Nedir

AHRET « Din

Bazı dinlere ve ilkel insanların inanışlarına göre, insanların, ruh olarak, bedenle birlikte ya da başka bir bedene bürünmüş halde yaşamaya devam ettikleri yer.

ilkel insanlar, çoklukla ahreti yer yüzünden bir nehirle ayrılmış ve kapısında bir köpeğin beklediği bir yer olarak düşünmüşlerdir. Yine aynı insanlar, kötü insanların, yer altında, iyi insanların ruhlarının da gökyüzünde yaşadığını kabul etmişlerdir. Büyük dinlerde de, din kurallarından dışarı çıkmamış olanların, şehit düşenlerin, hiç günah işlememiş olanların, gökyüzünde düşünülen ahrette yaşamalarına devam etikleri inancı yer almaktadır.

ALMANYA « Dünya Coğrafyası

Batı ve Orta Avrupa'daki Almanya Federal Cumhuriyeti ile Almanya Demokrat Cumhuriyetini içine alan ülke.

Tarih: Saksonyalı Büyük Otta tarafından 1462 yılında kurulan Cermen -Roma İmparatorluğu 1806 yılına kadarsürmüştür. İkinci İmparatorluk, Fransa - Prusya savaşından sonra 1871 de Prens Otto von Bismarck tarafından kurulmuş, üçüncü İmparatorluk da 1934 yılında Adolphe Hitler tarafından kurulmuştur.

Alman tarihi, 1863 den 1945 yılına kadar hep istilâ savaşları ile kaplıdır. 1S64 de Prusya, Avusturya ile Danimarka'ya hücum ederek Şlezvig - Holştayn yarımadasını almış, iki yıl sonra Kuzey Almanya Konfederasyonu topraklarına katmıştır. 1870 Alman - Fransız savaşında Alsaee Doren Bölgesi de alınmış ve böylelikle Prusya Kralı 18 Ocak 1871 de Alman İmparatoru ilân edilmiştir.

Birinci Dünya Savaşının sonunda Almanya yenilgiye uğradığı için bazı bölgeleri taksim edilmiş, Alzas - Loren

Fransızlara geri verilmiş, Prusya ile Pozen'in bir kısmı Polonya'ya, Kuzey Şlezvig Danimarkaya, Moresnet ve Malmedy Belçikaya terkedilmiştir. Danzig de, Milletler Cemiyetinin kontrolünde serbest bir bölge olmuştur.

9 Ekim 1918 de, müttefiklerle mütareke yapılmadan iki gün önce, Alman İmparatoru, imparatorluktan ayrılmış böylelikle 1919 da halk arasında seçimler yapılarak Reichstag meydana gelmiş ve Weimer Cumhuriyeti kurulmuştur.

1918 ile 1932 yıllarında Almanya siyasî bir buhran geçirmiş, çeşitli partilerin iç didişmeleri arasında bocalamıştır. 1930 yılına doğru Hitler'in kurmuş olduğu Nasyonal Sosyalist Partisi (Nazi Partisi) ilk zafer adımını atmış ve 1933 Haziranında yapılan seçimlerde ezici bir çoğunluk kazanmıştır. Partinin lideri Hitler Şansölye (Başbakan) olmuş, Cumhurbaşkanı Hindenburg'un ölümü üzerine de, devlet başkanlığını da üzerine alarak “Führer” sıfatı ile diktatör olmuştur.1934-39 yılları arasında Almanlar Versaillles antlaşmasına karşı gelerek yeni baştan silâhlanmışlar, Yahudileri ve liberalleri zor durumlarda, bırakmışlar, temerküz kamplarında işkence yapmışlardır. İlkin Saar Bölgesini, sonrada Avusturya’yı, Çekoslovakya’yı istilâ etmişler.1939 yılında Rusya ile bir saldırmazlık paktı imzalayarak. 1 Eylülde Polonya'ya hücum etmişlerdir. Polonya'ya garanti vermiş olduklarından onlar da savaşa katılmışlar, bu hareketler sonucu olarak da İkinci Dünya Savaşı fiilen başlamıştır.

Bu savaş sırasında Almanya, Danimarka’yı , Norveç’i, Belçika'yı. Hollanda'yı, Lüksemburg'u, Fransa'yı, Yugoslavya'yı Yunanistan'ı işgal etmiş ve Rusya'nın batı kısımlarını ele geçirmiştir. Fakat 1942 Kasım ayından itibaren savaşın durumu Almanların aleyhine dönmeğe başlamış ve 8 Mayıs 1945 de bütün Alman askerî kuvvetlerinin teslimi imza edilmiştir. Hitler de 30 Nisan 1945 tarihinde intiharı ile üçüncü Alman imparatorluğu son bulmuştur.

1915 Ağustosunda imza edilen Potsdam Antlaşması ile Almanya, İngiltere, Amerika, Fransa ve Rusya arasında dört işgal bölgesine ayrılmış Berlin için ayrı bir idare rekli tayin edilmiştir. İşgal devletlerinin yavaş yavaş idareyi gevşetmeleri sonucu olarak da 1949 da doğu bölgesinde Alman Demokrat Cumhuriyeti batı bölgesinde Alman Federal Cumhuriyeti kurulmuştur. 1955 de bu iki devlet, hâkimiyetleini ellerine alarak bağımsız birer devlet olmuşlardır.

Coğrafya: Almanya, kuzeyden Kuzey Denizi, Danimarka, Litvanya (Rusya), doğudan Polonya, Güney-Doğudan Çekoslovakya, Güneyden Avusturya, İsviçre, Batıdan Fransa, Lüksemburg, Belçika ve Hollanda ile çevrilidir. Yüzölçümü, (Doğu ve Batı Almanya ile Berlin Bölgesi dahil) 358.854 kilometrekare, nüfusu 70.395.000 dir.

Almanya'nın güneyini Güney Almanya ovası kaplar, Burası güneyden kuzeye doğru akan Öder, Eibe, Weser, Rhein suları ve bunların kolları ile sulanır, Güneye indikçe arazi yükselir. Harz, Riesen, Erz, Türingen, Böhmen, Kara. orman dağları ve Rreinland masifleri bu bölgenin önemli dağlarını meydana getirir. Kara ormandan çıkıp doğuya doğru akan Tuna nehri. Almanya’nın güneyini sulamaktadır.

Almanya, yüzey şekilleri bakımından kuzeyden güneye doğru üç büyük bölgeye ayrılmıştır. Kuzey Almanya ovası, memleketin yandan çoğunu kaplar. Orta Almanya, Güney ve Kuzey Almanya ovalarının arasında bir şerit gibi uzanır.

Almanya kalabalık bir ülkedir. Kilometrekareye ortalama olarak 200 kişi düşer. Halkın çoğu şehirlerde oturur ve bilhassa endüstri bölgelerinde nüfus yoğunluğu 1.000 kişiyi geçer. Almanya’nın başlıca büyük şehirleri arasında Berlin (3.300.000), Hamburg (1.658.000), Leipzlg (700.00), Münih (870.000) Frankfurt (564.000) sayılabilir.

Tarım ve ekonomi: Almanya’da buğday, çavdar, yulaf, mısır, patates, fasulye, her çeşit sebze, pancar, tütün yetişir. Madenler arasında bilhassa kömür, demir, manganez, gümüş, uranium, nikel, civa önemli yer tutar.

Almanya'da sanayi çok gelişmiştir. Kömür madenciliği demir ve çelik, makine, elektro-teknik âletleri sanayii, fennî âletler, tahta eşya, kâğıt, deri, mensucat sanayii çok gelişmiştir.

Almanya, dış ticaretinin tutarı bakımından dünyada en başta gelen memleketlerden biridir.

Makine, madeni eşyalar, dokuma, kimya maddeleri ve kömür satar. Buna karşılık yiyecek maddeleri ve ham madde alır. Ticaretinin en büyük kısmına Avrupa kıtasındaki ülkelerle yapar.

Alman milleti: Almanlar, çalışkanlıklarıyla, ele aldıkları her işteki dikkat ve titizlikleriyle ünlü bir millettir. Millet olarak, başa geçmiş kimselere bağlıdır. Bu sebeple, genellikle diktatörle yönetilmişler, diktatörlerin gösterdiği yol genel oyla dört yıl için seçilir. Hükümet üyelerinden meydana gelen bir Federal Konsey'i vardır. Kanunlar Diet Meclisinde kabul edildikten sonra Konseye sunulur. 1957 yılında yapılan seçimleri, bugün Federal Almanya’nın Başbakanı bulunan Erhart'ın partisi muhafazakâr Hıristiyan Demokrat Birliği (C.D.U.) kazanmıştır.

Almanlar, öbür Avrupa milletlerinin pek çoğu gibi, ırk bakımından karışık bir millettir. Bu sebeple, belli başlı bir Alman ırkı gösterilemez. Kuzey Almanya yerli halkı, ırk bakımından İngiliz, Hollândalı, Danimarkalı, Kuzey Rusyalı ve Fransız Normanlarıyla ilgilidir. Güney Almanya halkı ise, dağ tipidir.Avusturya, İsviçre ve Orta Fransa halklarıyla ilgilidirler.



ALMANYA DEMOKRATlK CUMHURİYETİ

Doğu Almanya - Almanya'nın bir kısmı olup, İkinci Dünya Savaşından sonra 1945 yılı Temmuzundan Berlin'de imza edilen beyanname hükümlerine ve Potsdam Antlaşmasına göre, Rusya'nın işgal ettiği bölgedir. Nüfusu, 1946 sayımına göre 17.390.000 olduğu halde, batıya olan sığınmalar yüzünden 1960 yılında 16.116.713 ‘e düşmüştür.

Rusya burada hâkimiyetini kurunca Doğu Almanya'nın sosyal ve ekonomik bünyesini yeni baştan organize etmek istemiş, bu bölgenin sanayi mahsullerinin önemli bir kısmını Rusya'ya gönderttiği gibi, sanayi makinelerini de Rusya’ya göndertmiştir.

Rusya, bu bölgeyi tamamen kendi idaresinin hâkim olduğu bir bölge durumuna sokmak için, 1947 yılında kontrol altında, bir Halk Kongresi kurdurmuştur .1629 delegenin katıldığı bu kongre, 1948 yılında 400 üyeli bir Halk Konseyi seçmiştir. 1949 yılında Batı Almanya'da kurulan Alman Federal Cumhuriyeti üzerine de aynı yıl Alman Demokrat Halk Cumhuriyeti kurulmuştur.

Batı büyük devletleri tarafından tanınmamış olan bu devlet. 107.223 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir.

Merkeziyetçi bir hükümet şekli ile idare edilir. 1953 yılından beri Rus Başkumandanının yerline, sefir rütbesi ile bir yüksek komiser bulunmaktadır. 1954 yılında, komünistlerin, kontrolü altında yapılan seçimleri, “Millî Cephe” adlı komünist teşekküller kazanmıştır. 1955 yılında Rusya ile yapılan bir anlaşmaya göre de, Alman Demokratik Cumhuriyeti iç ve diş meselelerinde karar verebilecek bir hürriyete sahip bulunacak ve Rus kuvvetleri bu memlekette geçici olarak kalacaktır.



ALMANYA FEDERAL, CUMHURİYETİ

Bata Almanya -1945 yılında imza edilen Potsdam anlaşması ve Berlin Beyannamesi hükümlerine göre kurulan Almanya'nın batı bölgesidir. İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletlerinin işgali altında bulunan bu bölge, 1946 yılında bu kuvvetlerin çekilmesi üzerine serbest bölge haline geçmiş ve Marshall Plânından faydalanmıştır. 1948 Eylülünde üç işgal bölgesinden seçilen temsilcilerin Bonn şehrinde yaptıkları bir toplantı sonucu, Batı Almanya anayasa tasarısı hazırlanmış ve bu anayasa 23 Mayıs 1949 da yürürlüğe girmiş Almanya Federal Cumhuriyeti kurulmuştur. 1955 Mayısında da tamamıyla bağımsız bir devlet haline gelmiştir. Genişliği 250.472 kilometrekare, nüfusu 53.576.000 dir. Merkezi Bonn senlidir. Nüfusunun % 40 ı Roma katoliktir. Anayasa kabul edilince üç yüksek başkomutan yerine üç yüksek komiser tayin edilmiş ve bu devlet NATO'ya kabul edilince tamamen bağımsız olmuştur. Anayasaya göre Federal Diet Meclisi 1948 yılında yapılan ıslâhattan sonra Cumhuriyet sanayii ve istihsali görülmemiş bir şekilde artmış, 1956 yılında, 1936 yılının yüzde yetmiş fazlası olmuştur.

