Nedir

ÇAYKARA « Türkiye Coğrafyası

Trabzon iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 661 kilometrekare, nüfusu 38.650 dir. Yüzeyi genel olarak dağlıktır. Bu dağlık yöreler, derin vadilerle yarılmıştır. Tarım yapılan alanlar azdır. Endüstri bitkilerinden yalnız kenevir ekilir. Fındık, önemli bir gelir kaynağıdır. İlçe merkezi, 1.100 nüfuslu Çaykara kasabasıdır.

KIZAMIK « Sağlık

Çoklukla çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalık. Burun, boğaz nezleleriyle başlar. Vücutta kırmızı dökmeler yapar. Ateşli bir hastalıktır. Etmeni bir virüstür. Dışarıda uzun zaman yaşayamaz. Hastalık, doğrudan doğruya, aksırık, öksürük ve salgılarla geçer. Kuluçka devri 10-11 gündür. Ürperme ile başlar. Süt çocuklarında, çarpıntılarla kendini gösterir. İlk günlerde ateş çok yüksektir. Sonra iner, gözler kamaşır. Göz kapakları ve içi nezlelidir. Burun, boğaz yollarında da nezle vardır. Adi bir göğüs nezlesini andırır. Ağız ve boğaz içinde birtakım lekeler hasıl olur (mercimek büyüklüğünde beyaz lekeler.)

Hastalığın üçüncü veya dördüncü günü, şiddetli bir hunima ile birlikte, dökme başlar; 3-4 gün sürer. Dökmeler çeşitli büyüklükte, az kabarık, soluk veya açık kırmızıdır.

Dökme, evvelâ başın saçla kaplı yerlerinde, sonra şişkin olan yüz üzerinde daha sonra da boyunda, gözde ve en nihayet ayaklarda görülür. 3-5 gün devanı eder. Sonra deride soyulma, kavlama başlar. Kızamıkta deri pul pul kavlar. Kızamık, eşya ile, üçüncü şahıslara geçmez.Kızamığa bir defa tutulan bir daha tutulmaz.

KARBON MONOKSİT (CO) « Kimya

Kömürün yeter miktarda bulunmayan havada yanmasından elde edilen gaz. Renksiz, kokusuz, zehir bir gazdır. Havada mavi bir alev ile yanarak “karbondioksit” haline gelir. Suda hiç erimez. Çok zehirlidir. Havada % 1/4 oranında bulunduğu zaman bile öldürücü etkisi vardır. Karbonmonoksitin kanın alyuvarlarının boya maddesine ilgisi, oksijenden fazla olduğu için soluk aldıkça, kandaki CO miktarı artar. CO kanda “karboksihemoglobin” halinde tutunur. Kan, oksijenle birleşebilmek yeteneğini kaybeder. Böylece, ölüm, oksijensizlikten havagazı ile zehirlenmeler olur.

Evlerde, havagazı musluklarının a. çık bırakılması ile, bileşiminde CO bulunan havagazı ile zehirlenmeler olur.

ERUH « Türkiye Coğrafyası

Siirt iline bağlı bir ilçe Yüzölçümü 1.793 kilometrekare, nüfusu 32.310 dur Yüzeyi tatlı meyilli, çoğu yerde düz olan sırtlarla derince vadiden ibarettir Halkı hayvancılık, yerli dokumacılık ve tarımla geçinmektedir. Merkezi 2.609 nüfuslu Din kasabasıdır.

KAN « Sağlık

Vücudun organları arasında madde alış verişine aracılık eden ve damarlar içinde bulunan kırmızı renkli sıvı. Kan hayat için gerekli maddeleri (oksijeni) akciğerlerden sindirilerek vücuda yarar bir duruma gelen besin maddelerini sindirim organlarından alarak organlar ve onların en küçük parçaları olan hücrelere götürür. Hücrelerde çalışma sonucu meydana gelen ve vücuda yaramayan artıkları yüklenerek böbrek, deri ,akciğer organlarına getirir ve bunların vücut dışına çıkmasını sağlar.

Kanın rengi atardamarlar içinde kırmızı, toplardamarlar içinde, koyu kırmızıdır.

Kan, histolojik bakımdan, hücreleri hareket eden ve esas maddesi sıvı halinde olan bir dokudur. Yetişkin bir insanda beş litre kan bulunur (İnsan bunun yarısını kaybederse hayatı tehlikeye girer. 2/3 ünü kaybederse yaşayamaz).

Bir miktar kan, bir süre sallanmadan bir yerde bırakılsa ya da santrifüje edilse, iki kısma ayrıldığı görülür.

a - Sıvı halinde kalan ve san renkte olan serum kısmı. b - içindeki katı kısımlarının kabın di binde toplandığı pıhtı kısmı. Kanı incelediğimiz zaman, içinde, hareket eden kan hücrelerini görürüz. Bunlar, alyuvarlar, akyuvarlar adını alırlar. Bir milimetreküp kanda beş milyon alyuvar, 7-10.000 akyuvar bulunur. Kanın içinde, kan yuvarlarından başka, plâket denen küçük lameller vardır. Damarlar zedelenirse bu plâketler kütle halinde yaralanan damar duvarını tıkamaya ve kan akmasını önlemeğe savaşırlar. Kan plazması denen kanın sıvı halindeki kısmında ise şunlar vardır: 1 - Su, 2 - Kan albüminleri denen serin, globulin, 3 - Fibrinojen (kan damardan çıkınca fibrin haline geçerek pıhtılaşmaya sebep olur), 4 - Vücûda yarayacak şekilde sindirilmiş ve kana geçmiş maddelerden yağ, glikoz 5 - Tuzlar, 6 - Organik artıklar (Üre, kolesterol).

ŞAPKA KANUNU « Tarih

Büyük Atatürk'ün, Türk milletinin batılılaşması yolunda yapmış olduğu devrimlerden biri. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ile Türk milletinin hakları, bütün dünya devletleri tarafından tanınmış oldu. Bundan sonra Atatürk, Cumhuriyeti ilân ederek, Türk toplumunun yönetiminde, Batı anlayışında bir yönetim şeklini kabul ettirmiş oldu. Bu yeni rejimle birlikte, Batı medeniyetini daha derinden benimseyebilmemiz için, yapılması gerekli pek çok şeyler vardı. Yazımız, kıyafetimiz kanunlarımız, eğitim sistemimiz v.b. değişmesi gerekli müesseseler arasında idi. Bunları sırası geldikçe gerçekleştirme yoluna giden Büyük Atatürk'ün, bu yoldaki devrimlerinden biri Şapka Kanunudur.

1925 yılından itibaren, fes yerine şapka giyilebilmesi yolunda çeşitli tartışmaların olduğu bir sırada, Büyük Atatürk, 24 Ağustos 1925 günü Kastamonu'ya, başında şapka olduğu halde gitmiş ve şapkanın, bir medeniyet zihniyetini de gösterdiğini işaret ederek, bu değişikliği giyinmemizle de ispat etmek zorunluluğunda olduğumuzu belirtmiştir.

Atatürk'ün bu sözleri ve çağrısı üzerine, aydınlar, fes yerine şapka giymeğe başlamışlardır. Büyük Millet Meclisinin 25 Aralık 1925 tarihinde kabul ettiği Şapka Kanunu ile de, fes yerine şapka giyimi, resmen kabul edilmiştir.