ÇIBAN « Sağlık
Vücudun her hangi bir bölümünde meydana gelen irin yığınına verilen ad. Deride şişkinlik, kızarıklık ve ağrı ile kendini belli eder. Soğuk ve sıcak olmak üzere iki çeşidi vardır. Soğuk çıbanlar, ağrısız, kızartısız, ateşsizdir. Şişkinlikleri ile kendilerini belli ederler. Bu çeşit çıbanlar, vücudun genel bir temizliğe ve yorgunluktan dolayı kuvvetlenmeye ihtiyacı olduğunun işaretidir.
Sıcak çıbanlar, mikroplu iltihaplanmalar sonucu meydana gelir. İlkin, derinin çıban çıkacak bölümü hafif hafif yanmaya başlar. Sonraları kızarıklık ve sıcaklık belirir. Bir süre sonra kızarıklık kaybolur. Çıbanın çevresi sert, ortası yumuşak bir durum alır. Bu durumlarda , çıban olgulaşmış , içi irinle dolmuştur. Bu çeşit çıbanın kesin tedavisi, çıbanın bisturi ile yarılması ile olur.
BOĞAZ « Genel Coğrafya
İki kara arasında kalan dar deniz. Boğazlar çeşitli genişlikte olur. İstanbul boğazı gibi dar olanları (550 - 3300 metre) olduğu gibi Bass Boğazı gibi (224 kilometre) pek geniş olanlar, vardır. Dünyanın çoğu denizlerle kaplı olduğundan türlü memleket arasındaki gidip gelmelerde su yolları önemli bir yer tuttuğundan, boğazlar da çeşitli su yollarının birleştiği işlek yerler olmuş, ticaret ve siyaset bakımından önem kazanmışlardır. Yer yüzünde birçok boğazlar vardır. Bunların başlıcaları şunlardır : Çanakkale, Cebelitarık ,İstanbul Babülmendeb, Malakka, Sund , Magellan , Florada boğazları.
SÜLÜN « Hayvanlar
Tavukgillerden, kuyruğu uzun, eti lezzetli bir kuş. Genel olarak tarlalarda yaşarlar. Meyve ve tanelerle beslenirler. Otuza yakın türü vardır.
DARPHANE « Devlet
Madenî para basımı yapılan yer. Para basımı, bugün hemen hemen bütün ülkelerde, hükümetlerin kontrolü ve idaresi altında bulunan “darphane” lerde yapılmaktadır.
Para basımı, ilk zamanlarda, devletler tarafından kontrol altına alınmış durumda değildir. Özel kişiler, serbest olarak sikke darbettirebiliyorlardı. Fakat, madenî paranın, kullanılmasının artması ve özel kişilerin darbettikleri sikkelerin her alışveriş sırasında, kontrole tâbi kılınması zorunluluğu bunların ayarına bakmak ve gram olarak miktarını tartmak çeşitli aksaklıklara sebep olduğu için, para basımı (sikke darbı) hükümdarların kontrolü altına (atonniıştfc. Böylece, alış - verişe mübadelesinde kullanılmakta olan “tartılmış para” devrinden, “sayılan para” devrine geçilmiştir.Bugün, eskiden beri gelen bir fikrin devamı olarak para basımı (darp hakta) bir istiklâl, egemenlik işareti ve devletin en önemli haklarından biri sayılmaktadır.Para yapımı için kullanılacak madenin aynı ayarda, eşit ağırlık ve boyda sikkelere bölünmesi ve bu sikkeler üzerine sikkenin değerinin ve bunları çıkaran devletin işaretlerinin basılması, darphanede yapılan başlıca işlerdendir.
Türkiye'de durum : Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında, komşu beylikler tarafından kullanılmakta olan sikkeler kullanılmıştır. Osmanlı Devletinde ilk para basımı, 1313 yılında yapılmış ve bunlara “akçe-i Osmanî” adı verilmiştir. Bundan sonra her padişahın hükümdarlığa geçişi yıllarında yeniden para basımı yapılmıştır. Cumhuriyet devrinde ilk altın sikke, 5 Ekim 1925 te, Bakanlar Kurulu kararı ile darbedilmiştir. Bu tarihten sonra, çeşitli kıymetlerde gümüş, bronz, nikel ve karışım sikkeler darbedilmiştir.
BİTLİS « Türkiye Coğrafyası
Doğu Anadolu'da bulunan illerimizden biri. Yüzölçümü 6.939 kilometrekare, nüfusu 128.966 dır. Kuzeyi Ağrı, kuzeybatı ve batısı Muş, güneybatı ve güneyi Siirt, Doğusu Van gölü ile çevrilidir. Yüzeyi yer yer büyük dağ kitleleri ile kaplıdır. Deniz yüzeyinden ortalama yüksekliği 1.500 - 2.000 metredir. Halk çeşitli tarla ziraatı ve hayvancılıkla geçinmektedir.
OTUZ BİR MART AYAKLANMASI « Tarih
31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) Salı günü İstanbul'da Dördüncü Avcı Taburu'nun ayaklanmasına verilen ad. O sabah Taşkışla'dan hareket ederek Osmanlı Meclis-i Mebusan'ını kuşatan ve sayıları altı bin kadar olan başkaldırıcılar, “Şeriatın uygulanmasını, sadrazamın, ikinci fırka komutanının, Taşkışla komutanının ve Meclis Başkanı Ahmet Rıza Beyin istifa ettirilmeleri, bu harekete katılan askerlerin hiç birinin kılına bile dokunulmamasını” istiyorlardı. Bu başkaldırıcılara, ellerinde yeşil bayraklarla softalar ve medrese öğrencileri de katılmışlardır. Bu arada, Lâzkiye milletvekili Emin Arslan, Tanin Başyazarı Hüseyin Cahit'e benzetilerek öldürülmüş, (Bahriye nazırı Rıza Paşa yaralanmış, Adliye nazırı Nâzım Paşa da öldürülmüştü. Halktan ve askerlerin içinden de ölenler, yaralananlar vardı.
öğleden sonra, başkaldırıcıların istediğinin yerine getirildiği, hükümetin istifa ettiği, Tevfik Paşa'nın sadrazam olduğu, bahriye nazırlığına da Ethem Paşanın getirildiğinin bildirilmesi üzerine, başkaldırıcılar yavaş yavaş kışlalarına çekilmişlerdir.
Ertesi gün Selanik'te İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin düzenlediği bir mitingde İstanbul'da meydana gelmiş olan bu olayın, bir gericilik olayı olduğu üzerinde durulmuş, bu hareketi bastırabilmek için gönüllü toplanmasına başlanmıştır. Zamanın ileri ve aydın subaylarının katılması ile kurulmuş olan ve “Hareket Ordusu” adını alan ordu, ertesi gün (11 Nisan 1909) da İstanbul'a gelmiş, sıkıyönetim ilân edilmiş, yeni bir kabine kurulmuş ve olaya katılmış olanlar yakalanarak idam edilmişlerdir.