Almanya istihsalinin başlıcalarını demir, çelik, elektrik, ziraî ve sınaî ecza maddeleri, dokumacılık, yolcu otomobilleri, kamyon ve kamyonetler yapımı meydana getirir.

1951 de Alman ihracatı, İngiltere’nin ihracatının üçte bini iken, 1956 da üçte iki nispetine yükselmiştir.

KLİŞE « Teknik

Kabartma ya da çukur olarak, tahta yada maden levhalar üzerine kazılmış; ya da bakır ve çinko levhalar üzerine fotoğraf aletiyle çekilerek nitrik asitle indirilmiş levhalara verilen ad.

Klişe yapmak için ilkin, klişesi yapılacak resim, klişe makinesinin karşısına bir cam arkasına gergince diklemesine konur. Bu resim, bir aynadan aksettirilerek bir ikinci fotoğraf çeker gibi başka bir cam ya da film üzerine çekilir. Bu işlemde, resim istenilen büyüklük ve küçüklükte yapıldığı gibi, klişesi yapılacak ve baskıya girecek bu resmin negatif şekli elde edilmiş olur.

Bu negatif filim ya da cam üzeri bir ecza ile sıvanmış çinko üzerine geçirilir. Böylece, kâğıt üzerindeki resmin negatif şekli, çinko üzerine çıkmış olur. Çinkodaki resmin koyuluk ve inceliklerine göre pozitif ve ters olan aynası elde edilmiş olur. Bu çinko, nitrik aside bırakılarak, resmin siyah olan yerleri çökmemek kaydı ile, mürekkep görmeyecek yerleri çöktürülür. Baskıya hazır bir durumda olan bu klişe, kâğıt üzerine basıldığında, resmin aynısını vermiş olur.

Çinko üzerindeki resmin koyuluk ve beyazlık yerleri, belli bir alan içinde, ki koyuluk ve beyazlık veren noktaların sıklığından ve seyrekliğinden ileri gelir. Bu durum, klişesi yapılan resmin, çinko üzerine, “tram” adı verilen noktalar şeklinde alınmasından ileri gelir. Bir resmin siyah ve koyu olan yerlerindeki tramlar yani noktalar sayısı birbirine çok yakın ve sık, beyaz yerlerindeki noktalar sayısı ise seyrek olur. Bu noktalar arası da, sülfirik asitle çöktürülmüş olduğundan, baskıya giren bir klişede, kâğıda temas eden yerler, yalnız kabartma halinde kalan noktalar halinde resmin aynısını meydana getiren bölümler olur.

KİTAP « Bilim ve Sanat

Bir ya da birkaç konuya dair eli yazılmış ya da matbaada basılmış sahifelerden ibaret yaprakların, bir arada birleştirilmesi ile meydana getirilen, okumaya mahsus ciltli ya da ciltsiz eser.

Kitap, bugünkü şeklini alıncaya kadar çeşitli şekiller ve safhalar geçirmiştir.

Yazının icadıyla başlayan tarih devirlerinde insanlar yazıyı levha halindeki çamur tabakaları veya balmumu sürülmüş levhalar üzerine yazar veya ucu ince demir kalemlerle tahtaya veya taşa oyarlardı.

Asurlular, Sümerler, Hititler çamur levhalar üzerine çizgi halinde yazılan yazdıkları levhaları fırında pişirmek suretiyle sertleştirerek saklarlardı (Bunlara “tablet” deriz).

Bunlar henüz kitap denecek şeyler değildi. Gerçi binlerce tabletten müteşekkil kütüphaneler vardı; fakat bunlar ayrı ayrı sahifeler halinde tabletlerden ibaretti.

Mısır'da ise en eski zamanlardan beri “papirüs” denilen bir çeşit bitkinin düz olan yaprakları üzerine yazı yazılırdı. Bu yapraklar şerid hâlinde kesilip ıslatılır ve nişastaya batırılıp birkaç kat olarak tokmakla düz bir yerde dövülmek suretiyle kâğıt gibi sahifeler elde edilirdi.

Yazı yazılan papirüs yapraklarının bir kenarına bir tahta çubuk geçirilip ve bu çubuk sağ el ile tutulup çevrilmek suretiyle yaprak açılarak üzerindeki yazı okundukça sol el ile diğer ucu kıvrılmak suretiyle toplanırdı.

Bergamada da deri üstüne yazı yazılır ve bu deriler yan yana konarak kenarlarından bağlanırdı. İmparator Augustus zamanından beri deri yapraklı kitaplar bugünkü kitap şeklini aldı. Bu , suretle iki şekil kitap vücuda gelmişti ki bunun biri tomar şeklinde, diğeri katlama yapraklı idi.

İşte bugünkü kitap şekli bu son katlamalı derilerden doğmuştur. Hıristiyanlığın başlangıcında dine ait kitaplar hep deri üstüne yazılıyordu.

Orta Asya'da ve Çin'de de deri üstüne yazılmış kitaplar yapılıyordu. Çin de paçavradan kâğıt yapmak icat olununca papirüs ve deri yerine bu kâğıtlar kullanılmağa başlandı. El yazması olan kitaplar istihsal suretiyle teksir ediliyordu. Tahta levhalar üzerine ters ve kabartma olarak kazılan yazılarla basma usulünü takip eden harflerle baskı usulü icat olunduktan sonra kitap büyük bir gelişmeye uğradı. Böylece basılanlar elle yazılan kitaplardan daha ucuza mal olduğu gibi aslına da daha sadık bir şekilde basılmağa başlandı. Önceleri bu kitapların resimleri el yazmalarında olduğu gibi minyatürler ve çizgilerle yapılırdı. Fakat 1461 den itibaren Ramberg'de Pfister tarafından tahta üzerine kazılan resimlerle basılmaya başlandı.

1440 tarihinde, ayrı ayrı harfleri yan yana getirmek suretiyle sahife teşkil usulünü bulan Johan Gutenberg kitap basma sanatına yeni bir inkişaf vermiştir.

Durer gibi meşhur kazı ressamlarının kazdıkları klişelerden de resimler basılıyordu. XV. yüzyıldan itibaren kitaplarda kazma resim ancak harita, tıp ve biyolojiye ait resimler gibi açıklayıcı resimler için kullanılıyordu. Kitaplara basılan renkli resimler ise XVIII. inci yüzyılın sonlarında başladı. İngiltere'de kesme kalıplarla boyama usulü tatbik olunmak suretiyle ucuz boyalı resimler basıldı. 1796 da taş üstüne mürekkeple yazı yazılarak basma usulü yeni litografya icat olunmuştu. Bu suretle de kitaplar basılıyor ve boyuna bu usul ile yani litografya usulüyle resimler yapılıyordu. Fotoğrafla yapılan klişeler de kitapları resim cihetinden çok zenginleştirdi. XIX uncu yüzyılın sonlarında stereotipinin tatbiki ve yeni baskı usulleri ve makinelerinin icadıyla kitap her keseye elverişli bir hale geldiği gibi güzellik ve baskı itibariyle de büyük bir gelişmeye uğradı.

Türkiye'de de matbaanın tatbikatından önce kitaplar ya deri veya Hint de ve Türkistan'da yapılan deriye benzer kâğıtlar üzerine yazılıyordu.

Türklerin istanbul'u fethettikleri zaman Avrupa'da ayrı ayrı harfleri yanyana getirmek suretiyle bitaplar basılıyordu.

Fakat Türkiye'de matbaanın uygulama yılı olan 1729 a kadar kitaplar el ile yazılmakta devam etti. O zamanları Paris'te sefir olan Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin Avrupa'daki fikir ilerlemelerinin başlıca sebeplerinden biri, halkın her türlü ilim ve fen kitaplarından istifade etmesi olduğu hakkında verdiği bilgiler Nevşehir'li İbrahim Paşayi ilgilendirmişti.

Yirmi Sekiz Çelebi Mehmed Efendinin oğlu Said Mehmed Efendi Paris'te babasıyla beraber bulunduğu sırada matbaalar hakkında bir fikir edinmişti. İstanbul'da İbrahim Müteferrika isminde lisan bilir ve matbaacılıktan anlar bir zat ile birleşerek İbrahim Paşa'nın da muvafakatini almak suretiyle bir matbaa açmağa teşebbüs etti.

Fakat bu teşebbüse karşı cahil softaların ayaklanmasından çekinen İbrahim Paşa o zamanın şeyhülislâmından bir fetva almak suretiyle bu işi halletti. Bu fetva, ancak lügat kitabı gibi şeylerin basılması hakkında idi. 1729 senesinde açılan bir matbaada bazı faydalı kitaplar basıldı. Fakat biraz sonra softalar halkı ayaklandırarak saraya hücum ettiler ve İbrahim Paşayı katlettiler. Matbaa da kapandı. Bir müddet sonra isyan bastırılınca matbaa tekrar açıldı. Matbaanın ilk bastığı kitap Vankulu adındaki sözlüktür.

Türkiye'de 1831 yılında Mehmet Hüsrev Paşanın himayesiyle Jacqes Ca-illol tarafından tatbik olunan taş basma usulünde de bir çok askerî ve talim kitapları ve haritalar basılmıştır.

Atatürk'ün harf devrimine kadar Türkçe kitaplar eski Türk harflerinin Lâtin harfleri gibi punto üzerine dökülmüş ayrı ayrı şekillerinin tertibi suretiyle basılmakta idi.

Lâtin harflerinin kabulünden sonra ise kitaplar bütün Lâtin harfi kullanan memleketlerdeki gibi soldan sağa yazılmak ve sabiteler de bu şekilde rakamlanmak üzere batı medeniyeti kitaplarının şeklini aldı.

BORNEO « Dünya Coğrafyası

Malezya takımadalarının en büyük adası. Borneo adası, Endenozya Birleşik Devletlerinin bir bölümünü meydana getirmektedir. Yüzölçümü 735.000 kilometrekare , nüfusu 3.100.000 dır. Dünyanın en büyük adalarından biridir. Ekvator kuşağında bulunduğundan yıllık sıcaklık değişmeleri azdır. Adanın iç bölümlerine girme zorluğu bu bölümlerde yaşayanların ilkel bir durumda kalması sonucunu doğurmuştur.Tütün ,pirinç, kenevir ekimi oldukça ileridir. Başlıca kauçuk, bitki yağları,kopra, kereste, kömür ve tütün yetiştirilir.

Borneo iki siyasî bölüme ayrılmıştır. Kuzey kıyılarında oldukça dar bir şerit halinde uzanan İngilizlere bağlı bir kısım; Endonezya Cumhuriyetinin bir bölümünü meydana getiren güneydeki büyük kısım.

CENEVİZLİLER « Tarih

Osmanlılarca, Cenovalılara verilen ad. Cenovalılar, Ortaçağın sonlarına doğru, İtalya'daki öbür şehirler gibi cumhuriyet meydana getirmişlerdir. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber XI. yüzyılın sonlarına doğru olduğu bilinmektedir. Gemicilikte kısa zamanda ileri gitmişler, Haçlı Seferlerinin etkisi ile gelişen ticaretten faydalanarak İspanya ve Afrika kıyıları boyunca ve Karadeniz kıyılarında sömürgeler kurmuşlardır. Böylece Ortaçağ'da denizcilik ve ticarette büyük başarı kazanmışlar, Osmanlı İmparatorluğu ile çoklukla dostluk içinde devam eden bir münasebet kurmuşlardır. Cenevizlilerin kurduğu cumhuriyet 1797 de Cenova'nın Fransız İhtilâl orduları tarafından işgal edilmesiyle son bulmuştur.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy