PARLAMENTER REJİM « Yönetim Şekilleri
Bir devlet yönetiminin bir yandan sorumsuz bir devlet başkanı, öte yandan parlâmentoya karşı sorumlu olan bir Bakanlar Kurulu kanalı ile belli şartlarda ortaklaşa yürütülen yönetim sistemidir. Parlamenter rejimlerde, devlet başkanlığında bir kral bulunsa bile yönetim şekli, parlâmentoya karşı sorumlu bir Bakanlar Kurulunun olması halinde, parlamenter rejim olur.
Parlâmento, devlet başkanlığı ve bakanlar kurulunun sorumluluk dereceleri ve yetkileri, her devlette değişiklikler gösterebilir.
KANARYA ADALARI « Dünya Coğrafyası
Atlas Okyanus'unda, İspanya'ya ait takımadalarına verilen ad. Afrika kıyılarının açığında, Büyük Sahra'nın 60 inil kadar uzağında ve kuzeybatısındadır. Yüzölçümü 7.273 kilometrekare, nüfusu 739.000 dir. İlk defa 1402 de Normandiyalı Jean de Bethancourt tarafından keşfedilmiştir. Toprağı çok verimli iklimi her türlü bitkinin yetişmesine elverişlidir.İspanya'nın iki yönetim bölümünü meydana getirmektedir. Merkezlerinden biri Las Palma, öbürü Santa Cruc'dur.
ADRENALİN « Sağlık
Böbreküstü bezlerinde oluşan ve bir iç salgı maddesi olarak doğrudan doğruya kana verilen hormon. İlk açıklanan hormonlardan biri olan adrenalin, küçük bir miktarda da alınsa, kalp hareketlerim sıklaştırır, gözbebeklerini genişletir, damarları daraltır barsak hareketlerini yavaşlatır.
Evcil hayvanların böbreküstü bezlerinden elde edilen adrenalinden ilâç sanayisinde, kalp ve damar hastalıkların da kullanılan ilâçların yapılmasında istifade edilmektedir.
ÇENGELKÖY « Türkiye Coğrafyası
İstanbul boğazında Anadolu yakasında bir semt. Beylerbeyi ile Kuleli arasındaki koyun içindedir. Bağ ve bahçeleri ile ünlüdür.
ERUH « Türkiye Coğrafyası
Siirt iline bağlı bir ilçe Yüzölçümü 1.793 kilometrekare, nüfusu 32.310 dur Yüzeyi tatlı meyilli, çoğu yerde düz olan sırtlarla derince vadiden ibarettir Halkı hayvancılık, yerli dokumacılık ve tarımla geçinmektedir. Merkezi 2.609 nüfuslu Din kasabasıdır.
BİBLİYOGRAFYA « Edebiyat
Yunanca “biblion = kitap” ve “graphein = yazmak, tarif etmek” kelimelerinden gelen bu deyim başlıca iki anlama gelmektedir: 1 - Kitaplar ya da bir kitap hakkında bilgi veren yazı, 2 - Belli bir konuda ya da çeşitli konulardaki yayınlanmış eserlerin listesi.
Bilhassa son yüzyılda, basım işinin gelişmesi, kitapların çoğalması, bir konu ya da bir yazar hakkında bir kişinin herşeyi bilmesini imkân dışına çıkarmıştır. Böylece, her konu için türlü bakımlardan hazırlanmış bibliyografyalar çalışmayı kolaylaştıran, verimli kılan başlıca kaynaklar haline gelmiştir.
Bibliyografyalar, özellik, tertip ediliş, zaman, kapsam bakımından çeşitli kollarda olabilir.
Özellik bakımından bibliyografyalar, ya ele aldıkları eserlerin belli bir sıraya ve tertibe göre künyelerini (yazar, eser adı, basıldığı yer, tarih sayfa miktarı, fiyat gibi) bildirirler; ya ele aldıkları eserlerin içindekiler hakkında bilgi verirler; ya da ele aldıkları eserin tenkidini yaparlar.
Tertip edilişleri bakımından bibliyografyalar, yazarların adlarına, eserlerin adlarına, eserlerin konularına göre bir tertip yaparak bu eserlerin künyeleri hakkında bilgi veriler.
Zaman bakımından bibliyografyalar, belli iki tarih arasında yayınlanmış eserleri ele alarak bilgi verirler.
Kapsam bakımından bibliyografyalar, ya millî ve milletlerarası eserler hakkında bilgi verdikleri gibi tek konuda belli bir yazara ait eserler, belli bir konuya ait eserler, makaleler hakkında bilgi verirler.
Türkiye'de bibliyografya çalışmaları: Türkiye'de ilk matbaa, ancak XVIII. yüzyılın başlarında İbrahim Müteferrika tarafından kurulmuş olduğu için, Türkiye'de bibliyografya alanındaki çalışmaların bu yüzyıldan sonra başlamasını gerektirmiştir. Ancak, bu tarihten yeni Türk harflerinin kabul edilme tarihi olan 1928 yılma kadar geçen ikiyüz yıllık bir zaman içinde 30.000 kadar eserin basılmış olması, memleketimizde matbaacılığın en kadar yavaş gelişmiş olduğunu, ne kadar az eser verildiğini göstermeğe yeter. Basılan eserlerin az olması, matbaacılığa gereken önemin verilmemesi, bibliyografya alanındaki çalışmaların da verimsiz ve az olması sonucunu doğurmuştur. Bununla beraber bu zaman içinde önemli bibliyografyalar da yayınlanmıştır. Bu arada Kâtip Çelebi'nin XVII. yüzyılda meydana getirdiği alfabetik olarak tertip ettiği ve 14051 eseri tanıtan “Keşfüz Zünun” adlı eseri, başlı başına bir kıymet taşır. Bundan sonra da çeşitli bibliyografya eserlerinin yayınlan mış olmasına rağmen bizde asıl bibliyografya çalışmaları 1934 yılından itibaren yayınlanmağa başlayan “Türkiye Bibliyografyası” ile olmuştur.
Bundan sonra gerek Millî Eğitim Bakanlığı, gerek Millî Kütüphane tarafından yayınlanan çeşitli bibliyografya eserleri ve dergileri, gerekse özel kişiler tarafından yayınlanan bibliyografya eserleri ve dergileri ile bibliyografya alanında Batı anlamında bir çalışmaya geçilmiştir. Bu arada Millî Kütüphane tarafından yayınlanan çeşitli bibliyograf, ya eserleri bu alanın verimli çalışmalarını meydana getirmektedir.