BİNET - SİMON TESTİ « Eğitim
Çeşitli kabiliyetleri ölçmek için kullanılan bir psikoloji metodu. İki Fransız pisikoloğu olan Binet ve Simon'un, Paris'te zekâ bakımından geri kalmış çocuklar üzerindeki araştırmaları sonucunda ortaya atılan bu testte, a - zekâ, b - hafıza, c - estelik duygu, d - günlük bilgi olmak üzere dört esas vardır.
Bu testte, değişmez bir takım esaslardan hareket edilerek zekâ rakamla ifade edilmektedir. Bu rakam da, sıfır ile 200 arasında değişik kıymetler almaktadır. Her çocuğun zekâsı, testte kazandığı rakamların toplamına eşittir. Böylece yapılan test sonucunda elde edilen rakamlar 0 ile 70 arasında olursa budala ve ahmak; 90 - 110 arasında olursa normal zekâ; 110 dan yukarı olursa üstün zekâ, dehâya yakın zekâ sonuçlarına varılmış olur.
AĞUSTOS BÖCEĞİ « Hayvanlar
Yarım ayaklılardan, özellikle Akdeniz iklim bölgesinde bulunan dağlık ve zeytinlikler içinde yaşayan bir böcek. Boyu 5 santimetreyi bulur. Erkeklerinin birinci karın halkalarının her iki tarafında birer ses organları vardır. Erkek ağustos böceği, özellikle öğle sıcaklarında bacaklarım bu organa sürterek öter.
Ağustos böceğinin, çeşitli böcek ve hayvanlarla ilgili olarak uydurulmuş pek çok masalı, dünya çocuk edebiyatının ürünleri arasında yer almıştır.
ALKOLLÜ İÇKİLER « İçecekler
İçinde % 0.5 den fazla alkol bulunan ve keyif veren içkiler. Alkolü içkiler ilk devirlerden beri çeşitli milletler tarafından kullanılmıştır. Dünyanın her tarafına yayılmış bulunan milletler birbirlerinden habersiz olarak çeşitli içkiler yapmışlar ve bunları içmişlerdir. Alkollü içkinin bulunması eski bir Hint efsanesine göre, şöyle olmuştur. Varuna ve Sura adlı ilâhlar sarhoşluk veren içkiyi, kovuğunda yağmur suları ile ıslanmış meyveler bulunan bir ağaçta bulmuşlardır. Yani yağmur suyu ile ıslanmış olan meyvelerdeki alkol meydana gelmiştir.
Alkol, çeşitli içkilerin bileşiminde değişik nispetlerde bulunur. Boza, şıra gibi içkilerde % 4, meyve şaraplarında % 5-11, Bordo şaraplarında% 7-12, şampanyada % 10-13 rakıda % 40-40, kanyakta % 40-70, cinde % 51-55, viskide % 40-70, vermutta % 14-16, birada % 3-5, likörlerde % 20.
Bu içkilerdeki alkol, insan vücudunda yanarak su ve karbondioksit verir. Bir gram alkolün yanmasından 7 kalori elde edilir. Yeter derecede sulandırılmış olmak şartıyla ve ergin kimseler tarafından alınmak üzere günde 25-30 gram alkolün sağlam bir vücuda zararı yoktur.
Besin bakımından alkollü içkiler faydadan çok zarar verdikleri için kıymetsizdirler. İçilen çeşitli içkilerdeki alkolün % 20 kadarı doğrudan doğruya kana karışır. Normal kimselerin kamuda, litrede 24-60 miligram kadar alkol bulunur.
Alkollü içki, içildikten bir müddet sonra alkol nispeti artar. Bu miktar litre de 2 grama yaklaşınca sarhoşluk başlar. 3 gram olunca sarhoşluk şiddetlenir. Litrede 4 gram alkol bitkinlik meydana getirir. Bu nispet litrede 7-8 grama yükselince zehirlenme başlar ve bu kadar çok alkol alan kimse ölür.
MUALLİM MEKTEBİ « Devlet
Öğretmen okullarının eski adı. Erkek öğretmen okullarına “Darulmuallimin” kız öğretmen okullarına “Darülmualimat” adı verilirdi. İlk erkek öğretmen okulu, 1848 yılında İstanbul'da açılmıştır. 1868 ve 1890 yıllarında öğretim sisteminde yapılan değişikliklerle ilkokul, ortaokul ve liselere öğretmen yetiştirir bir duruma gelmiş. 1909 yılından sonra, vurdun çeşitli bölgelerinde açılmış, 1924 yılından sonra öğretim sisteminde yeni bir değişiklik olmuş, sonradan bunların adı, “Erkek Öğretmen Okulları” olmuştur. Kız Öğretmen 0kulları ise 1870 yılında açılmıştır.
PATATES « Bitkiler
Patlıcangillerden yaprakları ve sürgünleri acı bir bitki ve bunun toprak altında meydana gelen yumrusu. Dünyada çok yaygın bir besin maddesidir. Yumruları nişasta bakımından zengindir.
HARF DEVRİMİ « Tarih
Cumhuriyetin ilânından sonra, milletçe Batılılaşmamız için Büyük Atatürk tarafından yapılan devrim hareketlerimizin en önemlilerinden biri.
Türkler, tarih boyunca değişik yazılar kullanmışlardır. Türkçenin, bugün kadar bilinen yazılarının en eskisi Orhun ve Yenisey yazıtlarının en eskisi yukarıdan aşağı satırlar şeklinde yazılan yazılardır. Bundan sonra sağdan sola yazılan Uygur yazısı kullanılmış, Müslümanlığı kabul edilmesinden sonra da Arap yazısı kullanılmağa başlanmıştır.
Uzun yüzyıllar kullanılan Arap yazısında, harflerin sayısı çoktur. Harfler çok değişik sesleri bile karşılayacak durumdadır. Bu yazı, Arap diline göre düzenlendiği için, Türkçemizi tam olarak karşılayamamaktadır. Sesli harflerin az kullanılması yüzünden de, kelimelerdeki sesleri karşılayabilmek için birçok kelimenin ayrı ayrı imlâsını öğrenmek gerekmektedir. İşte bütün bunlar, Arap yazısının, ancak aydın kişiler tarafından, uzun bir çaba sonucu öğrenilebilmesini yaratmış, büyük kitleler, Arap yazısını öğrenemez, yazıları okuyamaz bir duruma gelmiştir. Milletçe, çağdaş medeniyet seviyesine çıkmamız için, Batıya yönelmemizden başka çıkar bir yol olmadığını gören Büyük Atatürk, büyük kitlelerin taassuptan kurtularak, yani devrim hareketlerini kolayca izleyebilmesi için Arap yazısı yerine, bütün medenî milletlerin kullanmakta olduğu bir yazıyı, Lâtin yazısını kabul etmemizden başka çıkar bir yol olmadığını görmüş ve hareketlerini bu yolda düzenlemiştir.
1928 yılının Ağustos ayı, Türk harf devriminin başlangıç ayı sayılır.
İstanbul'da Sarayburnu Parkı’nda 9 Ağustos gecesi, Büyük Atatürk bir nutuk söylemiş, yeni Türk harfleriyle yazdığı notları Falih Rıfkı Atay'a okutarak, yeni Türk harflerinin nasıl kolaylıkla okunabilir, yazılabilir bir yazı olduğunu söylemiş ve bütün milletçe yeni Türk harflerinin benimsenmesini istemiştir.
Bütün yurtta büyük bir heyecanla karşılanan bu nutuktan sonra yeni Türk harfleri üzerindeki çalışmalar ilerlemiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1928 tarihinde kabul ettiği bir kanunla, Arap harfleri yerine, yeni Türk harfleri, devletin resmî yazısı olmuştur.