Nedir

ANATOMİ « Bilim ve Sanat

Organik varlıkların yapısını, organların yer, biçim, özellik ve komşuluklarını anlatan bilim. Sağlam organları inceleyen anatomiye normal anatomi, hasta organları inceleyen anatomiye patolojik anatomi denir.

Normal anatomi, sistemleri ve bölgeleri incelemesine göre sistematik anatomi ve topografik anatomi adını alır.

Sistematik anatomi, şu altı sistemi inceler : Oynatma sistemi, damar sistemi, sindirim sistemi, solunum sistemi, idrar ve üreme duyu organları ve iç salgı bezleri sistemleri.

Oynatma sistemi; iskelet, eklem ve kas konularını içine alır.

İskelet, vücudun sert ve beyaz kısmı olan kemiklerin normal bir vücutta, olduğu gibi, hep birlikte bulunmamasından meydana gelir. Ortalama olarak yetişkin bir insanda 213 kemik vardır. İskeleti konu alan anatomi, bu kemiklerin bölgeleri ile beraber anatomik durumlarım inceler.

Eklem konusunda, iskelet kemiklerini birbirine birleştiren yerler ve araçlar incelenir.

Kas konusunda, çeşitli uyartılarla kasılarak uzunlukları azalan, üzerlerine yapıştıkları kemiklerin ve iç organların hareketlerini sağlayan kaslar incelenir.

Damar sisteminde, organlarımızı ve dokularımızı meydana getiren hücreleri besleyen kanın dolaşımına yarayan kalp, atardamarlar, kılcal damarlar, toplardamarlar, lenf damarları incelenir.

Sindirim sisteminde, ağız deliğinden başlayarak anus'ta sonlanan düzensiz bir boru ile bu borunun çevresinde yer alan ve sindirimle ilgili olan organlar incelenir.

Solunum sisteminde, solunum yolu ile akciğer ve çevresi incelenir.

Sinir sisteminde beyin, omurilik ve buralardan çıkan sinirler incelenir.

İdrar ve üreme sisteminde, idrar organları olan idrar kesesi, idrar borusu, böbrekler; erkek ve kadındaki üreme organları incelenir.

Duyu organları sisteminde, dokunun duyusu organı (deri) tatma duyusu organı (dil), koklama duyusu organı (burun), görme duyusu organı (göz), işitme ve denge duyusu organı (kulak) incelenir.

İç salgı bezleri sisteminde de, salgı kanalları olmayan, salgılarını doğrudan doğruya kana veren hipofiz, timus, pankreas böbrek üstü bezleri gibi iç salgı bezleri incelenir.

KÜTÜPHANE « Eğitim

Herkesin girip kitap okuması için kurulmuş ve içine bir çok kitap toplanmış olan bina, kitap saray.

Kütüphanelerin, kitap kadar eski bir tarihi vardır. Eski Mısır ve Asurlulardan itibaren Yunanlılar ve Romalılarda özel ve genel kütüphaneler kurulduğu bilinmektedir. Ortaçağ içindeki kütüphaneler, çoklukla din müesseseleri ile paralel bir özelliktedir. Batıda kitabın ve kütüphanenin önemini kaybettiği zamanlarda Doğuda, İslâm dünyasında kütüphaneler, üzerinde önemle durulan müesseseler olmuşlardır.Ancak, bütün bu kütüphaneler, çoklukla yazma eserlerin bulunduğu binalar durumunda kalmıştır.Matbaacılığın icat edilmesi ve kitap basımının, özellikle Rönesans devrinden sonra çok büyük bir gelişme kazanması, kütüphanenin önemini gittikçe arttırmıştır. Böylece kütüphaneler, toplum hayatında önem kazanan müesseseler olmuşlar, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Avrupa'da kütüphanecilik ayrı bir ihtisas kolu haline gelmeğe başlamıştır.Bugünün görüşüne göre kütüphaneler, bilimin gelişmesi ve milletlerin kültür seviyelerinin yükseltilmesi konusunda üniversiteler kadar gerekli müesseselerdir. Bugünün kütüphanesi, yalnız kendi memleketinin basılı bütün eserlerini (kitap, gazete, dergi, broşür v.b.) toplamak ve düzenlemekle kalmayıp yabancı ülkelerin bütün değerli eserlerini takip etmek, zamanında derlemek ve bunları çatısında bulundurmakla daha geniş çapta, vazife görüyor.

Memleketimizde cumhuriyetle beraber daha modern bir düşünce ile genişleyen kütüphanecilik, Millî Kütüphane'nin kurulması ile büyük gelişmeler kazanmıştır.

ÇAYIR « Bitkiler

Buğdaygillerden birçok bitkilerin bir arada yetiştikleri alanlara verilen ad. Nehir yatakları çevresi, devamlı sular altında kalan yerler, yılın önemli bir bölümünde karlar altında kalan yerler, vadiler devamlı çayırlık alanların bulunduğu yerlerdir. Buralarda kendiliğinden yetişen bitkilerin köklerinin uzun olması, bitkilerin toprak üstünde bulunan bölümlerinin çeşitli sebeplerle harap olması, kesilmesi, hayvanlar tarafından yenilmesi halinde bile, bu alanların yine çayır alanları olmasını sağlar.

Çayırlıklar, genel olarak tabiî çayırlıklar ve sun'î çayırlıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Tabiî çayırlıklar, ılıman iklim kuşağında, deniz ikliminin bulunduğu yerlerde ve sulak topraklarda bulunur. Sun'î çayırlıklar ise çayır bitkilerinin devamlı yetişmesi imkânı olmayan topraklarda bu bitkilerin insanlar tarafından yetiştirilmesi ile meydana gelir.

Çayırlıklarda bulunan bitkilerin başlıcaları , ipekçiotu , tilkikuyruğu, ayrık çimleri, titrekotiarı, çayır yulafları.

ZAMBAK « Bitkiler

Zambakgillerden bir bitki ve onun çiçeği. 50 kadar türü vardır. Çiçekleri güzel ve iridir. Genel olarak süs bitkisi olarak kullanılır.

GÜMÜŞHACIKÖY « Türkiye Coğrafyası

Amasya iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 993 kilometrekare, nüfusu 39.409 dur. İlçe yüzeyi tatlı meyilli, hafif, dalgalı sırtlardan ve yer yer ovalık alanlardan ibarettir. Meyvecilik ve sebzecilik, bağlıca geçim kaynağıdır.İlçenin merkezi 9.426 nüfuslu Gümüşhacıköy kasabasıdır

ŞEHZADE « Tarih

Padişahların erkek evlâtlarına verilen ad. Bunlar, Padişahların, haseki, ikbal ya da cariyelerinden doğma evlâtları idi. Çelebi Mehmet devrine kadar bunları “çelebi” denmiş, bundan sonra “şehzade” denmeye başlanmıştır.

Büyük bir bakımla yetiştirilen şehzadeler, beş altı yaşlarında öğrenime başlarlar, çeşitli derslerin yanında at ve silâh kullanmak öğrenimi görürlerdi. Şehzadeler, büyüdüklerinde çeşitli idari işlerde görevlendirilirdi. Fatih devrinden sonra padişahın yerine geçen şehzadenin, kardeşlerini öldürmesi bir kanun gereği haline gelmiş; kardeşkanı akmasına yol açan bu kanun, Mehmet IV. zamanında kaldırılmıştır. Bundan sonra (1652), şehzadeler, kendilerine padişahlık sırası gelinceye kadar ya sarayda hapsedilerek bekletilir, ya da önemsiz işlerde ve devamlı gözaltında bulundurulurlardı. Bu durum da Tanzimat'a kadar sürmüştür.