Nedir

HAYMANA « Türkiye Coğrafyası

Ankara iline bağlı bir İlçe. Yüzölçümü 3.494 kilometre nüfusu 46.214 dur Yüzeyi, genel olarak dalgalı sırtlar ve aralarındaki vadilerden ibarettir. Haymana, tahıl baklagiller ekimi ve hayvancılığı ile Ankara'nın önemli ilçelerinden biri durumundadır. Tahıl ekimi ve tiftik yetiştiriciliği halkın geçiminde en önemli rol oynayan geçim kaynaklarıdır.İlçe merkezi 4.585 nüfuslu Haymana kasabasıdır.

BOĞAZ « Biyoloji

Ağız boşluğundan sonra gelen geçit. Burası solunum sistemine gidecek olan havanın, yemek borusuna geçecek olan lokmaların ve ses dalgalarının orta kulağa geçme yoludur. Boğazın ön tarafı açıktır. Bu açıklık vasıtasıyla yukarıda burun, ortada ağız, aşağıda gırtlakla komşudur. Bu sebeple burun kısmı, ağız kısmı, gırtlak kısmı olmak üzere üç bölüme ayrılır.

Organizmaya girecek mikropların giriş kapısından olan boğazın, aynı zamanda yan duvarlarındaki lenf sistemi ile organizmayı bu mikroplardan koruma görevi de vardır.

BİÇER - DÖVER « Sözlük

Ekini hem biçen, hem de harman eden makine. Orak makinesi ile harman makinesinin birleştirilmesinden meydana gelmiştir. Tarlada yürürken ekini keser ve kesilmiş olan ekinleri harman kısmına gönderir, burada sapla taneyi birbirinden ayırır. Taneleri de yabancı maddelerden temizleyerek çuvallarda ya da deposunda toplar. Bütün bu işler, biçer -döver de aralıksız olur; geniş çapta ziraatta kısa zamanda çok yapılmasını sağlar.

BEYŞEHİR « Türkiye Coğrafyası

Konya iline bağlı bir ilçe. İlçenin yüzölçümü 2.642 kilometrekare, nüfusu 72. 514 dür. Konya'nın güneybatısında bulunan ilçenin yüzeyi Beyşehir gölünün çevresinde geniş ve düz alanlar halinde uzanan oldukça verimli topraklarla, güney - batı ve güneyde Toroslar’ın dik meyilli, ormanlarla kaplanmış ve yer yer bağ sıralarının da bulunduğu yamaçlardan ibarettir. İlçe halkı tarım ve hayvancılıkla geçinmektedir.

İlçe merkezi olan Beyşehir kasabası 5.833 nüfuslu bir kasabadır.

SAMSUN « Türkiye Coğrafyası

Samsun ilinin merkezi olan şehir.Nüfusu 87.311 dir.Karadeniz kıyılarında, Mertırmak adlı küçük bir akar su deltasının batı kenarında kurulmuştur. Kuruluş tarihi M.Ö. sekizinci yüzyıla kadar uzanır. Yıldırım Bayezit devrinde Osmanlıların eline geçmiştir. Karadeniz Bölgesinin en önemli şehirlerinden biridir. Günden güne bayındırlaşan ve büyüyen Samsun şehri, önemli bir ticaret şehri özelliğindedir.

Samsun, Türk Kurtuluş Savaşı'nda ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, şerefli bir yer kaplayan şehirlerimizdendir. Büyük Atatürk, Kurtuluş Savaşı'na başlamak üzere Anadolu'ya geçmeye karar verdiği zaman, bu mücadelesinin başlangıç noktasını Samsun olarak seçmiş ve 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsuna ayak basarak Anadolu topraklarına çıkmıştır. Bu tarih, Türk Millî Mücadelesinin başlangıç tarihidir.

SAMSUN İLİ

Anadolunun kuzeyinde Karadeniz kıyılarında bulunan illerimizden biri Yüzölçümü 9.392 kilometrekare, nüfusu 654.602 dir. Kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Ordu, batısında Sinop, güneyinde Tokat, Amasya ve Çorum bulunmaktadır. Merkezi Samsun şehridir.

Samsun ilinin yüzeyi, genel olarak Kuzey Anadolu dağ sıralarının meydana getirdiği dağlık alanlardan meydanda gelmiştir. Bu dağ sıraları arasında yer yer akarsuların dağları yarmasından meydana gelen vâdilik alanlar, geniş alûvyal ovalar bulunmaktadır.

Samsun ili, genel olarak bir tarım bölgesidir. Nehirlerin meydana getirdiği alûvyal ovalar ve vadiler, tarıma en elverişli bölgeleri meydana getirir. Her türlü tahıl, bu arada tütün, önemli miktarda yetiştirilir. Orman ürünleri hayvancılık da gelir kaynaklarında önemli rol oynar.

CARİYE « Dünya Tarihi

Eskiden, yabancı ülkelere yapılan akınlarda esir edilen, ya da bu ülkelerden kaçırılan ve alınıp satılabilen kadın ya da kız Cariyeyi satın alan, üzerinde kesin tasarruf hakkına sahipti; istediği işi gördürür, dilerse yeniden satabilirdi.

Ortaçağda beyaz ve siyah ırkın binlerce esirin satılabildiği pazarlar, en önemli ticaret işlerinin olduğu pazarlar durumunda idi. Bu pazarlarda ve İslâmlığın yaygın devirlerinde büyük şehirlerde, yabancı ülkelerden getirilen cariyeler, devrin ileri gelenlerine ve zenginlerine uzun yıllar satılmıştır. Bu bakımdan Bağdat ve Mekke, esir ticaretinin merkezi durumuna gelmiştir.

İslâm hukukuna göre, cariyelerle sahipleri arasında nikâha lüzum yoktu. Cariye kayıtsız şartsız sahibinin malı idi. Bir cariyeden çocuk olursa, bu çocuk babasının medenî halini kazanır, sahibinden bir çocuğu olan cariye de ancak sahibinin ölümünden sonra hürriyetine kavuşabilirdi.

İslâmlıktan önce ve Peygamber Muhammed zamanında esir edilen bir kadın yada kızın cariye olması esası kabul edilen bir esas olmakla beraber, halife Ömer zamanından itibaren Müslümanların esir olamayacağı esası kabul edilmiştir. Bu sebeple, çeşitli pazarlarda satılan kadın ve kızlar Afrika içlerinden, Avrupa ve Yunan ülkelerinden İslâm ülkelerine getirilmiştir.

Osmanlılarda cariyelik, özellikle saraya ve devrin ileri gelenlerine ait bir hak durumunda yerleşmiştir. Osmanlı sarayındaki cariyeler çeşitli ırklara mensup en seçme kızlar arasından İstanbul gümrük emiri tarafından satın alınır, ya da ileri gelen devlet adamları, Kırım hanı ve yabancılar tarafından armağan edilirdi. Bunlar özel bir alınım şekline ve eğitime tâbi olduktan sonra saraydaki yerlerini alırlardı. Cariyeler, sarayda geçirdikleri ilk "acemilik" devirlerinden sonra şakirtlik, ustalık, gediklilik devrelerini de geçirirler, "kadın" rütbesi ile padişahın zevceeleri durumuna gelirlerdi.

Cariyelerin arasında padişahın karısı olarak sultanlığa, valideliğe kadar yükselenler ve imparatorlukta söz ve kudret sahibi olanlar da olmuştur.

Sonunda, XIX. yüz yilda cariyelik ve kölelik, milletlerarası bir antlaşma ile kaldırılmıştır. Fakat bugün Suudî Arabistan, Hadramut gibi bazı ülkelerde cariyelik müessesesi hâlâ vardır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy