Nedir

ALTERNATİF AKIM « Fizik

Akım yönü ile akım şiddeti zamanının periyodik fonksiyonu olarak değişen elektrik akımı.

Temel bir deneyle alternatif akımlar şu şekilde gösterilir:

B hobinin karşısına bir NS mıknatıs konsun. Bu mıknatıs ortasından, geçen O ekseni etrafında ve okla gösterilen yön de dönecek şekilde kurulmuştur. Mıknatısın N ve S kutuplarının, bobini önünde her geçişinde, bobinin A ve B uçlan arasında yön değiştiren alternatif bir elektromotor kuvveti meydana gelir.

A ve Ç uçları, bir iletkenle birleştirilirse bu iletken ile B bobininden meydana gelen devreden bir altım geçer, bu akım da alternatiftir. Endüstride alternatif akım elde etmek için kullanılan âletlerin esası, şekilde görüldüğü gibidir. Yalnız bobin ve mıknatıs sayıları çoğalmıştır.

Alternatif akımlar, teknikte doğru akımlardan daha fazla kullanılmaktadır. Buna da sebep, bu cins atanın, elde edildiği yerden müşteriye ulaştırılmasının daha ucuz olmasıdır. Doğru akımın gerilimi: yüksek akım transformatörler trik enerjisinden bir kısmı ısıya çevrilir. Halbuki alternatif akımlarda, önce gerilimi yüksek akım transformatörler sayesinde gerilimi düşük, akım şiddeti yüksek bir hale getirilir ve müşteriye, daha az bir kayıpla gönderilmiş olur.

AİLE « Toplum ve Toplum Yapısı

Bir çatı altında yaşayan ana, baba ve çocukların meydana getirdiği topluluk, insan hayatında aile cemiyetin temelidir, insanların, toplu bir hayat yaşamağa başladıkları gün den beri aile vardır. Yalnız, erkek ve kadının kanunî olarak birleşmesi ve çocuklan üzerindeki hakların kanunî olarak tanınması ile meydana gelmiş olan bugünkü dem duruma gelinceye kadar, aile müessesesi bir çok şekiller göstermiştir:

1 — Grup halinde evlenmeye dayanan aile,

2 — Poliandria, yani bir kadının aynı zamanda birkaç erkekle evlenmesi,

3 — Poligamla, yani bir erkeğin aynı zamanda birçok kadınla evlenmesi,

4 — Monogamla, yani bir erkeğin bir kadınla evlenmesi hali.

Bu aile şekillerinde, nüfusun artma, sına, toplum şartlarının değişmesine göre, ya kadın ailenin başkanı olmuş, verasette kadınlar ön plânda yer almışlardır ya da erkek ailenin başkanı oL muş ve verasette erkekler ön plânda yer almışlardır.

Aile şekillerinin en medenisi olan monogamla yâni bir erkeğin, bir kadınla evlenmesi şeklinde kadın ve erkek arasında, eşitlik, temel şart olmuştur.

Bugünkü Türk ailesi de, 1926 yılında kabul edilen Medenî Kanunla, bir erkeğin, bir kadınla evlenmesi ve kanunî bağlarla bağlanması sonucu meydana gelmektedir. Kadın ve erkeğin karşılıklı birbirlerini istemeleri sonucu, ilkin nişanlanma, sonra da nikâh kıyma ile aile meydana gelmekle ve Medenî Kanunda yazılı haklar ve vazifeler hudutları içinde devam etmektedir.

AF « Devlet

Bir devletin siyasî cinaî, hukukî v.s. suçları bağışlaması. Suçlu olan ya da suçlandırılanların cezaları, çıkarılan özel bir kanunla ya tamamen kaldırılır ya da hafifletilir. Hapishanelerde olan bir kısım ya da bütün mahpuslar hapishanelerden çıkarak serbest hayata dönerler.

Bizim anayasamıza göre, genel ve özel af, Millet Meclisi'nin yetkileri arasındadır. Bu arada Cumhurbaşkanı, hükümetin teklifi ile ihtiyarlık gibi sebeplerle belli suçların cezasını kaldırır ya da hafifletir.

Af, siyasî olaylar sonucu başvurulan bir usuldür. Bir rejim değişikliğin, de, kral hanedanının değişmesinde, Devlet başkanlığının değişmesinde, o memleketin fevkalâde bir olayında çoğu zaman genel af ilân edilir.

CAZ MÜZİĞİ « Müzik

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki zencilerin ritmik karakterli müziği ile beyazların halk havalarının karışımından doğmuş çalgı müziği. Fakat caz, bir müzik değildir. Çeşitli müziklerin bir karışımı halindedir. Amerika'nın beyaz halkının din müziği, zencilerin dinî ses müziği, İspanyol Amerikasinın halk müziği, Fransız salon, dans ve opera müziği, Afrika yerlilerinin şarkıları caz müziğinde etki yapmışlardır.

