Nedir

KARLOFÇA ANTLAŞMASI « Tarih

Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya, Venedik ve Lehistan devletleri arasında 1699 yılında imzalanan antlaşma. Karlofça antlaşması, ikinci Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Osmanlı İmparatorluğu için başlayan gerileme devrinin ilk vesikasıdır. Çünkü bu kuşatılmanın sonundaki bozgunu takip eden yıllarda Avusturya, Venedik, Lehistan ve Rusya Osmanlı İmparatorluğu aleyhinde “Mukaddes İttifak” adı verilen bir askeri birlik meydana getirmişler ve Osmanlılara karşı devamlı savaşlar açmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu, bu bileşmeye karşı on altı yıl devamlı olarak karşı durmuş, sonunda bir antlaşma yapmak zorunda kalmıştır.

Yugoslavya'nın Yunan nehri üzerinde bir küçük kasabası olan Karlofça'da toplanan ve altı ay süren müzakereler sonunda bu devletlerle Karlofça antlaşması imza edilmiştir. (Rusya İle antlaşma daha sonra İstanbul'da imzalanmıştır.) Bu antlaşma ile Transilvanya ve Macaristan Avusturya'ya, Podolya ile Ukrayna'nın batı bölümü Lehistan'a Dalmaçya, Mora kaleleri, Eyin, ve Ayamora adaları Venedik'e Azak kalesi de Ruslara bırakılmıştır. Bu arada Avusturya ve Lehistan, Osmanlılara ödedikleri vergiyi de bu antlaşma gereğince ödemeyeceklerdi.

BAROK ÜSLÛBU « Bilim ve Sanat

Avrupa'da XVI. yüzyıl ortalarından XVIII. yüzyıl ortalarına kadar devam eden bir sanat akımını tarif etmek için kullanılan deyim. Klasik Rönesans üslûbunun,eğri doğru sedef ve incilere benzeyen deniz hayvanları kabukları şeklinde meydana gelen bozuk bir süsleme tarzıdır. İtalya'da ünlü mimar ve ressam Mikel Angelo'dan sonra başlayan bu mimarî üslûbun en ünlü sanatçısı mimar Bernini'dir. Klâsik Rönesans mimarisinden sonra bütün dünyaya yayılmış olan bu üslûp, 1730 yılında Türkiye'ye de girmiş ve Türk mimarisinin Barok üslûbunu meydana getirmiştir. İstanbul'daki Nuruosmaniye camisi bu üslûpta yapılmıştır. Fransa'da bu üslûp, “XIV .Louis üslûbu” adı ile anılır.

ÇİMLENME « Bitkiler

Bir bitkinin tohumdan gelişmesi. Çimlenme, ya tohumun toprağa düşmesi anından başlar ya da birkaç günlük, birkaç yıllık bir uyuma devresinden sonra başlar. Bu süre çeşitli şartlara bağlıdır. Bu şartların başlıcaları arasında su ve ısı vardır.

Suyun ve ısının etkisiyle toprağa düşen tohum, ilkin şişmeğe başlar, bir süre sonra da kabuğu yarılır ve yavru bitkinin kökçük kısmı toprağın içme doğru aşağıya, sapçık kısmı da toprağın yüzüne doğru büyümeğe başlar. Bu büyüme sırasında beslenme, tohumun içindeki yedek besin maddeleriyle olur. Kök ve yapraklar, gelişmelerini kazanınca, bitki kendi besinini kendisi yapmaya başlar. Böyle, normal bir bitki hayatı başlamış olur.

TOSYA « Türkiye Coğrafyası

Kastamonu İline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.354 kilometrekare, nüfusu 3.884 dür. Yüzeyi genel olarak ormanlarla kaplı dağlık alanlardan ibarettir. Tahıl ekimi halkın başlıca geçim kaynağıdır. Merkezi 13,699 nüfuslu Tosya kasabasıdır.

HAZAR DEVLETİ « Tarih

VII. yüzyılın başlarından XI. yüzyılın başlarına kadar Hazar denizi yörelerinde hüküm sürmüş bir Türk devleti. İlkin Hunların ve Gök . Türklerin egemenliğinde yaşamış olan Hazal Türkleri, VII. yüzyılın başlarında Hazar denizinin kuzeyinde bir devlet kurmuşlar, zamanla kurdukları bu devlet Volga ve Dinyester nehirleri çevresinde

Kafkasları, Azerbaycan’ı, Kırım'ı içine alan kuvvetli bir devlet durumuna geçmiştir. IX. yüzyılda, Peçeneklerin saldırıları karşısında, Kırım'da kuvvetten düşmüş bir halde kaldılar. XI. yüzyılın başlarında da Bizans ve Rusların akınları karşısında tarih sahnesinden çekildiler.

BAKTERİYOLOJİ « Bilim ve Sanat

Küçük canlılardan bahseden bir bilim olan mikrobiyolojinin bitki asıllı olan (bakteriler) mikroplarla uğraşan kısmı.

Çok eski zamanlardan beri hastalıkların bulaştığı kabul edilmiş, fakat bu bulaşma sebepleri deneylerden uzak, filozofların görüşleri ile açıklanmıştır. Ancak, XVII. yüzyılın ikinci yarısında Almanyalı Leeuvvenhoekun mikroskobu icat etmesi ile, hastalık sebebi olan ve gözle görünmeyen küçük canlıların kimyageri Louis Pasteur'ün 1856 da fermantasyonu bulması, 1867 de İngiliz hekimi Lister'in ameliyatlardaki iltihapların, havadaki küçük canlıların varlığından ileri geldiğini söylemesi ve 1872 de bu küçük canlıların Cohn tarafından sınıflandırılması ile canlıların ve cansızların, gözle görünmeyen bir takım canlı varlıkların devamlı etkisi altında oldukları anlaşılmıştır. Daha sonrasında yapılan devamlı araştırmalar sonucu bir çok hastalıkların etmenleri bulunmuş, bilhassa son altmış yıl içinde hemen bütün hastalıkların etmenlerinin aydınlatılması ile modern bakteriyoloji bilimi kurulmuştur.