AMELİYAT « Sağlık
Hasta bir kimseye, operatör tarafından yapılan müdahale. Herhangi bir hastalıkta, hasta olan organın bir kısmının veya tamamının alınması, bir kemik kırığının düzeltilmesi gibi hallerde ameliyata başvurulur.
Bir ameliyatta hastanın, operatörün ameliyathanemin dikkat edilmesi gereken özellikleri vardır.
Hasta için, ameliyat öncesinin ve sonrasının 'önemi çok büyüktür. Ameliyattan önce, hastanın maneviyatını yükseltmek, vücudu kuvvetlendirmek gerekir. Böylelikle ameliyat için en müsait-zaman seçilir ve hasta, ameliyat olmak üzere ameliyat salonuna alınır.
Hastanın ameliyat olacağı bölgesinin temiz olması dikkat edilmesi gereken hususların başında gelir. Burasının alkolle ve başka ilâçlarla mikroplardan temizlenmesi (steril olması), gerekir. Aynı zamanda hastanın yapılacak ameliyatı duymaması için, anestezi yapılır, yani hasta uyutularak hiçbir şey duymayacak hale getirilir.
Operatörün ve yardımcılarının, ameliyata başlamadan dikkat edecekleri hususlar arasında, ameliyat yeri ile temas edebilecek yerlerinin mikroplardan temizlenmesi, en başta gelir. Operatör ve yardımcıları, ellerini özel şekilde yıkarlar, steril olarak gömlek ve takke giyerler ,maske takarlar ve ellerine steril olan eldivenler geçirirler. Ameliyat, odasında hizmet eden hastabakıcıların da steril gömlek giymeleri ve maske takmaları gerekmektedir.
Ameliyat odasının da, ameliyattın kolay ve temiz olmasını gerektirecek özellikte olması lâzımdır. Ameliyat bölgesine yandan ve tavandan gelecek ışık operatörlerin gölgesini yok edecek özel şekilde olmalıdır. Ameliyat salonunun çabuk ısınacak ve çabuk temizlenecek, toz kalkmayacak bir durumda olması, ameliyat masasının rahatça ve kolaylıkla istenen âletleri verebilecek durumda olması, dikkat edilmesi gereken hususlardandır.
DÜZLEM AYNALAR « Fizik
Yansıtıcı yüzeyleri düzlem olan aynalara verilen ad. Düz aynaların verdikleri görüntüler, cisimlerin aynı büyüklüktedir. Fakat, ters zahiri bir görüntü verirler.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI « Devlet
Memleketin iç idaresini düzenleyen Bakanlığa İçişleri Bakanlığı denir.
Nasıl, dışardan gelecek her türlü tehlikeye karşı, vatanımızın bütünlüğünü, bağımsızlığımızı korumak, devletin görevi ise, yurt içinde de herkesin canını malını, namusunu korumak, her vatandaşın, güven ve emniyet içinde çalışma ve yaşamalarını sağlamak da devletin görevidir. İşte, hırsızlık, eşkıyalık, uygunsuz ve kanuna aykırı her türlü davranış, vatan ve milletimiz için tehlike doğurabilecek her türlü harekete karşı gelmek, bunları yapanları, kanunlar karşısında cezalarını görmeleri için savcılara teslim etmek gibi görevler, içişleri Bakanlığının başlıca görevleridir.
İçişleri Bakanlığı, bu görevini yapabilmek için, güven ve emniyetin sağlanması için, bütün yurtta bir idare teşkilâtı kurmuştur.
Türkiye, idare teşkilâtı bakımından İçişleri Bakanlığına bağlı olan bir takım bölümlere ayrılmıştır. Bunlar da, İl, İlçe, Bucak ve köydür. Türkiye'de 67 il vardır. Her ilin başında, en yüksek devlet memuru olarak, İçişleri Bakanlığına bağlı olan bir Vali bulunur. Valiler, il içindeki bütün devlet işlerini görürler. Bu bakımdan, bütün bakanlıkları temsil ederler. İlçelerin başında da Kaymakam bulunur. Bucaklarda İçişleri Bakanlığının memuru olan Bucak Müdürü bulunur. Bura görev bakımından Kaymakam a bağlıdır. Köylerde de, çeşitli köy işlerini görmekle görevli olan Muhtar vardır.
Muhtarlar da, Bucak müdürlerinin emrindedir.
Bütün bu teşkilâtın başında da, Bakanlar Kurulunun üyesi olan İçişleri Bakanı bulunur. Görevleri
İçişleri Bakanlığının başlıca görevleri şunlardır :
1 - Her vatandaşın canını, malını, ve namusunu korumak,
2 - Doğum, ölüm, nüfus işlerini düzenlemek.
3 - İl, ilçe, bucak ve köylerdeki idare işlerini düzenlemek.
4 - İl, ilçe ve bucaklardaki belediye işlerini kontrol etmek.
5 - Yapılan seçimlerin, tarafsızlık ve emniyet içinde yapılmasını sağlamak.
6 - Kanun karşısında suç işleyenleri savcılara teslim etmek,
İçişleri Bakanlığında, il, ilçe, bucak teşkilâtından ayrı olarak ve başka Bakanlıklarda bulunan, dairelerden başka, önemli iki kuruluş daha vardır: 1 - Emniyet Genel Müdürlüğü, 2 - Jandarma Genel Komutanlığı,
Emniyet Genel Müdürlüğü: Emnliyet işleri ile görevli bir genel müdürlüktür. Bütün yurttaki polis teşkilâtı bu genel müdürlüğe bağlıdır. İllerde Emniyet müdürü, İlçe ve bucaklarda emniyet âmiri bulunur, Bunlara bağlı komiser ve polisler görevini yerine getirir. Suç işlenmesine engel olmak, suç işleyenleri yakalamak, delilleri toplamak ve bunları savcılara teslim etmek, bu teşkilâtın görevidir.
Jandarma Genel Komutanlığı: Yurtta güven ve emniyeti sağlayan bir teşkilâttır. Şehir ve kasabalarda polisin yaptığı işleri, bucak ve köylerde, yollarda, dağlarda yapar. Bir ordu gibidir. Askere alınan ve “Jandarma” sınıfına yazılan erlerden ve bunları yöneten subay ve astubaylardan meydana gelmiştir. Komutanlığın başında bir general bulunur.
AKADEMİ « Eğitim
Üyeleri seçilme suretiyle tâyin edilen edebiyat, ilim, fen ve sanat kurumlarına verilen ad.
Akademi kelimesi, eski Atina şehrinin batısında bulunan ağaçlık bir yerin adı idi. Yunan filozofu Eflâtun (Platon), buraya her gün gelerek öğrencilerine ders verir, tartışmalarda bulunurmuş. Bu sebeple, bu türlü dersler verilen yerlere Akademi dendiği gibi, Edebiyatla ilgili kurumlara da aynı ad verilmiştir.
Orta Çağda bazı Avrupa memleketlerinde Akademiler kurulmuş olmakla, beraber, bunların en ünlüsü Fransız Akademisidir (Academie Française).
Louis XIII. devrinde başbakan olan Kichelieu tarafından 1635 yılında kurulmuştur. Richelieu, bu Akademiyi yabancı kelimelerin ve yanlış deyimlerin etkisi altında bulunan Fransız dilini düzeltmek amacı ile kurmuştu. Bu Akademi, bu sebeple 1694 ve 1878 yıllarında iki sözlük meydana getirmiştir. Bundan başka Almanya'da 1700 yılında kurulan Berlin İlim Akademisi, Belçika'da 1772 yılında kurulan Kraliyet Akademisi, İngiltere'de 1901 yılında kurulan İngiliz Akademisi Avrupa'nın en ünlü olan Akademileridir. Bizde, Akademiye benzeyen ilk kurum, 1850 yılında kurulan Encümen-i Dâniş adlı müessesedir.
Büyük Reşit Paşa tarafından ve Tanzimat'ın ilânından sonra kurulan bu müessese, çeşitli bilim dallarındaki fakülteleri içine alarak kurulmaya başlayan üniversitemizde okutulacak kitapların yazılmasına ve dilimizin gelişmesine hizmet edecekti. Encümen'in dahilî ve haricî olmak üzere iki türlü üyesi vardır. Dahilî üyeler (aslî üye) kırk kişi idi. Zamanının ünlü ve bilgin kişilerinin üye olduğu Encümen-i Dâniş, ilk zamanlarda birtakım faaliyetlerde bulunmuşsa da, sonraları medrese taraftarlarının ağır basması üzerine ihmal edilmiş ve iş göremez hale getirilmiştir.
DEĞER ÖLÇÜLERİ « Sanayi ve Ticaret
Alınan ve satılan şeylerin değerin ölçmek için kullanılan ölçülere değer ölçütleri denir. Bugün biz, aldığımız ve sattığımız her şeyin değerini para ile ölçeriz. Aldığımız bir ekmeğin, bir elbisenin, bir çantanın, bir ayakkabının de geri ,kaça alınıp satılabileceği hep para ile ölçülür.
Para, topluluk halinde yaşayan insanların.alışverişlerde kullanabilmek için ortaya çıkardıkları önemli bir buluş tur. ilkel insanlar yaptıkları çeşit alışverişler sırasında, değer ölçüsü olara! para yerine, çok başka şeyler kullanmışlardır. önceleri, alınacak herhangi bir mala karşılık, başka bir mal verme: şekli ile alışverişler yapılmıştır. Zamanla bu zor işlem şeklini değiş tirmiş, alışverişlerde, alınan ve satılan mallar için ya da çeşitli emanetler için, kıymetli madenler ve taşlar ,değer ölçüsü olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çok sonraları da, alış ve rişler içim kullanılan bu değer ölçüleri, belli oranlar ve ağırlıklar kazanmağa başlamış ve böylece maden paralar ortaya çıkmıştır. Bu maden paralar da, bu paralar için belli değerler tanıyan hükümetler ve hükümdarlar tarafından, çeşitli şekillerde ve biçimlerde çıkarılmış, bunların üzerine o devletin ya da o hükümdarın bir işareti ya da resmi konmuştur.
Altın, gümüş, nikel, bakır, bronz gibi değerli madenlerden yapılan paralar, zamanla başka bir değişikliğe daha uğramıştır. Çok yüksek değerler için kullanılması gerekli olan maden paraların taşınmasında ve kullanılmasında büyük güçlükler ortaya çıktığından, bunların yerine, özel olarak basılan, çeşitli değerler verilebilen kâğıt paralar kullanılmağa başlanmıştır.
Böylece çok yüksek değerler taşıyabilen ve çok az yer kaplayan kâğıt paralar kullanılır olmuştur.
Kâğıt paraların bastırılması ve bunlara belli değerlerin verilmesi, hükümetlerin yetkileri arasındadır. Hükümetler, kullanılmak üzere bastırdıkları kâğıt paraların altın ya da gümüş madenlerinden olan karşılıklarını devlet bankalarınca ya da devlet hazinelerinde depo ederler ve bunların kargılığı tutarında olan ye çeşitli değerler verilen kâğıt paraları, alışverişlerde kullanılmak üzere piyasaya çıkarırlar.
Türkiye'de para basmak, paralara değer vermek ödevi, bir hükümet bankası olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasındadır. Merkez Bankasında, aynı zamanda, bu kâğıt paraların karşılığı olan altın ve gümüş madenleri, depo edilerek saklanmaktadır. Değer ölçüsü birimi
Bizim kullandığımız değer ölçüsü olan para birimi liradır. Lira, yazılarda kısaltılmış olarak (L) harfiyle gösterilir. Değer ölçüsü birimi, her ülkede değişik adlar alır. örnek olarak, ingilizlerin kurdukları değer ölçüsü birimi Sterling, Amerika Birleşik Devletlerinin dolar, Fransızların Frank, Almanların Marktır.
Kullanmakta olduğumuz değer ölçüsü birimi olan liranın yüzde biri kıymetindeki bölümüne kuruş denir. Bu duruma göre, bir lira, yüz kuruştur. Kuruş yazılarda kısaltılmış olarak (kş) harfleriyle gösterilir. Bir kuruşa aynı zamanda kırk para de denir.
Bir kuruşun yüzde birine de saatim denir. Bu duruma göre, bir kuruşta yüz santim vardır.
MEKTUP « Edebiyat
Bir amacı bildirmek için, kişilerin birbirlerine gönderdikleri yazılar. Bu maksatların çoğu zaman iki kişiyi ilgilendiren bir özel durum taşıması, mektupların en önemli özelliğidir. Bu çeşit mektuplardan başka, sanat, bilim adamlarının mektupları, onların düşünce, duygu ve hayatlarının aydınlanmasına yaradığı ve yaşadıkları devir hakkında bilgi alabilmemizi sağladığı için, önemli vesikalar özeliğini taşırlar.
Hitap edilen kimselere posta ile ve kapalı bir zarf içinde gönderilmeyip gazete ya da dergilerde yayınlanan mektup tarzında yazılmış yazılara “açık mektup” adı verilir.