Nedir

ÇAT « Türkiye Coğrafyası

Erzurum iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.111 kilometrekare; nüfusu 17.033 tür. Palandöken dağının güneybatısında akarsuların çok olduğu, oldukça engebeli bir yüzeyi vardır. Ülkemizin, kışın en soğuk, en şiddetli geçtiği yörelerinden biridir. Soğuk mevsim, Ekim ayında başlar Nisan'a kadar sürer. Arpa ekimi önemlidir. İlçe halkının asıl geçinme kaynağı hayvancılıktır. İlçe merkezi 578 nüfuslu Çat kasabasıdır.

BESARABYA « Genel Coğrafya

Güney - Doğu Avrupa'da Dnyes-ter ve Prut nehirleri arasında Karadenizden Polonya’ya kadar uzanan bölge.Bugün Sovyetler Cumhuriyetine bağlı bulunmaktadır. Yüzölçümü 45. 630 kilometrekare, nüfusu 3 milyon kadardır.

Besarabya, Bayezit II. devrinde Osmanlıların eline geçmiş , Bükreş Antlaşması ile Rusya'ya bırakılmıştır. 1917 de Rus İmparatorluğu çökünce Besarabya'da Millî Meclis kurulmuş ve 27 Kasım 1918 de kayıtsız şartsız Romanya ile birleşmiştir. Bu birleşmeyi hiçbir zaman kabul etmemiş olan Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı sırasında 26 Haziran 1940 ta bir ultimaton vererek Besarabya'yı İşgal etmiştir. 1941 yılında Alman orduların an yardım gören Romanya, Besarabya'yı tekrar ele geçirmişse de İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda (Haziran 1945) tekrar Sovyetler Birliğine geçmiştir.

AHLATŞAHLARI « Tarih

Ahlat'ta 1100 - 1207 yıllarında hüküm süren bir Türk hanedanı. Ahlatşahları beyliği yüz yıldan fazla yaşamış ve Eyyübîler tarafından son bulmuştur.

BALGAM « Sağlık

Solunum yollarında iltihap ya da tahriş sebebiyle meydana gelen, öksürerek çıkarılan sümüksü salgı. Solunum organları (akciğer, bronşlar) hastalıklarında balgam önemlidir. Muayenesi ile hastalığın tabiatı ve yeri hakkında kesin bilgiler elde edilir.

Balgamın miktarı, hastalık cinsine göre değişir. Bazı hastalıklarda şiddetli öksürüğe karşılık az balgam gelir (tüberküloz başlangıcı, kuru bronşit), bazı hastalıklarda ise pek çoktur (kavernli tüberküloz, bronşektazide). Rengi ve kokusu da hastalığın cinsi ve seyri ile değişir. Renksiz, saydam, kirli yeşilimtrak, sapsarı, yeşil, sarı olabilir.

Balgam, içindeki maddelere göre çeşitlere ayrılır: a - Sümüksü Balgam yapışkan, cam gibi saydam, tükrük hokkasının dibine yapışan bir balgamdır. Bronşitin ve bazen tüberkülozun başlangıcında görülür, b - İrinli balgam, köpüksüz, irinden ibaret bir balgamdır. Solunum yollarının irinli bir hastalığında (ampiyem, bronşektazi, kronik bronşit) görülür, e - Sümüksü-irinli balgam, en çok görülen bir balgamdır. Kronik bronşitte, tüberkülozda görülür, ç - Seroz balgam, sulu köpüklü çoklukla hafif kırmızı bir balgamdır. Akciğer ödeminde görülür: d- Kanlı balgam, kanın fazla bulunduğu bir balgamdır. Solunum yolları damarlarının çeşitli aşınmaları sonucu (bronş ve akciğer damarları afetleri, ülser) kanın balgama karışması meydana gelir. Balgam bulgularının en tehlikelisi olan kan (hemoptizi) çoklukla tüberkülozda görülür. Tüberkülozun ilerlemiş devrelerinde büyücek kavernlerden gelen kan, hem çoktur, hem de gelmesi uzun sürer, Bazan da hastayı öldürecek kadar kan kaybına sebep olur. e - fibrinli balgam, cam gibi saydam, yapışkan, kabın dibine yapışan bir balgamdır. Çoklukla pnömonide görülür.

Balgama, ilkin gözle bakılarak genel bir fikir elde edilir. Balgamın gerektiğinde mikroskobik muayenesi yapılarak, bakteriyoloji ve kimyanın sağladığı usullerle muayenesi yapılır ve içindeki maddelerin miktarları anlaşılır.

CUMHURİYETİN İLANI « Tarih

Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti bütün kudretini kaybetmiş, Anadolu yer yer düşmanlar tarafından istilâ edilmeğe başlamıştı. Yeni bir Türk Devleti kurmak ve anavatan topraklarını düşman istilâsından kurtarmak için 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük işte, Mustafa Kemal'in büyük önderliği altında, üç yıllık bir süre içinde başarı kazanmış ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile savaş durumuna son vermişti. Batılı devletlerle Lozan'da müzakerelerin devam ettiği sıralarda, Birinci Büyük Millet Meclisi de 1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Ağustos 1923 ayında ikinci Büyük Millet Meclisi yeni çalışma devresine girmiştir. 24 Temmuz 1923 de Lozan barışının imza edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı, hukukî ve siyasî olarak da son bulmuş, 6 Ekim 1923 de İstanbul'un da düşman istilâsından kurtulması ile Anadolu düşmanlarından tamamen kurtulmuş bir vaziyete girmiştir.

Bu sırada Türk Devletinin adını koymak hususunda bazı çalışmalar başlamıştır. Gerçekte 23 Nisan 1920 de yeni bir Türk Devleti kurulmuştur. Millî egemenlik esasına dayanması ve demokratik yapıya sahip olması bakımından bu devletin adının Cumhuriyet olması gerekiyordu. Fakat saltanata ve hilâfete karşı doğrudan doğruya cephe alınmamasını gerektiren şartlar sebebiyle, devletin adı yoktu, hükümetin adı da “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi. Bu durum, devlet başkanlığını, bir dereceye kadar açık göstermekteydi.Memlekette bazı kimseler, halifeye devlet başkanı yetkilerinin verilmesini istiyorlar ve hilâfetin de kuvvetlenmesi gerekçesini ileri sürüyorlardı. Bu duruma son verilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal halk oyunu hazırlamak düşüncesi ile Eylül 1923 de Anayasada bir değişiklik yapılacağını İlân etmiştir.

24 Eylülde Mustafa Kemal'in bir yabancı gazeteciye verdiği demeç yayınlandığında, yeni devletin şeklinin ne olacağı, bilinir bir duruma gelmişti.

Mustafa Kemal, bu demecinde şunları söylemekte idi:

“Anayasaya göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Yürütme kudreti, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu iki hamleyi bir kelime ile anlatabilmek için hangi sözlükte aranırsa aransın sözü geçen kelime “Cumhuriyet” olacaktır. Cumhuriyet esasına varacaktır. Bugün olduğu kadar gelecekte de daha ziyade demoktarik bir cumhuriyet teşekkül edecek ve bu Cumhuriyet hiç bir şekilde Batı Cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacaktır.

Bu sıralarda, Türk basınında da “yakında Cumhuriyet ilân edilecektir” şeklinde yazılara rastlanır olmuştur.

İşte bu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde hükümet meydana getirmek için şiddetli bir mücadele sürüp gitmeye başlamıştı. Bütün milletvekilleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaaî Hukuk Grubuna dahil olmalarına rağmen, Kabineye girecekler üzerinde anlaşmaya varamıyorlar, çeşitli milletvekilleri grupları, kendi güvendikleri arkadaşlarını Kabineye sokmağa çalışıyorlardı.

Bu şartlar altında çalışamayacağını anlayan Bakanlar Kurulu, 27 Ekimde istifasını verdi. Milletvekilleri o gün bir kabine listesi üzerinde anlaşamadılar. Ertesi gün Halk Partisi Meclis Grubunda da bir hükümet kurulması için yapılan çalışmalar bir netice vermedi. 29 Ekimde de yapılan çalışmalar bir sonuç vermeyince, Mustafa Kemal'in düşüncesinin ne olduğu öğrenilmeye karar verildi.

Bu çağrı üzerine gruba gelen Mustafâ Kemal şu açıklamada bulunmuştur;

“Çözme zorluğu ile karşılaştığımız meselenin sebebi ve hikmeti bütün arkadaşlar tarafından anlaşılmıştır kanaatindeyim. Noksan ve kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir. Yürürlükteki Anayasaya göre bir Bakanlar Kurulu kurmak istediğiniz zaman bütün arkadaşların her biri Bakanlar Kurulunu seçmek mecburiyetinde kalıyor. Hepimizin birden Bakanlar Kurulu seçimine mecbur olmamızda görülen zorlukların halli zamanı gelmiştir. Yüksek heyetiniz, bu zorluğun halline beni memur etti. Ben de söylediğim kanaatten ilham alarak düşündüğüm şekil tespit ettim. Onu takdim edeceğim. Kabul edilirse, kuvvetli ve birlik içinde bir hükümetin kurulması kabil olacaktır.” Mustafa Kemal Paşa, bunları söyledikten sonra hazırladığı Anayasa değişikliğini, okunmak üzere kâtiplerden birine vermiştir.

“Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”

Parti ,bu esasları uzun ve hararetli münakaşalar sonucunda kabul ettikten sonra Büyük Millet Meclisi toplandı. 29 Ekim 1923 Pazartesi gecesi saat 20.30 da “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında ve alkışlarla Türkiye Devletine yeni adı verildi.

Devlet rejiminin Cumhuriyet olarak tesbitinden sonra Meclis, Cumhurbaşkanı seçimine geçmiş ve Kurtuluş Savaşının yöneticisi ve yeni devletin kurucusu Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal, ittifakla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.

Kendisini Cumhurbaşkanlığına getirmiş olan Mecliste söylediği ilk nutkunda Mustafa Kemal, konuşmasını ,şu sözlerle bitirmiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti dünyada işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eseleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffı olacaktır.”

MİSSİSSİPPİ NEHRİ « Dünya Coğrafyası

Amerika Birleşik Devletlerinde büyük bir ırmak. Minnesota devletinde. İtasca gölünden çıkar ve geniş bir delta meydana getirdikten sonra çeşitli ağızlarla Meksika körfezine dökülür. Bir çok kolları vardır. Kaynağından ağzına kadar olan uzunluğu 7.200 kilometredir.(Bu boyu ile dünyanın en uzun nehridir). Bir ova nehri özelliğindedir ve gemilerin seferlerine elverişlidir.