KARESİ BEYLİĞİ « Tarih
Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulmuş beyliklerden biri. Başkentleri Balıkesir ili idi. Beyliği, Danişment Gazioğullarından Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey kurmuştur. Karesi Beyliği 1341 yılında Osmanlıların eline geçmiştir.
KASIMPATI « Bitkiler
Bileşikgillerden bir süs bitkisi Çiçekleri iri, katmerli ve türlü renkte olur. Sonbahardan kış ortasına kadar açar. Pek çok çeşitleri vardır. Kokusu yoksa da çiçeklerinin güzelliği bakımından ihtişamlıdır.
ASUR DEVLETİ « Tarih
M.Ö. III. binyıldan M.Ö. 612 yılına kadar ilkin Asur şehrinde, sonraları Mezopotamya, Şam, Suriye ve Mısır'da hüküm sürmüş devlet. Asurlular eski dünyanın en kuvvetli imparatorluklarından birini kurmuşlar, en büyük medeniyetlerden birini yaratmışlardır. Sami asıllıdırlar. Asur tarihi Eski Orta ve Yeni Asur çağı olmak üzere üç bölümde incelenir.
Eski Asur çağının ilk temsilcileri gü neye bağlı beylerdir.
Eski Asur çağı, M.Ö. 2100 -1800 yıllarını kaplar. Bu çağda İlusuma (M.Ö. 2000) bağımsız bir devlet kurmuştur. İl-suma'dan sonra gelen İrisum ve İlkunum Asur'un bağımsızlığını kuvvetlendirmişler ve memleketi imâr etmişlerdir. Sargon I. devletin sınırlarını doğuya doğru çok genişletmiş ve Anadolu ile ticarî münasebetler kurulmuştur.
Asur Orta çağı'nda Asurlular gerek siyasî, gerekse kültürel bakımından değişik bir hüviyette ortaya çıkarlar. M.Ö. 1400 - 1350 yıllarında kıral Asur-u ballit Asur'u büyük bir devlet haline getirmiş kendisinden sonra gelen Ahadnarari I, Salmanassar I, Nimurta I, zamanlarında Asur devleti gittikçe zayıflayan Babil ve Hitit devletlerinin zararına olarak yükselişine devam etmiştir. Araya giren kısa bir durgunluk döneminde Babil ile Asur arasında uzun mücadeleler olmuş ve Asurlular kısa bir zaman için Babillere vergi vermek zorunda kalmışlardır. Fakat Tiglatpileser (117-1090) zamanında tekrar büyük bir devlet haline gelmişlerdir. Bu zamanda Asur devleti, batıda Akdeniz’e kuzeyde Karadeniz’e kadar ulaşmıştır.
Yeni Asur çağında (M.Ö. 900 tarihlerinden sonra) başa gelen krallar birkaç ayrıklık ve kısa aralıklar dışında, daima savaş ve fetihlerle uğraşmışlar, Asur İmparatorluğu'nun sınırlarını genişletmişlerdir. Tiglatpileser III, (745 - 727), Sargon II, (722-705) zamanlarında Asur tarihinin en yüksek devri açılır. Sargor II. İsrail devletini kesin olarak yıkmış Van'a kadar bütün Urartu'yu istilâ etmiş Basra körfezine ulaşmış; böylece Asu
devletinin sınırlarını bugünkü Bahreyn adalarından Kıbrısa kadar uzatmıştır.Fakat Sargon II. den sonra gelen
krallar, yer yer başarılı seferlerde bulunmuşlarsa da, Asur devleti eski kudretini kaybetmiştir. Med kiralı Kayaksî
idaresinde birleşen Babil ile diğer yenilmiş milletler Asur devletine saldırmışlar, Büyük Asur İmparatorluğuna son vermişlerdir. (M.Ö. 612)
Asurlular, aşırı savaşçılıklarının yanında büyük bir medeniyet meydana getirmişlerdir. Kuvvetli bir hükümet teşkilâtı kurmuşlar tek tanrı fikrini benimsemeye başlamışlar, çivi yazısını kullanmışlar, sanat, edebiyat, mimarlık ve hukuk alanlarında bir çok eserler yaratmışladır. Asurluların sanatlarında Sümer Hitit sanatlarının izleri açıkça görülür de, Asur sanatındaki doğruluk, gerçek bağlılık, nispetlerde ve çaptaki ululular, bu sanatı, öbür sanatlardan ayırır.
SANCAK « Devlet
Askerî bir topluluğun başında gezdirdiği, yazı işlemeli ve kenarları saçaklı bayrak.
Osmanlılarda çeşitli renklerde sancaklar kullanılmıştır. Bunlar, genel olarak beyaz, kırmızı, yeşil ya da sarı renkte ipekten yapılmıştır. Üzerlerine sırma ile âyetler işlenmiştir. İlk Osmanlı sancağı “beyaz” dır. Selçuk Sultanının Osman Gazi'ye gönderdiği bu bağımsızlık sancağı “ak sancak” adı ile anılır. Osman Bey zamanında Yavuz Sultan Selim'e kadar kırmızı renkli sancak, savaş sancağı olarak kullanılmıştır. Daha sonraları, yeşil renkli sancaklar, padişahlar tarafından savaş sancakları olarak kullanılmıştır. Osmanlı sultanlarının bu savaş sancaklarından başka, Yeniçeri ocak ve ortalarının da ayrı ayrı sancakları vardı. Bunlar değişik renklerde (yarısı kırmızı, işlemeli) olurdu.
Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra, Türk Ordusunda kullanılan sancaklar değişmiş, çeşitli askeri topluluklara, özellikle alaylara sancak verilmesi yoluna gidilmiştir.
Sancak-ı şerif : Peygamber Muhammet zamanındaki savaşlarda kullanılmış olan ve Emanet-ı Şerife (Kutsal Emanetler) arasında Topkapı Sarayında saklanan bayrak. İslâm’da ilk sancak Hicretin birinci yılında kullanılmaya başlanmıştır. “Ukab” adını taşıyan bu sancak Mısır Kölemen beylerinden biri taralından Yavuz Sultan Selim'e gönderilmiştir. Sancak eskiyip dağılmaya yüz tutunca üç yeni sancak yapılarak bunlara “Ukab” dan ikişer üçer parça' konmuştur. Padişahlar ve onlar sefere gitmediklerinde sadrazamla birlikte Sancak-ı şerif de sefere götürülürdü. Sancak-ı şerif padişahla birlikte ilk defa 1597 de Eğri seferine götürülmüştür.
İstanbul'daki ayaklanmaları bastırmak için de Sancak-ı şerifin çıkarıldığı zamanlar olmuştur.
İSKETE « Hayvanlar
Kafeslerde de beslenilebilen, serçe büyüklüğünde bir kuş. Ormanlarda, bağlık ve bahçelik yerlerde, bahçelerde yaşar. Tüyleri kurşunitırak mavi, sarı, siyah karışımı bir renktedir. Çok kavgacı bir kuştur, bulduğu her böceği, kurtçuğu
yer. Zararlı böcekleri yediği için tanır, büyük faydası dokunur. Birçok çeşitleri vardır. Güney Amerika'dan başka dünyanın hemen her yerinde bulunur.
TENKİD « Edebiyat
Bir sanat ya da fikir eserinin özünü veyahut yapılışını anlatan, onun değer ve değersiz taraflarını, toplumun fikir ve sanat gelişimindeki yerini örnekler ve vesikalarla belirten yazılara verilen ad.
Tenkidci, incelediği eser karşısında bir bilim adamı gibi büsbütün tarafsız kalamaz; vesikaları ve devrin genel kanaatini göz önünde bulundurmakla beraber, eserin güzel, çirkin, doğru, yanlış taraflarını kendi görüşüne göre belirtir. Tenkidci, yazısına kendi kişisel duygu düşüncelerini de kattığı için, tenkid yazları başlı başına bir fikir ve sanat eseri değerini kazanır.
Tenkid Batı edebiyatında çok gelişmiş bir edebiyat türüdür. En ünlü tenkidciler, Fransız edebiyatında Bolea Sainte Beuve, Taine'dir.
Türk edebiyatında tenkid türünde eserler Tanzimat'tan sonra yazılmaya başlanmıştır. Bu yolda yazanların başlıcaları, Tanzimat edebiyatında Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem. X yüzyıl edebiyatında Nurullah Ataç'tır.