Nedir

MİLLET « Toplum ve Toplum Yapısı

Dil, kültür, duygu, ülkü ve düşünce birliği ile birbirine bağlı vatanları bir olan, beraber yaşamak için aynı duyguyu taşıyan insanların meydana getirdiği sosyal ve siyasî bir topluluk.

Milleti, eskiden meydana getiren şartlar arasında, toprak birliği, ırk birliği dil birliği, din birliği yer alırdı. Fakat tarih boyunca bu şartların birini ya da tümünü üzerinde toplayan insan topluluklarının bugünkü millet kavramını tam karşılayabildikleri görülmemiştir. Bu şartların her biri de, ayrı ayrı var olduklarından, milletin meydana gelmesinde rol oynamaz. Toprak birligi şartının kaybolması halinde, millet gerçeğinin de kaybolduğu ırk birliğini milletin meydana gelmesinde bir önemi kalmadığı, din birliği içinde olmayan insan topluluklarının da, millet olarak belirdikleri görülmüştür.

Bu gerçeklerden çıkan sonuca göre millet, birdenbire değil, uzun bir tarih evriminin sonunda meydana gelmiş bir topluluk olmaktadır. Birlik hatıralar ve kahramanlıklarla dolu geniş bir tarih içinde doğan, kuvvetlenen manevî birlik duygu ve ülkü birliği, milletin fertlerin de gelecek günler için birlikte yaşamak iradesinin doğmasına sebep oluyor; böylece manevî bir varlık olarak, millet meydana geliyor.

Orta Asya'dan başlayarak uzun bir tarih içinde, hakanlıklar ve ilhanlıklar kurmuş, Asya'da, Avrupa'da Afrika'da yaygın siyasal topluluklar meydana getirmiş olan Türk toplumunun kolları, Osmanlı İmparatorluğu devrinden geçerek bugünkü evrimleşmiş Türk milletini meydana getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu devrinde, bir “millet” anlayışından çok, bir “ümmet” anlayışı şeklinde ifadesini bulan bu siyasal birlik anlayışı; İmparatorluğun son devirlerinde, belirli bir Türk milliyetçiliği anlayışı şeklinde görülmeğe başlamıştır. Milliyet fikri, imparatorluğun son çözülme devrinde, bir tarih ve dil hareketi şeklinde ortaya çıkar. Ahmet Vefik Paşa ve Süleyman Paşa gibi Türk düşünür ve yazarları çok zengin bir tarihe çok zengin bir dile sahip olduğumuzu anlayarak ve bu gerçekleri anlat, mağa çalışarak, ilk milliyet akımının müjdecileri oldular. Bir aralık Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk milliyetçiliği ırkçılık ve Turancılık akımlarının etkisi altında kalmağa başlamışsa da. Türk devrimi ile, Türk milleti kavramı ve Türk milliyetçiliği, kesin bir gerçeklik kazanmıştır.

ÇÜNGÜŞ « Türkiye Coğrafyası

Diyarbakır iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 472 kilometrekare, nüfusu 12.136 dır. İlçe yüzeyi yer yer dik yamaçlardan ve geniş düz alanlardan ibarettir.İlçe merkezi 1. 098 nüfuslu Çüngüç kasabasıdır.

KURUŞ « Sözlük

Kırk paradan ibaret ve bir liranın yüzde biri değerinde Türk parası. Ülkemizde para birimi halinde de kullanılır. Kuruş kelimesi, kalın anlamına gelen Lâtince “grossus” kelimesinden alınmadır.

AKÇE « Tarih

Osmanlı Devleti'nin ilk zamanların, dan 1687 yılma kadar kullanılan para ölçüsü.

İlk Osmanlı akçesi, 1327 yılında Orhan Gazi zamanında ve Alâeddin Paşa tarafından kestirilmiştir. İlk zamanlan doksan ayar gümüşten kesilmiştir. Bir tarafında dört halifenin adlan, öbür tarafında hükümdarın adı bulunurdu.

İlk zamanlan, net olarak 1.152 gram ağırlığında bulunan akçelerin, zamanla kıymetleri düşmüş, on yedinci yüzyılda büsbütün bozulmuş, kıymetinin düşmesi çeşitli iç kavgalara sebep olmuş, nihayet 1687 yılında kaldırılmıştır.

CİVA « Kimya

Kimyasal bir eleman. Sembolü Hg. atom numarası 80, atom ağırlığı 200,6 özgül ağırlığı 13.59 dur. Gümüş gibi parlak, sıvı halinde ağır bir madendir. Donma derecesi, sıfırın altında 40 C dir. Madenler içinde katı olmayan tek madendir. Tabiatta bilhassa kükürt bileşikleri (zencefre) bulunur. Teknikte bazı fizik âletlerinin (termometre, barometre v.s.) yapımında, eczacılıkla antiseptik ilâçların yapımında, elektrik pillerinin yapımında, cıva boyalarında kullanılmaktadır. Buharı ve bileşikleri (özellikle klorla birleşmesinden meydana gelen süblime) çok zehirlidir.

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ « Tarih

Anadolu'da, on birinci yüzyılın sonlarından, on dördüncü yüzyılın başlarına kadar devam eden ve Selçuklu Türkleri'nin kurduğu devlete Anadolu Selçuklu Devleti adı verilir.

Oğuz Türklerinden olan Selçuklular, Orta Asya'dan Doğu Anadolu'ya kadar yayılan büyük bir imparatorluk kurmuşlardı. Bu büyük imparatorluğa Büyük Selçuk İmparatorluğu adı verilir. Selçuklular, Anadolu'ya yayılıyor:

Selçuklular, Anadolu'da yerleşmiş olan Bizanslılar'a karşı, günün birinde karşı gelebilmek için, sınır boylarına Türk aileleri yerleştirmeye başlamış lan dır. Selçuklulardan önce de Anadolu'nun bazı yerlerine, Abbasiler zamanında Türkler yerleşmiş bulunuyordu. Ana dolu'nun doğu güney bölümleri, böylece Büyük Selçuk İmparatorluğu zamanında Türkleşmeğe başlamıştı. Anadolu'da Türklerin yerleştirilmesi Selçuk hükümdarı Tuğrul Bey zamanında, daha da hızlandı. Anadolu'da alınmış olan sınır şehirlerine Türk aileleri yerleştirildi. Alpaslan zamanında:

Türklerin asıl Anadolu'ya yerleşmeye başlamaları, Büyük Selçuk hükümdarı Alpaslan zamanındadır. Alpaslan 26 Ağustos 1071 yılında, Bizans ordularını Malazgirt Meydan Muharebesi'nde yenilgiye uğratınca, Anadolu kapıları Türkler'e açılmış oldu. Bundan sonra Selçuklu komutanlar, Anadolu'da geniş akınlarda bulundular, elde edilen yeni topraklara Türkler yerleştirildi.

Melikşah zamanında:

Alpaslan'ın ölümü ile, Anadolu'da Türklerin yerleştirilmesi durmad;, daha da hızlandı. Alpaslan'dan sonra hükümdar olan Melikşah, Anadolu'nun fethedilmesi görevini, Kutulmuşoğlu Süleyman'a verdi. Kutulmuşoğlu Süleyman, İznik'e kadar Batı Anadolu'ya ulaştı, güneyde Antakya'yı ele geçirdi. Devlet Kuruluyor:

Kutulmuşoğlu Süleyman, bu başarılarından sonra İznik'i başşehir yaptı. Selçuk hükümdarı Melikşah, Kutulmuş oğlu Süleyman'ı, 1077 yılında “Anadolu hükümdarı” olarak tanıdığını bildirdi.

