Nedir

HAÇLI SEFERLERİ « Tarih

Ortaçağda Kudüs ve Filistin'i Müslümanların elinden kurtarmak ve Müslümanlığın kudretini ezmek amacı ile papanın yöneticiliği altında Avrupalı hükümdar ve derebeylerinin komutanlığında, toplanan Hıristiyan ordularının yaptıkları seferlere verilen ad. Bu seferlere "Haçlı seferleri" ya da “Ehli Salib Muharebeleri” denmesinin sebebi, bu ordular mensuplarının, elbiselerinde büyük kırmızı haçlar dikmelerinden ileri gelmektedir. Başlıca 8 Haçlı Seferi vardır.

Sebepleri: Haçlı Seferlerinin en önemli sebebi, Hıristiyanlığın kutsal şehri Kudüs'ün alınmasıdır. Bundan başka Selçuklular tarafından Anadolu’daki toprakları ele geçirilmiş bulunan Bizanslıların Hıristiyan dünyasından yardım istemesi, hükümdar ve derebeylerin yeni zengin topraklar elde etme düşünceleri, Avrupa ülkelerine, yeni sömürgeler sağlanması,din baskısının etkisi sonucu, Hıristiyan halkın,Hıristiyanlıkça kutsal olan yerleri elde etmek amacı ile ayaklanmaları, Haçlı Seferlerinin başlıca sebepleri arasında sayılabilir.

Başlangıç: Papa Urban II. tarafından 1095 yılında Clermont ve Plâisance şehirlerinde yapılan papazlar toplantılarında (Conciller) Doğu ülkelerinde dinsel bir egemenlik kurulması için bir “Haçlı hareket” fikri ortaya atıldı. Papalık tarafından tâyin edilen vaizler, Fransa’daki kıtlık sebebi ile perişan bir durumda olan halk arasında dolaşarak ”haçlanma fikri” ni uyandırmağa muvaffak oldular. Bunlar arasında özelikle Pierre L’Ermite adlı papaz büyük bir şevkle Haçlı harekete katılmak için toplandılar. Pierre L’Ermite başkanlığındaki fena silâhlandırılmış ve bir köylüler yığınından başka bir şey olmayan büyük bir grup, 1096 yılında yola çıktılar. Her, yeri yağma eden bu başıbozuklar kütlesi, Macaristan'da imha edildiler. Bunların ufak bir bölümü İstanbul'a gelebildi. Bunlar, Anadolu yakasına geçerek İznik'e kadar akınlar yaptılar, her yeri yağma ettiler. Fakat Selçuk Sultanı Kılıç Aslan, emiri İlhan komutasındaki kuvvetlerle bunları İznik çevresinde bastırdı. Geri kalan kuvvetler de Hersek'ten biraz uzakta Kırkgeçit deresi çevresinde yok edildiler. Piere L'Ermite'le birlikte kurtulanlar çok az oldu. Bunlar da Bizans'a sığındılar.

Birinci Haçlı Seferi (1096 - 1099) :

Şövalyelerin meydana getirdiği asıl Haçlı seferi, İngiliz, Alman, Fransız, Belçika, Hollandalı, İngiliz ve Normanlardan meydana gelmiş büyük bir kuvvetle başlamıştır. Bunların 100.000 kadar şövalye ve 600.000 kadar kadın, rahip ve hacıdan meydana geldiği kaydedilir.Bu kuvvetlerin her biri, kendi şefinin komutasında hareket edecek İstanbul'da toplanacaktı.Bu kuvvetler, Ağustos 1096 dan itibaren hareket ettiler. Godfroy komutasındaki kuvvetler, Macaristan'dan geçerek Sofya,Edirne yolu ile 23 Aralık 1096 da İstanbul'a geldiler. Öbür kuvvetlerde de Roma - Draç yolu ile en geç 1097 Nisanında İstanbul'da toplandılar .Bizans imparatoru Alexi'nin ilkin zorlukla karşıladığı, sonradan İstanbul’un Anadolu yakasına geçmesine kolaylık gösterdiği bu kuvvetler Mayıs 1087 de İznik kalesini kuşattılar. Kılıç Aslan, 40.000 kişilik kuvveti ile İznik'i savunduysa da, kale 19 Haziran 1097 de düştü. Bundan sonra Haçlı kuvvetleri iki kolla Eskişehir'e yürüdüler.İnönü kasabası civarında Selçuk kuvvetleri Haçlıları perişan ettiler. Fakat yağmacılığın başlaması üzerine kesin sonuç alınamadı. Haçlılar kendilerini toplayarak hücuma geçtiler. Selçuk ordusu yenilgiye uğradı. Kılıç Aslan, bu muharebeden sonra ciddî bir karşılama göstermedi, Haçlılar, Kayseri - Maraş -Antakya yolu İle Suriye'ye girdiler Haçlı kuvvetleri, Eskişehir'den sonra Anadolu'da geçtikleri yerlerde büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Geçtikleri yerlerde yiyecek ve içecek zorluğu, büyük Haçlılar kuvvetlerinin çok fazla kuvvet kaybına, zayıflamasına sebep olmuştur. Bu arada orduda çıkan çeşitli kargaşalıklar, başkaldırmalar, kaçmalar. 600.000 kişilik ordunun, 200.000 kişiye inmesi sonucunu doğurmuştur. Fakat, çok kuvvet kaybedilmesine rağmen, birinci Haçlı Seferi, 15 Temmuz 1099 da Kudüs'ün alınmasıyla sonuçlanmıştır. Burada bir “Kudüs Krallığı” kurulmuştur. Godefroy kral olarak ilân edilmiştir. Gerek Godefroy, gerek ondan sonra yerine geçen kardeşi, devamlı olarak muharebe etmek zorunda kalmışlar,Batı milletlerinden yardım istemişlerdir.Bu arada Kudüs'ün alındığını, zengin doğu topraklarına ulaşıldığını, duyan Avrupa halkı, yeni kafileler halinde Haçlı orduları meydana getirmişler ve İstanbul yolu ile Anadolu'ya ve Kudüs'e varmaya çalışmışlardır. Ancak üç grup halinde yola çıkan bu kuvvetler, Anadolu’yu yakıp yıkmalarına rağmen, Kılıç Aslan ve Melik Danişment kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılıp yok edilmişlerdir.

İkinci Haçlı Seferi (1147 - 1149):

Filistin'de meydana getirilmiş olan Batı örneğindeki derebeylikler devamlı Birinci Haçlı seferi sırasında Suriye ve Filistin'de tazyikler karşısında kaldıklarından, batıdan yardım istemek zorunda kalmışlardır. İlkin kimse bu yardıma koşmak istememişse de Saint Bernard'ın teşviki ile Fransa Kralı Louis VII. haçlanmış, Alman kralı Conrad III. de Fransa kralına katılmıştır. Almanlar, Macaristan yolu ile İstanbul'a geldiler. Alman kralı, Fransızları beklemeden, kardeşinin komutasına verdiği Haçlıları Edremit - İzmir - Denizli yolu ile Antalya'ya gönderdi, kendisi de İznik yolu ile Anadolu'ya geçti. Ancak, Eskişehir'e kadar gelebildiler. Burada Türklerle yaptıkları büyük bir muharebede yenilgiye uğramak zorunda kaldılar ve ileri gitmeye güçleri olmadığından, geri çekilme kararı aldılar. Türklerin devamlı hücumları karşısında İznik'e döndüklerinden kuvvetlerinin onda dokuzu yok olmuştu.Burada Fransız ordusu ile karşılaştılar. Almanların bu yenilgisi üzerine Fransızlar, Ege denizi kıyı yolunu takip ederek Antalya'ya gitmeyi tercih ettiler. Edremit - İzmir Efes yolu ile Denizli'ye yürüdüler. Burada,kendilerinden önce aynı yolu takip ederek gelen Alman Haçlılarının yok edilmiş olduklarını öğrendiler. Buralara da ciddi bir karşı koyma hareketi ile karşılaşmadan Kazıkbel boğazına kadar geldiler. Burada Selçuk Türklerinin büyük bir taaruzu altında kalarak yok olmaktan güçlükle kurtuldular. Antalya'ya gelen Fransızlar, biri denizden, biri de karadan olmak üzere iki koldan Antakya'ya gitmeye karar verdiler. Karadan Antakya'ya giden Haçlılar yolda Türkler tarafından yok edildiler.Denizden gidenler, Antakya'ya ulaştılar. Yaralı olan ve İstanbul'da tedavisini bitiren Alman Kralı Conrad, Akkâ'ya gelmiş ve Bizanslıların verdiği para ile bir ordu kurmuştu. Buraya gelen Fransızlarla anlaşarak Şam'ı kuşatmağa karar verdi. Ancak Atabey Seyfettin'in Şam'a gelmek üzere olduğu haberi üzerine bu kuşatmayı devam ettirmediler. İlkin Alman kralı, bir süre sonra da Fransız kralı, memleketlerine dönmek zorunda kaldılar. Böylece ikinci Haçlı Seferi ,bir sonuç alınmadan bitmiş oluyordu.

Üçüncü Haçlı Seferi (1189 - 1193) 1174 yılında Selâhattin Eyyubî, Atabey Nurettin'in ölümünden sonra “Sultan” unvanını almış, 1187 de Kudüs Krallığı ordusu ile yaptığı bir savaşta, bu orduyu büyük bir yenilgiye uğratmış, Akkâ'yı Suriye'deki bütün Hıristiyan şehirlerini Beyrut'u ve Kudüs'ü almaya muvaffak olmuştur. İslâm Dünyasının bu büyük zaferi üzerine, Papa Urbaîn, Hıristiyanlığın merkezini kurtarmak için yeniden Haçlanma fikrini canlandırdı. Alman, İngiliz ve Fransız kralları, Kudüs'e gitmek için hazırlandılar. İlkin Alman imparatoru Friedrich Banberousse hareket etti. Filibe önlerinde Bizanslılarla çarpışmaya girişti ise de çabuk anlaştılar ve kuvvetlerini Gelibolu'dan Anadolu’ya geçirerek Denizli yolu ile yollarına devam ettiler. Buradan sonra Selçukluların devamlı karşı koymaları ile karşılaştılar. Fakat ciddî bir karşılaşma olmadı. Alman İmparatoru Silifke nehrini geçerken nehirde boğuldu. Bunun üzerine ordu dağıldı. Başlangıçta 100.000 kişilik olan ordudan ancak 1.000 kişilik bir kuvvet Akkâ'ya girebildi. Çoğu silâhşörler de, memleketlerine döndüler. Birbirine karşı düşmanca hareket eden Fransa kralı Philippe Auguste ile İngiltere kralı Richard I. in hareketleri de bir sonuç vermedi. İngilizler, deniz yolu ile Kıbrıs'a çıktılar. Burasını aldıktan sonra Akkâ önlerine kadar geldiler. Gemilerle bu sırada Fransız kuvvetleri de kale önlerine geldiler. Fakat, aynı fikir yüzünden bir sonuç alınamadı. Fransa kralı çok durmadan geri döndü. İngiliz kralı da KıbrısKudüs kralına bırakarak geri döndü. Üçüncü Haçlı Seferinden bir sonuç alınamadı.

Dördüncü Haçlı Seferi (1202 - 1204):

Papa İnnocent III. kendinden önceki Papa Urbain'in plânını ele alarak Hıristiyanlaryeniden Haçlılar hareketine hazırlamağa çalıştı. Bunun sonucu olarak toplanan Haçlılar ordusu, Venedik'ten deniz yolu ile hareket etmeye karar verdiler. Ancak, bu sıralarda İstanbul'da büyük karışıklıklar başlamıştı. Tahtından indirilmiş olan Isaac Angleos, oğlu aracı ile Haçlıları, Kudüs yerine İstanbul'a gelmeğe babasını ve kendisini Bizans tahtına çıkarmak için yardımda bulunmağa çağırdı. Bunun üzerine ilkin İstanbul'a gidilmesine, İstanbul'da Bizans kuvvetlerinin de katılması ile Kudüs'e varılmasına karar verildi. 1203 Haziranında Haçlı ordusu İstanbul'a vardı. İmparator Alexi III. kaçmak zorunda kaldı. Eski imparator Isaac'ın oğlu Alex IV. adı ile tahta geçti. Haçlılara verdiği sözü tutmadığı için Bizans’ta yeniden kargaşalıklar başladı. Şehir yakıldı, yıkıldı yağma edildi. Bizans imparatorluğu yerine Haçlılar Bizans'ta bir hükümet kurdular. Haçlı Seferi, böylece son bulmuş oldu. İznik'e çekilmiş olan Bizans hükümdarlık sülâlesinden İznik imparatoru Mi-hail Paleologos 1261 de Haçlıların kurduğu da Lâtin egemenliğine son vermiştir.

Beşinci ve Altıncı Haçlı Seferleri: ( 1219 - 1221 - 1228 - 1229 ) : Papa İnnocent III. ün yaptırdığı propagandalar sonucu 1212 yılında Çocuklar Haçlı Seferi Fransa ve Almanya'da doğmuş, fakat toplanan binlerce çocuk ya hastalanarak yollarda ölmüşler, ya geri dönmüşler, ya da bunları kandıran tüccarlar tarafından satılmışlardır. Bu bakımdan, bunların yaptığı seferler, ayrı birer Haçlı Seferi sayılmaz. Bunlardan sonra papanın devam eden çalışmaları sonucu Almanlar ve Macarlar, 1218 de Mısır'a taarruz etmeğe karar verdiler. Haçlı kuvvetleri Dimyatta karaya çıktılar. Uzun bir kuşatmadan sonra burasını aldılar. Fakat Nü nehrinin taşması üzerine çekilip gitmek zorunda kaldılar. Sefere katılmadığı için Papa tarafından iki defa afaroz edilen Almanya imparatoru Friedrich II. topladığı kuvvetlerle 1229 da Kudüs'e girdi. Fakat papanın memleketinde çıkarmak istediği kargaşalıkları haber alınca Almanya'ya dönmek zorunda kaldı. Kudüs 1248 de yeniden Selçukluların eline geçti.

Yedinci Haçlı Seferi (1248 — 1252) : Kudüs'ün Selçuklular tarafından zaptı üzerine Papa İnnocent IV. yeni bir Haçlı seferi teşebbüsüne girmiştir. Avrupa'daki iç savaşlar sebebi ile bu Şerefe yalnız Fransa ve Norveç kralları katılmıştır. Fransız kuvvetleri denizden Kıbrıs'a geçmiş, burada kışı geçirdikten sonra 1249 da Dimyat'a varmıştır. Burasının alınmasından sonra, yardıma gelen İngiliz kuvvetleri ile birlikte Nil kanalını geçerek Mansurya'ya kadar ilerlediler. Fakat Baybars komutasındaki İslâm kuvvetleri. Haçlıların bütün dönüş yollarını kesmişler ve donanmayı yakmışlardır. Bu sebeple, Haçlılar, büyük kayıplar verdiler. Esir edilen Fransa kralı, ancak Dimyatı Mısırlılara teslim etmek ve para vermek şartıyla esaretten kurtuldu. Bu sefer de böylece başarısız sonuçlandı.

Sekizinci Haçlı Seferi (1270): Fransa kralı Saint Loius, Haçlı seferinde yenilgiye uğradığı halde, Kudüs'ü kurtarmak fikrinden vazgeçmiyordu. Bu sebeple 1270 de ordularıyla yeniden harekete geçti. Sicilya kralı olan kardeşinin yardımıyla ordusunu Kartaca çevresine çıkardı. Kale kuşatıldı. Fakat orduda çıkan veba hastalığı sırasında kral da bu hastalığa yakalanarak öldü. Son Haçlı Seferi de böylece başarısızlıkla sona erdi.

Haçlı seferi fikri, Avrupa'da bundan sonra taraftar bulamamış, Kudüs ve Filistin'deki Hıristiyan hükümetleri Avrupa'dan bir yardım göremez olmuşlardır. Buralardaki kaleler birer birer Müslümanların eline geçmiş böylece bu seferler sonunda meydana gelen Hıristiyan hükümetler ortadan kalkmıştır.

Sonuçlar : Haçlı seferleri, dinî siyasî, kültürel .sosyal, ekonomik sonuçlar doğurmuştur. Bu seferlerle papalığın eski kudreti kaybolmuş, otoritesi gevşemiş, Hıristiyanlık inançları sarsılmıştır. Batı ile Doğu medeniyetleri arasında bir bağ kurulmuş. Doğunun sanat ve mimarisi Batıya geçme imkânını, bulmuş, gemicilik ilerlemiş, bunlara karşılık Türklerin Avrupa'ya geçme imkânları birkaç yüzyıl geri kalmıştır.

DOLİKOSEFAL « Bilim ve Sanat

Antropoloji biliminde kafatası şekillerinden birine verilen ad. Bu deyim karşılığı olarak Türkçede “uzunkafalı” kelimesi kullanılmıştır. Antropoloji, insan ırklarının tasnifinde, kafatasının biçimine göre sınıflamalar yapmış ve bu biçimlerden braki sefal mezosefal ve dolikosefal şekillerini çıkarmıştır. Buna göre, burun kökü üzerinde ve kas kavisleri arasında bulunan glabella noktasından ölçülen ön-arka uzunluk ile buna dikey olan genişlik arasındaki oran, kafatası şekillerini vermekte ölçü olarak kullanılmaktadır. Bu endis, 74,9 dan küçük olursa, böyle kafa şekillerine dolikosefal adı verilir. Bu endis, 80 den fazla olursa, buna da brakisefal denir.

KARLOFÇA ANTLAŞMASI « Tarih

Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya, Venedik ve Lehistan devletleri arasında 1699 yılında imzalanan antlaşma. Karlofça antlaşması, ikinci Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Osmanlı İmparatorluğu için başlayan gerileme devrinin ilk vesikasıdır. Çünkü bu kuşatılmanın sonundaki bozgunu takip eden yıllarda Avusturya, Venedik, Lehistan ve Rusya Osmanlı İmparatorluğu aleyhinde “Mukaddes İttifak” adı verilen bir askeri birlik meydana getirmişler ve Osmanlılara karşı devamlı savaşlar açmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu, bu bileşmeye karşı on altı yıl devamlı olarak karşı durmuş, sonunda bir antlaşma yapmak zorunda kalmıştır.

Yugoslavya'nın Yunan nehri üzerinde bir küçük kasabası olan Karlofça'da toplanan ve altı ay süren müzakereler sonunda bu devletlerle Karlofça antlaşması imza edilmiştir. (Rusya İle antlaşma daha sonra İstanbul'da imzalanmıştır.) Bu antlaşma ile Transilvanya ve Macaristan Avusturya'ya, Podolya ile Ukrayna'nın batı bölümü Lehistan'a Dalmaçya, Mora kaleleri, Eyin, ve Ayamora adaları Venedik'e Azak kalesi de Ruslara bırakılmıştır. Bu arada Avusturya ve Lehistan, Osmanlılara ödedikleri vergiyi de bu antlaşma gereğince ödemeyeceklerdi.

ABLUKA « Tarih

Bir şehrin, bir kalenin ya da bir limanın dışarıyla ilgisini kesmek suretiyle kuşatılması hali. Özellikle bir savaş sırasında denizden ve karadan yapılan ablukaların önemi büyüktür.

Tarihte önem kazanmış ablukaları vardır. Bunlar arasında 1827 yılında Mora ayaklanması sırasında İngiltere, Fransa ve Rusya'nın Türkiye'ye uyguladıkları barış yolu ile abluka, İngiltere'nin 1803 - 1815 yıllımda Napoleon'un istila plânlarına engel olmak için İspanyol ve Fransız limanlarına uyguladığı abluka 1904 - 1905 yıllarında Japonlar'ın Port Arhur'e uyguladıkları abluka 1915-1918 yıllarında Almanya'nın İngiltere'ye uyguladığı denizaltı ablukası, İkinci Dünya savaşı sırasında devletlerin birbirlerine uyguladıkları ablukalar sayılabilir.

BEDEVİLER « Tarih

Göçebe hayatı yaşayan ve çoklukla hayvan yetiştirmekle geçinen Araplar. Bedeviler çöllerde yaşadıkları gibi çöl yakınlarındaki bozkırlarda da yaşarlar. Deve, koyun ve keçi, yetiştirdikleri başlıca hayvanlardır. Çoklukla sütten yapılmış yiyeceklerle geçinirler. Et ve benzeri yiyecekleri ancak bayramlarda ve şenlik günlerinde yerler.

Aşiret ve kabileler halinde yaşayan bedeviler, gelenek ve göreneklerine fazlaca bağlıdırlar. Bu sebeple aralarında sık sık kan gütme dâvaları olur. Fakat, zamanla yeni icatlardan faydalanmayı ihmal etmezler. Bu arada yay ve okun yerine tüfek kullanmayı tercih ederler.

DANA « Hayvanlar

Sütten kesilmiş (4-12 aylık) inek yavrusu. İneğin süt emen yavrusuna “buzağı”, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan dişilerine “dişi dana” erkeklerine “erkek dana” denir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy