Nedir

İZMİR « Türkiye Coğrafyası

İzmir ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 380.000 dir. Türkiye'nin en bayındır, en güzel ve en kalabalık şehirlerinden biridir.

Şehir, aynı adı taşıyan bir körfezin güneydoğu kenarında kurulmuştur. Körfez kıyısından başlayarak Kadifekale (186 m.) nin bulunduğu bir tepeye yaslanır. Güneyden gelen Kızılçullu Deresi (eski adı Meles), bu tepenin doğusundan geçerek ovaya çıkar, İzmir şehrinin plân üzerindeki görünüşü kabaca bir üçgene benzer. Kızılçullu Deresinin denize döküldüğü yer yakınında bulunan Alsancak, bir demiryolu bitim noktasıdır. Yeni İzmir limanı bu demiryolu doğusundaki girinti yerinde kurulmuştur. Kızılçullu Deresi güneye doğru uzanır. Burada İzmir'in büyük banliyö parçaları olan Buca, Seydiköy, Cuma Ovası yer alır. Alsancak tan başlayarak batıya doğru İzmir’in Kordon adî Terilen rıhtımı uzanır. Kordonboyu, Alsancak'tan itibaren ilk kısmında güzel evlerin bulunduğu bir kesimdir. Kordon daha batıda, Konakta sona erer. Konak semtinde İzmir’in başlıca idari makamları bulunur. Konaktan başlayarak göz tepeye doğru kıyı banliyösü uzanır. Bu banliyö İzmir’in başlıca planı teşkil eden İnciraltı'na kadar gider. Kordon'un gerisinde eskiden sık evli mahalleler vardı. Şehrin doğu kesimi 1922 de Yunanlılar çekilirken geniş ölçüde yandı. Cumhuriyet Devrinde bu yangın yeri büyük bir yeşil alan (Kültür park) haline kondu. Her yıl 20 Ağustos . 20 Eylül arasında Türkiye nin başlıca milletlerarası fuarı burada kurulur. Geri kalan kısımlarda ise, bahçeli köşkler, beton evler yapılmıştır.

İzmir’in endüstri banliyösü daha ziyade körfezin doğu ucundadır. Bu endüstri sahası gittikçe kesifleşmektedir. Burada eskiden büyük kısmı bataklık olan boş bir alan (Halkapınar) bulunurdu. Bugün bu saha endüstri tesisleri ile dolmaktadır. Daha geride ise, tepelerin eteğine doğru büyük bir banliyö olan Bornova görülür. İzmir’e 7 km. lik bir banliyö hattı ve ayrıca turistik bir yolla bağlı olan Bornova'nın nüfusu 25.000 i aşmıştır (25.097). Kasabanın büyük bir kısmı düz arazi üzerindedir. Bornova Çayının kuzeyinde kalan Yaka Mahallesi ise, Yamanlar Dağının ilk yamaçlarına yerleşmiştir. Bornova'da 1922 yılında kurulmuş olan Ziraat Okulu, şimdi Ege Üniversitesi haline getirilmiştir. Bu üniversitede şimdilik Tıp ve Ziraat fakülteleri vardır.

İzmir banliyöleri içinde en büyüğü olan Karşıyaka, şehrin karşısında, Yamanlar Dağının etekleriyle deniz arasında yer almıştır. Karşıyaka eskiden beri İzmir'in bir yazlığı durumunda olmakla beraber, gittikçe gelişerek büyük bir şehir halini almıştır. Kıyı boyunca uzanan geniş caddesi üzerindeki gazinolar yaz aylarında İzmirlileri oraya çeker. İzmir’in öteki önemli bir banliyösü de şehrin güneydoğusunda yer alan Buca'dır.

Son yıllarda bütün büyük şehirlerimiz gibi, İzmir’in alanı da çok büyümüştür. Şehir bugün Karşıyaka batısından, Göztepe batısında İnciraltı mevkiine kadar 27 km. lik bir yay meydana getirir. Bu uzunluğa karşılık genişliği 3 km. yi pek az yerde aşar.

Kuruluşu, Milâttan bin yıl kadar öncedir. Lidyalılar şehri Yunanlılardan alıp yıkmışlar, fakat İsken derin generallerinden Antigon, İzmir'i yeniden kurmuştur. Küçük Asya'nın önemli şehirlerinden biri haline böylece gelmiş, olan İzmir bir süre Bergama krallarının egemenliğinde kalmış, sonra da Roma İmparatorluğuna geçmiştir. Romalılardan sonra Bizanslıların eline geçmiş, bir süre de Selçukluların elinde kalmıştır. 1?32 yılında Aydınoğulları devletinin sınırları içinde kalmış, ilkin 1399 yılında Yıldırım Bayezit tarafından bir süre, ikinci defa 1422 yılında Murat II. tarafından devamlı olarak Osmanlıların eline geçmiştir. Osmanlılar zamanında, devletin önemli illerinden biri olan İzmir, Birinci dünya savaşının sonunda, 15 Mayıs 1919 da Yunanlar tarafından işgal edilmiştir. Milli Mücadelenin devam ettiği yıllar içinde Yunanlıların işgalinde kalan ve yakılıp yıkılan İzmir, Başkumandanlık Meydan Muharebesinin kazanılmasından çok kısa bir süre sonra 9 Eylül 1922 de düşman istilâsından kurtarılmıştır. Bu kurtarılma sırasında hemen yakılıp yıkılan İzmir, Cumhuriyet yıllarında yeniden onarılmış ve Türkiye'nin en büyük ve en güzel şehirlerinden biri haline getirilmiştir.

İzmir, Türkiye'nin İstanbul ve Ankara'dan sonra en kalabalık şehri olduğu gibi, birinci derecede bir ihracat limanımızdır.

İZMİR İLİ

Batı Anadolu bölgesi illerimizden biri. Yüzölçümü 12.018 kilometrekare, nüfusu 1.066.304 dür. Kuzeyinde Balıkesir, doğusunda Manisa, batısında Ege denizi güneyinde Aydın bulunmaktadır. Yüzeyi çok çeşitlilik gösterir. Dağlar, ovalar ve kıyılar olmak üzere başlıca üç bölüme ayrılır. Dağlarının başlıcası kuzeyde Ayvalık'ın doğusunda uzanan Madara, Yamanlar, ilin ortasından geçen Bozdağları ve güney engebelerini meydana getiren Cuma, Samsun dağları, batıda da eski Ege tepeleridir. Bu dağ sırtlarına paralel olarak Gediz, Küçük Menderes nehirlerinin düzlük alanları uzanır. Cuma ovası gibi ovalar, bütün ilin en önemli ve zengin tarım alanlarını meydana getirir. Kıyıları çok girintili ve çıkıntılıdır. Kıyı topraklarında çoklukla üzüm bağları, portakal ve limon bahçeleri yer alır. Denizlerinde de balıkçılık ve süngercilik çok gelişmiş geçim kaynaklandır.

İŞ « Fizik

Bir kuvvetin uygulanmış olduğu yer üzerindeki etkisi. Fizik bilimi yönünden bu duruma göre , bir kuvvet kullanarak bir şeyi hareket ettirmek, yani sürtünme kuvveti, ağırlık kuvveti gibi bazı dirençleri yenmektir. İş, kuvvet doğrultusunda gidilen yol ile oranlıdır. Bu duruma göre de, = kuvvet X yol.

İş birimi kilogram - metredir. Bu birim, bir kilogramlık bir kuvvetin, kendi doğrultusunda bir metre boyunca etki ettiği zaman gördüğü işe eşittir.

MANİSA « Türkiye Coğrafyası

Manisa ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 59.223 tür. Manisa, Batı Anadolu'nun en güzel şehirlerinden biridir. Yamanlar dağının eteğinde, geniş bir ovanın kenarında kurulmuştur. Batı Anadolu'nun en eski şehirlerinden biridir. Milâttan önce uzun yüzyıllar Batı Anadolu'daki medeniyetin merkez şehirlerinden biri olmuş, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra Saruharılılar beyliği sınırları içinde kalmış, ilkin 1390 yılında Yıldırım Bayezit tarafından alınarak Osmanlı imparatorluğu sınırlarına katılmış, 1402 yılındaki Ankara Savaşı yenilgisinden sonra Osmanlıların elinden çıkmış, fakat 1410 yılında yeniden Çelebi Mehmet tarafından Osmanlı sınırlarına katılmıştır. Uzun süre Osmanlı İmparatorluğunun önemli ve bayındır şehirlerinden biri olan Manisa şehri, 1919 Mayıs'ında Yunanlılar tarafından işgal edilmiş, 6 Eylül 1922 yılında kurtarılmıştır.

Yeşillikler içinde tarihî yapıları ile bayındır şehirlerimizden biridir.

MANİSA İLİ

Batı Anadolu Bölgesi illerimizden, biri. Yüzölçümü 12.689 kilometrekare, nüfusu 659.989 dur. Kuzeyinde Kütahya ve Balıkesir, Doğusunda Kütahya ve Uşak, Batısında İzmir, Güneyinde İzmir, Aydın ve Denizli illeri bulunmaktadır. İl'in yüzeyi, biri Güneyde Gediz nehri ve ayaklarının versanlarından öbürü Kuzeyde Bakırçayı versanlarından ibaret olmak üzere iki büyük havzadan ve bu havzaları denizden ve birbirinden ayıran dağlık alanlardan meydana gelmektedir.

Geniş tahıl ekimi, bağcılık, pamuk ekimi Manisa'nın en önemli gelir kaynaklarındandır.

