Sözlük

KOZA

İçinde krizalit bulunan, tırtılların yaptığı mahfazalara verilen ad. Koza deyimi, çoklukla ipekböceği kozaları için kullanılır. İpekböceği tırtılı, kelebek halinde geleceği zaman, vücudundan çıkardığı bir madde ile kendi etrafını sarar. Kesiksiz ve ince bir ip gibi olan bu madde “ipek” tir. İpeğin, tırtıl çevresinde meydana getirdiği bu muhafaza kozadır.

FALAKA

Eskiden, dayağın bir eğitim sayıldığı zamanlarda, ayak tabanlarına dayak atmak için kullanılan bir âlet. Falaka adı, aynı zamanda, bu âletle atılan dayağın da adıdır. Falaka, ayak tabanları çıplak hale getirildikten sonra, falakaya tutulacak kimsenin, ayaklarını hareket ettirememesi için, lâstik veya kayıştan yapılmış bir düzenekle, ayak tabanlarına burmayı sağlayan kalınca bir sopadan ibarettir. Yere sırt üstü […]

KİBRİT

Başı bir yere sürtüldüğü zaman tutuşan ve ateş yakmakda kullanılan küçük çöp parçası. İlk kibritler, 1809 yılın, da icat edilmiştir. İlkin fosfor ve kükürt karışımından yapılan kibritler, az zamanda büyük gelişme kazanmıştır. İlk kibritler, kötü kokular çıkardıkları gibi çok zehirli idiler. Sürtündükleri her yer, tutuşmalarına elverişli olduğu için, tehlikeleri büyüktü. Bugünkü kibritler ise, çöp kutularında […]

FERACE

Eskiden Türk kadınlarının sokakta giydikleri mantoya benzer giyecek, Feraceler uzun olarak yapılır ve yakasının arka bölümü çoklukla omuzlardan eteğe kadar uzanır. Ferace giyildiğinde başada yaşmak denilen ince bir örtü konulurdu. İki bölüm olan yaşmağın bir bölümü, saçları kapatmak için, bir bölümü de burundan çene ve boynu kapatmak için kullanılırdı. Böylece yaşmak takıldığında yüzün göz bölümü […]

DALGAKIRAN

Liman ağızlarında ya da iskele önlerinde, dalgaların zararlarından korunmak için yapılan set. Dalgakıran, özellikle işlek limanlarda, yük ya da yol gemilerinin ,kayıkların, iskeleye rahatça yanaşmasını, dalgaların etkisi altına düşmeden yolcuları ve yükleri boşalmalarını sağlamış olur.

FERMUAR

Çeşitli eşyalarda kullanılan ve ucundan çekilince açılıp kapanabilen bir çeşit kapama düzeni. Fermuar, iki sıra metal dişiyle bunların arasından geçen bir birleştiriciden ibarettir. Birleştirici yukarı doğru çekildiğinde, dişler birbirine kenetlenir ve fermuar kapanmış olur. Birleştirici aşağı çekildiğinde ise ,dişler birbirinden uzaklaşır ve fermuar açılır.İlkin 1863 yılında L.Judson adlı bir Amerikalı tarafından yapılan fermuar, önceleri fazla […]

NABIZ

Atardamarlara, özellikle bilekteki atardamarlara parmakla basıldığında duyulan ve kalp vuruşunun oraya kadar yansımasından ileri gelen kımıltı. Her kalp vuruşundan sonra atardamarlardaki kanın kalp kuvveti etkisi altında basıncının değişmesi, vücudun sert bölümleri üzerinden geçen arterler üzerine batırılan parmakla duyulur. Hu durulma, arter içindeki kanın kalpten nabız denilen yere kadar gidip parmakla çarpmasından değil, kanın basınç altında […]

DALYAN

Denizlerin kıyıya yakın yerlerinde ve balık geçidi olan akıntılarda, göllerde, nehir ağızlarında, çeşitli ağlarla kurulan tuzak. Dalyanlar, geniş bir alana yayılan sabit tuzaklardır. Bir sürü halinde gelen balıklar, dalyana takılınca, dalyanın ağzı kapatılır ve böylece sürü halinde balık avlanmış olur.

FİLİGRAN

Bazı kâğıtların içinde bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görünen çizgi, resim ya da yazı şekilleri. Filigranların âdi filigran ve gölgeli filigran olmak üzere iki çeşidi vardır. Adi filigranlarda şekiller ve yazılar kâğıdın bünyesine göre daha açık görünür. Gölgeli filigrandaki şekiller ise, fotoğraflardaki gibi açıklı koyulu görünür. Filigranlar, kâğıt yapılırken kullanılan kalıplar üzerine tespit edilen şekillerle […]