Nedir

FATİHA « Din

Kuran'ın birinci süresidir. Her ibadette okunur. Namazın her rekâtının başında, ölmüşleri anarken, ölünün ardından ya da mezarı başında okunur. Her Müslüman, Tanrısından kendisine yardımcı olmasını dilerken de fatiha okur.

Fatiha okumak. Tanrının ululuğunu söylemek. Tanrıya şükretmek, Tanrıyı övmektir.

Fatiha yedi ayettir Arapça okunuşu şöyledir :

“Elhamdü lilîâhi Rabbilâlemin Bisbillahirahmânirrahim Mâliki yevmiddin. İyya-ke na'büdü ve iyyake nestain. İhdinassi-ratınmüstakîm. Sıratellezine enamte aleyhim gayrilmağdubi aleyhim veleddâl lin, Âmin.” Anlamı şudur :

“Hamd; esirgeyen, bağışlayan din gününün sahibi, alemlerin Rabbi Allaha mahsustur. Sade sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola, iyiliğine erenlerin gazabına uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir.”

DURAĞAN « Türkiye Coğrafyası

Sinop iline bağlı bir üçe. Yüzölçümü 1.100 kilometrekare, nüfusu 23.150 dir. Yüzeyi çoklukla ormanlarla kaplı dik meyilli dağ yamaçlarından ibarettir. İlçe halkı tarla ekimi, orman ürünleri ve hayvancılıkla geçinmektedir.İlçenin merkezi 722 nüfuslu Durağan kasabasıdır.

ARCHİMEDES PRENSİBİ « Fizik

Herhangi bir sıvı ya da gaz içinde bulunan bir cismin yer çekimi kuvvetinin ters yönünde, yani aşağıdan yukarı doğru bir kuvvetle itildiğini belirten ve hidrostatiği İlgilendiren prensip. Arşimed'in bu itme kuvveti hakkındaki ifadesi şudur: Bir sıvı ya da gaz içine batırılan katı bir cismin, batan kısmının hacmi kadar sıvının ya da gazın ağırlığına eşit bir kuvvetle aşağıdan yukarı doğru itilir. Suya daldırılan cisimlerin ağırlıklarının azalmış gibi görünmesi bu cisimleri yukarı iten kuvvetsin yer çekimi ile ters yönde oluşundan ileri gelmektedir. Cisimlerin hacmini hesaplama işinde faydalanılan bu prensibe göre, bir sıvıda yüzmekte olan bir cismin ağırlığı, o cismin sıvıya dalan kısmının hacmi ile sıvının özgül ağırlığı çarpımına eşittir.

Gazlarda özgül ağırlık küçük olduğu için, cisimleri yukarı doğru iten kuvvet de küçüktür. Bu bakımdan bu prensip daha çok sıvılar için uygulanır.

ANADOLU BEYLİKLERİ « Tarih

Anadolu Selçuklu Devletinin XIII. yüzyılın sonlarında kuvvetten düşerek yıkılması üzerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde kurulan küçük Türk beylikleridir. Bunlara eski kaynaklarda “Tavâif-i Mülûk” denir.

Sayıları yirmiyi geçen bu beylikler. XIII. yüzyıl sonundan XVI. yüzyılın başına kadar geçen süre içinde Anadolunun tarihî çehresini karakterize etmişlerdir.

XI. yüzyılda başlayan Selçuklu fetihleri, Anadolu'ya da yayılmış, bu bölgede Bizans İmparatorluğuna karşı uç beylikleri kurulmuştur. Sınırlarda devamlı çarpışmalar yapan bu beylikler, merkezi hükümetin kuvvetine göre, bağlılıklarını devam ettirmişlerdir. XIII. yüzyılın başlarında Alâaddin Keykubat I. zamanında merkezî devlet otoritesi, uç beylikleri üzerinde kendini kuvvetle hissetmiş olduğundan, bu beylikler, merkezî devlet idaresini tamamen kabul etmişlerdir. Fakat Alâaddin Keykubat I. in son zamanlarında uç beylikleri ile devlet merkezi arasındaki bu sıkı bağlılık gevşemiş, 1220 den sonra Moğol'ların saldırıları sonucu olarak da büsbütün bozulmuştur.

Bu durum, Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra daha da arttı. Çeşitli savaşlarda yararlıklar göstermiş olan kudretli şahsiyetler ya da gaziler, yaptıkları hizmetler karşılığında kendilerine verilmiş olan toprakları diledikleri gibi yönetmeğe başladılar.

Selçuklu Devleti'nden sonra Anadolu her ne kadar İlhanlıların bir yönetim bölümü halinde bulunmuşsa da, aslında beylikler, kendi yönetimleri ile kendileri ilgileniyorlardı. İlhanlılar, Anadoluda ki bu kargaşalıklara son vermek için, İlhanlı hükümdarı Mesut U. Timurtaş'ı, Anadolu eyaletine, genel vali olarak gönderdi.

Timurtaş, Anadolu'da düzeni sağladıktan sonra, kurulmuş olan Türk beylikleri ile mücadeleye başladı. Fakat, bir süre sonra, babasının İran'da Öldürülmesi üzerine Mısır'a kaçmak zorunda kaldı. Buralarının yönetimi işini de Ertana Bey'e bıraktı. Fakat, Ertana, gerekli düzeni kuramadı. İlhanlı Devletinin son bulması üzerine de, Türk beylikleri, tam olarak bağımsız kaldılar. Böylece, Türk tarihinin üçüncü büyük devresini meydana getiren “Anadolu beylikleri devri” başlamış oldu.

Beylikler, bu olaylardan sonra, şehirlerinin bayındırlığına önem vermişler, Anadolu dışındaki ülkelere de akınlar yapmağa başlamışlardır.

Fakat, Osmanlı beyliğinin yavaş yavaş kuvvetlenmesi, Anadolu'nun siyasî birliğinin sağlanması; mevcut beyliklerin teker teker de olsa ortadan kaldırılmasını gerektirmiştir. Çelebi Mehmet, Murat II. Fatih Mehmet ve Yavuz Selim zamanlarında beylikler, Osmanlı egemenliği altına sokulmuşlardır.

Böylece Anadolu'da beylik devri sona ermiş ve Anadolu, Osmanlı idaresinde siyasî birliğe kavuşmuştur.

Anadolu beylikleri, kuruluş tarihlerinin eskiliğine göre şunlardır: 1 - Menteşeoğulları beyliği, 2 -Karamanoğulları beyliği, 3 - Sahip Ataoğulları beyliği, 4 -Süleyman Pervaneoğulları beyliği, 5 -Hüsamettin Çobanoğulları beyliği, 6 -Germiyanoğulları beyliği, 7 -İnançoğulları beyliği, 8 -Eşref-oğulları beyliği, 9 -Osmanoğulları, 10 - Candaroğulları beyliği, 11 - Hamidoğulları beyliği, 12 - KarasioğuIIarı beyliği, 13 -Saruhanoğulları beyliği, 14 - Aydınoğulları beyliği, 15 - Ertana beyliği, 16- Dulkadiroğulları beyliği, 17 -Ramazanoğulları beyliği, 18 - Kadı Burhaneddin beyliği, 19 -İzmiroğlu beyliği, 20 - Alâiye beyliği.

BAHAMA ADALARI « Dünya Coğrafyası

Kuzey Amerika'nın Florida yarımadası ile Antillerin doğusunda uzanan adalar. Bütün adaların yüzölçümü 11.400 kilometrekare, nüfusu 143.000 dur. Hepsi de büyük Britanya İmparatorluğuna bağlı olan bu adaların sayısı pek çoktur ve ancak 29 unda yerleşilmiştir. 66 sı küçük mercan adaları ve 2.400 kadarı da mercan yığınlarından ibarettir.

Bahama Adaları bitki bakımından çok zengindir. Büyük adalarda ormanlar vardır. İklim, meyve ve sebze yetiştirmeye elverişlidir. Buralarda yaşayan hayvanların başında kuşlar gelir; 200'den fazla cins kuş yaşadığı tespit edilmiştir. Ancak, Bahama Adaları başka hayvan çeşitleri bakımından fakirdir. Adaların çevresi balık bakımından zengindir. Balıkçılığa önem verilir. Balık, yerlilerin başlıca besinidir.

Bahamalar dünyanın en tatlı iklimine sahiptir. Kış sıcaklığı ortalaması 22° dir. Yazın da sıcaklık 30° yi geçmez. Şimdiye kadar tespit edilen en yüksek sıcaklık ise 34 dir. Turistik önemi büyük olan yerlerdendir.

SES « Fizik

Cisimlerin titreşiminden meydana gelen fiziksel bir olay. Fakat sıvı, katı , gaz cisimlerinin titreşimlerinin ses olabilmesi için, bu titreşimlerin saniyede 20 den 20.000 e kadar olması gereklidir. Ses titreşimleri, havaya çarpınca, suya atılan bir taşın meydana getirdiği halkalar gibi, havada her yönde ilerleyen titreşimler meydana getirir. Böylece ses, havada “ses dalgaları” halinde yayılır. Ses dalgaları, kulağımıza gelirler. Kulak zarında da aynı titreşimleri meydana getirerek sesi duyma olayı meydana gelmiş olur.

Sesin, ses dalgaları halinde yayılması, ışık kadar olmasa bile (ışık saniyede 300.000 kilometre hızla gider), hızı oldukça fazladır. Saniyede 331 metre gider.

Sesin başlıca üç özelliği vardır : a - Şiddeti (sesi meydana getiren titreşimlerin büyüklüğüne, ses kaynağından olan uzaklığa bağlıdır), b - Yüksekliği (saniyedeki titreşim sayısına bağlıdır; titreşim ne kadar çok olursa, ses o kadar ince olur), c - Tonu (aynı yükseklik ve aynı şiddetteki sesleri birbirinden ayırt etmemize yarayan özellikleridir; titreşen maddenin cinsine göre değişir). Ses titreşimlerinin, belirli bir zaman aralığında eşit olması, “gürültü” yü meydana getirir. Belirli bir armoni içinde karışan ses dalgaları ise müziği meydana getirir.