebeci semti arasında kalan geniş bölgede de Samanpazarı, Hamamönü ve Numune Hastanesine uzanan mahalleler yer almıştır.
3 -Yenişehir : Eski Ankara'nın güneyinde bulunmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ıssız bir bölge olan Yenişehir, kısa zamanda yapılan modern binaları ile, yeni Ankara'nın en önemli yerlerinden biri olmuştur, Ulus Meydanından güneye uzanan 6 kilometre uzunluğundaki geniş ve ağaçlıklı Atatürk Bulvarı, Yenişehir'in belkemiği olacak şekilde uzar. Atatürk Bulvarı'nın iki tarafında Ulus Meydanından başlayarak birçok mağazalar, bankalar, Büyük Postane, Genç Zafer Anıtı Gençlik Parkı, Büyük Tiyatro, Türk Hava Kurumu, Radyo Evi, Kız Enstitüsü, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi.,Etibank ,Sağlık Bakanlığı, Orduevi Danıştay, Kızılay Merkezi sıralanmıştır. Çankaya'ya kadar devam eden Atatürk Bulvarı, çeşitli geniş caddelerle şehrin her bölümüne birleşmektedir. Bu bulvar, yalnız Yenişehir'in değil, Ankara şehrinin de belkemiği durumundadır.
4 -Bahçelievler : Gar'ın güney -batısında serpilmiş bulunan bir ya da iki katlı, bahçe ortasındaki evlerin meydana getirdiği bir semttir. Son yıllarda Küçükevler, Tasarrufevleri, Emekevleri, Anıttepe çevresindeki evlerle ayrı bir şehir özelliğini taşımaktadır.
Gazi Eğitim Enstitüsü, Fen Fakültesi, Banknot Matbaası, Sanat ve Yapı Enstitüleri Öğretmen Okulu ve başka yüksek okullar bu bölgenin yapılan arasındadır.
5 -Yenimahalle : Ankara'nın kuzey - batısında bulunan ve son bir kaç yılda meydana gelen modern bir şehir özelliğini taşımaktadır, iki üç katlı ve birkaç tipli yeni yapılan ile-bu bölge, Ankara'nın en kalabalık bölgelerinden biri olmuştur.
6 -Kuzey mahalleleri: Bentderesi'nin kuzeyine düşen bir bölümdür.
Kayalık çıplak tepelerin dik yamaçlarında serpilmiş bulunan Atıfbey, Altındağ, Yenidoğan mahalleleri, bir ya da iki katlı, kerpiç duvarlı evlerden meydana gelmiştir. Buraları Ankara'nın nüfusunun dörtte birinden fazlasını barındırmaktadır.
Ankara, bu genel bölümlerinin dışında Etlik, Keçiören, Ziraat ve Veteriner Fakülteleri, Kalaba, Dikmen, Çankaya, Kavaklıdere Balkehriz Akdere, Topraklık, Mamak, Kayaş, Gazi Orman Çiftliği Etimesgut bölgeleri ile çok geniş bir şekilde çevrilmiş gibidir.
Ankara'nın yeni yapılarının artması ile modem bir şehir olması, Türkiye merkez olması ile beraber başlamıştır. Her yıl, biraz daha genişleyen ve gelişen durumu ile de Türkiye'nin en büyük ve modern şehirlerinden biri olmuştur.
Ankara'nın anıtları: Ankara'da, Cumhuriyet devrinde, başlıca şu anıtlar yapılmıştır: Cumhuriyet anıtı: Ankaradaki anıtların en büyüğüdür ve Ulus Meydanı'nda bulunur. Bu anıtta Atatürk, yüksek bir kaideye oturtulmuş bir at üzerinde, Başkomutan elbisesi iledir.
Heykelin üçgen şeklinde bulunan kaidesinin üç tarafında birer heykel vardır. Bunlardan biri, mermi taşıyan bir Türk kadınını, öbürü, düşmanı gözetleyen bir Türk askerini, üçüncüsü de cephede arkadaşlarına hücum emri veren bir çavuşu heykelleştirilmiştir. Kaidenin her yüzünde Kurtuluş Savaşı ile ilgili kabartmalar vardır. Atatürk Hey keli: Etnografya Müzesi önünde bulunmaktadır. Bu, heykelde Atatürk, asker kıyafetinde ve at üzerindedir. Yenişehir’de, Atatürk Bulvarı üzerinde, Çankaya’ya yönelmiş, ayakta, asker üniforması ile duran bir Atatürk heykeli daha vardır. Güven Anıtı: Kızılay ile Bakanlıklar arasında bulunan parkın içindedir. Bu anıtın Bakanlıklara bakan yüzünde Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Devrim arkadaşları ile birlikte görülmektedir. Kızılay'a bakan yüzünde iki ayrı heykel vardır. Bu heykelin kaidesinde Atatürk’ün “Türk, Öğün, Çalış, Güven” sözü bulunmaktadır. Bunların dışında, Ankara'nın çeşitli yerlerinde Atatürk'le ve başka kimselerle ilgili heykeller daha vardır.
ANKARA İLİ
İç Anadolu'nun kuzeybatısındadır. Konya'dan sonra Türkiye'nin en geniş topraklı ilidir. Merkezi, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetinin de merkezi o-l&n Ankara şehridir. Yüzölçümü 32.394 kilometrekare, nüfusu 1.316.423 tür.
Ankara, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin ve kollarının geçtiği engebeli bir yüzeydir. Ankara yaylası üzerinde kurulmuştur. Kuzeyden Çankırı, kuzeybatıdan Bolu, batıdan Bilecik, Eskişehir, güneyden Konya, güney-doğudan Kırşehir, Yozgat, Çorum ile sınırlıdır. Genel görünüş ve yüzey şekilleri bakımından geniş bir tarım bölgesidir. Topraklarında % 95 oranında tahıl ekimi yapılmaktadır. Kapladığı alan bakımından olduğu gibi, ilçe sayısının fazla oluşu ve köy sayısı bakımından da önde giden illerimizden biridir. İlçeleri şunlardır:
Ankara merkez ilçesi, Altındağ (merkezde), Ayaş, Balâ, Beypazarı, Çamlıdere, Çankaya (merkezde), Çubuk, Elmadağ, Güdül, Haymana, Kalecik, Keskin, Kırıkkale Kızılcahamam, Nallıhan, Delice, Koçhisar, Polatlı, Yenimahalle (merkezde), Sulakyurt. Bu ilçelere bağlı 1.226 köy vardır.
RİGA « Dünya Coğrafyası
Letonya' nın başşehri. Riga körfezi üzerinde kurulmuş bir liman şehridir. Nüfûsu 565.000 dir.
ANADOLU BEYLİKLERİ « Tarih
Anadolu Selçuklu Devletinin XIII. yüzyılın sonlarında kuvvetten düşerek yıkılması üzerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde kurulan küçük Türk beylikleridir. Bunlara eski kaynaklarda “Tavâif-i Mülûk” denir.
Sayıları yirmiyi geçen bu beylikler. XIII. yüzyıl sonundan XVI. yüzyılın başına kadar geçen süre içinde Anadolunun tarihî çehresini karakterize etmişlerdir.
XI. yüzyılda başlayan Selçuklu fetihleri, Anadolu'ya da yayılmış, bu bölgede Bizans İmparatorluğuna karşı uç beylikleri kurulmuştur. Sınırlarda devamlı çarpışmalar yapan bu beylikler, merkezi hükümetin kuvvetine göre, bağlılıklarını devam ettirmişlerdir. XIII. yüzyılın başlarında Alâaddin Keykubat I. zamanında merkezî devlet otoritesi, uç beylikleri üzerinde kendini kuvvetle hissetmiş olduğundan, bu beylikler, merkezî devlet idaresini tamamen kabul etmişlerdir. Fakat Alâaddin Keykubat I. in son zamanlarında uç beylikleri ile devlet merkezi arasındaki bu sıkı bağlılık gevşemiş, 1220 den sonra Moğol'ların saldırıları sonucu olarak da büsbütün bozulmuştur.
Bu durum, Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra daha da arttı. Çeşitli savaşlarda yararlıklar göstermiş olan kudretli şahsiyetler ya da gaziler, yaptıkları hizmetler karşılığında kendilerine verilmiş olan toprakları diledikleri gibi yönetmeğe başladılar.
Selçuklu Devleti'nden sonra Anadolu her ne kadar İlhanlıların bir yönetim bölümü halinde bulunmuşsa da, aslında beylikler, kendi yönetimleri ile kendileri ilgileniyorlardı. İlhanlılar, Anadoluda ki bu kargaşalıklara son vermek için, İlhanlı hükümdarı Mesut U. Timurtaş'ı, Anadolu eyaletine, genel vali olarak gönderdi.
Timurtaş, Anadolu'da düzeni sağladıktan sonra, kurulmuş olan Türk beylikleri ile mücadeleye başladı. Fakat, bir süre sonra, babasının İran'da Öldürülmesi üzerine Mısır'a kaçmak zorunda kaldı. Buralarının yönetimi işini de Ertana Bey'e bıraktı. Fakat, Ertana, gerekli düzeni kuramadı. İlhanlı Devletinin son bulması üzerine de, Türk beylikleri, tam olarak bağımsız kaldılar. Böylece, Türk tarihinin üçüncü büyük devresini meydana getiren “Anadolu beylikleri devri” başlamış oldu.
Beylikler, bu olaylardan sonra, şehirlerinin bayındırlığına önem vermişler, Anadolu dışındaki ülkelere de akınlar yapmağa başlamışlardır.
Fakat, Osmanlı beyliğinin yavaş yavaş kuvvetlenmesi, Anadolu'nun siyasî birliğinin sağlanması; mevcut beyliklerin teker teker de olsa ortadan kaldırılmasını gerektirmiştir. Çelebi Mehmet, Murat II. Fatih Mehmet ve Yavuz Selim zamanlarında beylikler, Osmanlı egemenliği altına sokulmuşlardır.
Böylece Anadolu'da beylik devri sona ermiş ve Anadolu, Osmanlı idaresinde siyasî birliğe kavuşmuştur.
Anadolu beylikleri, kuruluş tarihlerinin eskiliğine göre şunlardır: 1 - Menteşeoğulları beyliği, 2 -Karamanoğulları beyliği, 3 - Sahip Ataoğulları beyliği, 4 -Süleyman Pervaneoğulları beyliği, 5 -Hüsamettin Çobanoğulları beyliği, 6 -Germiyanoğulları beyliği, 7 -İnançoğulları beyliği, 8 -Eşref-oğulları beyliği, 9 -Osmanoğulları, 10 - Candaroğulları beyliği, 11 - Hamidoğulları beyliği, 12 - KarasioğuIIarı beyliği, 13 -Saruhanoğulları beyliği, 14 - Aydınoğulları beyliği, 15 - Ertana beyliği, 16- Dulkadiroğulları beyliği, 17 -Ramazanoğulları beyliği, 18 - Kadı Burhaneddin beyliği, 19 -İzmiroğlu beyliği, 20 - Alâiye beyliği.