ÇIBAN « Sağlık

Vücudun her hangi bir bölümünde meydana gelen irin yığınına verilen ad. Deride şişkinlik, kızarıklık ve ağrı ile kendini belli eder. Soğuk ve sıcak olmak üzere iki çeşidi vardır. Soğuk çıbanlar, ağrısız, kızartısız, ateşsizdir. Şişkinlikleri ile kendilerini belli ederler. Bu çeşit çıbanlar, vücudun genel bir temizliğe ve yorgunluktan dolayı kuvvetlenmeye ihtiyacı olduğunun işaretidir.

Sıcak çıbanlar, mikroplu iltihaplanmalar sonucu meydana gelir. İlkin, derinin çıban çıkacak bölümü hafif hafif yanmaya başlar. Sonraları kızarıklık ve sıcaklık belirir. Bir süre sonra kızarıklık kaybolur. Çıbanın çevresi sert, ortası yumuşak bir durum alır. Bu durumlarda , çıban olgulaşmış , içi irinle dolmuştur. Bu çeşit çıbanın kesin tedavisi, çıbanın bisturi ile yarılması ile olur.

AİSOPOS AJANS « Haberleşme

Dünyanın her tarafından gelen siyasî, ekonomi, malî, spor ve çeşitli alanlardaki hareketleri, tabiat olaylarını toplayarak telgraf ve telefon yolu ile ve özel bültenlerle halka ve gazetelere yayan kurum.

Dünyada ilk ajans Fransa'da Birinci İmparatorluk devrinde kurulan Havas ajansıdır. Bu örneğe göre başka memleketlerde de ajanslar kurulmuş ve haberleşme tekniğinin ilerlemesi ile bugünkü ileri ve modem seviyelerine ulaşmışlardır.

Bugün dünyanın çeşitli yerlerinde muhabirleri olan ajanslar, çeşitli olayları telgraf, telefon, radyo yollan ile en kısa zamanda merkezlere bildirirler ve bu merkezler de en kısa zamanda haberleri memleketlerine ve dünyaya bildirecek olan gazetelere, radyolara ulaştırırlar.

Doğrudan doğruya hükümetlerin kontrolü altında olan ajanslar olduğa gibi özel teşekküllerin işlettiği ajanslar da vardır. Memleketimizde bu işi gören en büyük ajans yan resmî bir hüviyeti bulunan Anadolu Ajansıdır.

isimlerinin baş harfleri ile gösterilen ve dünyaca tanınan en meşhur ajanslar şunlardır: A.A. (Türkiye), D. N.B. (Almanya Ajansı), A.F.P. (Fransız), Reuter (İngiliz), Tass (Rusya), U.P. (Birleşik Amerika), İstefani (İtalya).

SANCAK « Devlet

Askerî bir topluluğun başında gezdirdiği, yazı işlemeli ve kenarları saçaklı bayrak.

Osmanlılarda çeşitli renklerde sancaklar kullanılmıştır. Bunlar, genel olarak beyaz, kırmızı, yeşil ya da sarı renkte ipekten yapılmıştır. Üzerlerine sırma ile âyetler işlenmiştir. İlk Osmanlı sancağı “beyaz” dır. Selçuk Sultanının Osman Gazi'ye gönderdiği bu bağımsızlık sancağı “ak sancak” adı ile anılır. Osman Bey zamanında Yavuz Sultan Selim'e kadar kırmızı renkli sancak, savaş sancağı olarak kullanılmıştır. Daha sonraları, yeşil renkli sancaklar, padişahlar tarafından savaş sancakları olarak kullanılmıştır. Osmanlı sultanlarının bu savaş sancaklarından başka, Yeniçeri ocak ve ortalarının da ayrı ayrı sancakları vardı. Bunlar değişik renklerde (yarısı kırmızı, işlemeli) olurdu.

Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra, Türk Ordusunda kullanılan sancaklar değişmiş, çeşitli askeri topluluklara, özellikle alaylara sancak verilmesi yoluna gidilmiştir.

Sancak-ı şerif : Peygamber Muhammet zamanındaki savaşlarda kullanılmış olan ve Emanet-ı Şerife (Kutsal Emanetler) arasında Topkapı Sarayında saklanan bayrak. İslâm’da ilk sancak Hicretin birinci yılında kullanılmaya başlanmıştır. “Ukab” adını taşıyan bu sancak Mısır Kölemen beylerinden biri taralından Yavuz Sultan Selim'e gönderilmiştir. Sancak eskiyip dağılmaya yüz tutunca üç yeni sancak yapılarak bunlara “Ukab” dan ikişer üçer parça' konmuştur. Padişahlar ve onlar sefere gitmediklerinde sadrazamla birlikte Sancak-ı şerif de sefere götürülürdü. Sancak-ı şerif padişahla birlikte ilk defa 1597 de Eğri seferine götürülmüştür.

İstanbul'daki ayaklanmaları bastırmak için de Sancak-ı şerifin çıkarıldığı zamanlar olmuştur.