Nedir

SOLUNGAÇ « Hayvanlar

Balıklarda solunuma yarayan organ. Solungaçlar gırtlak kısmındaki kapaklar arasında yer almış bulunan yay şeklinde iki kemikten meydana gelmiştir. Buna, iki sıra solungaç yaprakları bağlıdır. Solunum olayı da, yaprak şeklindeki bu solungaçlarda meydana gelir. Kara hayvanlarında, havada bulunan oksijeni, kana ulaştırma işini gören akciğerlerin yaptığı işi, deniz hayvanlarında” özellikle balıklarda solungaçlar görürler ve suda bulunan oksijeni alarak, kan damarlarına ulaştırırlar. Kanda birikmiş olan karbondioksiti de suya verirler.

Ağızlardan suyu alan balıklar, gırtlak kısmında bulunan solungaçlara ulaştırırlar, burada oksijen alınıp karbon dioksit verilme işlemi olduktan sonra su, solungaç kapakçıklarından dışarı çıkar.

AHLÂK « Toplum ve Toplum Yapısı

Bir toplulukta insanların uymak zorunda bulundukları kaideler ve bu kaidelerin bilimi. Ahlâk bir toplumun olduğu kadar bir ailenin de temel direği olan manevî bağlarımızdan biridir. Ancak bu kaidelere uymakla bir insanın, başka insanlara karşı olan mânevi davranışları ayarlanır; bir topluluk düzeni kurulabilir.

Bu bakımdan ahlâk, iyi ile kötünün teşkil ettiği bir takım değer kavramlarıdır. Bu değer kavramlarına uymakla iyiyi kötüden ayırabilir, ailemize, çevremize, içinde bulunduğumuz topluma karşı vazifelerimizi ayarlayabiliriz.

CUMHURİYETİN İLANI « Tarih

Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti bütün kudretini kaybetmiş, Anadolu yer yer düşmanlar tarafından istilâ edilmeğe başlamıştı. Yeni bir Türk Devleti kurmak ve anavatan topraklarını düşman istilâsından kurtarmak için 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük işte, Mustafa Kemal'in büyük önderliği altında, üç yıllık bir süre içinde başarı kazanmış ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile savaş durumuna son vermişti. Batılı devletlerle Lozan'da müzakerelerin devam ettiği sıralarda, Birinci Büyük Millet Meclisi de 1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Ağustos 1923 ayında ikinci Büyük Millet Meclisi yeni çalışma devresine girmiştir. 24 Temmuz 1923 de Lozan barışının imza edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı, hukukî ve siyasî olarak da son bulmuş, 6 Ekim 1923 de İstanbul'un da düşman istilâsından kurtulması ile Anadolu düşmanlarından tamamen kurtulmuş bir vaziyete girmiştir.

Bu sırada Türk Devletinin adını koymak hususunda bazı çalışmalar başlamıştır. Gerçekte 23 Nisan 1920 de yeni bir Türk Devleti kurulmuştur. Millî egemenlik esasına dayanması ve demokratik yapıya sahip olması bakımından bu devletin adının Cumhuriyet olması gerekiyordu. Fakat saltanata ve hilâfete karşı doğrudan doğruya cephe alınmamasını gerektiren şartlar sebebiyle, devletin adı yoktu, hükümetin adı da “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi. Bu durum, devlet başkanlığını, bir dereceye kadar açık göstermekteydi.Memlekette bazı kimseler, halifeye devlet başkanı yetkilerinin verilmesini istiyorlar ve hilâfetin de kuvvetlenmesi gerekçesini ileri sürüyorlardı. Bu duruma son verilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal halk oyunu hazırlamak düşüncesi ile Eylül 1923 de Anayasada bir değişiklik yapılacağını İlân etmiştir.

24 Eylülde Mustafa Kemal'in bir yabancı gazeteciye verdiği demeç yayınlandığında, yeni devletin şeklinin ne olacağı, bilinir bir duruma gelmişti.

Mustafa Kemal, bu demecinde şunları söylemekte idi:

“Anayasaya göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Yürütme kudreti, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu iki hamleyi bir kelime ile anlatabilmek için hangi sözlükte aranırsa aransın sözü geçen kelime “Cumhuriyet” olacaktır. Cumhuriyet esasına varacaktır. Bugün olduğu kadar gelecekte de daha ziyade demoktarik bir cumhuriyet teşekkül edecek ve bu Cumhuriyet hiç bir şekilde Batı Cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacaktır.

Bu sıralarda, Türk basınında da “yakında Cumhuriyet ilân edilecektir” şeklinde yazılara rastlanır olmuştur.

İşte bu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde hükümet meydana getirmek için şiddetli bir mücadele sürüp gitmeye başlamıştı. Bütün milletvekilleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaaî Hukuk Grubuna dahil olmalarına rağmen, Kabineye girecekler üzerinde anlaşmaya varamıyorlar, çeşitli milletvekilleri grupları, kendi güvendikleri arkadaşlarını Kabineye sokmağa çalışıyorlardı.

Bu şartlar altında çalışamayacağını anlayan Bakanlar Kurulu, 27 Ekimde istifasını verdi. Milletvekilleri o gün bir kabine listesi üzerinde anlaşamadılar. Ertesi gün Halk Partisi Meclis Grubunda da bir hükümet kurulması için yapılan çalışmalar bir netice vermedi. 29 Ekimde de yapılan çalışmalar bir sonuç vermeyince, Mustafa Kemal'in düşüncesinin ne olduğu öğrenilmeye karar verildi.

