Nedir

ÇİN « Dünya Coğrafyası

Asya'nın doğusunda bir devlet .Yüzölçümü 9.736.000 kilometrekare, nüfusu 660.000.000 dur. 1949 yılından beri Komünist Partinin idaresinde ve demokratik bir halk cumhuriyeti rejimi ile idare edilmektedir. Başşehri Pekin'dir. Kuzeyde Sovyetler Birliği ve Moğolistan Halk Cumhuriyeti, kuzeybatıda Sovyetler Birliği, batıda Afganistan, güneydoğuda Hindistan ve Birmanya, güneyde Hindicini yarımadası, doğuda Büyük Okyanus'un kollarından Sarıdeniz, Doğu Çin ve Güney Çin denizleriyle sınırlıdır.

Coğrafya : Avrupa kıtası büyüklüğünde bir alan kaplayan Çin başlıca iki bölüme ayrılır : 1 - Asıl Çin, 2 - Kenarlarda yönetim ve ticaret bakımından dan Çin'e bağlı ülkeler: Tibet, Doğu Türkistan, Moğolistan, Mançurya,Asıl Çin, doğu - batı yönünde uzanan Tsinlig dağları ile kuzey ve güney bölümleri olmak üzere iki bö1üme ayrılır. Bu iki bölüm, bitki örtüsü ve insanların yaşayışı bakımlarından büyük ayrılıklar gösterir.

Kuzey Çin'in toprak alanı bakımından en geniş kısımlarım meydana getiren orta ve batı kısımları, yüksek bir platodur ve genel olarak fazla kalabalık değildir. Ancak plato içine gömülmüş bulunan vadi tabanları kalabalıktır. Bu bölgede bulunan Şan-si ve Ordos eski kütleleri özellikle kömür bakımından zengindir. Doğuda, kıyı ovaları ve deltalar halinde bulunan yerler, geniş alan kaplamakla beraber, nüfus çokluğu ve toprak ekimi bakımından Kuzey Çin'in en önemli bölgesini meydana getirir. Ovanın ortasın, da bulunan Şantung yarımadası eski bir masiftir ve demir - kömür yatakları bakımından zengindir.

Kuzey Çin, asıl sarı toprakları ila ünlü bir bölgedir. Kalınlığı bazı yerlerde 400 metreye kadar varan bu topraklar sulandığı ya da yeter derecede yağış olduğu zamanlar ekime çok elverişlidir.

Güney Çin, kuzey ve batı kısımları dağlarda çevrili bir bölgedir. Bu dağlık bölgelerde nüfus azdır.Ancak buraları maden kaynakları bakımından zengindir. Daha geniş bir alan kaplayan güney kısmı ise, yüksekliği 1.000 metreyi geçmeyen tepelerle kaplıdır. Bu bölgenin güneyinde, Pasifik kenarında yer alan Sikiang ovası ve deltası, yılda üç defa ürün veren zengin bir ekim bölgesidir. Buranın en önemli nehri olan Yang - Çe nehri boyunca birçok ovalar, birbirinden hemen hemen ayrı ve çok defa çevreleri kapalı havzalar halinde sıralanır. Bu havzaları Çin'in en canlı tarım merkezleridir.

Çin'in üç büyük ve önemli nehri vardır. Sarı ırmak (Hawang ho), Gökırmak (Yang-çe), Kırmızı ırmak (Si-Kiang). Bunların hepsi genel olarak batı doğu yönünde akarlar.

Çin'in iklimi genel olarak Orta Asya steplerindeki hava basıncı değişik. İlklerinin etkisi altındadır. Bu sebeple kışın Çin'in kuzeyinde şiddetli rüzgârlar meydana gelir ve bunlar güneye kadar uzanır Yazın, ise yağmur bulutları taşıyan rüzgârlar eser. Çin'in en yağışlı mevsimi bu zamandır.

Çin, genel olarak bir tarım memleketidir. Nüfusunun 2/3 ü toprak ekimi ile uğraşır. Güney ve Orta Çin'de en önemli gelir kaynağı pirinçtir. Kuzeydeki büyük ovalarda ise, darı yetiştirilen en önemli besindir. Bunlardan başka buğday, mısır, arpa, tütün, çay ve şeker kamışı dikkati çeken ürünlerdir.

Tarih: Geniş Çin topraklan, dünyanın en eski bir medeniyetine beşik vazifesi görmüştür, iki bin yıl önce oldukça yüksek tekniğe dayanan bir toplum bulunuyordu. Fakat zamanla Çin küçük küçük feodalitelere ayrıldı. Bunlar arasında çıkan kavgalar, Çin'in normal gelişmesine uzun yıllar boyunca engel oldu. Çin, başta Türkler olmak üzere Moğolların saldırılarına uğradı.

X. yüzyılın ortalarına doğru Çin, Sun hanedanı tarafından yönetilmeğe başlanmış, bundan sonra birkaç hanedanın idaresine geçen Çin, gerek politik, gerekse ekonomik bakımdan çok zayıf bir memleket olmakta devam etmiştir.

XIX. yüzyıldan itibaren Çin'e afyon ithalinin başlaması, ekonomik ve politik yıkılışı hızlandırmıştır. Memleket yavaş yavaş yabancı sermayenin etkisi altına girmeğe başlamıştır. Bu durum karşısında Çin halkında gittikçe başlayan hoşnutsuzluk yer yer ayaklanmaların çıkması sonucunu doğurmuştur. Uzun yıllar, teşkilâtsız olarak devam eden bu ayaklanmalar, Doktor Sun Yat - Sen tarafından teşkilâtlanmağa başlamış ve 1911 de bütün Çin ölçüsünde geniş bir ayaklanma hareketini yaratmıştır. Bu ayaklanmanın başarı kazanması üzerine, Çin'de cumhuriyet ilân edilmiştir.

Çin'in büyük devrimcisi Sun Yat - Sen'in liderliği altında Çin'de başla, yan devrimci hareketler, uzun yıllar devam etmiş ve Çin her bakımdan kuvvetli bir devlet olmağa başlamıştır. 1927 yılma doğru Çin'de yeniden bir ayaklanma çıkmış, 1921 yılında kurulan Çin Komünist Partisi, Çin'in oldukça geniş bir bölgesinde Çin Sovyetlerini kurmuşlar, bunlara karşılık Çan. Kay-Şek, milliyetçi hareketin lideri olarak Nanking'de ayrı bir hükümet kurmuştur.

1931 yılında Japonların Mançurya'yı işgale başlamaları ve 1937 yılında bütün Çin'i işgal etme plânlarını tatbike geçmeleri, Çan-Kay-Şek'in başkanlığında millî bir cephenin kurulması sonucunu doğurmuş ve milliyetçi ordu ile komünistlerin idaresindeki ordu müşterek olarak harekete geçmiştir. Japonlarla olan savaş, 1945 yılına kadar devam etmiştir. Fakat bu tarihten sonra, Çin'de gittikçe kuvvetini arttıran komünistler, Çan-Kay-Şek'e karşı olan hareketlerine devam etmişler, devam eden iç çarpışmalar sonunda, Çan-Kay-Şek'in liderliğindeki milliyetçi grup yenilgiye uğramış ve Çin'de komünist bir idare kurulmuştur. (1949). Çan-Kay-Şek ise, milliyetçilerden kurulu ordusu ile birlikte, hükümetini, çekildiği Formoza adasında devam ettirmiştir.

Bugün Çin biri Komünist Çin , öbürü de Milliyetçi Çin olmak üzere iki hükümet tarafından temsil edilmektedir.

MEYVE « Meyveler

Bitkilerde çiçeğin yerini alan tohumlu ürüne verilen genel ad. Her bitki, çiçekten sonra genel olarak meyve verir. Bir meyve, genellikle üç bölümden meydana gelmiştir. Meyvedışı, meyve ortası ve meyve içi. Meyvedışı, meyvenin kabuğunu meydana getiren bölümdür. Meyve ortası, asıl yenen bölümdür. Meyve içi de meyvenin tohumunun bulunduğu bölümdür.

