Nedir

HARAKİRİ « Din

Karnı bıçakla deşmek suretiyle yapılan bir intihar şekli. Harakiri, özellikle Japonlar arasında yaygındır ve şerefli bir ölüm sayılırdı. Bir çeşit dini inanış içinde yapılan bu intiharda bıçakla karın enliliğine açmak ,bağırmamak gibi şartlar vardır. 1868 yılına kadar, asil olanların, bir suçtan mahkûm olmaları halinde, ölüm cezaları harakiri yapmak şeklinde uygulanırdı.

ITIR « Bitkiler

Yapraklarının kenarı tırtıllı bir süs bitkisi. Çiçekleri çoklukla beyazdır. Asıl güzel kokan yerleri yapraklarıdır. Yaprakları elde biraz ovulunca, uzun süre devam eden bir güzel koku elde edilmiş olunur.

OSMANCIK « Türkiye Coğrafyası

Çorum iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.415 kilometrekare, nüfusu 43.112 dir. Yüzeyi ormanlarla kaplı dik meyilli dağlık alanlardan ve oldukça geniş ovalık yerlerden ibarettir. Çeşitli tahıl ekimi, halkının başlıca geçim kaynağıdır.İlçe merkezi 6.780 nüfuslu Osmancık kasabasıdır.

AMERİKANIN KEŞFİ « Dünya Coğrafyası

Amerika'ya doğru Atlas Okyanusu'nun batısına açılma teşebbüsü, daha onuncu yüzyılda başlamıştır. Bu yüzyılın sonlarına doğru. Gröenland'ın batı kıyılarına ulaşılmıştır.

Bundan sonra Amerika, ilk olarak Cenovalı bir gezgin olan Kristof Kolomb (Christopher Columbus) tarafından keşfedilmiştir, Kristof Kolomb, daha yirmi sekiz yaşlarında iken, dünyayı dolaşarak Asya'ya gitmeyi tasarlamış, bu plânına tatbik alanına koymak için yıllarca imkân aramıştır. İspanya'ya giderek düşüncesini Kraliçe İsabella'ya açmış, uzun tartışmalardan sonra isteği kabul edilmiştir. Bunun üzerine sefer hazırlıklarına başlanmış, emrine tahsis edilen üç gemi ve 88 gemici ile 3 Ağustos 1492 de İspanya'nın Palos limanından hareket etmiştir. Hareketten üç gün sonra büyük bir fırtınaya tutulmuşlar ve gemilerinden Pinta'nm direği kırılmıştır. Yollarına zorlukla devam etmişler, 12 Ağustos'ta Kanarya adalarına varmışlardır. Burada sakatlanan gemi tamir edilmiş ve 6 Eylül'de, Arapların “Karanlığın yeşil denizi” dedikleri Atlas Okyanusunun bilinmeyen sularına doğru açılmışlardır.

Yolculuk, gün geçtikçe zorlaşmaya başlamış, Kristof Kolomb, bir taraftan gemilerin bozulan yerlerini tamir ettirirken, bir taraftan da maneviyatları bozulan tayfalarla uğraşmak zorunda

kalmıştır. Bu arada tayfaların çoğu geri dönmek için Kristof Kolomb'u zorlamağa başlamışlardır. Dönmeyi reddeden Kristof Kolomb, içindeki inanca rağmen Asya'nın doğusuna, yani Hindistan'a ulaşamayacağı korkusu içinde tereddüde düşmeğe başlamıştır.

İşte bu sıralarda ,11 Ekim'de denizde tahta parçalarının görünmeğe başlaması yeni ümitlerin doğmasına sebep olmuş, ertesi gün de karanın göründüğünü müjdeleyen top sesleri arasında, amaca ulaşmıştır. Keşfolunan bu kara parçasının genel olarak San Salvador adası olduğu kabul edilmektedir.

Kristof Kolomb, karaya “Katolik hanedanı batı denizleri amirali” olarak ve büyük üniformasını giyerek çıkmış, İspanya Krallığı ve Kraliçesi adına adayı zapt ederek Tanrıya dua etmiştir. Kristof Kolomb, bu adadan sonra Bahama adaları grubunun öbür adalarını da teker teker keşfederek buralarını isimlendirmiş, bundan sonra Küba ve Kolomb adalarını da keşfetmiştir.

Kristof Kolomb, bu gezisinden sonra 1498 de iki defa daha sefere çıkmıştır. Bu seferlerinde de yeni yeni yerler bulmuştur. Fakat tarihte dönüm noktası olan bu gezileriyle, Kristof Kolomb yeni bir kıt'a keşfettiğini hiçbir zaman iddia etmemiş, Asya sularında kendi efendilerine yeni gelir kaynakları bulmak şerefiyle, büyük bir denizcilik başarısı kazandığını sanmıştır.

Kristof Kolomb'dan sonra Portekizli Cabrel Magellan, Cortez, Amerigo Vespucci tarafından Amerika'nın başka yerleri keşfetmiştir.

Amerika'ya, asıl bulanın adı yerine, buranın yeni bir kıt'a olduğunu bildiren Amerigo Vespucci'nin adı verilmiştir. Buna da sebep, Alman bilginlerinden Martin Waldseemüller'in, bu iddialara önem vermesi ve yaptığı haritaya, Amerigo Vespucci'nin ülkesi anlamına gelen “Americi Terra” adını yazmasıdır. Amerika adı, bundan sonra kökleşmiştir.

MERCAN BALIĞI « Hayvanlar

Eti çok lezzetli bir balık. Boylan bir metreye yaklaşanları vardır. Sırtı kahverengi ya da kırmızıdır Sudan çıkınca ilkin koyu pembe, sonra da açık pembe bir renk alır.

Denizlerin dibinde, taşlık yerlerde yaşarlar. Kışın kıyılardan açık denizlere açılırlar, baharda da yeniden kıyılara gelirler. Yurdumuzda, özellikle Marmara Denizinde çok bulunur.

SEVR ANTLAŞMASI « Tarih

Birinci Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı İmparatorluğu ile Müttefik Devletler arasında, 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanmış olan şartları çok ağır antlaşma. Müttefik Devletler Osmanlı İmparatorluğu ile yapılacak barışın ana hatlarını 24 Nisan 1920 tarihinde San Remo'da tespit etmiştir. 11 Mayısta da, Osmanlı Hükümeti tarafından incelenmesi için, Osmanlı heyetine vermişlerdir. Bu şartlara heyet ilkin itiraz etmek istemiş, fakat padişah Vahdettin'in başkanlığında toplanan heyet tarafından, bu şartlar (Rıza Paşa'nın dışında) herkes tarafından kabul edilmiştir. Bunun üzerine, Bağdatlı Halil Paşa, Rıza Tevfik, Bern elçisi Reşat Halis'ten kurulu bir heyet, bir Fransız savaş gemisi ile Fransa'ya gitmiş ve Paris'te Sevr mahallesinde antlaşmayı imza etmiştir (10 Ağustos 1920). Osmanlı İmparatorluğunun sonu olan fakat Mustafa Kemal Paşa'nın önderliği altında zaferle sonuçlanan Millî Mücadele hareketi üzerine yürürlüğe giremeyen Sevr antlaşmasının başlıca hükümleri şunlardır :İstanbul, Osmanlı Devleti'nin merkezi olarak kalıyordu. Fakat Osmanlı devleti azınlıkların haklarını gözetmezse, İstanbul Türklerin elinden alınacaktı.

Boğazlar, savaş zamanında bile bütün devletlerin gemilerine açık bulundurulacak ve “Boğazlar Komisyonu” adını taşıyan bir komisyon idaresinde bulunacaktı. Merkezi İstanbul olan bu komisyonun ayrı bütçesi ve ayrı bayrağı olacaktı. İstanbul'da çalışacak bir komisyon Doğu Anadolu Türk illerini “Kürdistan” adı altında teşkilâtlandırmak için bir muhtariyet idaresi projesi düzenleyecekti.

Doğu Anadolu illerinin bir bölümünde bağımsız bir Ermenistan kurulacak, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır Birleşik Amerika Devletleri Cumhurbaşkanı Wilson'un hakemliğine bırakılacaktı.

Trakya'nın Midye doğusunda Podima denilen yerin yedi kilometre kuzey doğusunda bir noktadan Marmara kıyısında Kalikratio'nun bir kilometre güney doğusuna kadar uzanan bir hattın batısında kalan kısmı Yunanistan'a ait olacaktı, İmroz ve Bozcaada adaları da Yunanistan'ın egemenliğinde kalacaktı. Suriye'yi Fransa'ya bırakıyordu.

Arabistan ve Mezopotamya (Musul dahil)İngiltere'ye bırakılıyordu.

Bunların dışında mecburi askerlik hizmeti olmayacak; elli bin kişilik bir ordu olacak; bunun otuzibeş bini jandarma, onbeş bini asker olacak; ordunun ağır silâhları bulunmayacaktı.Azınlıklara Türklerinkinden aşırı haklar verilecek, bundan başka Müslüman milletlerden de azınlık hakları kabul edilen toplumlar kurulacaktı.