MADALYA « Sözlük
Bir savaşta ya da başka bir üst olayda yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara bir armağan ya da bir hatıra olmak üzere verilen büyük madenî para biçimli alâmet.Her milletin, çok uzun zamanlardan beri devam ede gelen bir madalya verme geleneği vardır. Bizde ilk madalya, 1730 yılında verilmeğe başlanmıştır. “Ferahi” adı verilen bu madalya altındandı. Madalyaların kimlere ve nasıl verileceği tüzüklerle açıklanmıştı. Abdülmecit zamanında 21, Abdülaziz zamanında 5, Abdülhamit zamanında 19, Meşrutiyet devrinde 7 madalya çıkarılmıştır. Cumhuriyet devrinde, özel yarışmalar dışındaki bütün madalyaların ve nişanların verilmesi kaldırılmış, yalnız, Kurtuluş Savaşı için çıkarılmış bulunan “İstiklâl Madalya”sının takılma izni verilmiştir. 1 Eylül 1931 tarihinden bu yana da İstiklâl Madalyası verilmesine son verilmiştir.
KIZAMIK « Sağlık
Çoklukla çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalık. Burun, boğaz nezleleriyle başlar. Vücutta kırmızı dökmeler yapar. Ateşli bir hastalıktır. Etmeni bir virüstür. Dışarıda uzun zaman yaşayamaz. Hastalık, doğrudan doğruya, aksırık, öksürük ve salgılarla geçer. Kuluçka devri 10-11 gündür. Ürperme ile başlar. Süt çocuklarında, çarpıntılarla kendini gösterir. İlk günlerde ateş çok yüksektir. Sonra iner, gözler kamaşır. Göz kapakları ve içi nezlelidir. Burun, boğaz yollarında da nezle vardır. Adi bir göğüs nezlesini andırır. Ağız ve boğaz içinde birtakım lekeler hasıl olur (mercimek büyüklüğünde beyaz lekeler.)
Hastalığın üçüncü veya dördüncü günü, şiddetli bir hunima ile birlikte, dökme başlar; 3-4 gün sürer. Dökmeler çeşitli büyüklükte, az kabarık, soluk veya açık kırmızıdır.
Dökme, evvelâ başın saçla kaplı yerlerinde, sonra şişkin olan yüz üzerinde daha sonra da boyunda, gözde ve en nihayet ayaklarda görülür. 3-5 gün devanı eder. Sonra deride soyulma, kavlama başlar. Kızamıkta deri pul pul kavlar. Kızamık, eşya ile, üçüncü şahıslara geçmez.Kızamığa bir defa tutulan bir daha tutulmaz.
ALKOLİZM « Sağlık
Alkolle zehirlenme anlamına gelen bir deyim. Ya birdenbire çok miktarda alkol almakla, ya da alkollü içkilere alışkanlık ve düşkünlük yüzünden devamlı ve ölçülü ölçüsüz alkol almakla, olur. Alkollü içkilere devamlı düşkün olanlara, alkol deliliği anlamına gelen “Alkolomani” denir.
Alkolizmin, insan vücudunda yaptığı bozukluk, birdenbire alınmasına ve alkolomanilerde olmasına göre değişik. belirtiler gösterir.
İçkiye alışmamış kimseler, alkol aldıkları zaman, alkol etkisi altında bir takım belirtiler gösterirler. Bu belirtiler sarhoşluk adı altında toplanır. Sarhoşluk, beyin kabuğunun oksijen azlığına, dayanır ve üç devre gösterir : 1-Coşkunluk, beyin uyanıklık devresi -Hasta. çeşitli jestlerle ve hareketlerle yerinde duramaz ,güler, hareket eder ve konuşur, 2 -Aksaklık, beyin düzensizliği devresi - Sarhoşluğun ileri devresinin başladığı devredir, içkiyi alma hareketlerinde düzensizlikler başlar. Konuşurken, kekeler sözlerinde ve hareketlerinde tutmazlıklar başlar. Sarhoş yürürken yalpalar, eski neşeli halini kaybeder, somurtmaya başlar, yerli yersiz öfkelenir, kavga çıkarmağa yeltenir. 3 -Çöküntü devresi - Sarhoşluğun en ileri bulunduğu devredir. Gevşeme, uyuşma, sızına denilen derin uyku hali başlar. Sarhoşların çoğu bu halden bir müddet sonra ayılırlar. Fakat bazıları, zehrin şiddetinden, omurilik soğanında bulunan solunum ve kalp merkezlerin durması ile, derin uykuda iken ve koma içinde ölürler.
Çin efsanelerine göre, sarhoşluğun bu üç devresi, maymunlaşmak, arslanlaşmak ve domuzlaşmak şeklinde açıklanmaktadır.
Alkolomanilerdeki zehirlenme belirtileri ise başkadır. Devamlı alkol almaktan ileri gelen bu zehirlenmelerde gerek karakterde, gerekse akılda olan değişmeler, önde görülen belirtilerdir. Bedende ve ruhta meydana gelen değişikliklerle beraber, karaciğer^ kalp ve böbreklerde çok önemli olan belirtiler başlar, bu organlarda çeşitli ve tehlikeli hastalıklar baş gösterir.
Bu hastalıkların yanında, erken bunama halleri de baş gösterir, aile dağılır ve çoğu zaman aile fertleri kötü yollara düşerler, ırk için kusurlu soylar meydana gelir. Devamlı alkol alan kimse de, gerek sosyal, gerekse bedenî ve ruhi (çöküntülerden sonra, kaşeksi denilen erime ve zayıflama ile ölür.
CAM « Kimya
Kum ya da kumun çeşitli alkalilerle karışımını ergitmek suretiyle meydana gelen sert, saydam ya da az çok saydam olan, gayrimuntazaım şekillerde, çabuk kırılabilen bir madde.
Tarih: Camın yapay olarak elde edilmesinin başlangıç tarihi kesin olarak belli değildir. Tabii cam özelliğini taşıyan ve "oksidiyen" denen maddenin ilerlemiş medeniyetlerde sus eşyası, ayna gibi amaçlarla kullanıldığı bilinmektedir. Fakat, suni olarak ve bugünkü anlamı ile camın ne zaman elde edildiği, ne zamandan itibaren kullanılmaya başlandığı kesin olarak bilinmemektedir. Cam yapımının başlangıcı çeşitli söylentilere dayanmakta, bu söylentilerin başlangıcı da Fenikelilere kadar ulaşmaktadır. Romalı Pliniusun anlattığı bu söylentiye göre, Fenikeli gemiciler, kumluk bir sahilde yemeklerini güherçile ile pişirirlerken, kum ve güherçilenin beraber erimesiyle, o zamana kadar bilinmeyen saydam bir sıvının ocaktan sızdığını görmüşlerdir. Cam, bu tesadüfün sonucu bulunmuştur.
Modern camcılık, Haçlı Seferlerinin etkisi ile Bizans İmparatorluğunun çökmesi sonucu XI. yüzyılda Venedikte gelişmeye başlamıştır. Venedik, dörtyüz yıl kadar Avrupada cam sanayiinin merkezi olmuştur. Bundan sonra cam sanayiinde önemli ilerlemeler olmuş, Avrupa'da kısa zamanda bir çok cam fabrikaları kurulmuştur. 1615 te cam sanayiinde odun yerine kömür kullanılmaya başlanması, XVII. yüzyılın sonlarında billur camın yapılması ve XIX. yüzyıl da optik camın keşfedilmesi, cam sanayiinin gelişmesini hızlandırmış ve cam teknolojisinin esasları hakkında sağlam sonuçlara varılmıştır.
Türklerde camcılık: Türkler camı, Anadolu Selçukluları zamanından itibaren kullanmaya başlamışlardır. Fakat Türklerdeki cam sanayii, asıl XVI. yüzyıldan itibaren büyük gelişmeler kazanmıştır. Bununla beraber modern anlayışta ilk cam fabrikası ancak Cumhuriyetin ilânından sonra 17 Şubat 1934 te kurulmuştur. İstanbul'da Paşabahçe'de kurulan Şişe ve Cam Fabrikası kaydettiği önemli gelişmelerle şişe ve züccaciye eşyası süs eşyası yapımında önemli ilerlemeler sağlamış ve Türkiye'nin cam ihtiyacının Çayırova'da kurulan yeni fabrika ile birlikte büyük ölçüde karşılar bir duruma gelmiştir.
Cam yapımı: Cam yapımı, gerek kullanılan maddeler gerekse camın kullanılacağı amaçlar bakımından özellikler gösterir. Başlıca şu safhalarda olmaktadır.
1 - Ham madde hazırlanması: cam yapımında kullanılan ham maddeler yapılacak cama göre değişmektedir. Bunlar, camlaştırıcı özelliği olan (silis, boroksit), sabitleştirici özelliği olan (kireç, magnezyum oksit), eritici özelliği olan (soda, potas) gibi esas maddelerle matlaştırıcı, renk verici, renk giderici maddelerden ibarettir. Bu maddeler, yapılacak cam cinsine göre belli oranlarda harman edilerek tartılır, karıştırılır ve eritilmek üzere fırınların silolarına yollanır.
2 - Cam fırınları ve eritilme: Elde edilen harman, yüksek sıcaklık veren fırınlarda (1500°C) kömür, mazot gibi yakıtlar aracı ile ısıtılır. Bu sıcaklıkta ergiyen ham madde, "eritme havuzun"dan, sıcaklığı l.200°c ye kadar düşen "çalışma havuzu" na gönderilir.
3 - Camın soğutulması ve işlenmesi: Çalışma havuzunda bulunan cam hamurundan, türlü metotlarla cam ürünleri elde edilir. Fakat henüz sıcak olan bu ürünlerin çatlayıp kırılmaması için soğutma yavaş yavaş ve çok dikkatle yapılır.
Cam hamurunun işlenmesi, eskiden 1,5 metre uzunluğundaki borularla ve üflemek suretiyle yapılırdı. Bu boruların üflenecek kısımlarında tahta bir ağızlık bulunur, çalışma havuzundan alınan cam hamuru üflenerek hafifçe şişirttir ve daha sonra kalıp içine konularak içi boş olan cama, istenen şekil verilirdi. Fakat bugün cam, en çok kullanılan bir madde olması ve süs eşyası olmaktan çıkması sebebi ile bu usul bırakılmış bunun yerine özel makineler kullanılmağa başlanmıştır. Bu özel makinelerle cam hamuruna istenen şekiller verilebilmektedir.
Cam çeşitleri: Camın kullanılma araçlarına göre, bileşimlerindeki maddelerden bazılarının değişmesi ile birçok çeşitleri meydana getirilmiştir. Bunların başlıcaları şunlardır: Pencere camı, şişe camları, kristal camlar, optik camlar, renkli camlar, buzlu camlar, telli camlar, emniyet camları, dışardan içeriyi göstermeyen camlar, ısıya dayanıklı camlar, ayna camları. Pencere ve şişe camları hammaddeleri, genel olarak soda, kireç ve kum kanşımından ibarettir. Billur ve kristal camlar, içinde, cam için gerekli ham maddelerden başka kurşun bulunan camlardır. Renkli camlar, soda, kireç, silis gibi ham maddelerin harmanına renk vermeye yarayan bazı metal ya da metal oksitleri katılmak suretiyle elde edilir. Buzlu camlar, ya cam yüzeyine çok ince kum tanelerinin püskürtülmesi ile ya da cam bileşimine fosfatlar, flörürler katılması ile elde edilir. Telli camlar, düz bir yüzey üzerinde bulunan cam levhaya sıcak bir tel ağının bir merdane yardımı ile iyice bastırılması sonucu elde edilir. Emniyet camları, iki cam levha arasına saydam olan plâstik bir maddenin yerleştirilmesi ile elde edilir. Dışardan içeriyi göstermeyen camlar, bir yüzeyleri çok ince gümüş tabakası ile kaplanması sonucu elde edilir. Böylece karanlık bir odadan aydınlık bir yere bakılınca cam hafif mavimsi ve saydam görünür, aydınlıktan bakıldığında bir ayna görünüşünü alır.
Ayna camları; cama, kalay klorid eriyiği, nişadır, gümüş nitrat eriyiği ve Roşel tuzu eriyiğinden meydana gelmiş bir sıvının dökülmesi ile yapılır.
SALYANGOZ « Hayvanlar
Kabuklu sümüklüböcek. Otlar arasında, ağaçların üzerinde yaşar, bitkilerin yapraklarını yiyerek geçinir. Vücudunun büyük bir bölümü, helezon şeklinde kıvrılmış bir kabuk içindedir. Hayvanı başı ve ayağı kabuğun dışında bulunur.
KOMÜNİZM « Yönetim Şekilleri
İnsanların saadeti için, herkesin ihtiyacına göre her türlü mala ortak olması gerektiği fikrini güdenlerin mesleği. Komünizm, istihsal vasıtalarının birlikte kullanılmasını savunan “kollektivizm” den daha ileri olarak, servetin bölünmesinde de beraberlik fikrini kabul eder. Komünizm, Rus Bolşeviklerinin elinde türlü gelişimler göstermiş, sonunda Sovyetler Birliği'nin dünyayı tek bir devlet haline getirebilme ihtirasında bir alet haline gelerek hür dünya milletleri için bir tehlike durumuna girmiştir.