Nedir

İNEBAHTI DENİZ SAVAŞI « Tarih

7 Ekim 1571 günü, Osmanlı İmparatorluğu'nun deniz kuvvetleriyle Venedik, Papalık ve İspanya devletlerinin birlikte meydana getirdikleri Haçlılar kuvvetleri ile yaptıkları deniz savaşı.

Kıbrıs adasının 1570 tarihinde Osmanlılar tarafından alınması üzerine, Hıristiyan Avrupa, Osmanlıları yenebilmek için yeni bir kuvvet denemesin çıkmış ve hazırlanan büyük bir deniz kuvveti ile Osmanlılar yenilgiye uğratılmak istenmiştir.

Haçlılar donanması, Girit ve Korfu adalarına yaptıkları seferden dönmekte olan Osmanlı donanmasını İnebah'tı (Lepanto) körfezi çevresinde savaşa katılmaya zorlamış ve yapılan bu deniz savaşında, Osmanlı donanması yenilgiye uğramıştır. Kaptan-ı derya Müezzinzade Ali Paşa'nın komutasındaki Osmanlı donanması çok büyük kayıplar vermiş, donanma komutanlarından yalnız Kılıç Ali Reis savaştan kurtulabilmiştir.

Fakat bu yenilgi çok sürmemiş ve Sokullu Mehmet Paşa'nın yönetimindeki Osmanlı İmparatorluğu, yeni bir donanma hazırlamakta gecikmemiştir.

Bu yenilgiden sonra Venediklilerle yapılan bir barış müzakeresi sırasında Sokullu Mehmet Paşa'nın Venedik elçi. sine söylediği şu sözler ünlüdür:

“Siz bizim donanmamızı mahvetmekle sakalımızı kestiniz. Kesilen sakal gene uzar; fakat biz Kıbrıs'ı alarak sizin bir kolunuzu kestik. Kesilen kol yerine gelmez”.

SERVETİFÜNUN « Edebiyat

27 Mart 1891 yılında İstanbul'da Ahmet İhsan Tokgöz tarafından kurulan resimli bir dergi.Uzun yıllar, edebiyat ve kültür hayatımızda önemli bir rol oynamış dergilerdendir. Bu dergide yazı yazanlar, edebiyat tarihimizde, “Servetifünun Edebiyatı” adı verilen edebiyat akımının başlamasına yol açmışlardır. Zaman zaman yayınına ara vererek uzun yıllar devam eden dergi yeni harflerin kabul edilmesi ile 6 Aralık 1928 tarihinde 1681-1 sayısı ile ve “Uyanış” adıyla yayınma devam etmiş, 26 Mayıs 1944 tarihinde 2464 sayısı ile tamamen kapanmıştır.

RAMAZANOĞULLARI « Tarih

Osmanlı devletinin Kuruluşu sıralarında Güney Anadolu'da (Adana, Tarsus, Misis yörelerinde) kurulmuş olan bir küçük devlet. Ramazanoğulları, Horasan tarafından gelerek Anadolu'da yerleşmişlerdir. 1378 yılında Ramazanoğlu İbrahim tarafından bir beylik haline getirilmiş, uzun yıllar Mısır'daki Memlûk sultanlarının ve Osmanlıların koruyuculuğu altında yaşamış, 1462 yılında Adana çevresine Osmanlıların bir vali göndermesi ile son bulmuştur.

LALE DEVRİ (1718 - 1730) « Tarih

Osmanlı tarihinde Ahmet III. zamanında on iki yıl sürmüş olan zevk ve safa, israf ve eğlence devrine verilen ad.Lâle Devrini açan Üçüncü Ahmed'in sadrazam ve damadı Nevşehirli İbrahim Paşadır. “Sefaretname”siyle meşhur Yirmisekizçelebi Mehmet Efendi Fransa sefiri iken gördüğü Versailles sarayının havuzlarını, bahçelerini. korularını pek beğendiği için İstanbul'a döndüğünde methini padişaha ve sadrazama duyurdu. Bu yerler örnek tutularak Beşiktaş ilerisindeki Çırağan sanayi ile Kâğıthanede köşkler, çağlayanlar, korular yapıldı. Gene o zamanlarda Hollanda’dan getirilen lâle soğanları pek rağbet gördü. Bahçeler renk renk lâlelerle süsledi. Bir aralık lâle merakı o kadar arttı ki tek soğanın bile bir altına satılıp alındığı oldu. Padişah, sadrazam, İstanbul'un ileri gelenleri ve zenginleri kâh Çırağan sarayında kâh Kâğıthanede eğleniyorlar; gece, eğlencelerinde de üstlerine birer mum diktikleri kaplumbağaları lâlelerin altında dolaştırarak çırağanlar tertibe diyorlardı. Bu devri Patrona Halil İsyanı kapadı. Padişah, damadı İbrahim Paşayı boğdurarak cesedini ayaklanan halkın önüne attırdı, bu devri terennüm etmiş ve hiçbir eğlenceden geri kalmamış olan meşhur şair Nedim, Beşiktaş'taki evini saran asilerden kaçarken damdan düşüp öldü. Üçüncü Ahmet de tahtı Birinci Mahmuda bırakmak zorunda kaldı. “Lâle bin altına ise nale (inilti) bedihava (bedava) dır” atalar sözü Lâle Devrinin sefahat sefalet tezadını göstermek için söylemiştir.

MENDERES NEHİRLERİ « Türkiye Coğrafyası

Batı Anadolu Bölgesinde bulunan ve Ege Denizine dökülen iki nehir. Büyük ve Küçük Menderes adlarını alırlar. Büyük Menderes nehri Afyonkarahisar ilinde, Dinar yakınlarından çıkar, çok dolambaçlı olarak Denizli ve Aydın illerini geçtikten sonra Söke'nin güneyinde Ege Denizine dökülür. Uzunluğu 215 kilometredir. Küçük Menderes nehri Îzmir ilinin batı ucundan çıkar, Selçuk önlerinde Kuşadası körfezinde Ege Denizine dökülür. Uzunluğu 140 kilometredir.

DÜNYA SAVAŞI , Birinci « Tarih

1 Ağustos 1914 te başlayan ve 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren savaş. Buna göre ,dört yıl üç ay onbir gün sürmüştür. Avrupa'da başlamış ve Avrupa'da sona ermiş bir savaştır. Avrupa dışında, fazla önemli olmamakla beraber denizlerde ve Asya ile Afrika'daki Almanya sömürgelerini elde etmek amacı ile yerel olarak yapılmıştır. Daha çok Avrupa'da geçmesine rağmen, bütün dünya devletlerinin katılması ile yapıldığı için “Dünya Savaşı” adı ile anılır. Birinci Dünya Savaşı olmasının sebebi de, 1939 da, savaştan daha büyük yeni bir savaşın, İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı'na, bir yanda Almanya İmparatorluğu, Avusturya -Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgar Devletleri, İngiltere, Fransa İtalya, Japonya, Rusya ve bunlarla birleşen 23 devlet katılmıştır. Almanya'nın yanında savaşa katılan devletlere “Müttefik devletler”, öbür yandaki devletlere de “İtilâf devletleri” denir.

Sebebi : Birinci Dünya Savaşı'nın yakın ve uzak sebepleri vardır. Bu sebeplerin uzak olanlarının başlıcaları şunlardır : 1 - Avrupa'nın içinde yaşadığı siyasî ve iktisadî sistemler, 2- Devletlerin büyüme ve kuvvetlenme hırsı, 3 - Sanayileşmenin gelişmesi sonucu gerekli olan İlk maddeyi sağlamak için sömürge edinmek zorunluğu, 4 - Her memlekette, milletlerin hareketlerine göre değişen milliyetçilik, emperyalizm gibi akımlar, 5 - Alsas Loren meselesi, 6 - Alman - İngiliz deniz kuvvetlerinin rekabeti, 7 - Rus çarlığının Balkanlar ve boğazlar üzerindeki istekleri.

Savaşın yakın sebebi ise .Avusturya-Macaristan veliahdının Saray Bosna'da öldürülmesi ile açılan buhrandır.

Savaşın başlaması : Savaşın başlamasından çok önce, Avrupa'nın büyük devletleri, içendi aralarında,çeşitli antlaşmalarla iki gruba ayrılmış durumda bulunuyorlardı. Bir yanda Almanya, Avusturya - Macaristan, İtalya antlaşması (Üçlü ittifak), öbür yanda Fransız, İngiliz, Rusya antlaşması (Üçlü ittifak) kurulmuş durumda idi. Her iki grubun, Balkan devletleri arasında büyük rolü, vardır. Balkan devletlerinden Sırbistan, Rusya ya bağlı ve Avusturya ile geçinemeyen bir devlet durumunda olmasına karşılık, Bulgaristan, Rusya ile Almanya arasında kalmış bir devlet durumundadır.

Büyük bir gerginliğin devam ede geldiği bir sırada, bir geziye çıkan Avusturya - Macaristan veliahdı Ferdinant ile karısı kontes Do Hohenberg, 28 Haziran 1914 tarihinde Saray Bosna'da Sırplı bir genç tarafından öldürülmüştür. Avusturya - Macaristan, bu suikasttan Sırbistan'ı sorumlu tutmuş ve Almanya ile anlaştıktan sonra Sırbistan'a 48 saatlik bir nota vermiştir ( 24 Temmuz 1914) Bütün Avrupa siyasetinin karışmasına yol açan bu noktadan kısa bir süre sonra (28 Temmuz 1914) Avusturya - Macaristan, Sırbistan'a savaş ilân etmiştir. Sırbistan'ın koruyucusu olan Rusya, Avusturya'nın bu hareketi üzerine genel seferberlik ilân etmiş, Almanya da, Rusya'ya, bu seferberlikten vazgeçmesi ihtarında bulunmuştur. Fakat, Almanya, bu ihtarına cevap alamayınca, 1 Ağustos 1914 tarihinde Rusya ile savaşa başlamıştır. Bundan sonra, Fransa, Belçika ve İngiltere Almanya ile savaş halinde olduklarını ilân etmişlerdir. 1902 yılından beri İngiltere ile dost olan Japonya da, 23 Ağustosta Almanya İle savaş halinde olduğuna İlân etmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunun savaşa katılması : İtalya ve Balkan savaşından yaralı olarak çıkan Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa ve Rusya ile anlaşma yolunu aramış, fakat bu işi bir sonuca vardıramamıştır. Bunu fırsat bilen Alman İmparatorluğu, Osmanlı imparatorluğu ile 2 Ağustos'ta bir antlaşma imzalamıştır, ilkin savaşa katılmayan ve yalnız genel seferberlik ilân etti. Almanya'dan satın alınan iki savaş gemisinin (Göben = Yavuz )ve (Breslav=; Midilli) Boğazlardan geçmesi ve Alman gemicilerin idaresinde olan bu gemilerin Karadeniz'e çıkarak Rus gemileriyle savaşa tutuşmaları sonucu 29 E-kimde, Avusturya - Macaristan ve Almanya yanında savaşa katılmak zorunda kalmıştır.

Savaşın gelişimi : Savaş her tarafta Almanya'nın parlak zaferleri ile başlamıştır. Alman orduları Belçika'yı geçtikten sonra Fransa'ya girmişler, Rusya'yı büyük bir yenilgiye uğratarak Rusya içlerine kadar ilerlemişlerdir. Sırbistan, Rumanya baştanbaşa istilâ edilmiş; Osmanlı İmparatorluğu, Çanakkale savunmasını yaratarak Müttefiklerin Rusya ya yardım etmesine engel olmuş, Mısır'ı almak için Süveyş kanalına kadar ilerlemişlerdir.

Almanya İmparatoru ikinci Glyomun Bükreş'ten bütün dünyaya barış teklif ettiği bu zafer sırasında müttefikler savaşa devam etmişlerdir. 4 Nisan 1917 de Amerika Birleşik Devletleri'nin de savaşa katılması ile kuvvet kazanan Müttefik devletler Almanya'ya karşı Batı cephesinde taarruza geçerek 4 Ağustos zaferini kazanmışlar. Suriye ve Filistin de Osmanlı orduları yenilgiye uğramışlardır. Bulgar ordularının da çöküntüye uğradığı bu sırada, 25 Eylül 1918 de Bulgaristan'ın 30 Ekim 1918 de Osmanlı Imparatorluğu'nun, 3 Kasımda Avusturya -Macaristan İmparatorluğunun, 11 Kasımda Almanya Imparatorluğu'nun mütareke teklif etmeleri İle Birinci Dünya Savaşı son bulmuştur.

Savaşın kayıpları : O zamana kadar gelmiş geçmiş savaşların en büyüğü olan Birinci Dünya Savaşı, maddî ve manevî büyük kayıplara sebep olmuş büyük bir savaştır. Yapılan hesaplara göre bu savaşta 11 milyon 115 bin insan ölmüş 17.664.221 kişi yaralanmış. 5.800.000 kişi esir edilmiştir. Savaş masrafları ve çeşitli zararlar ise, bin beş yüz milyar altın frankı bulmaktadır. Barış : İnsanlığa büyük kayıplar verdirmiş olan bu savaşa sebep veren devletler, savaşta zaferi kazanmış olan devletler tarafından çok ağır şartlarla barış yapmak zorunda kalmışlardır. Almanya 28 Haziran 1919 da 440 maddelik Versay (Versailles) antlaşması ile, Avusturya 10 Eylül 1919 da 381 maddelik Senjermen (Saint-Gernıain) antlaşması ile Bulgaristan 23 Kasım 1919 da 296 maddelik Nöyyi (Neuilly) antlaşması ile, Macaristan 4 Haziran 1920 de 364 maddelik Triyanon (Trianon) antlaşması ile, Osmanlı İmparatorluğu 10 Ağustos 1920 de 433 maddelik Sevr (Sevres) antlaşması ile barış imzalamışlardır.

Ancak, Osmanlı împaratorluğu'na yükletilen hükümler Türk milletini yalnız cezalandırmayı değil ,yok etmeyi de hedef olarak aldığından varlığını devam ettirmek zorunda kalan Türk milletti savaşı yeniden 3 yıl daha devam ettirmek zorunda kalmış ve bu Millî Mücadele savaşında nasıl kahraman bir millet olduğunu göstererek Sevr antlaşmasının hükümsüz olduğunu kanı pahasına kabûl ettirmiş ve 24 Temmuz 1924 te imzalanan Lozan antlaşması ile gerçek bir barışa kavuşmuştur.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy