CUMHURİYETİN İLANI « Tarih
Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti bütün kudretini kaybetmiş, Anadolu yer yer düşmanlar tarafından istilâ edilmeğe başlamıştı. Yeni bir Türk Devleti kurmak ve anavatan topraklarını düşman istilâsından kurtarmak için 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük işte, Mustafa Kemal'in büyük önderliği altında, üç yıllık bir süre içinde başarı kazanmış ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile savaş durumuna son vermişti. Batılı devletlerle Lozan'da müzakerelerin devam ettiği sıralarda, Birinci Büyük Millet Meclisi de 1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Ağustos 1923 ayında ikinci Büyük Millet Meclisi yeni çalışma devresine girmiştir. 24 Temmuz 1923 de Lozan barışının imza edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı, hukukî ve siyasî olarak da son bulmuş, 6 Ekim 1923 de İstanbul'un da düşman istilâsından kurtulması ile Anadolu düşmanlarından tamamen kurtulmuş bir vaziyete girmiştir.
Bu sırada Türk Devletinin adını koymak hususunda bazı çalışmalar başlamıştır. Gerçekte 23 Nisan 1920 de yeni bir Türk Devleti kurulmuştur. Millî egemenlik esasına dayanması ve demokratik yapıya sahip olması bakımından bu devletin adının Cumhuriyet olması gerekiyordu. Fakat saltanata ve hilâfete karşı doğrudan doğruya cephe alınmamasını gerektiren şartlar sebebiyle, devletin adı yoktu, hükümetin adı da “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi. Bu durum, devlet başkanlığını, bir dereceye kadar açık göstermekteydi.Memlekette bazı kimseler, halifeye devlet başkanı yetkilerinin verilmesini istiyorlar ve hilâfetin de kuvvetlenmesi gerekçesini ileri sürüyorlardı. Bu duruma son verilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal halk oyunu hazırlamak düşüncesi ile Eylül 1923 de Anayasada bir değişiklik yapılacağını İlân etmiştir.
24 Eylülde Mustafa Kemal'in bir yabancı gazeteciye verdiği demeç yayınlandığında, yeni devletin şeklinin ne olacağı, bilinir bir duruma gelmişti.
Mustafa Kemal, bu demecinde şunları söylemekte idi:
“Anayasaya göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Yürütme kudreti, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu iki hamleyi bir kelime ile anlatabilmek için hangi sözlükte aranırsa aransın sözü geçen kelime “Cumhuriyet” olacaktır. Cumhuriyet esasına varacaktır. Bugün olduğu kadar gelecekte de daha ziyade demoktarik bir cumhuriyet teşekkül edecek ve bu Cumhuriyet hiç bir şekilde Batı Cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacaktır.
Bu sıralarda, Türk basınında da “yakında Cumhuriyet ilân edilecektir” şeklinde yazılara rastlanır olmuştur.
İşte bu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde hükümet meydana getirmek için şiddetli bir mücadele sürüp gitmeye başlamıştı. Bütün milletvekilleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaaî Hukuk Grubuna dahil olmalarına rağmen, Kabineye girecekler üzerinde anlaşmaya varamıyorlar, çeşitli milletvekilleri grupları, kendi güvendikleri arkadaşlarını Kabineye sokmağa çalışıyorlardı.
Bu şartlar altında çalışamayacağını anlayan Bakanlar Kurulu, 27 Ekimde istifasını verdi. Milletvekilleri o gün bir kabine listesi üzerinde anlaşamadılar. Ertesi gün Halk Partisi Meclis Grubunda da bir hükümet kurulması için yapılan çalışmalar bir netice vermedi. 29 Ekimde de yapılan çalışmalar bir sonuç vermeyince, Mustafa Kemal'in düşüncesinin ne olduğu öğrenilmeye karar verildi.
Bu çağrı üzerine gruba gelen Mustafâ Kemal şu açıklamada bulunmuştur;
“Çözme zorluğu ile karşılaştığımız meselenin sebebi ve hikmeti bütün arkadaşlar tarafından anlaşılmıştır kanaatindeyim. Noksan ve kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir. Yürürlükteki Anayasaya göre bir Bakanlar Kurulu kurmak istediğiniz zaman bütün arkadaşların her biri Bakanlar Kurulunu seçmek mecburiyetinde kalıyor. Hepimizin birden Bakanlar Kurulu seçimine mecbur olmamızda görülen zorlukların halli zamanı gelmiştir. Yüksek heyetiniz, bu zorluğun halline beni memur etti. Ben de söylediğim kanaatten ilham alarak düşündüğüm şekil tespit ettim. Onu takdim edeceğim. Kabul edilirse, kuvvetli ve birlik içinde bir hükümetin kurulması kabil olacaktır.” Mustafa Kemal Paşa, bunları söyledikten sonra hazırladığı Anayasa değişikliğini, okunmak üzere kâtiplerden birine vermiştir.
“Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”
Parti ,bu esasları uzun ve hararetli münakaşalar sonucunda kabul ettikten sonra Büyük Millet Meclisi toplandı. 29 Ekim 1923 Pazartesi gecesi saat 20.30 da “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında ve alkışlarla Türkiye Devletine yeni adı verildi.
Devlet rejiminin Cumhuriyet olarak tesbitinden sonra Meclis, Cumhurbaşkanı seçimine geçmiş ve Kurtuluş Savaşının yöneticisi ve yeni devletin kurucusu Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal, ittifakla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.
Kendisini Cumhurbaşkanlığına getirmiş olan Mecliste söylediği ilk nutkunda Mustafa Kemal, konuşmasını ,şu sözlerle bitirmiştir:
“Türkiye Cumhuriyeti dünyada işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eseleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffı olacaktır.”
HAVAGAZI « Kimya
Yandığı zaman ısı enerjisi veren doğal gaz. Havagazı, yağlı huy denilen, uzun alevli huy kömüründen elde edilir. Huy kömürü özel düzeneklerde, bin derecenin üstünde ısıtılarak, havagazını verir. Ancak elde edilen bu gaz, “ham havagazı” dır. İçinde amonyak, katran, ağır yağlar kükürtlü hidrojen siyan bileşikleri vardır. Ham havagazı bu maddelerden temizlendikten sonra normal havagazı elde edilmiş olur. Ortalama olarak yüz litre havagazında, 55 litre hidrojen, 35 litre karbon dioksit ve azot bulunur.
Havagazı, renksiz, özel kokulu bir gazdır. Bileşiminde karbon monoksit bulunduğu için zehirlidir. İçinde bulunan bütün gazlar yanıcıdır. Yalnız karbon dioksit yanmaz. Isısı kuvvetli olduğu için, ısıtma ve patlarlı motörleri beslemek için kullanıldığı gibi, aydınlatma için de kullanılır.
BALTIK DEVLETLERİ « Dünya Coğrafyası
1917 yılından sonra ve İkinci Dünya Savaşına kadar bağımsız olan Baltık kıyısı memleketlerine verilen ad. Rus, Çarlığının 1917 yılında dağılması üzerine egemenliğini ilân eden bu memleketler, Estonya, Letonya, Litvanyadır. Üçünün birlikte yüzölçümleri 170.000 kilometrekare, nüfusları 5.800.000 dir. 1940 yılında Rusları'm saldırısına uğramışlar ve Sovyetler Birliği'ne bağlı birer cumhuriyet olmuşlardır.
HAYVANLARIN SİSTEMATİĞİ « Hayvanlar
Yeryüzündeki hayvanları, şube, sınıf, takım, familya, cins ve tür olarak sınıflandırma. Yeryüzündeki hayvanların çeşitleri bir milyona yaklaşmaktadır. Gün geçtikçe, yeni hayvanlar keşfedilerek bu sayı artmaktadır. Her hayvanı, teker teker öğrenmek imkânsız olduğundan, her türden bir hayvan inceleyerek, diğerleri hakkında bilgi edinmek çareleri aranmış, bunun sonucu da hayvanları sınıflandırmak mümkün olmuştur.
Hayvanlar ilk olarak İsveçli bilgin Linnee (1701 - 1778) tarafından sınıflandırılmıştır. Linne, hayvanların dolaşım ve solunum organlarıyla, üreme şekillerini, dış benzerliklerini esas tutarak sistematiğini yapmış, daha sonra gelen bilginler tarafından, yapılmış olan bu sistematik, değişikliklere uğrayarak, bugünkü şekline ulaşmıştır. Bugünkü sınıflandırmada, embriyoloji, karşılaştırmalı anatomi, fizyoloji esas olarak alınmaktadır. Bu çeşit sınıflandırma, “doğal sınıflandırma” dır.
Bu sınıflandırmaya göre, hayvanlar dünyası, sekiz şubede toplanmaktadır. Şubelerde, belli başlı birkaç benzerliği olan hayvanlar bir araya toplanmaktadır. Şubeler sınıflara, sınıflar takımlara, takımlar familyalara, familyalar cinslere, cinsler de türlere ayrılmıştır. Sınıflandırma, türde durur. Türler, birbirlerine en çok benzeyenleri bir arada toplanır. Sınıflar, takımlar v.b. arasında bir yakınlık varsa, alt şube alt sınıflar meydana getirilir.
Hayvanlar sistematiğinde hayvanlar, basitten daha mükemmele doğru bir sıraya konmuştur. Bu sınıflandırmaya göre hayvanlar iki büyük gruba ayrılır :
I - Bir hücreliler (Protozoa). Bunların vücutları bir hücreden yapılmıştır.
II - Çok hücreliler (metazoa) vücutları çok sayıda hücreden yapılmıştır.
Bir hücreliler : 15.000 kadar türü olan bu grup hayvanları, dört sınıfa ayrılmışlardır, a - Kamçılılar (örnek tipi Oglena), b -Kökbacaklılar (Amip), c - Sporlular (Sıtma paraziti), d - Haşlamlılar (Terliksi hayvan).
Çokhücreliler : Yedi şubeye ayrılmıştır : 1 - Süngerler, 2 - Selentereler, 3 - Solucanlar, 4 - Eklembacaklılar, 5 - Yumuşakçalar. 6 - Derisidikenliler, 7 - Kordatalar.
Süngerler, vücutları torba biçili , çok delikli, durağan hayvanlardır. 3.000 kadar türü vardır, üç sınıfa ayrılırlar,
a - Kalker iskeletliler, b - Silis iskeletliler, c - Tırnaksı iskeletliler.
Sefenterler, vücutları basit torba toiçiminde, durağan ve yüzey tipleri olan hayvanlarıdır. 9.000 kadar türü vardır. Üç sınıfa ayrılırlar : a - İdrozoa (Tatlı su hidrası), b - Skifozoa (Denizanası), c - Antozoa (Mercanlar).
Solucanlar, vücutları yumuşak, organları olmayan hayvanlardır. 10.000 kadar türü vardır. Uç sınıfa ayrılırlar: a - Yassı solucanlar, b - Yuvarlak solucanlar, c - Halkalı solucanlar.
Eklembacaklılar, vücutları kitinle kaplı, üyeleri ve vücutları eklemli olan hayvanlardır. 675.000 kadar türü vardır. Dört sınıfa ayrılırlar a - Kabuklular (Istakoz, yengeç), b - Örümcekgiller (Örümcek, akrep), c -Böcekler, d - Çokayaklılar (Çıyan, kırkayak),
Yumuşakçalar, vücutları yumuşak , dış kabukları kalkerden meydana gelmiştir. 80.000 kadar türü vardır. Üç sınıfa ayrılırlar: a - Karından bacaklılar (Salyangoz), b - Balta ayaklılar (Mürekkep balığı).
Derisidikenliler, dışı kalker kabukları dikenli olan hayvanlardır. 5.00 kadar türü vardır. Beş sınıfa ayrılırlar: a - Deniz lâleleri, b - Yılanyıldızları, c - Deniz yıldızları, d - Denizkestaneleri e - Denizhıyarı.
Kordatalar, sırf ipliği ya da omurgası olan hayvanlardır. 40.000 kadar türü vardır, ilkel kordatalar ve omurgalılar olmak üzere iki alt şubeye ayrılırlar.İlk kordatalar, üç sınıfa ayrılırlar: a - Hemikordata, b - Urokordata. c - Sefalokordata.
Omurgalılar, beş sınıfa ayrılırlar: a - Balıklar, b - Kurbağagiller, c - Sürüngenler, d - Kuşlar, e - Memeliler.
BARİTON « Sözlük
Orta kalınlıkta, en ince (tenor) ve en kalın (bas) arası erkek sesi. Genişliği şahıstan şahısa değişmekle beraber, normal sınırlanış lalden fa3 e kadardır.
Bu deyim, aynı zamanda, basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir çeşit ağız çalgısı için de kullanılmaktadır.
KURŞUN « Kimya
Kimyasal bir eleman. Sembolü Pb, atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21 dir. Taze kesilmiş yüzünde metalik parıltısı olan gri renkte bir metaldir. Havada yüzeyi ince donuk bir tabaka ile örtülür. Tırnakları çizilecek kadar yumuşaktır. Çekiçle bile dövülerek levha haline gelebilir. Direnci azdır. Haddeden geçilerek ince kurşun levhalar elde edilebilir. Tabiatta çoklukla filizler halinde bulunur.
Demirden sonra metallerin en ucuzu olan kurşun, teknikte çok kullanılır (aside karşı dayanaklığı sebebi ile çeşitli kurşun odaları yapımında ,ambalaj sandıkları imalinde ,tüfek mermilerinde, akümülâtör levhalarında, kablo mantolarında v.b.)