Nedir

OTUZ BİR MART AYAKLANMASI « Tarih

31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) Salı günü İstanbul'da Dördüncü Avcı Taburu'nun ayaklanmasına verilen ad. O sabah Taşkışla'dan hareket ederek Osmanlı Meclis-i Mebusan'ını kuşatan ve sayıları altı bin kadar olan başkaldırıcılar, “Şeriatın uygulanmasını, sadrazamın, ikinci fırka komutanının, Taşkışla komutanının ve Meclis Başkanı Ahmet Rıza Beyin istifa ettirilmeleri, bu harekete katılan askerlerin hiç birinin kılına bile dokunulmamasını” istiyorlardı. Bu başkaldırıcılara, ellerinde yeşil bayraklarla softalar ve medrese öğrencileri de katılmışlardır. Bu arada, Lâzkiye milletvekili Emin Arslan, Tanin Başyazarı Hüseyin Cahit'e benzetilerek öldürülmüş, (Bahriye nazırı Rıza Paşa yaralanmış, Adliye nazırı Nâzım Paşa da öldürülmüştü. Halktan ve askerlerin içinden de ölenler, yaralananlar vardı.

öğleden sonra, başkaldırıcıların istediğinin yerine getirildiği, hükümetin istifa ettiği, Tevfik Paşa'nın sadrazam olduğu, bahriye nazırlığına da Ethem Paşanın getirildiğinin bildirilmesi üzerine, başkaldırıcılar yavaş yavaş kışlalarına çekilmişlerdir.

Ertesi gün Selanik'te İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin düzenlediği bir mitingde İstanbul'da meydana gelmiş olan bu olayın, bir gericilik olayı olduğu üzerinde durulmuş, bu hareketi bastırabilmek için gönüllü toplanmasına başlanmıştır. Zamanın ileri ve aydın subaylarının katılması ile kurulmuş olan ve “Hareket Ordusu” adını alan ordu, ertesi gün (11 Nisan 1909) da İstanbul'a gelmiş, sıkıyönetim ilân edilmiş, yeni bir kabine kurulmuş ve olaya katılmış olanlar yakalanarak idam edilmişlerdir.

ANANAS « Bitkiler

Bir çeneklilerden ananasgillerden bir bitki. Özellikle tropikal bölgelerde yetişir. Sert ve şerit biçimindeki yaprakları, uç tarafta bir demet meydana getirirler.Meyveleri hoş kokulu ve lezzetlidir. Komposto ve şekerlemeleri yapılır.

GEYİK « Hayvanlar

Geviş getirenlerden bir hayvan. En büyük özellikleri boynuzlarındadır. Boynuzları çoğu zaman 1- 1,5 metreye yaklaşır, dallı budaklıdır. Dikine ya da enine büyüyen çeşitleri vardır. Sıcak iklimlerde, ormanlık ve dağlık bölgelerde yaşarlar. Sığıra yakın iriliktedir. Yaprak ve ot yiyerek beslenir.

TOPRAK « Yeryüzü

Dünyanın kabuğunu meydana getiren litosfere, genel olarak verilen ad. Toprak, ateş küre ile hidrosfer ve atmosfer kürelerinin arasında bulunur. İçinde madenler, taşlar ve daha başka tortular vardır. Ateş kürenin zamanla soğumasından meydana gelmiştir. Bu soğuma sırasında bazı madeniler daha derinlerde kalmış, bazı madenler, tabakalar halinde yanardağ külleri ve lavları olarak toprağın yüzüne çıkmıştır. Toprağı meydana getiren madenlerin taşların, tortuların ve çeşitli kültelerin zamanla birbirine karışması, aşınma olayının meydana gelmesi, bugün, genel olarak “toprak” diye adlandırdığımız tabakanın meydana gelmesini sağlamıştır.

CELALİ AYAKLANMALARI « Tarih

XVI. ve XVII. yüzyıllarda Osmanlı Devletine karşı çıkan ayaklanmalara verilen genel ad. Celâli kelimesi, XVI, yüz yılda Mehdîlik dâvasıyla ortaya atılarak büyük bir isyan çıkaran Celâl ( -1519) adlı bir Türkmen dervişinden gelmektedir. Celâl'in adamlarına, taraftarlarına ve sonradan türeyen eşkıyalara “Celâli” unvanı verildiği için, XVI. ve XVII. yüzyıllarda Anadolu'da çıkan ayaklanmalar genel olarak bu adla anılırlar.

Kanunî Sultan Süleyman'ın ölümün den sonra başa geçen padişahların çoğunun genç olması ya da devleti yönetecek kudrete sahip olmaması, Osmanlı Devletinin idare mekanizmasında büyük bir bozukluğun baş göstermesine sebep olmuştur.Bu yüzyıllarda, Avrupa'ya ve çeşitli ülkelere yapılan seferlerde başarı elde edilememesi savaş ve sefer masraflarının halktan toplanan vergileri artırmakla kapatma yolunun tutulmasına sebep olmuştur. Arttırılan vergilerin yanı sıra vergilerin toplanmasında baş gösteren yolsuzluklar İmparatorluk sınırları içinde, hükümetten memnun olmayan bir zümrenin belirmesine yardım etmiştir. Memlekette, gittikçe artan geçinme zorluğu ve yolsuzlukların yanında da, Osmanlı saraylarında dillere destan olacak şekilde sürüp giden debdebe ve tantana içinde yaşama; halkta dünyanın sonunun geldiği, ahlâksızlığın arttığı, ilâhî düzenin bozulduğu düşüncesinin yer etmesine sebep olmuştur. Böyle bir düzensizlikten ve kötü gidişten de kurtulmanın ilâhî bir kudretin yardımıyla olacağı inancı, yavaş yavaş yer etmeğe başlamıştır. Halkın saf ve temiz olan bu düşünce ve inancını fırsat bilerek bir takım menfaat düşkünleri, bozulan düzeni düzeltmek ve halkı korumak amacı ile hareket ediyor ve görünüşü altında ortaya atılıyor ve halkı kendi çıkarları için ayaklandırma yolunu tutuyordu. Devlete karşı olan bu hareketleri sonucu türlü cezalara çarptrılanlarda, ayaklanma yolunu tutarak “Celâlî” oluyorlar, bayrak kaldırarak dağ yolunu tutuyorlardı.

Bunlar ve bunlara eklenecek daha başka sebeplerle Anadolu, uzun yıllar bu ayaklanmaların etkisi altında kalmış ve devlet, Celâlî ayaklanmalarının olduğu bölgelerde, bütün kudretini kaybeder olmuştur. Böylece, bir taraftan dinî sebepler, bir taraftan da çeşitli siyasî sebepler yüzünden Celâlî isyanları, Osmanlı Devletinin en büyük dertlerinden biri olmuştur.

Celâlî ayaklanmaları, Osmanlı Devletinin devamlı karşı durması ile bastırılma yolu tutulmuş ve bunlara kesin darbe, sadrazam Kuyucu Murat tarafından indirilmiştir.

Böylece, yüzbinlerce Türkün kanı boş yere dökülmüş, Türk Milletindeki mücadele kudreti zayıflamış ve esasen bozuk olan iktisadî düzen büsbütün bozulmuştur. Pek çok bayındır köylerin ve kasabaların yakılıp yıkılması, yağma ve tahrip edilmesi, Türkiye'nin gerek sosyal hayatında, gerekse iktisadî hayatında tedavisi güç yaraların açılmasına sebep olmuştur.

CİLALI TAŞ DEVRİ « Tarih

Tarih öncesi devirlerin ikincisi. Tarih öncesi devirlerinde insanlar yarı vahşi halde yaşayarak, bir taraftan iklim şartları, bir taraftan da yırtıcı hayvanlarla uğraşmak zorunda kalmışlardır. Böyle bir zorunluk sonucu toplulukları meydana getirmişler ve ilk medeniyetlerini kurmaya başlamışlardır. Çakmak taşından ve sert taşlardan çeşitli araçların yapıldığı bu devir tarih öncesi devirleri {Yontma Taş Devri = Paleolithique) dir.

Yontma Taş Devrinden uzun zamanlar sonra, yeryüzündeki iklimin değişmesi ve daha ılıklaşması, insanların topluluk hayatlarının daha canlılık kazanmaya başlaması sonucu mağaralarda yaşayan ilk insan, buraları bırakarak, ağaç dallarından ve kamışlardan yapılan ve göllerde kurulan barınaklarda yaşamaya başladılar. Köyler kurdular. Bir taraftan tarımla uğraşmaya diğer taraftan da ev hayvanları beslemeye başladılar. Eski devirlerden kalan ve avlanmaya, korunmaya yarayan taştan âletlerini, biraz daha ilerleterek, kabaca yontulan taş âletleri daha düzgün ve daha ince yapmağa başladılar. Bu devirde kilden çanak ve çömlek de yapılmıştır. İşte bu devre “Cilâlı Taş Devri = Neolithique = Yenitaş Devri” denmektedir.

Cilâlı Taş Devrinde insanlar, toplu olarak yaşadıkları bölgelerin çevresini, kendilerini düşman ve yırtıcı hayvanlardan korumak için hendekler ve çitten duvarlar çevirmişler, iri ve kaba taşlardan dinî anıtlar yaparak ilk mimarî eserleri meydana getirmişlerdir. Bu anıtlar, “dik taş” denilen bir ucu toprağa gömülü iri ve yüksek taşlarla; yine birer uçları toprağa gömülü ve karşı karşıya konmuş iki büyük taş üzerine yatırılmış yassı bir taştan ibaret olan “dolmen” terden ibarettir.