SATRANÇ « Eğlence
Bir siyah bir beyaz olmak üzere 64 bölümlü satranç tahtası üzerinde oynanan, 16 sı siyah, 16 sı beyaz olan ve çeşitli değerler taşıyan 32 taşla iki kişi arasında oynanan bir oyun. Satranç akılla oynanan bir oyundur. Satrançta, oynayan taraflar, altı çeşit taşla oyuna katılırlar: Şah, vezir, fil, at ve kale ikişer, piyonlar sekizer tanedir.Bu taşlardan her biri oyunda belli şekilde yürürler. Şah, her elde ve her yönde bir bölüm yürür; vezir, her elde ve her yönde, oyuncunun isteyeceği kadar bölüm yürüyebilir; fil tahta üzerinde çaprazlama; kale gibi yürüyebilir; piyonlar yalnız bir bölüm ve daima ileri yürüyebilir. Taşlar, bu ileri hareketlerinde, karşılarına çıkacak her taşı alabilirler, o taşları oyundan çıkarabilirler. Satrançta esas Şah'ın karşı taraf taşları tarafından alınmasıdır. Şah, alınınca oyun biter ve “mat” olunur.
EBEGÜMECİ « Bitkiler
Ebegümecigillerden bir bitki. Çiçekleri açık mor renktedir. Çiçeği ve kökü hekimlikte, yaprakları da sebze gibi yemek yapılmakta kullanılır. Çoklukla tarla kenarlarında kendiliğinden yetişen bir bitkidir.
BEYİT « Edebiyat
İki mısradan meydana gelen nâzım parçası. Divan edebiyatında nâzım birimi sayılan beyit, aynı vezinde olan ve birbiri peşinden gelen iki mısradır. Çoklukla anlamın tamamlandığı bir bölüm Beyitin bir nâzım birimi olarak kabul edilmesi yüzünden, divan edebiyatı şiirlerinde konu birliği pek az görülür. Divan şairinin bütün düşüncesi, beyitleri meydana getirecek kafiyelerle ikişer mısra söyleyebilmekti. Divan edebiyatındaki bu şiir anlayışı, bizde “Edebiyat-i Cedide” ile değişmeye başlamıştır. Anlamın bir beyitte tamamlanmasının şart olmadığı sonraki beyitte, hattâ daha sonraki beyitlere geçebileceği hakkındaki örnekler, bu edebiyat akımı ile edebiyatımızda gelişmiştir. Böylece, bir nâzım şeklinde konu birliğine önem verilmesi yoluna geçilebilmiştir.
Beyit, kafiyeli iki mısradan meydana gelirse “beyt-i musarra”, bir gazelin en seçme beyti olursa “beyt-ül gazel” bir kasidenin en güzel beyti olursa “beyt-ül kaside”, içinde şairin adının ya da mahlasının bulunduğu beyitse “tac tâc beyit” bir kasidenin ya da gazelin ilk beyiti “matla” son beyti ise “makta” adını alır.
ASETİK ASİT « Kimya
Yağ asitleri sırasında ve etan'dan türeyen bir organik asit. Bazı bitki özsularında ve hayvani sıvılarda (ter gibi) bulunur, sirkenin tesirli kısmını meydana getirir. Keskin ekşi kokulu, renksiz bir sıvıdır. Kaynama noktası 118 derece dir. Buhar mavi alevle yanar, deriyi yakarak tahrip eder.
Asetik asit teknikte, boyacılıkta, ilâç yapmakta, parfümcülükte kullanılır.
BALIK YAĞI « Sağlık
Norveç denizlerinde yaşayan ve Gadus denilen (Morinalar) balık nevilerinin karaciğerinden çıkarılan yağ (Huile de foie de Morue). Eskiden beri Norveç balıkçıları tarafından ilâç gibi kullanılan balık yağı, içindeki A ve D vitamini eksikliğinden meydana gelen belirti ve hastalıklarda (raşitizm, kemik hastalıkları) kullanıldığı gibi, büyümesi geri kalmış, cılız kimselerde, müzmin hastalıklarda kullanılır.
ALIN « İnsan
Kafanın göz çukurları üstünde bulunan ön bölümü. Yukarı kısmında saçlar, yanlarında şakaklar, aşağı kısmında kaşlar vardır.
İnsanlarda, alın yuvarlaktır ve bir kürenin dörtte biri kadardır. Alın, yüksek ve açık olabildiği, gibi, basık ve dar da olabilir. Alının bu şekilleri çehreye özellikler verir.
Alnın kemik yapısı, kafatasını meydana getiren, önde ve ortada tek olan alın kemiğinden, yanlardaki şakak kemiklerinden, aşağıda temel ve kalbur kemikleriyle burun ve üst çene kemliklerinden ibarettir.
Kemiklerin üstünde ince ve geniş alın kası, bunun üzerinde de alın derisi bulunur. Alın derisinde, yaşlılıkla artan enine çizgiler halinde deri büklümleri vardır.