KÖY ENSTİTÜLERİ « Eğitim
Köy öğretmeni ve köye yarayacak diğer meslek adamlarını yetiştirmek üzere tarıma elverişli toprakları olan bölgelerde, Millî Eğitim Bakanlığı'nca açılmış olan okullar. Enstitüler, en az beş yıllık bir öğretim süresi içinde tam devreli köy okullarını bitirmiş köylü çocukların yetiştirmek amacı için kurulmuştur. Kültür derslerinin yanında tarım ve teknik dersleri de verilmek suretiyle yetiştirilmiş olarak köye döndüklerinde, o köy için en güvenilir bir kültür adamı olarak çalışmak imkânını bulmuşlardır.Binlerce köy öğretmenini yetiştiren bu okullar, 1950 yılından sonra, özelliklerini değiştirmişler ve “İlköğretmen Okulları” adı ile yeni bir öğretime bağlamışlardır.
BEYİN HASTALIKLARI « Sağlık
Beyinle ilgili olan hastalıklar. İnsan vücudunun en önemli hastalıklarından olan beyin hastalıklarının başlıca çeşit ve şekilleri şunlardır:
Beyin kanaması: Beyin dokusu ve beyin zarları kan damarlarının çeşitli sebeplerle (yüksek tansiyon, arterioskleroz, kalp yetersizliği, tümörler v.s.), âfete uğramasından meydana gelir.
Beyin Trombozu: Beyin damarlarının çeşitli sebeplerle (frengi, tifo, alkol zehirlenmeleri, kanser gibi hastalıklar sonucu beyin damarlarında tıkanma olması) meydana gelir.
Beyin ambolisi: Bilhassa kalp hastalıklarında, kopan bir pıhtı parçasının beyin damarlarını tıkaması sonucu, beyinin birdenbire kansız kalması.
Beyin iltihapları: Çeşitli bulaşıcı hastalıkların seyri sırasında mikropların beyine yayılması ile meydana gelir (çiçek, kızamık, tifo, grip pnomöni gibi).
Beyin frengisi : Frengi hastalığı etmeninin beyinde yerleşmesi ile meydana gelir. Beyin felçleri: Beyindeki sinir demetlerinin çeşitli sebepler sonucu (kanama, amboli, tromboz, bulaşıcı hastalıklar gibi) meydana çıkan felçlerdir.
Beyin, en önemli organlarımızdan biri, hatta en önemlisi olduğuna, beyindeki herhangi bir bozukluk, bütün organizmayı ilgilendirdiğine göre, beyinde meydana gelecek hastalıklar, bütün organizmayı ilgilendiren hastalıklardandır. Bu bakımdan, beyinin başlıca hastalıkları olan kanamalar, trombozlar, amboliler, beyin felçleri v.s. sonucu, beyinde meydana gelen herhangi bir bozukluk bütün ruh hayatımızı ilgilendiren bozuklukların (o âfetin beyindeki yerine ve şiddetine göre) meydana gelmesine sebep olur. Bu bakımdan beyinde meydana gelen bu hastalıklar sonucu ya tam, ya da yerel felçler, konuşma, görme, işitme, hareket bozuklukları, solunum, sindirim bozuklukları gibi bütün organizmayı yakından ilgilendiren bozukluklar meydana gelir. Beyin hastalıklarının yerleşme ve şiddetlerine göre ya bu bozukluklardan biri ve birkaçı, ya da ölüm meydana gelir.
Beyinle ilgili bir hastalığın daha başlangıcında, hemen hekime başvurmak gerekmektedir.
ÇARŞI « Sanayi ve Ticaret
Çeşitli dükkânlarla dolu, üstü kapalı yada açık, alışveriş etmeye elverişli pazar yeri. Türk şehirlerinin çoğunda, üstü kapalı “kapalıçarşı” 1ar halinde alış veriş yerleri vardır. Bunların geçici olanlarına “Pazar” denir. Satılan eşyanın cinsine göre, dükkânların bir arada bulunması itibariyle kavaflar çarşısı, kuyumcular çarşısı adlarını alırlar. Eski Türk şehirlerinin çoğunda alış-veriş edenlerin güneş ve yağmurdan korunmaları için üstü örtülmüş “kapalıçarşı” 1ar bulunmakta idi. Bunların en ünlüleri ve büyükleri, İstanbul'da kurulmuştur.
Özellikle son yıllarda, büyüyen şehirlerin alış-veriş ihtiyaçlarını karşılayapabilmek için çeşitli apartman ve hanlara da, sayıları 100-200'e varan dükkânların bulunduğu çarşılar (pasajlar) yapılmaktadır.
CAMİ « Din
İçinde bazı dinî törenlerin yapıldığı, Cuma ve Bayram namazlarının kılınabildiği büyük Müslüman tapınağı. İçinde "mimber"i bulunmadığı ve "hutbe" okunmadığı için Cuma ve Bayram namazlarının kılınmadığı tapınaklara mescit denir.
Doğrudan doğruya cami olarak yapılmış ya da sonradan cami haline getirilmiş bütün Müslüman tapınaklarının içinde mutlak surette birer mihrap, Cuma namazının kılındığı mimber, büyük ya da küçük müezzin mahfili, maksuresi, son cemaat yeri, dışarda geniş ya da dar avlusu, çoğu şadırvan şeklinde olan abdest alacak yeri, tek ya da çok şerefeli minaresi bulunur.
Camiler, ilk yapılış devirlerinde, özellikle Peygamber Muhammet ve Dört Halife devrinde yalnız namaz kılınan yer olarak bırakılmamış, savaş ve barış kararlarının verildiği, din konusu ile çeşitli tartışmaların yapıldığı, itibarlı konukların ağırlandığı, yabancı ülkelerden gelen elçilerin kabul edildiği davacı ve davalıların dinlendiği yer olarak kullanılan yerler olmuştur. Fakat toplumun din işleri ile devlet işleri, ayrı ayrı düzenler halinde teşkilâtlandıktan sonra, camiler yalnız ibadet ve ibadetle ilgili hususlar için kullanılmıştır. Bugün camiler, namaz, mukabele (Kur' an dinlemek) gibi ibadet, vaız ve cami dersleri dinlemek gibi bilgi işleri dışında bir de mevlit törenleri için kullanılmaktadır. Camide namaz safhası ve vaaz, imam, hatip, müezzinler ve vaizlar tarafından düzenlenir. Böylece ferdin dünya selâmetine ve ahiret saadetine ulaştırılması amacı etrafında çalışılmış olunur.
Bütün İslâm ülkelerinin büyük şehirlerinden köylerine kadar yaygın olan camiler belli bir yöre halkı tarafından, bir hükümdar ya da bir devlet ileri geleni tarafından, özel kişiler tarafından yaptırıldığı gibi dinî özellik taşıyan kurumlar tarafından da yaptırılmıştır. Cami, hükümdarlardan ya da devlet büyüklerinden biri tarafından yaptırılmışsa, cami avlusunun uygun bir yerinde çok defa kendilerinin ve yakınlarının mezarları, türbeleri de bulunur.
Camilerin büyük olanlarının başlıcalarında, halkın "Sakal-ı Şerif" dediği, Peygamber Muhammet'in traş sırasında ashabın (Peygamber görmüş ve yanında bulunmuş olanlar) birer hatıra olarak alıp sakladıkları sakallarından zamanımıza kadar gelenler bulunur. Sakal'ı Şerif, özellikle mevlit kandillerinde, Ramazan ayının Kadir günü ve gecesinde halk tarafından ziyaret edilir.
Camilerde bulunan eşyalar, sadelik, temizlik ve işe elverişlilikleri ile önem kazanan her boydan ve cinsten yaygılarla, seyyar ve sabit kürsülerden,kuran'ın konulmasına yarayan rahlelerden, vaızların oturacakları mimberlerden ibarettir. Bu eşyalar içindeki işçilik sanatının birbirlerine benzeyen tarafları kadar, birer şaheserleri sayılacak değerde olanları çoktur. Camilerin içleri genel olarak özentili ve gösterişli süslerden uzaktır. Fakat bu sadelik, türlü çinililerle oyma işleriyle, ünlü hattatların yazılarıyla, İslâm - Türk sanat dehâsının paha biçilmez eserlerinin meydana gelmesini sağlamıştır.
Cami avlularında, üstlerine, namazları kılınacak tabutların konulacağı bir ya da bir kaç musalla taşı bulunur.
Yüzyıllar boyunca Müslümanların sosyal hayatında çok önemli yer tutan dini bir müessese olan camiler, ülkemizde, bugün köylerimizin yarısından fazlasında, bucaklarımızın çoğunda, şehir ve kasabalarımızın hepsinde çok sayıda bulunmaktadır. Çoğu birer anıt değeri taşıyan bu tapınakların en ünlüleri İstanbul'da bulunmaktadır.
Yapı: Türkiye'de camiler genel olarak büyük ve boş bir alan ortasında yapılmış, böylece diğer binalardan ve evlerden ayrılmıştır. Bu camide başlıca üç kısım ayırdedilir: 1 - Dış avlu (harîm), 2 - İç avlu (harem), 3 - Cami içi (kubbe altı ya da şahın).
Dış avlunun çevresi, pencereli duvarlarla çevrilmiştir. Bu pencerelerde demir parmaklıklar bulunur. Duvarlara, çeşitli yerlerinden bir kaç kapı yapılmıştır. Büyük camilerin dış avlularında çoklukla birkaç ağaç dikilmiştir. Avlunun zemini topraktır ve kaldırım döşeli ince yollar vardır. Dış avlunun ortasında cami binası bulunur. Bu bölüm, biri iç avlu, ikincisi üstü örtülü asıl cami binası olmak üzere iki kısımdır.
İç avlu, cami binasına bitişik, etrafı yüksek duvarlarla çevrili ve mermer döşelidir. İç tarafında üstleri küçük kubbelerle örtülü küçük revaklar vardır. Avlunun ortasında abdest almaya yarayan bir şadırvan bulunur. Avlunun sağ ve sol taraflarında birer yan kapı, asıl cami binasına girilen bir "cümle kapısı" vardır. Bu kapının dış tarafında sağlı sollu birer mihrap vardır. Buraya "son cemaat" yeri denir. Cami duvarının dışında, binaya ve iç avlu duvarlarına bitişik bir, iki, dört ya da daha fazla yüksek ve ince kule şeklinde minareler yapılmıştır.
Caminin bütün binası Mekke'ye yani Kabe'ye bakacak şekilde yapılmıştır. Cami kapısından mihraba çekilecek bir doğrunun yönü Kâbeyi gösterir.
Caminin içinde bir büyük orta kısımla yan kısımlar vardır. Üstü büyük bir kubbe ile örtülü olan bu orta kısma "merkez sahnı" yanlardakine "yan şahın" denir. Sahınların zemini mermer döşelidir. Halkın namaz kılabilmesi için buralara hasır ya da halı serilir. Merkez sahnının Kâbeye yönelen kısmının ortasında ve caminin en ileri gelen duvarında namaz kıldıran imamın bulunduğu "mihrap" vardır. Mihrabın sağ tarafında "minber" denilen yüksek bir yer bulunur. Caminin en süslü bölümü olan minberde Cuma günleri hutbe okunur. Bundan başka vaizler için kürsüler ve müezzinler için yüksekçe bir "mahvil" bulunur; buna "Mezin mahvili" de denir. Bazı büyük camilerde, ayrı bir kapıdan girilen ve yüksekçe olan "Hünkâr mahvili" de bulunur.
RA « Mitoloji
Eski Mısırlıların güneşe verdikleri ad. Kafatasının üstünde bir kurs bulunan şahin bağlı bir insan şeklinde tasvir edilir.
HIZIR « Din
Ölümsüzlüğe ermiş olduğuna inanılan Peygamber İlyas'ın lâkabı .Hızır ile İlyas'ın ayrı şahsiyetler olduğuna ve bunların ruz-i hızır'da (Hıdrellez) her yıl karşılaştıklarına inananlar da vardır.