Kutulmuşoğlu Süleyman'ın 1086 yılında ölmesi üzerine, Anadolu fetihlerini, bir süre, kardeşi Melik Davut yönetti. Melikşah tarafından büyütülmüş olan oğlu Kılıç Aslan, Melikşah ölünce, yeni Selçuk hükümdarı Berkyaruk'tan izin aldı ve 1092 yılında İznik'e gelerek yeni devleti yönetmeye başladı. Bu yeni devlet, Büyük Selçuk İmparatorluğu'na bağlı, yarı bağımsız bir devlet durumunda idi.

Kılıç Aslan zamanında, önemli bir tehlike, Anadolu'yu tehdit etmeğe başlamıştı. Bu büyük tehlike, Avrupa'dan, Hıristiyanlığın kutsal yerlerini Müslümanların ve Türklerin elinden almak için yola çıkmış olan Haçlı Orduları idi. Kudüs'ü elde etmek amacı ile yapılan Birinci Haçlı Seferi, 1095 yılında başladı ve Anadolu'ya Haçlı akınları başladı.

Kılıç Aslan, bir taraftan Bizanslılarla uğraşırken, Avrupa'dan gelen bu büyük tehlike ile de uğraşmaya başladı. Büyük Haçlı kuvvetlerine karşı, üstün başarılar kazandı. Haçlıların çoğunun kılıçtan geçirilmesini sağladı. Fakat, üstün Haçlı ordularının Kudüs'e varmalarını önleyemedi.

Kılıç Aslan, Haçlılara karşı kazandığı bu başarılardan sonra, Bizanslılarla da, başarılı savaşlar yaptı. Anadolu'da durumunu kuvvetlendirdi.

Kılıç Aslan, Büyük Selçuk hükümdarlarının, artık çok zayıf kimseler olduğunu gördüğü için, 1107 yılında, kendi adına hutbe okuttu, tam bağımsızlığını ilân etti.

Kılıç Aslan'dan sonra gelen oğlu Mesut ve Mesut'un oğlu İkinci Kılıç Aslan, Anadolu'da birlik meydana getirmek için durmadan didindiler, sonuç olarak da, Anadolu'yu bir Türk ülkesi yaptılar. Alaeddin Keykubat zamanı

İkinci Kılıç Aslan'dan sonra hükümdar olan Gıyaseddin Keyhüsrev, İzzettin Keykâvus ve Alaeddin Keykubat zamanlarında Anadolu Selçuklu Devleti, daha da büyümüş, devletin sınırları içine katılan yeni bölgelerle, Anadolu'nun en kuvvetli devleti olmuştu.

Anadolu Selçuklu Devleti'nin en önemli hükümdarı olan Alâeddin Keykubat zamanında, devlet, en parlak zamanlarını yaşamıştır. Anadolu, tam bir güven altına alınmıştır. Anadolu bayındır bir yer olmaya başlamış, bilginler ve sanatkârlar korunmuş, çeşitli mimarlık eserleri meydana getirilmiştir. Alaeddin Keykubat'tan sonra

Fakat, Alaeddin Keykubat'tan sonra devlet yavaş yavaş zayıflamaya başlamıştır. Anadolu, bu yıllarda, Moğolların akınına uğramış, Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarları, Moğolların boyunduruğunu kabul etmişlerdir. Bu durum, elli yıl kadar sürdü. Devletin bu durumundan yararlanan Anadolu'da beyler, yavaş yavaş bağımsızlıklarını ilân etmeye başladılar. Böylece Anadolu'da Anadolu Beylikleri meydana geldi. Sonuncu Selçuk hükümdarı Mesut II. nin 1308 yılında ölmesi üzerine, Anadolu Selçuklu Devleti, ortadan kalktı. Anadolu Selçuklu Devletinden sonra :

Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesinden çekilmesinden sonra Anadolu, yine Moğolların (İlhanlılar) egemenliğinde kaldı. Fakat, kurulmuş olan Türk beylikleri, kendi başlarına buyruk kaldılar. Böylece Anadolu, çeşitli bölgelerde kurulmuş olan bu Türk beyliklerinin yönetimine girdi. İlhanlılar'ın zayıflamasından sonra durum, daha da karıştı. Beylikler, kendi aralarında savaşlara tutuştular. Anadolu'da birlik kalmadı.

Fakat çok geçmeden, bu beyliklerden biri olan Osmanlı Beyliği, bir devlet olacak ve bütün beylikleri sınırlarına katarak Anadolu birliğini kuracaktır. Selçuklular devrinde uygarlık:

Özellikle Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra (1071), Anadolu kapılarını Türklere açan Selçuklular, zamanlarında en teşkilâtlı bir devlet yönetimi kurmakla kalmamışlar, bugün bile izlerine rastlanan büyük bir uygarlık meydana getirmişlerdir. Hükümdar:

Anadolu Selçuklu Devleti'nin başında sultan adını taşıyan bir hükümdar vardı. Ülke, bir takım yönetim bölümlerine ayrılmıştı. Bu yönetim bölümleri, hükümdar ailesinden gelen ve melik adı verilen valiler tarafından yönetilirdi. Devlet yönetimi:

Hükümdar, dilediğini yapma gücünde idi. Devlet yönetimini, kendi tarafından işe getirilen yardımcıları ile yürütürdü. En büyük devlet memuru, hükümdarın en büyük yardımcısı olan vezir'di.

Çeşitli devlet işlerinin görüldüğü divan'a, vezir başkanlık ederdi. Divan, devletin ileri gelen asker ve sivil memurlarından meydana gelirdi.

Ülkenin adalet işlerini kadılar, güvenlik işlerini de subaşılar düzenlerdi.

Ordu :

Selçuklu Devleti'nin en büyük kuvvet kaynağı olan ordu, çoklukla atlılardan meydana gelmişti. Savaşta yararlıkları görülenlere geniş topraklar verilir; bunlar da bu bağış karşılığında, gereği kadar asker besleyerek, gerektiğinde savaşlara katılırlardı. Bu şekil ordu meydana getirmek düzenine tımar adı verilir. Devlet geliri:

Devletin başlıca gelirleri şunlardı: a - Madenlerden, hayvanlardan ve ürünlerden alman vergiler, b -Savaşlardan elde edilen ganimetler, c - Komşu, devletlerden alman haraçlar, d -Gümrüklerden alman vergiler. Sosyal hayat:

Anadolu Selçuklu Devleti'nin ilk kuruluş yıllarında, Anadolu, bakımsız bir ülke durumunda idi. Çeşitli savaşların, akınların yapıldığı yer olması bakımından, gereği gibi yerleşme olmamış, köyler ve şehirler kurulmamıştı. Fakat Anadolu Selçuklu Devleti'nin kuvvetlenmesinden sonra yeni yeni köyler kuruldu, buralara, Orta Asya'dan gelmiş olan Türkler yerleştirildi, önemli şehirler kuruldu. Konya, Sivas, Kayseri, Niğde, Erzincan, bu zamanda kurulmuş olan şehirlerdir.

Türklerin Anadolu'ya gelmesi ile, o zamana kadar önem kazanmamış olan ticaret hayatı gelişmiş, çeşitli kervansaraylar ve kervan yolları yapılmıştır. Bilim ve edebiyat:

Anadolu Selçuklu Devleti zamanında, bilim ve edebiyat da büyük gelişme göstermiştir. Bu zamanda yetişmiş olan bilim adamları ve edebiyatçılar, önemli eserler meydana getirmişlerdir. Mevlâna Celâlettin, Hacı Bektaş Velî, Yunus Emre, bu zamanda yetişmiş olan ünlülerdir. Güzel sanatlar:

Anadolu Selçuklu Devleti zamanında, yeni yeni şehirler kurulmuş eski şehirler de bayındır olmuştur. Bu şehirlerde yapılmış olan cami, medrese, mescit, han, hamam, kervansaraylar, bugün bile, büyük önem taşıyan tarihî eserler olarak yurdumuzu süslemektedirler. Selçukluların meydana getirdikleri bu mimarlık eserleri, Anadolu'da Türk sanatının temellerini atmıştır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy