Nedir

ANTİBİYOTİKLER « Sağlık

Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunup birçok bakterilere karşı gelen ilâçların adı.

Aureomycin, chloromycetin, neomycin, ilaçlan birer antibiyotiktir.

Küfler ve bakteriler çoğu zaman beraber büyür ve aynı maddelerle beslenirler. Yapılan araştırmalarda, bunlardan çoğunun kimyasal maddeler meydana getirdikleri ve bu maddelerin birbirlerinin büyümelerine engel olduğu anlaşılmıştır.

Uzun yıllardan beri bilinen küflerin (antibiyotik) insan vücudundaki zararlı bakterilere karşı olan kudretleri, 1929 yılında Alexander Fleming'in bir rastlantı sonucu Penicillum notatum mantarlarının meydana getirdiği küfün bakterilerin büyümelerine engel olduklarını bulması üzerine anlaşılmıştır.

Bundan sonraki araştırmalar sonucunda, çağımızın en kıymetli tedavi vasıtası olan Pennicilin bulundu. Tüberküloz tedavisinde, çok faydalı sonuçlar veren Streptomycin Pennicilini takip etti. Bu arada, Chloramphenicol suni olarak yapılan antibiyotiklerin ilki oldu. Bu ilâç, pennicilinden farklı olarak ağız yolu ile alınabilir ve iltihaplı hastalıkların ve yaraların tedavisinde çok iyi sonuçlar verir. Auremycin ise, bugüne kadar bilinen antibiyotiklerin en etkilisidir. Auremycin, tifüs, pnömoni, zührevi hastalıklarda büyük etkisi olan bir antibiyotiktir. Son olarak 1956 Eylül ayında bulunan Sigmamycin, antibiyotiklerle tedavi edilen bütün iltihaplı hastalıklarda kullanılabilecek en etkili bir ilâç olmuştur.

MANİSA « Türkiye Coğrafyası

Manisa ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 59.223 tür. Manisa, Batı Anadolu'nun en güzel şehirlerinden biridir. Yamanlar dağının eteğinde, geniş bir ovanın kenarında kurulmuştur. Batı Anadolu'nun en eski şehirlerinden biridir. Milâttan önce uzun yüzyıllar Batı Anadolu'daki medeniyetin merkez şehirlerinden biri olmuş, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra Saruharılılar beyliği sınırları içinde kalmış, ilkin 1390 yılında Yıldırım Bayezit tarafından alınarak Osmanlı imparatorluğu sınırlarına katılmış, 1402 yılındaki Ankara Savaşı yenilgisinden sonra Osmanlıların elinden çıkmış, fakat 1410 yılında yeniden Çelebi Mehmet tarafından Osmanlı sınırlarına katılmıştır. Uzun süre Osmanlı İmparatorluğunun önemli ve bayındır şehirlerinden biri olan Manisa şehri, 1919 Mayıs'ında Yunanlılar tarafından işgal edilmiş, 6 Eylül 1922 yılında kurtarılmıştır.

Yeşillikler içinde tarihî yapıları ile bayındır şehirlerimizden biridir.

MANİSA İLİ

Batı Anadolu Bölgesi illerimizden, biri. Yüzölçümü 12.689 kilometrekare, nüfusu 659.989 dur. Kuzeyinde Kütahya ve Balıkesir, Doğusunda Kütahya ve Uşak, Batısında İzmir, Güneyinde İzmir, Aydın ve Denizli illeri bulunmaktadır. İl'in yüzeyi, biri Güneyde Gediz nehri ve ayaklarının versanlarından öbürü Kuzeyde Bakırçayı versanlarından ibaret olmak üzere iki büyük havzadan ve bu havzaları denizden ve birbirinden ayıran dağlık alanlardan meydana gelmektedir.

Geniş tahıl ekimi, bağcılık, pamuk ekimi Manisa'nın en önemli gelir kaynaklarındandır.

PARİS ANTLAŞMASI « Tarih

1856 yılında imza edilen bir antlaşma. Kutsal yerler meselesini söz konusu ederek Osmanlı İmparatorluğu ile savaşa giren Rusya, (1853), İngiltere, Fransa ve Avusturya'nın Osmanlıların yanında savaşa katılmaları üzerine yenilgiye uğramış, bu savaş sonunda Paris'te ilgili devletler arasında “Paris Antlaşması” imza edilmiştir. Bu antlaşma hükümlerine göre Rusya, savaş sırasında elde ettiği Kars şehrini, kalesini ve öbür yerleri geri vermekte, Osmanlı devletinin bütünlüğü, Müttefik devletlerin koruyuculuğu altına girmekte Karadeniz, tarafsız bir deniz özelliği kazanmaktadır.

NARGİLE « Sözlük

“Tömbeki” denilen bir cins tütünü içmeğe yarar takım. İçi su dolu bir şişe ile bunun ağzına tıkalı ve marpuçlu bir bölümden ibarettir. Tömbeki, nargile başı denen yere doldurulur ve üstüne ateş yerleştirilir. Marpuçla çekilen duman şişedeki sudan geçmek suretiyle zehir şiddetini kaybederek ağza gelmiş olur.

GAZİ « Din

Müslümanlıkta din uğruna savaşan kimseye verilen ad. Müslümanlık uğrunda yapılan savaşta ölenlerin “şehit”, sağ kalanların “gazi” olduğuna inanılır.

Bu söz, bir savaşta büyük yararlıklar göstererek düşmanı yenen komutanlara ya da şehirlere devlet tarafından verilen bir onur unvanı olarak da kullanılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa, Gazı Osman Paşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Gaziantep gibi.

AĞAÇ « Sözlük

Odunlaşmış bir gövdesi olan, kökleri ile toprağa tutunmuş ve yapraklardan ya da yapraklı dallardan bir tacı olan bitki.

Gövdeleri odunlaşmış da olsa,, ince gövdeli olanlara çalı denir. Bitkiye ağaç karakterini veren odunlaşmış gövde, tam tepesine kadar ya da yapraklı dalların başladığı yere kadar uzanır. Bütün bitkiler gibi ağaçlar da bol besine muhtaçtır. Ağaç besinini, toprağın derinliklerine kadar uzanan kökleri ile alır. Yaprakları ile aldığı güneş ışığını ve karbondioksit gazı ile özümlemeyi yapar.

Ağaçlar, yaprakları bakımından ikiye ayrılırlar: Yapraklarını döken ve yapraklarını dökmeyen ağaçlar. Yapraklarını döken ağaçlar, her sonbaharda yapraksız kalırlar ve ilkbaharda yeniden yaprak vermeğe başlarlar. Yapraklar, geniş ölçüde suyun buharlaşmasına sebep olduğu için, ağaçlar kışın bu derece su kaybına dayanamazlar. Yapraklarını dökmeyen ağaçlar ise yıllarca bu durumda kalırlar. Bu çeşit ağaçların yaprakları küçük, dar ya da sert kabuklarla kaplıdır.

Her yıl büyümesine davam eden ağaç, gövdesini kalınlaştırır ve gövdesindeki odun nispeti böylece her yıl artar.

Ağaçların beslenmesinde en önemli madde olan karbondioksit, ağaçlar tarafından gündüz kullanılır. Bu bakımdan, ağaçlı yerlerin havası, daima iyi ve temizdir. Ağaç, aynı zamanda bir yerin iklimine de etki eder. Oranın havası rüzgârlı ve yağışlı olmasını sağlar.

Türkiye'de ağaç, topraktan sökülmeyince taşınamayan bir varlık sayıldığından, Türk Medenî Kanununa göre, toprağın bir parçasıdır ve toprak sahibinin malı sayılır. Ancak, dallarının komşu olanlara zarar vermemesi de gerekmektedir.

Ağaçlar, bir memleketin süsü olmaktan başka sağlık kaynağı ve daima faydalı olan bir mal olduğu için ağaç yetiştirilmesi ve ağaç sökülmesi belli kanunlarla kayıtlar içine alınmıştır.