ŞİRKET « Sanayi ve Ticaret
Herhangi bir ticari işlem yapabilmek için, birden çok kimsenin sermayelerini ve çalışmalarını, bazen yalnız sermayelerini birleştirmeleri sonucu meydana gelen birliklere verilen ad.
Ticaret hayatında yapılan işlemlerin çoğalması işlerin büyümesi, sermayenin de çoğaltılması gerekliliğini yaratmıştır.
Sermayenin yapılacak büyük işlerin istediği kadar arttırılmasına, çoklukla bir kişinin sermaye gücü yetmez. Bu sebeple, çeşitli büyük ticaret işlerinin yapılabilmesi için, sermaye yatırımında bulunacak kimselerin, bu sermayeleri ile aynı işe girişmeleri gerekmektedir. Bu, aynı zamanda, sermayeleri ile birlikte, çalışmaların da, bu ortaklığa katılması şeklinde de olabilir. Böylece, sermaye ve çalışma ortaklığı şeklinde beliren şirketlerle, büyük ölçüde işlerin yapılabilmesi imkânı sağlanmış olur.
Şirketler, özellikle XIX. yüzyıldan önemi de, günden güne artmaktadır. Bu gün, hemen bütün dünyada, çeşitli iş konularında başarıya ulaşabilmek, bu çeşit ortaklık halinde bir araya gelmiş iş adamları sayesinde mümkün olabilmektedir.
Şirketler, genel olarak, dört bölüme ayrılır :
1 - Anonim şirketler, 2 - Kolektif şirketler, 3 - Komandit şirketler, 4 - Limited şirketler.
1) - Anonim şirket : Sermayesi belirli ve eshama bölünmüş olan bir şirket tipidir. Ortaklardan her birinin sorumluluğu şirkete koyduğu sermaye tutarını geçemez. Gayet büyük sermayeye ihtiyaç gösteren ve bilhassa semeresini uzun seneler sonra verecek işler için bu tip şirket elverişlidir. Sermayedarlar birbirini tanımazlar. Çünkü şirketin hisse senetleri borsada satılır. Bu hisse senetleri şirketlerin öz sermayesini teşkil eder.
Anonim şirketleri üç kişiden kurulu idare meclisi idare eder. Ayrıca müdür vardır. îdare meclisi faaliyetlerinin neticesini sene sonunda genel kurula bildirir.
2) - Kolektif şirket : Ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu alacaklarına karşı belirli değildir. Yani bütün ortaklar borçlarından dolayı bütün malları ile sorumludurlar.
3) - Komandit şirket : Bu şirket tipinde iki çeşit ortak vardır. Ortaklardan bir kısmının şirket alacaklılarına karşı sorumluluğu, belirli bir sermaye ile sınırlı, diğer kısım ortakların sorumluluğu sınırsızdır. Belirli sorumlu ortaklara “Komanditer” derler ki bunların idare işlerinde rolleri azdır. Sorumluluğu sınırlı olan ortaklara da Komandite denir ve şirketin asıl idaresi bunlara aittir.
İNÖNÜ MEYDAN MUHAREBESİ ,(İkinci) « Tarih
Kurtuluş Savaşı'nda, Millî Mücadele ordusunun, Yunanlılara karşı kazandı ikinci muharebe.Birinci İnönü Meydan Muharebesi de yenilgilerinin acısını unutmayan bunu kazanacakları bir başarı ile yok etmek isteyen Yunanlılar, çok geçmeden yeni bir taarruz hazırlığına giriştiler.
Taarruzun amacı, Türk Ordusunun teşkilâtlanmasına vakit bırakmamak , ilk muharebede Eskişehir ve Kütahyayı almak, daha sonra Ankara üzerine yürümek ve Büyük Millet Meclisi Hükûmetini dağıtmak suretiyle Sevr Antlaşmasının hükümlerini yürürlüğe koymaktı. Yunan Genel Kurmayı, Ankara'nın zaptı halinde Türk Ordusunun bu şehrin doğusuna çekilerek bir savunma hattı teşkil edeceğine ihtimal vermemekte idi. Çünkü yol ve demiryolu şebekesi yoktu. Türk Ordusu yiyeceksiz ve cephanesiz kalacaktı. Dağılmaya veya teslim olmaya mahkûmdu.
Bu sıralarda Yunan Ordusunun kuvvetleri Bursa ve doğusunda, Uşak ve doğusunda, İzmit'te ve Gebze'de grupla dağılmıştı. Türk Kuvvetleri ise, Eskişehir'in kuzey batısında, Dumlupınar doğusunda ve Kocaeli cephesinde bulunuyordu. Yunanlılar 23 Mart 1921 de Bun ve Uşak batısında üstün kuvvetlerle Eskişehir ve Afyon istikametinde ileri harekete geçtiler. Bu kuvvetlerin miktarı 40.000 tüfek, 3.700 den fazla ağır ve hafif makineli tüfek, 144 top ve 1.200 kılıçtan (süvari) ibaretti. Buna karşı Türk kuvvetleri Eskişehir ve İnönü Bölgesinde İsmet Paşa Kumandasında 15.000 tüfek, 150 hafif ve ağır makineli tüfek, 900 kılıç ve 50 top ile Afyon ve batısında Refet Paşa kumandasında 9.000 tüfek, 64 makineli tüfek, 400 kılıç ve 51 top kadardı.
Bursa, Bilecik ve Pazar köy üzerinden ilerleyen Yunan kuvvetleri, 26 Mart akşamı, muharebeyi İnönü mevkilerinde kabul etmeye karar vermiş olan İsmet Paşa'nın batı cephesi birliklerinin sağ kanadı ile temas ettiler. Ertesi gün bütün cephe boyunca taarruza başladılar. Kuvvetlerimiz merkez ile sol kanadımızda bazı gerileme hareketleri yapmaya mecbur kaldılar. Bununla beraber erlerle subaylarımızın ve hattâ kumandanlarımızın omuz omuza çöküşmesi sayesinde mevziiler muhafaza edildi. 30 Mart'ta Yunanlılar, aldıkları takviye birlikleri ile yeniden taarruza geçtiler. Türk kuvvetlerinim sağ kanadı Ankara'dan gelen ve aralarında Muhafız Gücünün de bulunduğu takviye kuvvetleri ile düşman üzerine karşı taarruza geçince, Yunan taarruzu kesin olarak kırıldı. 30/31 Mart gecesi, Yunanlılar perişan bir şekilde geri çekilmeye başladılar. Şiddetle takip edildiler. Bu suretle ikinci İnönü zaferi de kuvvetçe üstün düşmana karşı az kuvvet, fakat üstün bir iman ve yüksek fedakârlıkla kazanılmış oldu. Muharebenin neticesini günlerden beri heyecanla bekleyen Türk umumî efkârı İnönü zaferini büyük törenlerle kutladı. Mustafa Kemal'in Batı cephesi kumandanına yazdığı tebrik telgrafında da dediği gibi İnönüde yalnız düşman değil, milletin ters dönmüş olan talihi de artık yenilmişti.
İnönü zaferi 8, Nisan'da kazanılan Aslıhanlar zaferi ile tamamlandı. Yunanlılar İnönüye taarruz ederken Uşak bölgesinde Afyonkarahisar istikametinde taarruza geçmişler 24 Mart'ta Dumlupınar'daki mevzilerimizi düşürerek 28 Mart'ta Afyonkarahisarı zapt etmişler ve Konya İstikametinde yürüyüşe geçmişlerdi. Fakat İnönü zaferi kazanıldıktan sonra Türk birlikleri Yunanlıların yar kuvvetlerini tehlikeye düşürünce, Yunar kuvvetleri Afyon'u boşalttılar ve geri çekilmeye başladılar. 8 Nisan'da Aslıhanlarda mağlûbiyetleri bu cephedeki durumun lehimize halledilmesine sebep oldu. Yunanlılar, Uşak'ta takviye aldıkları için Dumlupınar'ın alınmasından vazgeçilerek cephenin kuvvetlendirilmesiyle meşgul olunmaya başlandı (11 Nisan 1921).
CANSIZ VARLIKLAR « Genel Coğrafya
Doğma, büyüme, üreme ve ölme faaliyetlerini göstermeyen varlıklarla birlikte "tabiatı" meydana getirirler.
Cansız varlıkları teker teker sıralamak mümkün değildir. Çevremizde, günlük yaşayışımızda, dünyada, evren sisteminde bulunan Güneş, Ay Toprak, Su, Bulut, Ateş, Madenler v.s. cansız varlıkları meydana getirirler. Bunların hiç biri, yaşama olayı içinde besin alma, doğma, yetişme, büyüme ölme gibi, hayat faaliyetlerinde bulunmazlar. Fakat her birinin, canlı varlıkların yaşamasında faydaları vardır. Denebilir ki, cansız varlıklar olmadan, canlıların olmaları, yaşamaları, ölmeleri, mümkün değildir.
TAVAS « Türkiye Coğrafyası
Denizli iline bağlı bir ilçe, Yüzölçümü 2.072 kilometrekare, nüfusu 44.26 dir. İlçenin yüzeyi yer yer ormanlarla kaplı, dağlık alanlardan ibarettir. Tarım başlıca geçim kaynağıdır.Merkezi 8.047 nüfuslu Yarangüme kasabasıdır.
BİNET - SİMON TESTİ « Eğitim
Çeşitli kabiliyetleri ölçmek için kullanılan bir psikoloji metodu. İki Fransız pisikoloğu olan Binet ve Simon'un, Paris'te zekâ bakımından geri kalmış çocuklar üzerindeki araştırmaları sonucunda ortaya atılan bu testte, a - zekâ, b - hafıza, c - estelik duygu, d - günlük bilgi olmak üzere dört esas vardır.
Bu testte, değişmez bir takım esaslardan hareket edilerek zekâ rakamla ifade edilmektedir. Bu rakam da, sıfır ile 200 arasında değişik kıymetler almaktadır. Her çocuğun zekâsı, testte kazandığı rakamların toplamına eşittir. Böylece yapılan test sonucunda elde edilen rakamlar 0 ile 70 arasında olursa budala ve ahmak; 90 - 110 arasında olursa normal zekâ; 110 dan yukarı olursa üstün zekâ, dehâya yakın zekâ sonuçlarına varılmış olur.
KORKUTELİ « Türkiye Coğrafyası
Antalya İline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.461 kilometrekare, nüfusu 38.061 tür. Yüzeyi ormanlarla kaplı dağlık alanlardan ve çok verimli olan düzlüklerden ibarettir. Korkuteli'nin sulak, verimli ve geniş toprakları, bu ilçeyi Antalya ilinin tahıl ambarı durumuna getirmiştir.İlçe merkezi 5.701 nüfuslu Korkuteli kasabasıdır.