CİLT « Eğitim

Bir kitap, bir dergi ya da bir defterin yapraklarını dağılmaktan korumak ve sırasıyla bir arada toplu olarak bulundurmak için, ince tahtadan, deriden, ya da üzerine deri, kâğıt, bez gibi şeyler kaplı mukavvadan yapılan kaplara verilen ad. Cildin başlangıç tarihi çok eski zamanlara kadar ulaşır. Eski devirlerde gerek balmumu, gerekse papirüsler üzerine ve levha halinde yazılan yazıların sıra ile ve bir arada levhalar bütününün iki yüzüne ince tahta kapaklar geçirilir ve bunların bir kenarlarına açılan ince deliklerden iplik geçirilerek birbirlerine bağlanırdı.

Zamanımızda ciltçilik zamanın modern akımlarına uğrayarak büsbütün modern bir şekil almıştır. Şimdiki ciltler, yanlarındaki sağlamlık ve dikişlerindeki yatkınlık itibariyle ve kullanış bakımından, eski ciltlerden çok üstündür. Bugünkü kitaplar, dört, sekiz, onaltı sayfa halinde büyük bir kâğıda basılarak katlanmak suretiyle “forma” halinde tertip olunur. Bu formaların yan yana gelmesi ve demir tel yada iplikle dikilmesi, üzerine kâğıt bir kapak geçirilmesi ile kitap meydana gelmiş olur. Böyle kitaplar, “ciltsiz kitap” ya da “kâğıt kapaklı kitap”tır.

Bu kitapları ciltletmek için tatbik olunan usul şudur:

Böyle kâğıt kapaklı bir kitabın ilkin kâğıt kapağı sökülür ve formaları birbirinden ayrılır. Formalar, tepesi ağırca bir çekiçle dövülerek ya da bir mengene altına konularak düzeltilir. Sonra sayfa ve forma numaralarının birbirlerini takibine dikkat edilerek, formalar sıra ile “dikiş tezgâhı” denilen bir tabla üzerine dizilip arka taraflarından dikilir. Dikiş tezgâhı, düz ve yatay bir tahta ile iki yanlarından yukarı doğru dikey olarak tespit edilmiş iki koldan ibarettir. Bu dikey kolların üzerinde de, çerçeve şeklini verecek yatay bir kol vardır. Yatay olan bu çerçeve ile tezgâh tablasına, formaların büyüklüğüne göre, iki ya da daha fazla sicimeler (şerit de olabilir) geçirilmiştir. Formalar aynı hizada olmak üzere bir araya getirildikten sonra, tezgâhta sicim varsa, sırtlarından hafif olacak şekilde (iki ya da daha fazla yerden) testere ile belli belirsiz birer kertik yapılır. Formalar, kertikler sicimlere girecek şekilde tabla üzerine konur. Bundan sonra iğneye geçirilmiş bir iplikle formanın iç tarafından dışına ve dışından içine doğru boydan boya genişçe aralıklı dikişler yapılır ve dikişlerin tezgâh sicimine rastlayan kısmı ona sarılarak forma bu sicimlere iyice bağlanmış olur. Her formanın dikişi bittikten sonra aynı iplikle öbür formalara geçilir. Bütün formalar bu şekilde dikilip ve kitabın sırtına tutkal sürülür. Tutkal kuruduktan ve kitabın ilk ve son sayfalarına, bir yüzü cilt kapağına yapışacak, bir âdi kâğıt (karton da olabilir)yapıştırıldıktan sonra, kitap üç yanından özel bıçaklarla kesilir, böylece kenarları düzgün bir duruma getirilir. Bu de tamamlandıktan sonra, kitabın boyuna uygun iki mukavva kesilir. Bu mukavva üzerine geçirilecek bez de kesildikten sonra, kitap sırtının kenarlarına cildin süslü olmasını sağlamak için “şiraze” denen örme taklidi bir bez yapıştırılır. Kitap sırtının üstüne, kitabı okurken en son okunan sayfayı kolayca bulmak için bir de şerit yapıştırılır. Bu arada, kitabın sırtına yeniden hafif tutkal sürmeli ve kaim bir çekiçle kitabın sırtı dövülmek suretiyle hafif yuvarlatılmalıdır. Kitap bu halinde mengenede bırakıldıktan sonra, önceden kitap boyuna göre hazırlanmış mukavvalara, yine önceden kesilmiş olan bez yapıştırılır. Bezin kenarlarının, mukavvaya düzgün bir şekilde tespiti sağlanır. Bundan sonra, hazırlanmış olan bu bez ve mukavva kapak, kitaba yapıştırılır. Cilt kapaklarının tamamen bezden yapılması “bez cilt”, sırtının meşinden, üstünün bezden yapılması “yarım meşin cilt” sırtının bezden, üstünün cilt kâğıdından yapılması “karton cild” ya da tamamen meşinden yapılması mümkündür.

AMAZONLAR « Tarih

Eski Yunanlılara göre Küçük Asya'nın kuzey-doğusunda Termes çayı civarında (Samsun tarafları) oturan ve komşu memleketlere birçok seferler yapan savaşçı kadınlar. Efsanelere göre bunlar

M.Ö. on ikinci yüzyıla kadar yaşamış. Anadolu'nun birçok yerlerinde savaşmış. Yunanistan'a da akınlar yapmışlardır. Savaş ilâhı Ares ile melodi tanrıçası Herminone'nin çocukları sayılırlar.

Mitolojide Yunanlıların en ünlü kahramanları ile savaşırlar. Bunlar, daha iyi yay kullanabilmeleri için sağ memelerini kesmişler ve bunun için kendilerine memesiz anlamına gelen “amazon” adı verilmiştir.

Amazon savaşları sanatta çok kullanılmış bir konudur. Bu savaşları tasvir eden birçok vazo resimleri, heykelciliğe ait eserler büyük tablolar yapılmıştır.

AKINCILAR « Tarih

Osmanlı İmparatorluğunun ilk yıllarında kurulan bir sınıf askere verilen ad. Osman Bey zamanında Kösemihal tarafından kurulduğu söylenen bu sınıf. Rumeli'de sınır boylarındaki sancaklarda bulunurlar ve herhangi bir taarruzun ilk anlarında düşman memleketlerine hücum ederlerdi. Yüzer yüzer bölüklere ayrılmış gruplar halinde ve ser hat beylerinin emrinde uzun yıllar düşman ülkelerine korku salan Akıncılar, 250 yıl kadar Osmanlı ordusunda hizmet etmişlerdir. Bunlar kışı evlerinde ya da işleri başında geçirirler, yaz gelince de hizmete alınırlardı. Çoğu zaman yaptıkları akınlarda elde ettikleri ganimetler ve bunların satışları ile geçinirlerdi.

ALSACE -LORRAİNE « Tarih

Alsas - Loren - Bir memleket adı gibi kullanılan bu deyim, gerçekte gerek tarih, gerekse coğrafya bakımından birbirinden ayrı iki bölgeyi göstermektedir.

Lorraine, derebeylik zamanlarında itibaren Fransız asilzadelerinin idaresi altında bulunmuş ve 1766 tarihinde, öze imtiyazlarla Fransa'ya katılmıştır. Alsace ise, 1273 tarihinden itibaren Avusturya'nın elinde bulunmuş ve 1648 Vestfalya antlaşması ile Fransızların eline geçmiştir. 1870-71 Alman-Fransız savaşından sonra imzalanan Frankfurt Barış Antlaşması (10 Mayıs 1871) ile Al-manyaya kalmıştır. Almanların elinde uzun yıllar bulunan bu bölge Almanlar için daimi bir kargaşalık bölgesi olmuş, 1911 yılında İmparatorluk Birlik Meclisinde üç oy kullanabilme hakkını almış-tır. Birinci Dünya Kavasında, Almanya'nın yenilmesi üzenine, halkın oyuna başvurulmadan Versallles antlaşması ile Fransa'ya geçmiştir.

İkinci Dünya Savaşında, Fransa'nın muvakkaten yenilmesi sırasında Almanlar, bu bölgeyi tekrar kendi topraklarına katmışlardır, Fakat yenilgiye uğramalarından sonra bu bölge, tekrar Fransız Cumhuriyetine geçmiştir.