Nedir

KÜTÜPHANE « Eğitim

Herkesin girip kitap okuması için kurulmuş ve içine bir çok kitap toplanmış olan bina, kitap saray.

Kütüphanelerin, kitap kadar eski bir tarihi vardır. Eski Mısır ve Asurlulardan itibaren Yunanlılar ve Romalılarda özel ve genel kütüphaneler kurulduğu bilinmektedir. Ortaçağ içindeki kütüphaneler, çoklukla din müesseseleri ile paralel bir özelliktedir. Batıda kitabın ve kütüphanenin önemini kaybettiği zamanlarda Doğuda, İslâm dünyasında kütüphaneler, üzerinde önemle durulan müesseseler olmuşlardır.Ancak, bütün bu kütüphaneler, çoklukla yazma eserlerin bulunduğu binalar durumunda kalmıştır.Matbaacılığın icat edilmesi ve kitap basımının, özellikle Rönesans devrinden sonra çok büyük bir gelişme kazanması, kütüphanenin önemini gittikçe arttırmıştır. Böylece kütüphaneler, toplum hayatında önem kazanan müesseseler olmuşlar, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Avrupa'da kütüphanecilik ayrı bir ihtisas kolu haline gelmeğe başlamıştır.Bugünün görüşüne göre kütüphaneler, bilimin gelişmesi ve milletlerin kültür seviyelerinin yükseltilmesi konusunda üniversiteler kadar gerekli müesseselerdir. Bugünün kütüphanesi, yalnız kendi memleketinin basılı bütün eserlerini (kitap, gazete, dergi, broşür v.b.) toplamak ve düzenlemekle kalmayıp yabancı ülkelerin bütün değerli eserlerini takip etmek, zamanında derlemek ve bunları çatısında bulundurmakla daha geniş çapta, vazife görüyor.

Memleketimizde cumhuriyetle beraber daha modern bir düşünce ile genişleyen kütüphanecilik, Millî Kütüphane'nin kurulması ile büyük gelişmeler kazanmıştır.

ARAS DAĞLARI « Dünya Coğrafyası

Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan dağlara verilen ad. İki ayrı dağ sırası halindedir. Bunlardan birincisi, Aras Fırat vadisinin kuzeyindeki dağlardır. Bu sıradağlar, Şavşat, Çoruh, Oltu, Kop, Yaylı, ve Erzincan dağlarından meydana gelmiştir. Öbür dağ sırası, Araş, Murat su. yu ve Fırat nehirleri vadileri arasında yükselen dağlardır. Bu sıradağların içinde şu dağlar bulunmaktadır: Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Kale, Balıklı Göl, Ziyaret, Perli, Köse, Çakmak, Nalbant, Palandöken, Cemal, Saksak, Ejder, Karagöl.

Geniş bir alanı kaplıyan bu sıradağlar, Anadolu yaylasının en yüksek yerlerini meydana getirirler.

ÇAN « Türkiye Coğrafyası

Çanakkale iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 880 kilometrekare ,nüfusu 33.296 dur. Yüzeyi, genel olarak küçük dağlardan tepelerden meydana gelmiştir. Düz alanlarda tarım yapılır. En çok buğday, ikinci derecede yulaf ekilir. İlçe merkebinde bir de seramik fabrikası vardır.İlçe merkezi 3.459 nüfuslu Çan kasabasıdır.

AHŞAP EV « Mimari Sanatı

Ağaç tomruklarından ya da bunları keserek elde edilen keresteden yapılan ev. Ahşap inşaatta kullanılacak odunlar son çağına varmış ağaçlardan sonbaharda ya da kışın kesilmek suretiyle elde edilir. Böyle bir inşaat için ağaçların çatlak olmamaları, kuru olmaları gereklidir. Mimarî sanatının eski bir örneği olan ahşap ev ve inşaatlar, bugün artık bırakılmış durumdadır. Bugünkü binalar kereste yerine taş, çimento ve demirden yapılmaktadır.Yapı malzemesindeki bu değişiklik yüzünden, yeni binalar eski yapılara göre daha sağlam, daha dayanıklı olmalarının yanında, daha büyük ve çok katlı olma özelliğine de sahiptirler.Özellikle Amerika'da bu yapı sisteminin şaheserleri sayılan yüzlerce katlı büyük ve modern binalar yapılmıştır. Bu sebepte de modern şehircilik, geniş bir alana yayılmak yerine, dar bir alanda çok katlı binaların bulunduğu ve nüfusun da o nispette çok olduğu bir özellik arz etmektedir.

CİLALI TAŞ DEVRİ « Tarih

Tarih öncesi devirlerin ikincisi. Tarih öncesi devirlerinde insanlar yarı vahşi halde yaşayarak, bir taraftan iklim şartları, bir taraftan da yırtıcı hayvanlarla uğraşmak zorunda kalmışlardır. Böyle bir zorunluk sonucu toplulukları meydana getirmişler ve ilk medeniyetlerini kurmaya başlamışlardır. Çakmak taşından ve sert taşlardan çeşitli araçların yapıldığı bu devir tarih öncesi devirleri {Yontma Taş Devri = Paleolithique) dir.

Yontma Taş Devrinden uzun zamanlar sonra, yeryüzündeki iklimin değişmesi ve daha ılıklaşması, insanların topluluk hayatlarının daha canlılık kazanmaya başlaması sonucu mağaralarda yaşayan ilk insan, buraları bırakarak, ağaç dallarından ve kamışlardan yapılan ve göllerde kurulan barınaklarda yaşamaya başladılar. Köyler kurdular. Bir taraftan tarımla uğraşmaya diğer taraftan da ev hayvanları beslemeye başladılar. Eski devirlerden kalan ve avlanmaya, korunmaya yarayan taştan âletlerini, biraz daha ilerleterek, kabaca yontulan taş âletleri daha düzgün ve daha ince yapmağa başladılar. Bu devirde kilden çanak ve çömlek de yapılmıştır. İşte bu devre “Cilâlı Taş Devri = Neolithique = Yenitaş Devri” denmektedir.

Cilâlı Taş Devrinde insanlar, toplu olarak yaşadıkları bölgelerin çevresini, kendilerini düşman ve yırtıcı hayvanlardan korumak için hendekler ve çitten duvarlar çevirmişler, iri ve kaba taşlardan dinî anıtlar yaparak ilk mimarî eserleri meydana getirmişlerdir. Bu anıtlar, “dik taş” denilen bir ucu toprağa gömülü iri ve yüksek taşlarla; yine birer uçları toprağa gömülü ve karşı karşıya konmuş iki büyük taş üzerine yatırılmış yassı bir taştan ibaret olan “dolmen” terden ibarettir.

KARAKOÇAN « Türkiye Coğrafyası

Elâzığ iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.039 kilometrekare, nüfuz 26.932 dir. Yüzeyi tatlı meyilli, yer yer engebeli ve meşeliklerle kaplı yamaç ve sırtlardan ibarettir. Halkının başlıca geçim kaynağı buğday, arpa, pamuk, patatestir.Merkezi 2.250 nüfuslu Tepe kasabasıdır.