ZARA « Türkiye Coğrafyası
Sivas iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.704 kilometrekare, nüfusu 50.501 dir. Yüzeyi, geniş ovamsı bir vadi ile bu vadiyi çevreleyen dağlık, alanlardan ibarettir. Halkının başlıca geçim kaynağı tahıl ekimi ve hayvancılıktır.Merkezi 6.627 nüfuslu Zara kasabasıdır.
SELÇUKLULAR « Tarih
Orta Asya'da bulunan Oğuz Türklerinin,Orta Asya'daki büyük kuraklık sonucu Batıya doğru göç etmelerinden sonra, Hazar Denizi'nin güneyinde yerleşerek komutanları Selçuk'un yönetiminde meydana getirdikleri Türk topluluğuna verilen ad. Selçuklular, Maveraünnehir'den Basra körfezine, Suriye, Yemen, Türkistan ve Anadolu'ya kadar çok yaygın bir alanda egemen olmuşlardır. Meydana getirdikleri devletler ve imparatorluklar,zamanlarında, kuvvetli devletlerden olmuştur. Uygarlık alanında da, İslam-Türk sanatının çok değerli eserlerini meydana getirmişlerdir.
Selçukluların, komutanları Selçuk tarafından kurulan en büyük devlet. Büyük Selçuk İmparatorluğu'dur.
BUZUL « Genel Coğrafya
Yüksek dağların ve kutup bölgelerinin erimeyen karlarının dağ yamaçlarından aşağı doğru inen buz ırmağı ve buz alanlarına verilen ad.
Sıcaklığı az olan yerlerde eriyemeyerek biriken karlardan meydana gelen buzullar, yaz mevsimlerinde akarsuları beslediklerinden, ekonomik bakımından büyük değer taşırlar.
DOMİNYON « Yönetim Şekilleri
Britanya Milletler Topluluğu (Commonwealth) nun kendi kendini yöneten bir üye devleti. Dominyonların hukuki durumu ve bunların devlet olup olmadıkları, öteden beri bir tartışma konusu olmaktadır. Hukukî bakımdan dominyonlar, egemenliğin her türlü nimetlerinden ve haklarından faydalanırlar. Kanunlarını yapan parlâmentoları, güvenliklerini sağlayan orduları vardır. Devletler hukuku haklarından faydalanırlar, savaş ve barış yapmak yetkilerine sahiptirler. Birleşmiş Milletlerde temsil edilirler. Bu duruma göre her dominyon bir devlet sayılabilir. Böylece devlet sayılan dominyonlar, İngiltere kralını (ya da kraliçesini) kendi hükümdarları olarak tanırlar. Belli zamanlarda dominyon başbakanlarının birleşmesi ile toplanan İmparatorluk Konferanslarında müşterek işler görüşüldüğüne göre, dominyonların durumu bir çeşit konfederasyon federal bir başşehir ve müşterek kanunlar olmadığına göre, birlik kuvvetinin ve tesanütün verdiği fayda ve karşılıklı menfaat prensibine dayanan özel bir şekildir.
CÜZAM « Sağlık
Micobacterium leprae adı verilen bir virüsün meydana getirdiği hastalık. Tıp dilindeki adı Lepra, halk dilimizdeki adı da Miskin hastalığıdır.Şiddetli belirtileri olan salgın bir hastalıktır. Etmeni, 1879 yılında Hansen tarafından bulunmuştur.
Cüzam hastalığı medeniyetin bilinen en eski hastalıklardan biridir. Antik çağlarda, özellikle Ortaçağ'da büyük salgınlar yaptığı ve toplum için çok ürkülen bir hastalık olduğu bilinmektedir. Ortaçağ'da bu hastalığa yakalananlar için özel evler ve barınaklar yapılmış, hastalar buralarda kendi kendileri ile başbaşa bırakılmıştır. Daha sonraları, cüzamlı hastalara çıngırak takılmış böylece herkesin bunların yanına yanaşmasına engel olunmak istenmiştir. Bugün özellikle geri kalmış ülkelerde rastlanan bir hastalık özelliğindedir.
Cüzamın iki tipi vardır: Nodüler tip: Deride, nasırlı düğmeler seklinde belirtileri olan bir cüzam tipidir. Bu düğmeler, hastalığın ilerlemiş devirlerinde ülserler halinde açılırlar. Sinirsel tip: Sinirlerde kendini gösteren bir tiptir. Zamanla hasta sinirsel yeteneğini kaybeder, hissiz bir durum alır. Bunun da ilerlemiş hallerinde deride belirtiler görülür. Bunlar da zamanla ülserleşir. Katılım yolu ile geçmez. Ancak, cüzamlı olan hastaların derisine temas yolu ile insandan insana geçer. Başlangıç devirlerinde yapılacak teşhisle hastalıktan kurtulmak imkânı bugün için vardır.
DÜĞÜN « Eğlence
Evlenmeyi kutlamak üzere yapılan bir tören ve eğlenti. Evlilik müessesesinin kurulduğu ilk devirlerden beri yapıla gelmektedir. Bugün çeşitli milletler tarafından yapıla gelmekte bulunan düğünler, eski çağlardan kalma bir gelenek olarak devam etmektedir. Eski çağlarda yapılan düğünlerin asıl özettiği, evliliğe kötü ruhların gelmesini önlemek amacı ile yapılmış elmalarıdır. Bu çağlarda düğünlerin, mümkün olduğundan fazla kalabalık ve eğlenceli olmasına dikkat edilmiş, kalabalığın ve eğlencenin çokluğu oranında, kötü ruhların evlilikten uzak kalacağına inanılmıştır. Tabiî olarak bu gelenek medeni toplumlarda, yeni bir yaşama müessesesini kutlama şekline geçmiştir. Bugün, medeniyetin ilerlemiş bulunduğu toplumlarda evlenmelerde düğün eğlenceleri düzenlemek, eski önemini kaydetmişse de yine de devam ede gelmektedir,
Türklerin de, düğün gelenekleri önemlidir. Bu gelenekler, birçok şehirlerde, çok değişik karakterler gösterir. Evliliğin başlangıcında yapılması genelleşmiş olan davranışlar dışında, düğün eğlenceleri, bu sebeple, her köyde, her kasabada, her şehirde çoklukla değişik karakterler göstermektedir.