Caz müziği, Amerika Birleşik Devletlerinde, Mississipi deltasının en büyük şehri olan New Orleans'tan XIX. yüzyılın sonlarına doğru bütün Amerika'ya ve bütün dünyaya yayılmaya bağlamıştır. Caz, kısa zamanda, folklor sınırlarını aşıp yepyeni bir sanat müziği hüviyeti kazanmış, Amerika ve Avrupa'da geniş yayılma alanları bularak, çağımızın en yaygın ve en rağbet gören bir müziği haline gelmiştir.

Cazın gelişmesi, şu safhalarda olmuştur:

1 - Ragtime : Bunun başlangıcı, eski zencilerin, çeşitli törenlerde söyledikleri şarkılara kadar uzanır. Parçaya ve ritmik bir şekilde ayrı ayrı ve bir çok seslerin meydana getirdiği ses dizisi takip eder. Caz'ın 1917 yılına kadar sürmüş olan bu devresinde yetişen musikişinasların en ünlüsü Elly Roli Marton'dır. Bu devrede çalınan parçalardan günümüze tek bir plâk bile kalmamıştır.

2 - Blues : Amerikalı zencilerin çalışma sırasında söyledikleri halk şarkıları biçimi olan Blues, cazı meydana getiren en önemli unsurdur. İfade muhtevası bakımından zencinin iç sıkıntısını, hüznünü ifade eder.

3 - Hot Caz : Cazın perdeye ve sahneye geçmesinden sonra gelişen melodilerle meydana gelmiştir. Bu gelişmede herkes kendi stili bir solo yapar.

4 - Swing : Hot müziğinin devamı ve tekâmülüdür. Bu tekâmülde cazın karakteri kesin olarak belli olmuş, caz bütün cepheleriyle olgunlaşmış ve tamamlanmış bir müzik haline gelmiştir. Bu tekâmülde bilhassa klâsik musiki parçalarının caz müziğine uydurulması ön plânda yer alır. Bu çağda Louis Armstrong, Colemas Havvkins, Lester Young, Roy Eldridge, Glenn Miller gibi büyük caz sanatçıları yetişmiştir.

Cazda ölçü dört zamanlıdır. Dört zamanlı ölçünün zayıf zaman denilen ikinci ve dördüncü vuruşlarının vurgulanmış ve temponun dinleyenlere dans etme arzusu verecek şekilde hafiflik ve rahatlıkla yaşatılması cazın başlıca özelliğidir. Caz, armoni bakımından musikiye bir şey getirmemiş, buna rağmen melodi bakımından bir yenilik getirmiştir.

Bir caz topluluğu, enstrümantasyon bakımından melodi ve ritim olmak üzere iki bölüme ayrılır. Melodi bölümünde trompet , trombon, klarnet, saksafon, gibi nefesli çalgıları; ritim bölümünde piyano, kontrbas, gitar ve davul vardır. Keman, flüt, akordiyon, mandolin gibi çalgılar ya az ya da hiç kullanılmaz.

İSKENDERUN KÖRFEZİ « Dünya Coğrafyası

Anadolu'nun güneyinde, Doğu Akdeniz'in kuzeydoğusunda, doğuda Amanos, batıda Misis dağ sıralarının arasına girmiş geniş bir körfez. Doğu kıyılarında İskenderun şehrinin bulunması sebebi ile bu adı almıştır. İskenderun körfezi çevresinin zenginliği ile eski devirlerden beri büyük ticarî önem taşıyan bir özellik taşır.

CUMHURİYETİN İLANI « Tarih

Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti bütün kudretini kaybetmiş, Anadolu yer yer düşmanlar tarafından istilâ edilmeğe başlamıştı. Yeni bir Türk Devleti kurmak ve anavatan topraklarını düşman istilâsından kurtarmak için 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük işte, Mustafa Kemal'in büyük önderliği altında, üç yıllık bir süre içinde başarı kazanmış ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile savaş durumuna son vermişti. Batılı devletlerle Lozan'da müzakerelerin devam ettiği sıralarda, Birinci Büyük Millet Meclisi de 1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Ağustos 1923 ayında ikinci Büyük Millet Meclisi yeni çalışma devresine girmiştir. 24 Temmuz 1923 de Lozan barışının imza edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı, hukukî ve siyasî olarak da son bulmuş, 6 Ekim 1923 de İstanbul'un da düşman istilâsından kurtulması ile Anadolu düşmanlarından tamamen kurtulmuş bir vaziyete girmiştir.

Bu sırada Türk Devletinin adını koymak hususunda bazı çalışmalar başlamıştır. Gerçekte 23 Nisan 1920 de yeni bir Türk Devleti kurulmuştur. Millî egemenlik esasına dayanması ve demokratik yapıya sahip olması bakımından bu devletin adının Cumhuriyet olması gerekiyordu. Fakat saltanata ve hilâfete karşı doğrudan doğruya cephe alınmamasını gerektiren şartlar sebebiyle, devletin adı yoktu, hükümetin adı da “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi. Bu durum, devlet başkanlığını, bir dereceye kadar açık göstermekteydi.Memlekette bazı kimseler, halifeye devlet başkanı yetkilerinin verilmesini istiyorlar ve hilâfetin de kuvvetlenmesi gerekçesini ileri sürüyorlardı. Bu duruma son verilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal halk oyunu hazırlamak düşüncesi ile Eylül 1923 de Anayasada bir değişiklik yapılacağını İlân etmiştir.

24 Eylülde Mustafa Kemal'in bir yabancı gazeteciye verdiği demeç yayınlandığında, yeni devletin şeklinin ne olacağı, bilinir bir duruma gelmişti.

Mustafa Kemal, bu demecinde şunları söylemekte idi:

“Anayasaya göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Yürütme kudreti, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu iki hamleyi bir kelime ile anlatabilmek için hangi sözlükte aranırsa aransın sözü geçen kelime “Cumhuriyet” olacaktır. Cumhuriyet esasına varacaktır. Bugün olduğu kadar gelecekte de daha ziyade demoktarik bir cumhuriyet teşekkül edecek ve bu Cumhuriyet hiç bir şekilde Batı Cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacaktır.

Bu sıralarda, Türk basınında da “yakında Cumhuriyet ilân edilecektir” şeklinde yazılara rastlanır olmuştur.

İşte bu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde hükümet meydana getirmek için şiddetli bir mücadele sürüp gitmeye başlamıştı. Bütün milletvekilleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaaî Hukuk Grubuna dahil olmalarına rağmen, Kabineye girecekler üzerinde anlaşmaya varamıyorlar, çeşitli milletvekilleri grupları, kendi güvendikleri arkadaşlarını Kabineye sokmağa çalışıyorlardı.

Bu şartlar altında çalışamayacağını anlayan Bakanlar Kurulu, 27 Ekimde istifasını verdi. Milletvekilleri o gün bir kabine listesi üzerinde anlaşamadılar. Ertesi gün Halk Partisi Meclis Grubunda da bir hükümet kurulması için yapılan çalışmalar bir netice vermedi. 29 Ekimde de yapılan çalışmalar bir sonuç vermeyince, Mustafa Kemal'in düşüncesinin ne olduğu öğrenilmeye karar verildi.

Bu çağrı üzerine gruba gelen Mustafâ Kemal şu açıklamada bulunmuştur;

“Çözme zorluğu ile karşılaştığımız meselenin sebebi ve hikmeti bütün arkadaşlar tarafından anlaşılmıştır kanaatindeyim. Noksan ve kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir. Yürürlükteki Anayasaya göre bir Bakanlar Kurulu kurmak istediğiniz zaman bütün arkadaşların her biri Bakanlar Kurulunu seçmek mecburiyetinde kalıyor. Hepimizin birden Bakanlar Kurulu seçimine mecbur olmamızda görülen zorlukların halli zamanı gelmiştir. Yüksek heyetiniz, bu zorluğun halline beni memur etti. Ben de söylediğim kanaatten ilham alarak düşündüğüm şekil tespit ettim. Onu takdim edeceğim. Kabul edilirse, kuvvetli ve birlik içinde bir hükümetin kurulması kabil olacaktır.” Mustafa Kemal Paşa, bunları söyledikten sonra hazırladığı Anayasa değişikliğini, okunmak üzere kâtiplerden birine vermiştir.

“Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”

Parti ,bu esasları uzun ve hararetli münakaşalar sonucunda kabul ettikten sonra Büyük Millet Meclisi toplandı. 29 Ekim 1923 Pazartesi gecesi saat 20.30 da “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında ve alkışlarla Türkiye Devletine yeni adı verildi.

Devlet rejiminin Cumhuriyet olarak tesbitinden sonra Meclis, Cumhurbaşkanı seçimine geçmiş ve Kurtuluş Savaşının yöneticisi ve yeni devletin kurucusu Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal, ittifakla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.

Kendisini Cumhurbaşkanlığına getirmiş olan Mecliste söylediği ilk nutkunda Mustafa Kemal, konuşmasını ,şu sözlerle bitirmiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti dünyada işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eseleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffı olacaktır.”