Bu çağrı üzerine gruba gelen Mustafâ Kemal şu açıklamada bulunmuştur;

“Çözme zorluğu ile karşılaştığımız meselenin sebebi ve hikmeti bütün arkadaşlar tarafından anlaşılmıştır kanaatindeyim. Noksan ve kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir. Yürürlükteki Anayasaya göre bir Bakanlar Kurulu kurmak istediğiniz zaman bütün arkadaşların her biri Bakanlar Kurulunu seçmek mecburiyetinde kalıyor. Hepimizin birden Bakanlar Kurulu seçimine mecbur olmamızda görülen zorlukların halli zamanı gelmiştir. Yüksek heyetiniz, bu zorluğun halline beni memur etti. Ben de söylediğim kanaatten ilham alarak düşündüğüm şekil tespit ettim. Onu takdim edeceğim. Kabul edilirse, kuvvetli ve birlik içinde bir hükümetin kurulması kabil olacaktır.” Mustafa Kemal Paşa, bunları söyledikten sonra hazırladığı Anayasa değişikliğini, okunmak üzere kâtiplerden birine vermiştir.

“Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”

Parti ,bu esasları uzun ve hararetli münakaşalar sonucunda kabul ettikten sonra Büyük Millet Meclisi toplandı. 29 Ekim 1923 Pazartesi gecesi saat 20.30 da “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında ve alkışlarla Türkiye Devletine yeni adı verildi.

Devlet rejiminin Cumhuriyet olarak tesbitinden sonra Meclis, Cumhurbaşkanı seçimine geçmiş ve Kurtuluş Savaşının yöneticisi ve yeni devletin kurucusu Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal, ittifakla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.

Kendisini Cumhurbaşkanlığına getirmiş olan Mecliste söylediği ilk nutkunda Mustafa Kemal, konuşmasını ,şu sözlerle bitirmiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti dünyada işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eseleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffı olacaktır.”

BEBEK « İnsan

Henüz yürümeyen, meme ve kucak çocuğuna verilen ad. Bu devre çoklukla doğumdan birinci yaşın sonuna kadar olan devredir. Anglo-Sakson literatüründe ise bu devre ikinci yaşın sonuna kadar uzatılır. İnsan hayatının bu devresinde görülen ölüm oranı, öbür devrelere nazaran çok fazladır. Ölüme etki yapan sebepler arasında erken doğum, doğum bozuklukları, beslenme şekli ve güçlüğü, sindirim ve solunum sistemi bozuklukları, doğurandan sonra alman yetersiz tedbirler, çeşitli sosyal durumlar, sayılabilir.

TELGRAF « Haberleşme

İki merkez arasında, elektrik akımından faydalanarak, kararlaşmış bazı özel işaretlerle haberleşmeyi sağlama işi.

İlk telgraf, 1832 yılında Samuel Morse tarafından yapılmış, ilk telgraf haberleşmesi de, 1837 yılında gerçekleşmiştir. Telgraf, 1844 yılından sonra da bir haberleşme vasıtası olarak kullanılmağa haşlanmıştır.

Telgrafın esası, bir elektro mıknatıstır. Bu elektro mıknatıs, bir bataryaya bağlanarak, bir devre meydana getirilir. Devre, bir anahtarla kapanınca elektro mıknatıs harekete geçer ve küçük bir madensel parçayı oynatır. Bu madensel parçanın uzun ya da kısa süre oynaması ile, belirli olan işaretlerden haberleşme imkânı sağlanmış olur.Telgraf, verici ve alıcı olmak üzere iki esas bölümden meydana gelmiştir.Verici posta, bir üreteç ve Mora anahtarı denen bir devre kesiciden ibarettir. Alıcı posta, bir elektro mıknatıs, bunun tarafından çekilen bir armatör, bu armatörün bir ucundaki kalemle üzerine çizgiler çizilecek uzun kâğıt şeridi sürükleyen bir mekanizmadan ibarettir.

Verici postadaki Mors anahtarına uzun ya da kısa basılması, alıcı âletteki kâğıt şerit üzerine uzun ya da kısa çizgiler çizilmesine sebep olur.

Morse, alfabe harflerini uzun kısa doğrularla sembolleştirerek, kendi ismi ile anılan, bir telgrafçı alfabesi kurmuştur. (A = —/B = —./C = —.—. D —. —. gibi).

KIZIL « Sağlık

Çoklukla küçük yaşlarda görülen yüksek ateşli, bulaşıcı bir hastalık. Etmeni bir çeşit streptokoktur. Solunum yolu ile bulaşma olur. Hastalık birden, bire kusma, ateş, şiddetli titreme boğaz ağrısıyla başlar. Ateşin başlamasından iki gün sonra dökmeler olur. Bunlar, açık kırmızı renkte, birbirine yakın mürekkep lekelerine benzer. Lekeler birbirine bitişik gibidir. Dökme göğüsten ve boyundan başlar, bir gün içinde her tarafa yayılır. 4-5 gün sonra yapraklar halinde deri soyulması olur. Bir defa hastalığa tutulan bir daha tutulmaz. Kızıl geçiren insanlarda, böbrek ve yürekte hastalıklar görülebilir.