İYON « Kimya
Eriyik halindeki bir elektrolidin çözülmesinden pozitif ya da negatif olarak elektriklenmiş bulunan atom, atom grubu molekül ya da molekül grubun bölümlerinden her biri. Elektrolit sıvılardaki bu tanecikler, hareketlidirler (İyon, Yunanca hareket eden anlamına gelir). Yalnız iyonlar, sıvı hale bağlı olmayıp, katı halde de yoğunlaşmış bir durumda maddenin yapı taşlarıdır. Bileşikler, nötr tepkime gösterdiklerine göre, elekrikle yüklü olmaları gereken bu iyonlar pozitif ve negatif elektrik yüklüdürler. Bu iyonlarda pozitif yüklü olanlar katod a gideceğine göre “katyon”, negatif yüklü olanlar anoda gideceğine göre “anyon” adını alırlar.
FOTOĞRAFÇILIK « Bilim ve Sanat
Işık aracı ile resim çıkarmak usul ve sanatı 1829 yılında Nicephore Niepce (1765 - 1833) ve Jacques Daguerre (1789 - 1851) adlı iki Fransız araştırıcı tarafından keşfedilmiştir. Fotoğrafçılığın esası gümüş bromür gibi bazı tuzların güneş ışığı etkisi ile kararması esasına dayanır. Gümüş bromürü ve iyice hassas bir hale getirilmiş bir cam ya da jelâtin plağı fotoğraf makinesinin “karanlık oda” denilen boşluğunun sonuna yerleştirilir. Dışarıda resmi alınmak istenen şeyin hayali, ters olarak bu plâk üzerine tespit edilir. Böylece, negatif bir hayal elde edilmiş olur. Bu hassas plâk üzerine tespit edilmiş şeyin ışığı çok fazla gelmiş kısımları koyu siyah az gelmiş kısımlar daha açık, ışık görmemiş kısımları beyaz olarak çıkar. Bu siyahlı beyazlı fark, ışığa gelen ve gelmeyen kısımların, ışığı alma derecelerine eşit oranda ve ters şekilde belirir. Elde edilen ve negatif olan bu klişe ya da cam sonradan yine hassas olarak hazırlanmış olan kâğıt üzerine, belli işlemlerden geçirilerek yeniden tespit edilir. Fotoğraf kâğıdına tespit edilen resim, bu kere negatif olarak değil de, tabiattaki ışık alma durumuna eşit olarak tespit edilmiş olur.
Böylece, fotoğrafçılık iki esasa dayanmış olmaktadır. Birisi, tabiattaki şekillerin bir karanlık kutu kenarına açılmış delikten içerdeki hassas plâk üzerine tespit edilmesi (negatif olarak); ikincisi de, bu negatif hayalin, çok ya da az ışıklı yerlerine göre az, ya da çok kararması suretiyle resim meydana gelmesidir.
Fotoğraf makinelerinde başlıca üç bölüm bulunur :
1 - Bir kaç mercekten meydana gelmiş olan objektif. Hayalin düzgün bir şekilde aksetmesine yarar.
2 - Karanlık oda. Bir körük gibi uzayıp kısalması ile hassas cam üzerine akseden hayalin net olmasını sağlar.
3 - Plağı ihtiva eden çerçeve.
Bir resim elde etmek için ilkin poz tespit edilir. Hayalin hassas plâk üzerine tespit edilmesi için geçmesi gereken ışık zamanı, pratik ölçülerle tayin edilir. Bundan sonra, negatif plâk kırmızı ışıkla aydınlanmış laboratuarda yıkanma banyosuna konur, böylece hayal meydana çıkar. Bu hayal, % 10 nispetinde hiposülfit eriyiği ile tespit edilir. Daha sonra elde edilen bu negatif resim, plâk ya da filimden kâğıtlara geçirilir. Bu işler de, ayrı teknik şartlara bağlıdır. Son yıllarda negatif resimler, hassas filmlere tespit edilmiş, yakın zamanlarda da bulunan yeni usullerle renkli fotoğraf çekme imkânı hâsıl olmuştur.
PATNOS « Türkiye Coğrafyası
Ağrı iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.554 kilometrekare, nüfusu 20.653 dür. Yüzeyi Süphan, Dumanlı, Bozdağı, Katavin ve Meydan dağlarının çevrelediği bir havzadan ibarettir. Bu havzanın yüzeyi çok hafif dalgalı, tatlı meyilli ve çıplaktır. Tahıl ekimi, hayvancılık ve sebzecilik halkının başlıca geçim kaynağıdır.
İlçe merkezi 3.487 nüfuslu Patnos kasabasıdır.
ÇAN « Türkiye Coğrafyası
Çanakkale iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 880 kilometrekare ,nüfusu 33.296 dur. Yüzeyi, genel olarak küçük dağlardan tepelerden meydana gelmiştir. Düz alanlarda tarım yapılır. En çok buğday, ikinci derecede yulaf ekilir. İlçe merkebinde bir de seramik fabrikası vardır.İlçe merkezi 3.459 nüfuslu Çan kasabasıdır.
AVUKAT « Meslekler
Hak ve kanun işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde ve hükümet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı ve korumayı kendilerine meslek edinen, bunun için kanun gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Avukatlık adliyemize 1882 tarihli nizamname ile girmiştir. O zamanki adı “dava vekili” idi. İkinci Meşrutiyet'in ilânından sonra, dâva vekilliği hakkında bazı kanunlar çıkarılmışsa da ,dâva vekilliği, cumhuriyet devrede ciddi olarak ele alman bir mesele olmuş, 1926 yılında bir “Avukatlık Kanunu” çıkarılmıştır. 1938 yılında bazı maddeleri değiştirilen Avukatlık Kanunu'nda avukatlığın bir kamu hizmeti olduğu açıklanmıştır.
Avukatlık Kanununa göre 23 yaşını tamamlayan, Hukuk Fakültesini ( ya da Siyasal Bilgiler Fakültesini )bitirdikten sonra Hukuk fakültesinden eksik olan derslerinden imtihan veren ve yabancı memleket hukuk fakültelerinden diploma alan) bitiren her Türk vatandaşı avukatlık yapabilir. Avukatlığı ilgilendiren başka hususlar da, bu kanunla açıklanmıştır.
SUNİ PEYK « Astronomi
Yeryüzünden, Ay ve öbür gök cisimleri hakkında bilgi edinmek amacı ile uzaya fırlatılan, Dünya'nın, Ay'ın Güneş'in ve öbür gök cisimlerinin peykleri olan, içlerinde bilgi toplamaya yarayan özel âletler bulunan madensel cisim. Ayda ve öbür cisimlerdeki hayatsal faaliyetler hakkında kesin bilgi edinmek Ay'a ve öbür gök cisimlerine ulaşabilmek düşüncesi, yüzyıllardan beri, insanları ve bilginleri düşündüren önemli uzay problemlerinden biri olmuştur. Uzun yüzyıllar süregelen bu yoldaki çalışmalar, bilginin ve tekniğin ilerlemesi ile daha büyük önem kazanmış; bu yoldaki düşüncelerin deney safhasına geçebilmesi için gerekli araştırmaların başlamasına yol açmıştır.
Özellikle İkinci Dünya Savaş'ından sonra, Ay'a ve öbür gök cisimlerine, yeryüzünden cisimler gönderebilmek yolundaki çalışmalar daha da hızlanmış, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında, adeta bir yarış halini almıştır.
Atmosferi aşarak, Dünyanın etrafında dolaşabilen ve gök cisimlerine kadar gidebilen âletlerin yapımının yanında, bunların, bu işi çözebilmesi için gerekli iki önemli mesele, ilkin, bu çalışmalar sonunda çözümlenmiştir. Bunlardan birisi, atmosfer dışına çıkarak yerçekiminden kurtulabilmek için gerekli “kaçma hızı” na sahip bir hızın, bu cisimlere verdirebilmesi, ikincisi de, bu cisimlerin, aklın zor kabul edebileceği bir hızla gidebilmesini sağlayacak yakıtın bulunabilmesi.
Bu iki ana problem de çözülmüş, insan yapısı olan madensel peyklerin, atmosfer dışına çıkabilecek “kaçma hızı” ile çok büyük bir sürate sahip olmasını sağlayacak yakıtlar elde edilmiştir. Bu çalışmaların sonucu olarak, çeşitli suni peyklerin, Dünya'nın, Ay'ın ve öbür cisimlerinin birer peyki olabilmesi sağlanmıştır.
Uzun süren bu çalışmalar, ilkin 1957 yılında ilk denemesini vermiş, bu tarihte Sovyetler Birliği tarafından fezaya fırlatılan bir suni peyk, dünyanın ilk defa bir suni peyki olmuştur. Bu tarihten sonra, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği tarafından gerek Dünya etrafında, gerekse Ay etrafında dönebilen suni peykler yeryüzünden gönderilebilmiştir.1961 yılında, yapılan bu çalışmalar sonucu da yeryüzü çevresinde dolaşmak suretiyle uzaya insan gönderilmesi işi başarılmıştır.