HARA « Devlet
At üretilen çiftliklere verilen ad. Haralar yüksek vasıflı damızlık yetiştirmek için kurulan resmî zootekni kurumlardır. Yurdumuzda modern haraların kurulması oldukça yeni olmakla beraber, çok eski devirlerden beri hara işi gören kurumlar Osmanlı devletinin ilk zamanlarında savaş atı yetiştirmek için vücuda getirilmiş bazı kurumlar vardı, zamanla bu kurumların bozulması üzerine XIX. yüzyılda yabancı memleketlerden at satın alınmaya başlandı.
Bu durumun birçok zararları olduğundan, ordu ihtiyacı olan atların yetiştirilmesi işi yeniden el alındı, 1930'da Eskişehir yakınlarındaki Çifteler 1876'da Karacabey Harası kuruldu.Daha sonra, eski haralar yeni baştan düzenlendiği gibi yenilerinin de kurulması yoluna gidildi. Bugün haralarımızda attan başka sığır, koyun ve tiftik de yetiştirilmektedir.
ŞARKI « Edebiyat
Divan şiirine Türkler tarafından katılmış bir nazım şekli. Bestelenerek okunmak için yazılır. Dörder mısralık 2-5 bend'den meydana gelir. Birinci bendin 2 nci ve 4 üncü, öbür bendlerin yalnız sonuncu mısraları hiç değişmeden tekrarlanır
Şarkının ilk örneklerine, Divan edebiyatımızda, XI. yüzyılda rastlanır. Bu edebiyatımızda şarkı özellikle XVIII. yüzyılda, Lâle Devri'nde çok gelişmiştir. Divan edebiyatının en büyük şarkı şairi Nedim'dir. Halk edebiyatında da şarkı türünde eserler veren şairler yetişmiştir.
BÂB-I ALİ « Tarih
Osmanlı İmparatorluğu'nda sadrazamlık makam ve dairesine verilen ad. Eskiden genel olarak doğuda, halk işlerinin hükümdar saraylarının kapısında görülmesinden dolayı, Türk hükümdarlarının sarayları için kullanılan “kapı” sözü, Osmanlılarda “saray kapısı” anlamına gelmiş, sonraları bu deyim sadrazamların saray ve konakları hakkında kullanılmıştır. Yüksek kapı demek olan (Bâib-ı âli), Sadrazam sarayının kapısı ,onun sarayı ve tabiatıyla, burada görülen devlet ve hükümet işleri anlamında kullanılmıştır. Zamanla bu deyim, anlamını biraz daha genişletmiş, Osmanlı hükümetini, onun merkezini, idare ve otoritesini ifade eder olmuştur.
BİTLER « Hayvanlar
Böcekler sınıfına bağlı kanatsız, küçük hayvanlar. Çeşitli bitkilerin yapraklarında filizlerinde, dallarında, gövdelerinde, bazen köklerinde yaşayarak öz suyu ile geçinenleri olduğu gibi,memeli hayvanların derisinde parazit olarak (asalak) yaşayan ve kan emenleri vardır. Bit denince, asıl bunlar hatırlanır.
Memeli hayvan asalakları olan bitlerin, koyunlarla insanların dışında ,her memelide belli bir türü yaşar. Koyunlarda bir cinsin iki ayrı türü, insanlarda ise iki ayrı cinsi bulunabilir. Bitlerin gelişmeleri doğrudan doğruyadır. Yani, yumurtadan çıkan yavrular, tamamıyla ergin bite benzerler ve yumurtadan çıktıklarının 13. gününde erginleşirler.
İnsan bitleri bulundukları bölgeye göre adlandırılırlar : a - Baş biti, Beyaz renkli yumurtalarını (sirkelerini) saçlara yapıştırır. Sirke içindeki larva, iki hafta içinde çıkar. Rengi, üzerinde yaşadığı insanın rengine benzer.En çok kulak arkalarında bulunur. Uzunlukları erkeklerde 1-1,5 milimetredir.Karnı yedi halkalıdır, b - Vücut biti; baş bitinden biraz daha büyüktür. Yumurtalarım çamaşırların liflerine ve vücut kıllarına bırakırlar, c Kasık biti, çoklukla kasık kıllarında bulunur.
Bitler, aynı zamanda tehlikeli olan hastalıkların da bulaşma vasıtasıdır. Tifüs, hummayı râcia, beş gün humması gibi hastalıklar bitler vasıtasıyla insanlara geçer.
Pis olma sonucu insanlarda yer eden bitlerden sakınma, devamlı temiz olma ile mümkündür. Bunun için vücut ve eşyaların devamlı temiz tutulmasına çalışmalıdır.
Bitlis ilinin merkezi olan 16.562 nüfuslu bir şehir. Ne zaman kurulduğu bilinmeyen Bitlis .İslâmlar devrinde bir sınır şehri olarak kullanılmış, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı sunarları içine girmiştir.
Yüzeyi, çoklukla 3.000 metreyi aşan dağlarla kaplıdır. Halk, hububat ekimi ve hayvancılıkla geçinmektedir.
ISLAHAT FERMANI « Tarih
18 Şubat 1856 günü büyük bir törenle Babıâli'de okunan Hattı Hümayun. Osmanlı tarihinde, 1272 Islahat Fermanı adı ile ünlüdür.
Abdülmecit, tahta çıktığından on yedi yıl sonra yayınladığı bu fermanla, Gülhane Hattı Hümayunu'nun esas hükümlerini yürürlükte saydığını bildirmekte, aynı zamanda bunları genişlettiğini söylemektedir.
Bu fermanda, can ve mal emniyeti namusun korunması, Hıristiyanlara ve diğer bütün Müslüman olmayan tebaaya verilmiş olan imtiyazların devam ettiği ve bunların genişletildiği, Hıristiyanlardan almam cizye vergisinin kaldırıldığı belirtilmekte, Osmanlı ülkesinin daha medenî ve ileri bir ülke olması için Avrupa bilgi ve sermayesinden istifade yoluna gidileceği yazılmaktadır.
Oldukça memnuniyetle karşılananı ve yeni ilerleme adımlarının atılmasına yol açacak olan bu ferman, 1856 Paris kongresinde de tartışılmış ve Paris Antlaşmasının dokuzuncu maddesinde yer almıştır.
Islahat Fermanı, 1839 da ilân edilen Tanzimat'ın, beklenen yenilik hareketlerini gerçekleştirememesi üzerine kaleme alınmıştır. Bu fermam başta İngiltere olmak üzere öbür Avrupa devletlerinin devamlı tazyikleri sonucu ilân edilmiştir.
HENDEK « Türkiye Coğrafyası
Sakarya iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 478 kilometrekare, nüfusu 39.612 dir. İlçenin yüzeyi tatlı meyilli yamaçlarla bu yamaçların batısını çevreleyen geniş ve düz ovadan ibarettir. Yamaçların önemli bir bölümü ormanlarla kaplıdır. İlçede tütün ekimi önemlidir. İlçe merkezi 9.817 nüfuslu Hendek kasabasıdır.