BÖCEKLER « Hayvanlar
Hava ile soluyan eklembacaklılar (Arthropoda) şubesinin bir sınıfı. 700 binden fazla türü bulunan böcekler dünyanın her tarafına yayılmışlardır. Ya karada, havada ve suda serbest olarak, ya da insan ve hayvan vücutlarında asalak olarak yaşarlar. Çeşitli hayat şartlarına göre vücut yapıları gelişmeleri birçok farklar göstermesine rağmen vücut yapılarının ana bölümleri hepsinde aynıdır.
Böceklerin vücûtları birçok bölmelerden (segment) yapılmıştır. Dış iskeletleri, içinde kitin bulunan sert bir maddedir. Deri hücrelerinin bir salgısı olan bu madde ile böcekler, hem destek, hem de vücutlarını koruma işini görürler. Böceklerin vücutları baş, göğüs (toraks) ve karın (abdomen) olmak üzere üç bölümden yapılmıştır.
Baş : En az dört bölümün birleşmesinden meydana gelir ve vücudun ön kısmında bulunur. Baş, böceklerin ağızlarının, gözlerinin, duyargalarının ve aldıkları besinleri kesip parçalamaya ya da emmeye yarayan ağız aletlerinin bulunduğu bölümdür.
Böceklerin, genel olarak iki gözü vardır. Böceklerin gözleri, “petek göz” denen binlerce küçük gözün bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. Bazı böceklerde de, bu iki gözün arasında ve alında birkaç basit göz daha bulunur.
Böceğin duyargaları, gözlerin yakınında ve başın iki yanındadır. Duyargalar, böceklerin dokunma ve koku alma organlarıdır. Biçimleri değişik olabilir. Bazılarının duyargaları uzun, bazılarının kısadır.
Böceklerin ağızları, değişik biçimler gösterir. Bu biçimler, böceklerin yedikleri yiyeceklere göre değişiklik göstermektedir. Genel olarak dört çeşit ağız şekli ayırt edilir: a - Çiğneyici ağız (Hamam böceklerinin çekirgelerin ağızları böyledir), b -Emici ağız (Kelebeklerin ağızları böyledir), c - Yalayıcı - emici ağız (Arıların ağızları böyledir, d- Delici - emici ağız (Sivrisineklerin ağızları böyledir).
Böcekler, ağızlarının bu yiyecekle, re göre biçim alması sebebi ile, besinlerini kolaylıkla yiyebilirler.
Göğüs : Üç bölümden yapılmıştır.
Böceğin ayaklarının ve kanatlarının bulunduğu bölümdür. Her bölümde, sağdan ve soldan birer ayak çıkar. Böylece, böceklerde üç çift ayak görülür. Ayrıca, göğüsteki bölümlerin ilk ikisinin üst bölümlerinden birer kanat çıkar.
Böceklerin ayakları da bulundukları ortama göre değişiklik gösterir. Bu biçimler şöyledir: a - Yürüyücü ve koşucu ayaklar (Hamam böceğinin ayakları), b - Kazıyıcı ayaklar (Danaburnunun ayakları), c - Sıçrayıcı (Peygamber devesinin ayakları böyledir).
Vücut yapılışı bakımından böceklerde iki çift kanat bulunursa da, bazılarında hiç kanat bulunmaz. Bazı böceklerde de önde ve arkada bulunan kanatlar, ayrı işler görürler. Örnek olarak, arıların ön kanatları uçmak arka kanatları dengede durmak için kullanılır.
Karın: Birbirine eklenmiş on bir bölümden yapılmıştır. Kitin adı verilen sert bir madde ile kaplı olduğundan, dış etkilerden zarar görmez. Karında, çoklukla ayak bulunmaz. Ancak, arıda olduğu gibi bazı böceklerde, karın halkalarının sonuncusunda, hayvanların korunma organları olan iğne]eri bulunur. Yine bazı böceklerin dişilerinde, karın halkalarının sonlarında, uzunca bir boru biçiminde yumurta organları bulunur.
Böceklerde solunum : Böceklerin bütün vücutları, “kitin” adı verilen kalın bir tabaka ile örtülü olduğundan, solunum, insanlarda olduğu gibi, deri ile olmaz. Böceklerde solunum, bütün vücuda yayılan ince solunum kanalları ile olur. Böceklerdeki bu solunum şekline “trake” adı verilir. Oksijen, genel olarak bu sistemle taşınır. Böceklerde dolaşım, böceğin sırt tarafında bulunan damarlarla olur. Böceklerin kanı, genel olarak renksiz bir sıvıdır.
Böceklerde sindirim: Böceklerde sindirim sistemi, iki tarafı açık bir boru biçimindedir.
Böceklerin yaşayışı: Böcekler, genel olarak, küçük boyda hayvanlardır. Kolay kolay gözle görülmeyecek böceklerin yanında, boyları 20-30 santimetreyi bulan böceklere rastlanır. Fakat, genel olarak boyları bir iki santimetre arasında değişir. Böceklerin çok değişik renkleri vardır. Bazılarının renkleri parlak ve
göz alıcıdır, bazıları da bulundukları yerlerden ayırt edilemez. Tabiat tarafından yapılan bu renkler, genel olarak, büyük tabiat kuvvetleri karşısında çaresiz kalan böceklerin, düşmanları tarafından kolaylıkla görülmesine engel olacak şekilde meydana getirilmiştir. Bu sebeple, toprak renginde, bulunduğu her hangi bir yerin renginde olan böcekleri, ancak çok dikkatle bakma sonunda görmek mümkündür.
Böceklerde çoğalma, yumurta ile olur. Böceklerin üstünü kaplayan kitin maddesi, böceklerin büyümesine engel olduğu için, genel olarak böcekler büyümek için arasıra kabuk değiştirirler, başkalaşıma uğrarlar.
Böcekler, zekâ bakımından, ilkel hayvanlardan ve yumuşakçalardan biraz daha ileridir, özellikle arılardaki görev sorumluluğu ve görev bölümü, dikkatle incelenmeğe değecek özellik gösterir.
Böceklerin sınıfları: Böcekler, biçimlerine ve kanatlarının sayılarına göre 8 büyük takıma ayrılır:
1 - Zarkanatiılar (Arılar, karıncalar), 2 - Çiftkanatlılar (Karasinek, sivrisinek), 3 - Pulkanatlılar (Kelebekler, îpekböceği), 4 - Kınkanatlılar (Ateş-böceği, mayısböceği), 5 -Düzkanatlılar (Hamamböceği, çekirge), 6 -Yarım kanatlılar (Bitki bitleri, ağustos böceği), 7 - Damarkanatlılar (Su sinekleri), 8 - Kanatsızlar (kitap güveleri).
MUTKİ « Türkiye Coğrafyası
Bitlis iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.098 kilometrekare, nüfusu 18.951 dir. İlçe yüzeyi dağlık alanlardan ibarettir.Halkın başlıca geçim kaynağı tahıl ekimi ve hayvancılıktır.Merkezi 413 nüfuslu Mirtağ kasabasıdır.
AKADEMİ « Eğitim
Üyeleri seçilme suretiyle tâyin edilen edebiyat, ilim, fen ve sanat kurumlarına verilen ad.
Akademi kelimesi, eski Atina şehrinin batısında bulunan ağaçlık bir yerin adı idi. Yunan filozofu Eflâtun (Platon), buraya her gün gelerek öğrencilerine ders verir, tartışmalarda bulunurmuş. Bu sebeple, bu türlü dersler verilen yerlere Akademi dendiği gibi, Edebiyatla ilgili kurumlara da aynı ad verilmiştir.
Orta Çağda bazı Avrupa memleketlerinde Akademiler kurulmuş olmakla, beraber, bunların en ünlüsü Fransız Akademisidir (Academie Française).
Louis XIII. devrinde başbakan olan Kichelieu tarafından 1635 yılında kurulmuştur. Richelieu, bu Akademiyi yabancı kelimelerin ve yanlış deyimlerin etkisi altında bulunan Fransız dilini düzeltmek amacı ile kurmuştu. Bu Akademi, bu sebeple 1694 ve 1878 yıllarında iki sözlük meydana getirmiştir. Bundan başka Almanya'da 1700 yılında kurulan Berlin İlim Akademisi, Belçika'da 1772 yılında kurulan Kraliyet Akademisi, İngiltere'de 1901 yılında kurulan İngiliz Akademisi Avrupa'nın en ünlü olan Akademileridir. Bizde, Akademiye benzeyen ilk kurum, 1850 yılında kurulan Encümen-i Dâniş adlı müessesedir.
Büyük Reşit Paşa tarafından ve Tanzimat'ın ilânından sonra kurulan bu müessese, çeşitli bilim dallarındaki fakülteleri içine alarak kurulmaya başlayan üniversitemizde okutulacak kitapların yazılmasına ve dilimizin gelişmesine hizmet edecekti. Encümen'in dahilî ve haricî olmak üzere iki türlü üyesi vardır. Dahilî üyeler (aslî üye) kırk kişi idi. Zamanının ünlü ve bilgin kişilerinin üye olduğu Encümen-i Dâniş, ilk zamanlarda birtakım faaliyetlerde bulunmuşsa da, sonraları medrese taraftarlarının ağır basması üzerine ihmal edilmiş ve iş göremez hale getirilmiştir.
BRİÇ « Eğlence
4 oyuncu tarafından 52 iskambille oynanan bir oyun. Briçte oyuncular iki gruba ayrılır. Kâğıdın dağıtılacağı taraf kur'a ile tespit edilir. Kâğıt yapan oyuncu, kâğıtları birer birer ve soldan başlayarak dağıtır. Her oyuncuya 13 kâğıt düşer. İskambil kâğıtlarının sırası, birli, papaz, kız, oğlan onlu, dokuzlu ve sekizlidir. Briç, XX. yüzyılın başından beri, aile toplulukları arasında çok sevilen ve oynanan bir oyun olmuştur.
BALKAŞ GÖLÜ « Dünya Coğrafyası
Asya'nın Aral ve Baykal göllerinden sonra gelen en büyük gölü. Tienşanlar'ın kuzeyinde, Kırgız bozkırlarının güneyindedir. Yüzölçümü 18.400 kilometrekaredir. Uzunluğu 640, genişliği 90 kilometrekare, en derin yeri 20 metre kadardır. Denizden 274 metre yüksek olan Balkaş gölü Kasım ayı sonlarından Nisan başlarına kadar buz tutar.
BOZOVA « Türkiye Coğrafyası
Urfa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.572 kilometrekare, nüfusu 31.448 dır. Urfa'nın kuzeyinde bulunan ilçenin yüzeyi çoklukla tatlı meyilli sırtlardan ibarettir.
İlçe merkezi olan Bozova 2.903 nüfuslu bir kasabadır. Kaza ve kasaba halkı çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmektedir.