CENEVRE « Dünya Coğrafyası
İsviçre'nin güney batı köşesinde bulunan bir sınır kantonu ve bu kantonun merkezi olan şehrin adı. Kantonun nüfusu 203.000, şehrin nüfusu 164.000 dir. Cenevre şehri, Rhone nehrinin Cenevre gölünden çıktığı noktada kurulmuştur. Göl kıyısı boyunca uzanan muntazam yolları, otelleri ile şehri kuşatan geniş ve ağaçlıklı caddeleri, parkları, üniversitesiyle Avrupa'nın en ünlü olan üniversitesiyle Avrupa'nın en ünlü ve güzel şehirlerinden biridir. Eski bir kültür merkezi olması ve dünyanın her yanından pek çok ziyaretçi ve öğrenci çekmesi yüzünden, yabancılar çok fazladır. “Küçük Paris” adı da verilen Cenevre, şıklık ve moda merkezi olmasının yanında kuyumculuğu, saat yapımcılığı ile canlı bir endüstri ve önemli bir ticaret merkezidir. Burada, Birinci Dünya Savaşından bu yana pek çok milletlerarası konferanslar toplanmıştır. Cenevre, aynı zamanda, eski Milletler Cemiyeti'nin de merkezi idi.
BERBERLER « Tarih
Kuzey Afrika'da, Mısır'da batı sınırından Atlas Okyanusu kıyılarına kadar olan bölümde yaşayan kalabalık, eski bir kavim. Berberlerin yaşadığı kuzey Afrika'nın bu bölümüne “Mağrip” adı da verilir. Afrika'nın bu bölümüne tarih öncesi çağlarda gelen ve Sâmî asıllı oldukları söylenen Berberler kabile başkanlarının idaresi altında, bağımsız olarak yaşarlar. Müslüman olmalarına rağmen dinî esaslardan ayrı kan gütme öç alma gibi eski geleneklere bağlıdırlar. Çoklukla hayvan yetiştirmek, ekin ekmek gibi şeylerle uğraşırlar. Dağ ve orman bölgelerinde yaşayanlar avcı ve çiftçi, çöllerde yaşayanlar göçebedirler.
BOZGUN « Sözlük
Bir savaşta yenilen ordunun telâşla ve gelişigüzel kaçması. Bozgun, bir ordunun muntazaman geri çekilmesi ricat ile bozguna uğramadan savaş meydanından yenilgiye uğraması (hezimet) ndan farklıdır. Bozgunda, savaşan askerleri kendi canlarını kurtarmadan başka bir kaygıları kalmamıştır. Çoklukla, askerin bu kaçışına, panik halinde halk da katılır. Bir savaşın en tehlikeli sonucu olan bozgundan kurtulabilmek, orduya ve halka savaş şuurunu ve yapılacak savaşların, o milletin ölüm kalım ile ilgili sonuçlar doğurabilecek önemde olabileceğini anlatmak ve aşılamakla mümkündür.
FEKE « Türkiye Coğrafyası
Adana iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.389 kilometrekare, nüfusu 15.553 tür. Yüzeyi sert meyilli ve ormanlarla kaplı yamaçlardan ibarettir. İlçenin başlıca geçim kaynağı, buğday, çavdar, yulaf, ekimi, bağcılık ve meyveciliktir.Merkezi, 2.463 nüfuslu Asmaca kasabasıdır.
HALİFELİK « Din
Peygamber Muhammet'in vekilliği halife sıfatı, unvan ve makamı.
Halifelik Peygamber Muhammet'in ölümünden sonra Müslümanlar tarafından geçim yolu ile gelen ilk dört halife devrinden (Hulefayı Raşidin)sonra, Emevî, Abbasî ve Osmanlı hanedanlarına geçmiş, babadan oğula geçen bir unvan olarak kullanılmıştır.
Dördüncü halife, Ali'nin Küfe mescidinde namaz kıldırırken İbni Mülcem adlı birisi tarafından zehirli bir kılıçla yaralanması ve birkaç gün sonra ölmesinden (661) sonra, Kûfeliler, yerine büyük oğlu Hasan'ı halife seçtiler. Irak Müslümanlarının çoğu Hasan'ı halife olarak tamdılar. Ancak Suriye ve Mısır Emevîlerinden Muaviye'nin egemenliğini tanıdı, iki taraf arasında bir savaşın baş göstermesine doğru, kuvvetsiz kalan halife Hasan, Muaviye lehine halifelikten ayrıldığını bildirdi. Bir süre sonra Hasan'ın kardeşi Hüseyin'in Kerbelâ'da öldürülmesi üzerine de tamamen Emevîlere geçmiş oldu. Emevîler devrinde, halifelik ,Emevî hükümdarlarının imtiyazında olan bir unvan durumuna gelmiştir. Emevî hanedanından 14 halife gelmiştir.
Emevîlerin saltanatının son bulması, Emevî devletinin yıkılması üzerine (750) halifelik makamı, Peygamber Muhammet'in amcası Abbas'ın neslinden gelen Abbasî ailesine geçmiştir. Abbasî egemenliğine 1258 yılında Hülâgû tarafından son verilmesi üzerine, bu tarihe kadar gelen 37 halife Zahirin oğlu Ahmet'in Mısır'a sığınması ve Baybars'ın yardımı ile 1261 yılında Mustansır adiyle halife ilân edilmesi üzerine Abbasî halifeliğinin Mısır kolu devri başlamıştır. Fakat, siyasî bir egemenlikten kuvvet alamayan bu halifelik, çok sönük olarak geçmiş ve bu koldan gelen 17 halife ne İslâm tarihinde ne de siyasî tarihte bir iz bırakmamıştır. Abbasilerin Mısır kolunun halifeliği, Yavuz Sultan Selim Mısır'ı işgal ettiği 1517 yılma kadar sormuştur. Yavuz Sultan Selim, Mısır'daki Memlûk devletini yıkınca, son halife Müvekkil' İstanbul'a getirmiş ve Ayasofya'da yapılan bir törenle Müvekkil'den halifeliği devralmıştır. Bu tarihten sonra halifelik, Osmanlı hükümdarlarına babadan oğula kalmak suretiyle geçmiştir.
Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndan yenilgi ile çıkması ve Anadolu'da Millî Mücadelecin başlaması ile, Osmanlı saltanatı, halifelikle birlikte eski önemini ve kuvvetini kaybetmiş, son Osmanlı hükümdarı Vahdettin'in İstanbul'dan kaçması üzerine de 1 Kasım 1922 de saltanat Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bar kararı ile halifelik unvanı Osmanlı Veliahdı Abdülmecit Efendi'ye verilmiştir.
Ancak, aradan çok geçmeden, 3 Mart 1924 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından halifeliğe de son verilmiş, Osmanlı hanedanının Türkiye dışına çıkarılması üzerine de son halife Abdülmecit, Türkiye dışına çıkarılmıştır.
BAYKUŞLAR « Hayvanlar
Kuşların “gece yırtıcı kuşları” adı verilen bir takımı. Vücutları kısa ve basık, kuyrukları kısadır. Gagaları çengel şeklinde aşağıya kıvrılmıştır. Tüylerin göz çevresinde çeleng gibi sıralanmasından meydana gelmiş bir “peçe” bulunur. Gözleri iri ve ön tarafa dönüktür. Gündüzleri iyi görmezler, fakat geceleri en ufak bir hayvanı bile iyi seçebilirler. Renkleri çoklukla yaşadıkları çevreye uygundur.
Kayalıklarda, ormanlarda, çöllerde, evlerin çatılarında ve insanların oturdukları yerlerde yaşarlar. Geceleri acı acı öttükleri için insanlara uğursuzluk getirdiğine inananlar yardır. Fare gibi kemiricileri yiyerek geçinirler. Türkiye'de alaca baykuş, puhu kuşu, bataklık baykuşu, kukumav, cüce baykuş gibi cinsleri yaşar.