Nedir

YILAN « Hayvanlar

Sürüngenlerden ayaksız ,ince ve uzun olan hayvanların genel adı. Boyları 7-8 santimetreden 8-9 metre arasında olara cinsleri vardır. Ayakları olmadığı için kıvrılarak ilerlerler. Bu yürüme, karınlarında bulunan geniş pullar aracılığı ile olur.İskelet sisteminde ayak, kalça köprücük ve göğüs kemiği bulunmaz. Yılanlar bu sebeple kendilerinden çok büyük hayvanları bile kolayca yutarlar.

Yılanlar, kurbağa, civciv gibi hayvanları avlayarak geçinir.

Vücudun üzerindeki kabuklar, yılda bir defa olmak üzere değişir. Buna “yılanın deri değiştirmesi” denir.Çoğalmaları yumurta iledir. Kışın soğuklar başlayınca kuytu bir yere girerek kış uykusuna yatarlar.Yılanlar başlıca iki büyük grupta toplanabilir.

Zehirli Yılanlar: Avlarını zehirleriyle öldüren yılanlardır. Engerek yılanı, sarı yılan, gözlüklü yılan, çıngıraklı yılan zehirli yılanlardandır.

Zehirsiz Yılanlar:Avlarını, sarılıp şiddetle sıkarak öldüren yılanlardır. Kara yılanı, sarı yılan ve boğa yılanı bu çeşit yılanlardandır.

PARA « Toplum ve Toplum Yapısı

Eşyanın değişiminde müşterek ölçü işi gören bir servet. Eşyanın eşya ile değiştirilerek kullanıldığı ilkel topluluklardan sonra, toplulukların daha medenî olmaları, bölümlerinin artmasıyla, para bir değişim vasıtası olarak kullanılmağa başlanmıştır.

İlkin, dinî bir kutsallık içinde başlamış değişim vasıtası olarak da fil dişi, sihir etkileri taşıdıklarına inanılan taş parçaları kullanılmıştır. Para, sihirli özelliklerinden kurtulduktan sonra kurşun, kalay, bakır, gümüş, altın gibi madenlerden yapılmağa başlanmıştır.

Maden para, ilk zamanlarda külçe halinde kullanılmış, sonraları belli bir nizama göre yapılan ve bir devletin özel işaretlerini taşıyan şekiller haline gelmiştir. Daha sonraları da, kâğıt para şeklinde kullanılır olmuştur. Paranın iki değeri vardır: Birincisi, gerçek değeridir. Bu değerlilik, maden paralarda görülür. İkincisi de itibarî değeridir. Bu da, kâğıt paralarda görülür. Kâğıt paralar, karşılığı altın olarak Devlet Bankalarında bulunan ve bu bankalar tarafından çıkarılan değişim vasıtalarıdır. Para, bir değişim vasıtası olduğu kadar, bir değer ölçüsü ve bir servet biriktirme ve koruma vasıtasıdır.

ÇEŞME « Toplum ve Toplum Yapısı

Şehir, kasaba ve köylerde, evlere basınçlı su verilmediği devirlerde, halkın içecek ve kullanılacak su ihtiyacını karşılamak için meydana getirilmiş araçlara verilen ad.

Çeşmeler genellikle bulundukları sokağın bütün evlerinin kullanma suyu ihtiyacını giderdiği gibi, birçok çeşmelerin suyu içmek içinde kullanılırdı.

Çeşmeler, birer sosyal hizmet ve yardım eseri olarak meydana getirilmiştir.

Bir küçük su deposu, bir musluk ve bir yalaktan meydana gelmiş gibi görünen çeşmeler, gerçekte, büyük bir para harcamayı gerektiren kuruluşlardır. Belli bir kaynak yerinden suyun, çeşmenin yapılacağı yere kadar borularla getirilmesi, çeşmenin devamlı bakımı, hep büyük masrafları gerektiren işlerdir.

Müslümanlıkta, suyu bulunmayan bir yere çeşme yaptırmak, büyük sevaplardan sayılmıştır. Bu sebeple, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, imparatorluğun çeşitli şehirlerinde, sayısı belli olmayacak kadar çeşme, Müslüman halk tarafından yaptırılmıştır. Halkın yanında çeşme yapımı, devlet idaresi tarafından sağlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, özellikle İstanbul'da yaptırılan bazı çeşmeler, büyük sanat değeri taşıyan eserler olmuşlardır. Bu çeşmeler, genel olarak padişahların, sadrazamların, vezirlerin, valide sultanların yaptırdıkları çeşmelerdir. Üçüncü Ahmet Çeşmesi, Ahmet III. tarafından yaptırılmış tarihî değeri büyük olan çeşmelerden en ünlüsüdür.

BAĞLAÇ « Türkçe ve Dilbilgisi

Cümle içinde eş vazifeli kelimeleri,ya da anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan kelimelere bağlaç denir.

Bağlaçların, kendi başına anlamı olmadığı halde, cümle kuruluşlarında işe yararlar.

Dilimizde kullanılan bağlaçlar çoktur. Bunların başlıcaları şunlardır.

İle (-le , -la), ve, de... de, ıem... hem; ya..., ne... ne, ya da, ama, lâkin, fakat, halbuki, çünkü, zira bari hiç olmazsa, ki.

Bunlar, cümle içinde kullanılan ve edat soyundan yapılmış bağlaçlardır. Bunlardan başka, fiillerden yapılmış bağlaçlar da vardır ki, bunlara bağ fiiller denir.

İDEALİZM « Felsefe

Varlığın ve eşyanın insan benliğinden ayrı, kendine özge bir gerçekliği bulunduğunu kabul etmeyen ve bilimde temel olarak düşünceyi alan felsefe mesleği. Sanat ederlerinde de, tabiatı oldugu gibi kopya etmeyi değil, onu ideale göre düzelti güzelleştirmeyi esas olarak alır Geıek felsefede, gerek sanatta idealızm gerçekliğin karşıtıdır.

CEHENNEM « Din

Birçok din ve mitoloji sistemlerinde, günah işleyenlerin ölümden sonra gönderildiğine ve ceza gördüklerine inanılan yer. Cehennem, islâmlıkta ve Hıristiyanlıkta, genel olarak, dünyadaki ateşle kıyaslanır. Ateşi alevlidir, deriyi yakıp kavurur. Serinlik ve içecek su yoktur. Yalnız dibinde yetişen zakkum ağacının yılan başına benziyen meyveleri yenilir ve üzerine kaynar su içilir.

Kur'anda, cennet için olduğu kadar cehennem için de çok canlı tasvirler yer alır. Cehennem, cennetin mukabili olarak, imansız ölenlerle günahlıların uğrağı olarak gösterilir. Cehenneme verilen sıfatlardan çoğu, ateşin vasıflarıdır. Kur'anda cehennemin sıfatları gibi görünen bu isimler, birbiri üstüne kurulan 7 tabakanın adları gibi gösterilmiştir.

Derinliğini anlatmak için de, atılan bir kaya parçasının 70 yılda dibine varamayacağı, zakkumdan bir parçanın bütün dünya insanlarını zehirlemeye yeteceği anlatılmıştır.

İtalyan şairi Dante, “Divina Comedia”sında, insan zekâsının ancak tasavvur edebileceği kuvvetli cehennem tasvirleri yapmıştır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy