Nedir

ÇİZGİ « Matematik

Bir Noktanın hareketinden meydana gelen şekil. Çizginin yalnız uzunluktan ibaret tek bir boyutu vardır. Çizgiler doğru , eğri ve kırık olmak üzere üç şekilde olabilirler.

Doğru çizgi, iki nokta arasındaki en kısa yoldur. İki nokta arasından da ancak bir doğru geçer. İki ucu sınırlı belli uzunluktaki doğrulara “doğru parçası” iki tarafı da sınırlanmış doğru çizgilere “doğru , bir ucu sınırlanmış öbür ucu sınırlanmamış doğru çizgilere “yarım doğru” denir.

Kırık çizgi : Uç uca gelen ve bir doğru üzerinde bulunmayan doğru parçalarına verilen addır

Eğri çizgi de, bir doğru üzerinde olmayan ve köşe yapmaksızın doğrultu değiştiren çizgilere denir.

Belli iki nokta arasında, bu üç çiz giden en kısası, doğru çizgidir.

BOŞALTIM SİSTEMİ « Sağlık

İdrar yapan ve idrarı dışarıya atan sisteme boşaltım sistemi adı verilir.

Boşaltma sisteminde bulunan organlar şunlardır :

1 - İdrarı yapan, vücut için faydasız ve zararlı maddeleri süzerek kandan ayıran böbrekler,

2 - İdrarı, idrarın toplanma yeri olan torbaya götüren idrar borusu,

3 - İdrarın toplandığı torba “idrar torbası” (mesane),

4 - İdrar torbasında birikmiş olan idrarı, vücuttan dışarı atan bölüm.

Böbreklere süzülmek, içindeki zararlı ve faydasız maddeler dışarı çıkarılmak için gelmiş olan kan, böbreklerin kabuk bölgesinde süzülmeye uğrar. Kanda bulunan üre, böbreklerde bu süzülme sonucu kandan ayrılır ve böbreğin havuzcuk denen bölümünde toplanarak, idrarın meydana gelmesini sağlar. İdrar, buradan idrar borusu yolu ile idrar torbasına gelir. İdrar torbasında birikme olduktan sonra da, refleks meydana getirecek kadar çoğalınca, uretra yolu ile dışarı atılır.

İdrar, sulu bir sıvıdır. İçinde, normal hallerde şu maddeler bulunur :

1 - Proteinlerin yanmasından meydana gelen üre ile ürik asit ve üratlar,

2 - Magnezyum, potasyum, sodyum tuzları, 3- Su, İdrardaki su oranı, her zaman değişir. Bu oran, kanın basıncı ve alınan su ile ilgilidir. Normal hallerde, 24 saatte 1 - 1,5 litre olarak çıkarılan idrar, suyun çok alındığı zamanlarda artabilir. Bu arada, idrarda bulunan maddeler, normal hallerde de yenilen yiyeceklere göre değişiklik gösterebilir. Çok et yiyenlerde asit, çok sebze yiyenlerde bazlar çoğalır. İdrar içinde bulunan üre, idrardaki bakteriler ve sıcağın etkisi ile kimyasal bir ayrışıma uğrar ve karbon asidi ile amonyak meydan gelir. Sıcakta kalmış idrarda, bu sebeple amonyak kokusu meydana gelir.

Böbreklerle kandaki zararlı ve faydasız maddelerin dışarı atılmasından başka, vücudumuzdaki zararlı ve faydasız maddelerin dışarı atılması işleri, başka yollarla yapılmaktadır. Biz, yalnız boşaltım sistemi ile vücudumuzdaki zararlı maddeleri dışarı atmak zorunda kalsak, çok geçmeden, kendi kendimize zehirlenip ölürüz.

Vücudumuzdaki zararlı maddelerin dışarı atılmasına yardımcı olan sindirim sistemindeki zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlayan kaim barsaklardan ayrı olarak, başlıca derimiz sayılabilir. Derimizle, kanda bulunan su, az oranda üre, ürik asit, tuzlar, karbon dioksit dışarı atılır. Bundan başka solunum yolu ile de, kanımızda birikmiş olan ve vücudumuz için zararlı olan karbondioksit gazını da dışarı çıkarırız.

KEŞİFLER « Genel Coğrafya

Gizli olan ya da başkalarınca bilinmeyen şeyleri meydana çıkarma.

Keşifler, çoklukla tarihin gidişini değiştirmiş, medeniyetin gelişmesini sağlamış önemli olaylardır. Keşif demek, tabiatte var olduğu halde, yapılan araştırmalar sonucunda, sonradan meydana çıkarılan gerçekler demektir.

Keşifler, tarihte önemli bir konudur. Çünkü, coğrafya alanında yapılan keşiflerle, bilinen dünya daha da genişlemiş, meydana çıkarılan yeni yerler, tarih bakımından, milletlerin daha medenî olmasına, daha geniş alanlara yayılmasına yol açmıştır.

İlk çağların tarihini okurken, yalnız Orta Asya'da, Avrupa'da Afrika'nın kuzeyinde, Anadolu ve Mezopotamya yörelerinde yaşayan milletlerin tarihini görmüş olduğumuzu hatırlamalıyız. Orta Çağ'ın sonlarına kadar, Akdeniz'in dışına çıkılmadığını da, gözönüne getirmeliyiz. Keşifler, yeni bir çağ getirdi: Pusula'nın bulunarak gemicilikte uygulanması ile, Avrupalı denizcilerde, yeni yeni denizlere açılmak yolu başladı. Bunun birçok sebepleri arasında özellikle, Haçlı Ordularının, Doğuya doğru olan akınlarında, Doğu'nun paha biçilmez kumaşlarına, baharatına, diğer birçok eşyasına karşı olan hayranlık başta gelir.

Osmanlıların İstanbul'u ele geçirdikten sonra Doğu'nun önüne bir duvar gibi gerilmesi, Avrupalıları, Doğu'daki bu değerli şeylere kavuşmak için, başka yollar aramaya şevketti. Bu aralar, pusula da denizcilikte kullanılmaya başlandığı için, Doğu'ya, Hindistan'a gideceğiz diye Akdeniz'den açılarak, Atlas Okyanusuna, Batıya doğru deniz gezileri başladı.

O zamanlar, dünyanın yuvarlak olduğu bilinmiyordu. Akdeniz'den dışarı çıkılıp, Atlas Okyanusu'nda ilerlerken, dünyanın öbür ucuna, yani Doğu'ya, yani Hindistan'a ulaşacaklarını sanıyorlardı.

Genel olarak bu düşüncelerle, Avrupalı denizciler, büyük deniz seferlerine başladılar. Ülkelerinin daha zengin, kendilerinin daha kuvvetli olmasını isteyen Avrupalı hükümdarlar da, bu yolda denizcilere yardım ettiler. Onların büyük gemiler yapmasını, çok sayıda tayfalarla, denizlere açılmalarını sağladılar.

Bu geziler, yeni yerlerin keşfedilmesine ve Avrupa'ya bağlı yeni yerlerin bulunmasına yol açtı. Böylece Avrupa daha zenginleşti, daha medenî bir kara parçası oldu, dünyada yeni bir çağ başladı. Afrika kıyıları:

Portekizli bir gemici olan Vasko Da. Gama, kralın isteği üzerine, Hindistan'a gidecek Doğu yolunu bulmak için geziye, çıktı. Afrika'nın, Atlas Okyanusu'ndaki. Batı kıyılarını, güneye doğru dolaşarak. Afrika'nın en güney kıyılarına vardı. Buradan Doğu'ya dönerek Hindistan'a kadar ulaştı (1498). Yeni Dünya: Amerika:

Portekiz kralı gibi, İspanya kraliçesi de Hindistan'a gidecek yolun bulunmasını istiyordu. Hindistan'a, Batıya doğru çıkılacak bir deniz yolculuğu ile varılacağını sanan Kristof Kolomb'a, gerekli yardımı yaptı. Kristof Kolomb, 1492 yılında, Hindistan'a vardığını sanarak, yeni bir kara parçasını, Amerika'yı keşfetti

1520-21 yıllarında da, başka bir Portekiz denizcisi olan Macellan, Batıya doğru uzun bir yola çıktı. Amerika'nın en güneyini dolaştı (Buraya, Macellan Bogazı adı verildi). Büyük Okyanus'a çıktı. Filipin adalarına kadar ulaştı. Böylece bütün dünyayı dolaşan ilk denizci oldu. Keşiflerin sonuçları:

Coğrafya alanında yapılan geniş çaptaki bu keşifler, önemli sonuçlar getirdi. Bunlardan başlıcası, dünyanın yuvarlak olduğudur. Bundan başka dünya, da bulunan karalar, denizler hakkında geniş bilgiler edinildi, hayvanlar ve bitkiler hakkında yeni yeni bilgiler elde edildi. Yeni ticaret alanları ve ticaret konuları meydana çıktı. Avrupa ülkeleri, yeni bulunan bu yerlerden elde ettikleri malları satarak, zengin oldular. Bu milletler, dünyanın her tarafında sömürgeler kurdular. Avrupa'nın zengin oluşu, güzel sanatlara ve bilime verilen önemi arttırdı, böylece Rönesans başladı. Bilim de, çeşitli alanlarda; önemli gelişmeler kazandı. Avrupa'nın bu ilerlemesi ve zengin olması ile Akdeniz ve Doğu ülkeleri, eski önemlerini kaybettiler.

ÇANAKKALE SAVAŞLARI « Tarih

Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıç yıllarında, Müttefik kuvvetlerin. Çanakkale Boğazını ele geçirmek ve İstanbul'a kolaylıkla ulaşabilmek için, Türk kuvvetleriyle Çanakkale Boğazında ve Gelibolu yarımadasında yaptıkları savaşlar. Çanakkale savaşları düşmanın yokedilmesi ve denize dökülmesi ile bitmemiş olmakla beraber, düşman büyük yenilgiye uğramış ve boğazlar, Türk egemenliği altında kalmıştır. Çanakkale savaşları, başlıca iki bölümde olmuştur: a) Doğrudan doğruya Çanakkale Boğazını yarmak için Müttefik kuvvetleri ile yapılan savaşlar, b) Denizden yarmak bir sonuç vermeyince karadan hücum etmek suretiyle yapılan (Birinci ve İkinci Anafartalar muharebesi) savaşlar.

Çanakkale savaşları, Birinci Dünya Savaşının sonuçlarına büyük etkileri olan önemli savaşlardandır. Müttefikler safında savaşa katılan Rusya'nın 2 Ocak 1915 tarihinde İngiltere'den yardım istemesi üzerine, İngiliz kabinesinde Çanakkale meselesi ortaya atılmış, Rusyaya istenilen yardımların en emin ve kısa zamanda yapılabilme yolu olan Boğazların, Müttefik kuvvetler tarafından elde edilmesi zorunluluğu kabul edilmiştir. Buradaki savaşlarda elde edilecek sonuçlar arasında, yalnız Rusya'ya yardım etmek değil Osmanlı İmparatorlunu ikiye ayırmak, İstanbul’u elde etmek gibi önemli, savaşın seyrine ve kısa zamanda bitmesine yardım edebilecek kesin durumlar da vardır. Bu sebeple İngiltere'nin, Çanakkale Boğazını denizden yarmak suretiyle geçmesine 28 Ocak 1915 tarihinde karar verildi.

Boğaz Savaş: Bu karar üzerine 19 ve 25 Şubat 1915 tarihlerinde Çanakkale Boğazı, mermi ve ateş sağanağına tutuldu. 27 Şubat'ta torpil tarama gemileri, Boğaza girerek torpil hatlarını, temizlemeye çalıştılar. Nihayet 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazının zorlanarak geçilmesine çalışıldı.

Havanın çok sakin olduğu o günde, Müttefik donanması saat 10,30 da iki hat halinde Boğaza girdi. Bütün Boğazı duman, alev ve barut kokusu kaplamıştı. Birbirini takip eden infilâklar halinde İngiliz donanmasının üç muharebe gemisi batmış, üçü ağır yaralanmış ve saat 17.10 olduğu zaman, İngiltere deniz savaş tarihi, en büyük ve unutulmaz facialarından birini kaydetmişti.

Denizden zorlama bir sonuç vermeyince İngilizler, Boğazı, seferi kuvvetlerle yarmaya karar verdiler. İngiliz kuvvetleri 25 Nisan 1915 gecesi Kumtepe ve Arıburnu kıyılarıyla Seddilba hir bölgesine çıktılar. Donanmanın şiddetli ateş desteği altında ancak kıyılarda tutunabildiler. Seddilbahir'de büyük düşman kuvvetlerini, bir buçuk taburluk Türk kuvvetleri durdurmaya muvaffak oldular. Arıburnu cephesinde ise, Albay Mustafa Kemal, Çanakkale savunmasının dönüm noktası olan Kocaçimen tepesine ve Conk bayırına hepsi de şehit olan 57 alayla yetişerek birinci defa Çanakkale'yi kurtardı. Durmadan devam eden savaşlarla düşman kuvvetleri bu saldırısında da başarı kazanamamış ve Haziranda son dayanma yeri olan Seddilbahir'i de terk etmek zorunda kalmıştır.

Anafartalar Savaşları : Çanakkale'deki bu başarısızlıklar,İngiliz kabinesinin düşmesi ile sonuçlanmış ve Çanakkale,Birinci Dünya Savaşı'nın en önemli meselesi haline gelmiştir. Bu sebeple İngiliz kuvvetleri,yeniden bir zorlama hareketi ile Boğazı geçmek kararını almışlardır. Çanakkale savaşlarının ikinci dönümünü meydana getiren bu savaşlar, 6-7 Ağustos gecesi, düşman kuvvetlerinin Arıburnu'nun kuzeyinde ve Anafartalar'da karaya çıkmaları ile başlamıştır. İngiliz kuvvetleri kısa zamanda Conktepeyi işgal etmiş ve Kireçtepeye kadar olan bölümü kontrolü altına almıştır. Durumun Türk kuvvetleri için tehlikeli olduğu bugünlerde, Çanakkale’yi savunan 5. ordu komutanı Liman Paşa tarafından 8 Ağustos gecesi Albay Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu komutanlığına getirilmiştir. Mustafa Kemal, üstün askerî dehası ile 9 Ağustos sabahı düzlüğüne çekilmeye zorlamıştır. Ertesi gün, Mustafa Kemal in devamlı çalışması ile Conkbayırındaki düşman da yenilgiye uğratılarak, Birinci Anafartalar Muharebesi adı ile anılan bu savaşlar Türk kuvvetlerinin başarısı ile sonuçlanmış, Çanakkale bir daha kurtarılmıştır.

Bu yenilgilerinin de intikamını almak isteyen İngilizler, 21 Ağustosta, yeni kuvvetlerle Küçük Anafartalar yönünde tekrar taarruza geçmişlerdir. Fakat, kahraman Türk askerlerinin süngü hücumları karşısında fazla dayanamayarak yeniden çekilmek zorunda kalmışlardır (İkinci Anafartalar Muharebesi).

Böylece, Türk kuvvetleri ile başa çıkamayacağını anlayan düşman) kuvvetleri yeni bir tecrübeye girmenin bir sonuç vermeyeceğini anlayarak 19-20 Aralık 1915 te Anafartalar cephesini, Ocak 1916 tarihinde Seddilbahir cephesini boşaltmak ve Çanakkale'den geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Çanakkale savaşları, Türk ordularının sevk ve idaresinin, düşman kuvvetlerine üstünlüğünü, birkaç misli düşmana karşı çarpışan Türk askerinin üstün kahramanlığını, Büyük Atatürk'ün dehasını göstermesi bakımlarından Türk tarihinde şerefli bir hâtıra olarak yer etmiştir.

KARADENİZ BÖLGESİ « Türkiye Coğrafyası

Türkiye'nin coğrafya bölgelerinden biri. Yurdumuzun kuzeyini kaplar. Doğusunda Kafkasya, güneyinde Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri, batısında Marmara bölgesi vardır. Kuzeyi baştan başa Karadeniz kıyılarıdır. Karadeniz bölgesinin kıyıları dik, yüksek ve kayalıktır. Girintisi, çıkıntısı yoktur. Yamaçlar gür ormanlar ve zengin otluklarla kaplıdır. Bunların arasında tarlalar, bahçeler, yer alır. Bölgenin başlıca şehir iskeleleri şunlardır : Bize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Zonguldak. Bu iskelelerin hemen hepsi rüzgârlara açıktır. Fırtınalı havalarda gemiler buralarda barınamaz. Yalnız Sinop limanı en büyük fırtınalarda bile dalgasızdır.

Rüzgârlara açık limanlardan Trabzon ve Ereğli, Samsun dalgakıranlarla korunmuş ve tesislerle iyi bir hale konmuştur. Rize'den Samsun'a kadar dik olan kıyılar Samsun'a yaklaştıkça alçalır. Burada kıyı geniş ve kumsal bir düzlük halini alır. Burası Çarşamba ovasından geçerek Karadeniz'e dökülür.

Samsun'dan sonra da kıyı düz ve kumsal olarak uzanır (Bafra ovası). Kızılırmak, Bafra ovasından geçerek Karadeniz'e dökülür.

Yüzey şekilleri : Karadeniz bölgesi dağlıktır. Dağlar kıyı boyunca uzanır. Deniz kenarına paralel uzanıp giden bu dağlar kıyıların yüksek ve girintisiz çıkıntısız olmasına sebep olmuştur. Bölgenin dağlarına Kuzey Anadolu dağları denir. Doğu tarafındakiler Doğu Karadeniz Dağları, batı tarafındakiler Batı Karadeniz Dağlarıdır. Rize taraflarında 4.00 metreye yaklaşan dağların yüksekliği, orta taraflarda ve batıda 2.00 metreyi geçmez.

Sular : Karadeniz'e dökülen başlıca akarsular şunlardır : Çoruh, Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya. Bunlardan başka birçok dereler ve çaylar da vardır.

Kuzey Anadolu Dağlarının kuzey yamaçlarından inen bu küçük sular, yatakları kısa ve dik olduğu için, pek sert akarlar. Hele dağlarda karlar erimeye başladığı zaman sular çoğalır, kışları daha hırçınlaşır, yataklarından taşar, etrafı sular altında bırakırlar, Geçtikleri yerlerdeki tarlalara, bağlara, bahçelere, hattâ köy ve kasabalara yayılır; evleri, köprüleri yıkar, büyük zararlara sebep olurlar.

Bu zararların önüne geçmek için bentler yapmak lâzımdır. Bentler yapılırsa fazla akan sular buralarda toplanır, yazın sular buralarda toplanır, yazın sular azaldığı zaman bu toplanan sularla tarlalar, bahçeler sulanabilir.

Karadeniz bölgesinde bol yağmur yağar. Kışlar çok sert geçmez, yazları da pek sıcak olmaz. Yani iklimi ılımandır.

Kıyıdan uzaklaşarak içerilere doğru gidildikçe yağışlar azalır, ormanlar seyrekleşir, otluklar küçülür. Buralarda yazlar daha sıcak, kışlar da oldukça sert geçer. Şu halde Karadeniz bölgesinin kıyıdan uzak kalan iç kısmında iklim serttir.

Bir yerin iklimini yumuşatan sebeplerden biri de denizlerdir. Denizler geç ısınıp geç soğurlar. Bunun için bulundukları yerin havasını yazın serin, kışın ılık tutarlar, bundan başka denizlerden esen rüzgârlar karalara yağmur getirim İşte bundan ötürü Karadeniz bölgesinin denizden uzak olan iç kısımlarında iklim sert ve yağış azdır.

Doğu Karadeniz bölümünün iklimi, Batı Karadenizinkin den daha sıcaktır. Çünkü Kafkas Dağları bu bölgeyi kuzeyden esen soğuk rüzgârlara karşı yüksek bir duvar gibi korumaktadır.

Bu bölgeye fazla yağmur yağması sebebi de kıyıya paralel olan yüksek dağlardır. Su buharıyla yüklü rüzgârlara çarparak yükselir, soğur ve buralarda bol yağmur yağmasına sebep olurlar.

Nüfus ve şehirler : Karadeniz bölgesi yurdumuzun en kalabalık bölgesidir. Halk çiftçilikle, şehir ve kasabalar, ela da esnaflıkla geçinir.

Bölge her mevsimde yağışlı, hele Doğu Karadeniz bölümü yazın da yağmurlu olduğu için buralarda arpa ve buğday iyi yetişmez. Çiftçilerin en çok ektikleri mısır, fasulye, tütün, pancar, kete ve kenevir'dir. Buğday ve arpa bunlardan daha az ekilir. Bafra ve Çarşamba ovalarında dünyanın en nefis tütünleri yetiştirilir.

Yurdumuzun en zengin fındık bahçeleri Trabzon'la Ordu arasındadır. Her yıl toplanan fındıkların çoğu yabancı ülkelere satılır. Bu satışlar bize milyonlarca lira kazandırır.

Bölgenin doğu kıyılarına yakın yerlerde yazlar sıcak kışlar ılık geçtiği için buralarda çay, portakal, mandalına gibi sıcak memleket ürünleri yetiştirilir.

Kıyı otlaklarında sığır, iç kısımlarda koyun, keçi gibi hayvanlar beslenir. Bölgenin ormanları çok olduğu için bir kısım halk da kerestecilik yapar. Kerestecilik daha çok Batı Karadeniz bölümündedir. Burada geniş çam ormanları vardır. Ağaç denizi adı verilen bu bölgede iyi cins kerestelik ağaçlar bulunur.Bölgenin iç taraflarında yağış azdır. Burada bol miktarda arpa, buğday gibi tahıllar ekilir.

Kıyı halkı denizcilik ve balıkçılıkla geçinir. Halkın bir kısmı da maden işçiliği yapar, yahut fabrikalarda çalışır, Karadeniz bölgesinin en önemli şehirleri şunlardır. Samsun, Zonguldak,Trabzon, Çorum, Tokat, Amasya, Giresun Rize, Artvin, Ordu, Sinop, Kastamonu, Bolu, Gümüşhane.

Karadeniz bölgesinin başlıca madeni maden kömürüdür. Maden kömürü Zonguldak çevresinde işletilen ocaklar, dan çıkarılır. 1829 yılına kadar fabrika ve gemilerimizde kullanılan maden kömürleri yabancı memleketlerden satın alınırdı. Uzun Mehmet adında bir köylü ilk defa burada maden kömürü buldu. O zamandan beri işletilmekte olan maden kömürü ocaklarının verimi her yıl biraz daha artırılmaktadır.İç Anadolu bölgesinde bulunan Divrikte çıkarılıp trenlerle Safranbolu yakınlarındaki Karabük'e getirilen demir, demir ve çelik fabrikalarında işlenmektedir.

Bunlardan başka Amasya'da ve Turhal'da (Tokat vilâyeti) şeker fabrikaları, Çorum'da çimento Taşköprüde (Kastamonu vilâyeti) kendir fabrikaları, Çatalağzında (Zonguldak vilâyeti) elektrik santralı ile Batı Karadeniz bölümünde de bir çok kereste fabrikaları Ereğlide Demir ve çelik fabrikaları vardır.

BALIK YAĞI « Sağlık

Norveç denizlerinde yaşayan ve Gadus denilen (Morinalar) balık nevilerinin karaciğerinden çıkarılan yağ (Huile de foie de Morue). Eskiden beri Norveç balıkçıları tarafından ilâç gibi kullanılan balık yağı, içindeki A ve D vitamini eksikliğinden meydana gelen belirti ve hastalıklarda (raşitizm, kemik hastalıkları) kullanıldığı gibi, büyümesi geri kalmış, cılız kimselerde, müzmin hastalıklarda kullanılır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy