Nedir

RUH « Din

Dinlerin ve spritüalist felsefenin insanda vücuttan ayrı olarak varlığını kabul ettikleri canlandırıcı ve etkin unsurdur.

Ruh, bir inanca göre, şekilsiz, zevksiz, varlığı ancak bir varsayım olarak kabul edilen, insanda bulunan ölümsüz bir kuvvettir.

Şahsiyetin ve hayatın özünü ruh teşkil eder. Ruhun mahiyeti, yapısı, akıbeti, hattâ var olup olmadığı ve ölümden sonra yaşayıp yaşamadığı bile, yüzyıllardan beri çeşitli felsefî görüşlere mensup filozoflar ve bilginler arasında tartışma konusudur, Hıristiyanlık dini, ruhun varlığına ve ölümden sonra onun bedeni terk edip ,kendi hayatına devam ettiğine inanır. Müslüman dini de ruhun varlığını kabul eder .

KESKİN « Türkiye Coğrafyası

Ankara iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.524 kilometrekare, nüfusu 31.575 dir. Yüzeyi bir yayla halindedir, çevresini oldukça yüksek dağlar çevirmiş bulunmaktadır. İlçe topraklarında özellikle buğday, arpa, çavdar ve yulaf yetiştirilmektedir.

Merkezi 6.478 nüfuslu Keskin kasabasıdır.

ÇUHADARAĞA « Tarih

Osmanlı sarayında padişaha hizmet edenlerden bir sınıfın başı.Çuhadarağa, padişaha ait kaftan ve kürklerle öbür eşyaları korur, bayram günlerinde halka padişah adına para serper, alaylarda ata binerek hükümdarın arkasından giderdi.

Çuhadarağalar arasında sonradan devlet hizmetine alınanlar beylerbeylik rütbesi ile eyâlet valilikleri verdiği gibi, vezir olanlar da vardır.

BELEDİYE « Devlet

Bir şehir, kasabanın, ya da nüfuslarına göre kasaba hükmünde olan yerlerin temizlik, aydınlatma, su esnaf denetlemesi gibi kamu hizmetlerine bakan, tüzel kişiliği (hükmî şahsiyeti) olan ve üyeleri halk tarafından seçilen teşkilât.

Belediyeler, bir belde halkının işlerini görmekle beraber, gördüğü hizmetler bakımından genel menfaat çerçevesine girer. Bir halk idaresi olan belediyeler. Belediyeler Kanunumuza göre, nüfusu ne olursa olsun il ve ilçe merkezlerinde ve nüfusu iki binden yukarı olan yerlerde kurulur. Belediyeler, o çevre halkı tarafından seçilen bir belediye Meclisi ile bir Belediye başkanı tarafından yönetilir. Gerek idarî, gerekse malî bakımdan bağımsız olan bir teşekküldür.

Belediye Meclisi, seçim hakkı olan ve 18 yaşını bitiren her vatandaş tarafından gizli oyla seçilir. Meclise üye olabilmek için 25 yaşını bitirmiş olmak gerekir. Seçimler dört yılda bir ve Eylül ayında yapılır. Belediye Meclisinde bulunacak üye sayısı, kanunla gösterilmiştir.

Belediye Meclisi, bütçeyi kabul etmek, beldenin inşa programını ve belediyeyi ilgilendiren çeşitli işler hakkında karar almak, çeşitli mukaveleler imzalamak gibi işler görür. Belediye başkanı da halk tarafından aynı şartlarla seçilir.

Halkın temsilcisi durumunda olan ve hükümet tarafından vazifesine son verilebilmek esası kabul edilen belediye başkanı, belediye teşkilâtında çalışanların ve belediyenin bölümlerinin başıdır; belediye işlerinin yerinde yönetilmesini sağlar.

Belediyelerde, belediye başkanından belediye Meclisi üyelerinden ve belediyede vazifeli çeşitli daireler âmirlerinden meydana gelmiş ve sık sık toplantılar yapmakla vazifeli bir de “belediye encümeni” vardır. Belediye encümeni Meclise sunulacak' tasarılarla ve çeşitli tarifeler ve narhlarla ilgilenir.

Belediye sınırı içindeki kamu işlerinin tam olarak görülebilmesi için de belediyelerde suç teşkil eden hareketleri takiple vazifeli bir de belediye zabıtası bulunur.

CUMHURİYETÇİ KÖYLÜ MİLLET PARTİSİ « Politika ve Siyaset

Türkiye Cumhuriyetinde faaliyette bulunmakta olan siyasî partilerden biri. 10 Şubat 1954 de kurulan Cumhuriyetçi Millet Partisi ile 19 Mayıs 1952 de kurulan Türkiye Köylü Partisinin, 17 Ekim 1958 tarihinde birleşmesi ile meydana gelmiştir. Her iki partinin başlıca inanışlarının bir araya gelmesi ile kurulan bu parti .Milliyetçiliğe bağlı olduğunu lâikliğin dini düşmanlığı şeklinde anlaşılmaması gerektiğini, İnsan Hakları Beyannamesinin Anayasamızda açıkça ifade edilmesi gerektiğini, iktisadî alanda özel teşebbüsün gücünün yetmediği alanlarda devletin teşvikçi ve yardımcı olması gerektiğini savunmaktadır.

CUMHURİYETİN İLANI « Tarih

Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti bütün kudretini kaybetmiş, Anadolu yer yer düşmanlar tarafından istilâ edilmeğe başlamıştı. Yeni bir Türk Devleti kurmak ve anavatan topraklarını düşman istilâsından kurtarmak için 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük işte, Mustafa Kemal'in büyük önderliği altında, üç yıllık bir süre içinde başarı kazanmış ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile savaş durumuna son vermişti. Batılı devletlerle Lozan'da müzakerelerin devam ettiği sıralarda, Birinci Büyük Millet Meclisi de 1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Ağustos 1923 ayında ikinci Büyük Millet Meclisi yeni çalışma devresine girmiştir. 24 Temmuz 1923 de Lozan barışının imza edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı, hukukî ve siyasî olarak da son bulmuş, 6 Ekim 1923 de İstanbul'un da düşman istilâsından kurtulması ile Anadolu düşmanlarından tamamen kurtulmuş bir vaziyete girmiştir.

Bu sırada Türk Devletinin adını koymak hususunda bazı çalışmalar başlamıştır. Gerçekte 23 Nisan 1920 de yeni bir Türk Devleti kurulmuştur. Millî egemenlik esasına dayanması ve demokratik yapıya sahip olması bakımından bu devletin adının Cumhuriyet olması gerekiyordu. Fakat saltanata ve hilâfete karşı doğrudan doğruya cephe alınmamasını gerektiren şartlar sebebiyle, devletin adı yoktu, hükümetin adı da “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi. Bu durum, devlet başkanlığını, bir dereceye kadar açık göstermekteydi.Memlekette bazı kimseler, halifeye devlet başkanı yetkilerinin verilmesini istiyorlar ve hilâfetin de kuvvetlenmesi gerekçesini ileri sürüyorlardı. Bu duruma son verilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal halk oyunu hazırlamak düşüncesi ile Eylül 1923 de Anayasada bir değişiklik yapılacağını İlân etmiştir.

24 Eylülde Mustafa Kemal'in bir yabancı gazeteciye verdiği demeç yayınlandığında, yeni devletin şeklinin ne olacağı, bilinir bir duruma gelmişti.

Mustafa Kemal, bu demecinde şunları söylemekte idi:

“Anayasaya göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Yürütme kudreti, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu iki hamleyi bir kelime ile anlatabilmek için hangi sözlükte aranırsa aransın sözü geçen kelime “Cumhuriyet” olacaktır. Cumhuriyet esasına varacaktır. Bugün olduğu kadar gelecekte de daha ziyade demoktarik bir cumhuriyet teşekkül edecek ve bu Cumhuriyet hiç bir şekilde Batı Cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacaktır.

Bu sıralarda, Türk basınında da “yakında Cumhuriyet ilân edilecektir” şeklinde yazılara rastlanır olmuştur.

İşte bu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde hükümet meydana getirmek için şiddetli bir mücadele sürüp gitmeye başlamıştı. Bütün milletvekilleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaaî Hukuk Grubuna dahil olmalarına rağmen, Kabineye girecekler üzerinde anlaşmaya varamıyorlar, çeşitli milletvekilleri grupları, kendi güvendikleri arkadaşlarını Kabineye sokmağa çalışıyorlardı.

Bu şartlar altında çalışamayacağını anlayan Bakanlar Kurulu, 27 Ekimde istifasını verdi. Milletvekilleri o gün bir kabine listesi üzerinde anlaşamadılar. Ertesi gün Halk Partisi Meclis Grubunda da bir hükümet kurulması için yapılan çalışmalar bir netice vermedi. 29 Ekimde de yapılan çalışmalar bir sonuç vermeyince, Mustafa Kemal'in düşüncesinin ne olduğu öğrenilmeye karar verildi.

Bu çağrı üzerine gruba gelen Mustafâ Kemal şu açıklamada bulunmuştur;

“Çözme zorluğu ile karşılaştığımız meselenin sebebi ve hikmeti bütün arkadaşlar tarafından anlaşılmıştır kanaatindeyim. Noksan ve kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir. Yürürlükteki Anayasaya göre bir Bakanlar Kurulu kurmak istediğiniz zaman bütün arkadaşların her biri Bakanlar Kurulunu seçmek mecburiyetinde kalıyor. Hepimizin birden Bakanlar Kurulu seçimine mecbur olmamızda görülen zorlukların halli zamanı gelmiştir. Yüksek heyetiniz, bu zorluğun halline beni memur etti. Ben de söylediğim kanaatten ilham alarak düşündüğüm şekil tespit ettim. Onu takdim edeceğim. Kabul edilirse, kuvvetli ve birlik içinde bir hükümetin kurulması kabil olacaktır.” Mustafa Kemal Paşa, bunları söyledikten sonra hazırladığı Anayasa değişikliğini, okunmak üzere kâtiplerden birine vermiştir.

“Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”

Parti ,bu esasları uzun ve hararetli münakaşalar sonucunda kabul ettikten sonra Büyük Millet Meclisi toplandı. 29 Ekim 1923 Pazartesi gecesi saat 20.30 da “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında ve alkışlarla Türkiye Devletine yeni adı verildi.

Devlet rejiminin Cumhuriyet olarak tesbitinden sonra Meclis, Cumhurbaşkanı seçimine geçmiş ve Kurtuluş Savaşının yöneticisi ve yeni devletin kurucusu Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal, ittifakla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.

Kendisini Cumhurbaşkanlığına getirmiş olan Mecliste söylediği ilk nutkunda Mustafa Kemal, konuşmasını ,şu sözlerle bitirmiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti dünyada işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eseleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffı olacaktır.”