Nedir

ARDEŞEN « Türkiye Coğrafyası

Rize iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 750 kilometrekare, nüfusu 20.784 dür. Rize'nin kuzey-doğu yönünde ve Karadeniz sahillerinde bulunan Ardeşen ormanlarla kaplı dağ yamaçlarından ve derin vâdilerden ibaret bir yüzeye sahiptir. Tarla ürünleri önemsizdir. Halk geçimini fındık ekimi, çay, meyvecilikle sağlamak, tadır.

İlçenin merkezi olan Ardeşen kasabası, 3.872 nüfuslu küçük bâr kasabadır. Yüzeyi ekime elverişli olmadığı için kasaba halkı daha çok çevre illerde i§ edinmek suretiyle geçinmektedir.

BUCAK « Türkiye Coğrafyası

Burdur iline bağlı bir ilçe. İlçenin yüzölçümü 1.415 kilometrekare, nüfusu 32.193 dür. Burdur’un güneydoğusunda bulunan ilçenin yüzeyi çoklukla arızalı ve az nispette düz ovalardan ibarettir. Tahıl, tütün , pamuk , pancar yetiştirilmesi önemlidir.

İlçenin merkezi olan Bucak kasabası, 8.788 nüfusludur.

TERME « Türkiye Coğrafyası

Samsun iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 672 kilometrekare, nüfusu 56.317 dir. Yüzeyi ormanlarla kaplı dağ yamaçlarından ve geniş ovalık alanlardan ibarettir. Geniş tahıl ekimi, başlıca geçim kaynağıdır.Merkezi 5.876 nüfuslu Terme kasabasıdır.

AĞAÇ « Sözlük

Odunlaşmış bir gövdesi olan, kökleri ile toprağa tutunmuş ve yapraklardan ya da yapraklı dallardan bir tacı olan bitki.

Gövdeleri odunlaşmış da olsa,, ince gövdeli olanlara çalı denir. Bitkiye ağaç karakterini veren odunlaşmış gövde, tam tepesine kadar ya da yapraklı dalların başladığı yere kadar uzanır. Bütün bitkiler gibi ağaçlar da bol besine muhtaçtır. Ağaç besinini, toprağın derinliklerine kadar uzanan kökleri ile alır. Yaprakları ile aldığı güneş ışığını ve karbondioksit gazı ile özümlemeyi yapar.

Ağaçlar, yaprakları bakımından ikiye ayrılırlar: Yapraklarını döken ve yapraklarını dökmeyen ağaçlar. Yapraklarını döken ağaçlar, her sonbaharda yapraksız kalırlar ve ilkbaharda yeniden yaprak vermeğe başlarlar. Yapraklar, geniş ölçüde suyun buharlaşmasına sebep olduğu için, ağaçlar kışın bu derece su kaybına dayanamazlar. Yapraklarını dökmeyen ağaçlar ise yıllarca bu durumda kalırlar. Bu çeşit ağaçların yaprakları küçük, dar ya da sert kabuklarla kaplıdır.

Her yıl büyümesine davam eden ağaç, gövdesini kalınlaştırır ve gövdesindeki odun nispeti böylece her yıl artar.

Ağaçların beslenmesinde en önemli madde olan karbondioksit, ağaçlar tarafından gündüz kullanılır. Bu bakımdan, ağaçlı yerlerin havası, daima iyi ve temizdir. Ağaç, aynı zamanda bir yerin iklimine de etki eder. Oranın havası rüzgârlı ve yağışlı olmasını sağlar.

Türkiye'de ağaç, topraktan sökülmeyince taşınamayan bir varlık sayıldığından, Türk Medenî Kanununa göre, toprağın bir parçasıdır ve toprak sahibinin malı sayılır. Ancak, dallarının komşu olanlara zarar vermemesi de gerekmektedir.

Ağaçlar, bir memleketin süsü olmaktan başka sağlık kaynağı ve daima faydalı olan bir mal olduğu için ağaç yetiştirilmesi ve ağaç sökülmesi belli kanunlarla kayıtlar içine alınmıştır.

ORDU « Türkiye Coğrafyası

Ordu ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 20.171 dir. Şehir, kuzeydoğusuyla güneydeki çıplak sırtlar arasında ,batı doğu yönünde uzanarak Karadeniz'e dökülen Bülbül deresi adlı küçük bir derenin yatağı üzerinde, kuzeydoğuya bakan bir alan üzerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 25 metredir. Karadeniz'e doğru 10 - 15 kilometre uzanmıştır. Doğal güzellikleri bakımından Karadeniz Bölgesinin güzel şehirlerinden biridir.

ORDU İLİ

Doğu karadeniz Bölgesinde bulunan illerimizden biri. Yüzölçümü 5.377 kilometrekare, nüfusu 469.126 dır. Kuzeyinde Samsun, güneyinde Sivas ve Tokat illeri bulunmaktadır. Yüzeyi, Melet ırmağı ile Doğu Karadeniz dağları ve Samsun dağları olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Doğu Karadeniz dağlarının en yüksek yeri 3.000 m. ye ulaşır. Bu dağlar arasında kalan geniş yaylalık bölgeler Ordu ilinin asıl yaşanan bölümlerini meydana getirir. Nüfusunun çoğunluğu ormancılık ve çiftçilikle geçinir. Buğday, patates, arpa ekimi önemlidir.

ARİSTOKRASİ « Yönetim Şekilleri

Sınıf farkı güden memleketlerde, soylu sayılan sınıfın idaresi. Yunanca bir kelime olan Aristokrasi (Aristocratie), “en iyinin saltanatı” anlamına gelir. Türlü zamanlarda, birçok bilginler tarafından çeşitli tarifleri yapılmıştır.

Yunan felsefesinde aristokrasi, hükümetin, insan olgunluğu ülküsüne en çok yaklaşan kimseler tarafından idare edilmesi, kafaca ve ahlâkça üstün olanların saltanatı demektir. Bir doktor nasıl hastalarının iyiliği için çalışırsa, aristokratlar da, idare ettikleri toplumun yararları için çalışırlar.

Aristokrasi; içine kolay girilemeyen kapalı bir müessesedir. Yabancıların içine girmesine izin verildikçe, asıl bünyesinin yapısını yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Zamanla, bu zümrenin bütün politik haklarında bir kaybolma görülüyor.

Eski Roma'daki ve Fransa'daki aristokrasi, bu sebeplerle ortadan kalkmıştır.

Aristokrasi, ilkel monarşiden başlayarak yavaş yavaş gelişmiş ve Orta Çağ ile Yakınçağlarda, kralların çevresindeki asilzadeler sınıfı ile son gelişmesine ulaşmıştır. Bugün, aristokrasi idaresinin, bir devlete uzun zaman hâkim olmasına imkân olamaz. Bu bakımdan bu kelime, bugün, siyasî bir anlam taşımaktan çok, sosyal bir anlam kazanmıştır ve asaletin ifade edilmesi için kullanılır.