SİVAS KONGRESİ « Tarih
Kurtuluş Savaşı'nın başlama yıllarında (4 - 12 Eylül 1919) Sivas'ta, Erzurum kongresi'nin kararlarını daha genişletmek ,bütün ülkeye yaymak ,bütün memleketin birliğini sağlamak amaçları içinde toplanmış olan kongre.
Sivas Kongresi, Mustafa Kemal'in Amasya tamimi ile toplantıya çağrılmıştı. Bu kongresin önemi Erzurum'da verilmiş olan kararları bütün memlekete yayması bakımından büyüktü. İstanbul Hükümeti, Erzurum’da alman kararlardan sonra, Sivas'ta alınacak kararlar üzerine büyük sarsıntılar geçireceğini anlamış olduğundan, bu kongreye engel olmak istemiştir. Bu sebeple, Sivas valisine, Mustafa Kemal ve Rauf Bey'in tevkif edilmesi emri verilmiştir. Fakat, bu emir yerine getirilmemiş, Mustafa Kemal, 2 Eylül 1919 da Sivas'a gelmiş, Kongre Sivas lisesi salonlarında 4 Eylül günü başlamıştır.Kongreye 13 ilden 332 delege katılmıştır. Kongreye Mustafa Kemal başkan olarak seçilmiş 12 Eylülde toplantılar son bulmuştur. Sivas Kongresinde alınan kararlar, Kurtuluş Savaşı tarihinde büyük önem taşır.
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresinde, vatanın bütünlüğünü ve istiklâlinin sağlanması hususunda verilmiş olan kararları kabul ederek kendisine mal etti. Bundan başka Anadolu ve Rumeli'de kurulmuş olan bütün Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetlerini “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adını taşıyan bir tek cemiyet haline getirdi (7 Eylül). Bu cemiyet adına söz söylemeye ve iş görmeye yetkili olmak üzere bir de temsil heyeti seçti. Mustafa Kemal ve Rauf Bey de bu heyetin içinde bulunuyordu. Mustafa Kemal temsil heyeti reisi seçildi.Sivas Kongresi de, Erzurum Kongresi gibi, ihtilâlci karakter taşır. Cemiyetler Kanununa aykırı ve İstanbul Hükümetinin açık muhalefetine rağmen toplanmış, vazife ve memuriyetlerinden azledilmiş bulunduğu ve tevkif edilmesi için Dahiliye Nazırı tarafından emirler verilmiş olduğu halde Başkanlığına, Mustafa Kemal'i seçmişti. Bundan başka, Mondros Mütarekesinin Osmanlı Devletince kabul edilmiş olan uygulama şekillerini de reddetmiş ve yabancı işgallerine karşı milletin mukavemet edeceğini ilân etmişti. Ayrıca 20 ikinci Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşayı Batı Anadolu Umum Kuvay-i Milliye Komutanlığına tâyin etmişti. Millî mukavemeti sevk ve İdare edebilecek yetkiye sahip bir de temsil heyeti seçmişti.
MADEN DEVRİ « Tarih
Tarih öncesi devirlerden üçüncüsü, Maden Devri'dir. Cilâlı Taş Devrinden sonra gelen devirdir.Cilâlı Taş Devrinin sonlarına doğru, taşlardan yapılmış eşyaların yanında, madenlerden yapılmaya başlanmış eşyalar da bulunmuştur. Böylece insanlar buldukları bu yeni şeyden, çok sağlam, sert, taş gibi kırılmaz olan bu çok sağlam şeyden, yararlanma yolunu bulmuşlar, böylece tarih öncesi devirlerin üçüncüsü olan Maden Devri başlamıştır.
İlk insanların kullandıkları madenler, bakır, altın ve gümüştür. Fakat, bakır, daha kolaylıkla istenilen şekle girebildiği için, yapılan aletler, önceleri hep bakırdan olmuştur. Bu sebeple, maden devrinin ilk bölümünü Bakır Devri alır. Bundan sonra kalay da bulunmuş bakırla karıştırılarak, bakırdan daha sert bir maden elde edilmiştir. Bununla Tunç Devri başlamıştır. İlk insanlar, bu yeni madenle, ok uçları, kılıçlar, baltalar ve çeşitli kaplar yapmışlardır. İlk insanlar, daha sonraları, günümüzde bile büyük önem taşıyan demiri bulmuşlar, böylece maden devrinin üçüncü bölümü olan Demir Devri başlamıştır. Demir, öbür madenlerden daha kolay işlendiği için, en çok kullanılan maden olmuştur. İnsanlar, demirden elde ettikleri çeşitli aletleri daha da çoğaltmışlardır.
Maden devri (bakır devri, tunç devri, demir devri olmak üzere üçe ayrılır); ilk insanların, medeniyet alanında ilerlemeye başladıkları devri gösterir. Bu devirler, bütün dünyadaki insanlar arasında aynı zamanlarda başlamamıştır. Bazı yerlerdeki ilk insanlar, bu arada Orta Asya'da yaşayan milletler, maden devri gibi ileri bir medeniyet devrini yaşarken, başka yerler de yaşayan ilk insanlar da, Yontma Taş Devrini ya da Cilâlı Taş Devrini yaşamışlardır.Maden Devrinin sonlarına doğru yazı da bulunmuştur. Böylece, Maden Devrinin sonlarına doğru, Tarih Devri başlamıştır.
BİBER « Bitkiler
Patlıcangillerden bir çeşit bitki. Avrupa, Afrika ve Asya'da, Amerika'nın keşfinden sonra yayılan bu bitki sıcak yerlerde iyi yetişir. Meyveleri hem taze yeşil, hem de kurutularak, konserve halinde yenebilir. Sivri biber, dolmalık biber, domates biberi gibi çeşitleri vardır. Kırmızı olan bir çeşidi de kurutulduktan sonra öğütülerek toz kırmızı biber şeklinde baharat halinde kullanılır.
Memleketimizde oldukça geniş ölçüde kullanılan ve boyu bazen 6 metreye kadar ulaşan bu bitki yaz aylarında en çok yenen sebzelerden biridir.
MEDİNE « Dünya Coğrafyası
Suudî Arabistan'ın Hicaz'da bulunan bir şehri. Nüfusu 50.000 dir. İslâm dünyasının Mekke'den sonra en kutsal şehridir. Asıl adı “Yesrib” iken, Peygamber Muhammed'in, Mekke'den buraya hicret etmesinden sonra Peygamber'in Şehri anlamına “Medine tün Nebiû” adını almış, Medine de bu addan kısalmıştır. Şehrin ortasına yakın yerinde Peygamberin kabri ve mescidi bulunmaktadır.
ÇARŞAMBA « Türkiye Coğrafyası
Samsun iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümlü 1.356 kilometrekare, nüfusu 111.652 dir. Yüzeyi, güneyde ormanlarla kaplı dik meyilli dağlardan, kuzeyde kıyıya yakın bataklıklar halinde geniş bir ovadan ibarettir. Halkı tahıl ekimi, hayvancılık ve orman ürünleriyle geçinmektedir.Merkezi olan Çarşamba kasabası, 14.776 nüfuslu bir kasabadır.
GRAFOLOJİ « Bilim ve Sanat
El yazısından yazarın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen çalışma, yazı bilgisi. 1622 yılında Baldo adlı bir İtalyan tarafından çalışarak meydana getirilmiştir. XIX. Yüzyıldan itibaren de Langenibruch, Michon, Preper gibi bazı ruhbilimciler tarafından bir bilim kolu haline getirilmeğe çalışılmıştır. Grafoloji ile yazının şekline, ahengine, çabuk yazılıp yazılmadığına, incelik ve kalınlığına, gerginlik yönüne bakmak suretiyle yazan hakkında oldukça kesin hükümler verilmektedir. Yapılan deneylere göre eğri çizgiler yazanın sessiz ve yumuşak tabiatlı birisi olduğunu gösterir; dört köşeli yazılar kudret, dayanma, inat ve ısrarı gösterir.