Nedir

HAYVANLARIN SİSTEMATİĞİ « Hayvanlar

Yeryüzündeki hayvanları, şube, sınıf, takım, familya, cins ve tür olarak sınıflandırma. Yeryüzündeki hayvanların çeşitleri bir milyona yaklaşmaktadır. Gün geçtikçe, yeni hayvanlar keşfedilerek bu sayı artmaktadır. Her hayvanı, teker teker öğrenmek imkânsız olduğundan, her türden bir hayvan inceleyerek, diğerleri hakkında bilgi edinmek çareleri aranmış, bunun sonucu da hayvanları sınıflandırmak mümkün olmuştur.

Hayvanlar ilk olarak İsveçli bilgin Linnee (1701 - 1778) tarafından sınıflandırılmıştır. Linne, hayvanların dolaşım ve solunum organlarıyla, üreme şekillerini, dış benzerliklerini esas tutarak sistematiğini yapmış, daha sonra gelen bilginler tarafından, yapılmış olan bu sistematik, değişikliklere uğrayarak, bugünkü şekline ulaşmıştır. Bugünkü sınıflandırmada, embriyoloji, karşılaştırmalı anatomi, fizyoloji esas olarak alınmaktadır. Bu çeşit sınıflandırma, “doğal sınıflandırma” dır.

Bu sınıflandırmaya göre, hayvanlar dünyası, sekiz şubede toplanmaktadır. Şubelerde, belli başlı birkaç benzerliği olan hayvanlar bir araya toplanmaktadır. Şubeler sınıflara, sınıflar takımlara, takımlar familyalara, familyalar cinslere, cinsler de türlere ayrılmıştır. Sınıflandırma, türde durur. Türler, birbirlerine en çok benzeyenleri bir arada toplanır. Sınıflar, takımlar v.b. arasında bir yakınlık varsa, alt şube alt sınıflar meydana getirilir.

Hayvanlar sistematiğinde hayvanlar, basitten daha mükemmele doğru bir sıraya konmuştur. Bu sınıflandırmaya göre hayvanlar iki büyük gruba ayrılır :

I - Bir hücreliler (Protozoa). Bunların vücutları bir hücreden yapılmıştır.

II - Çok hücreliler (metazoa) vücutları çok sayıda hücreden yapılmıştır.

Bir hücreliler : 15.000 kadar türü olan bu grup hayvanları, dört sınıfa ayrılmışlardır, a - Kamçılılar (örnek tipi Oglena), b -Kökbacaklılar (Amip), c - Sporlular (Sıtma paraziti), d - Haşlamlılar (Terliksi hayvan).

Çokhücreliler : Yedi şubeye ayrılmıştır : 1 - Süngerler, 2 - Selentereler, 3 - Solucanlar, 4 - Eklembacaklılar, 5 - Yumuşakçalar. 6 - Derisidikenliler, 7 - Kordatalar.

Süngerler, vücutları torba biçili , çok delikli, durağan hayvanlardır. 3.000 kadar türü vardır, üç sınıfa ayrılırlar,

a - Kalker iskeletliler, b - Silis iskeletliler, c - Tırnaksı iskeletliler.

Sefenterler, vücutları basit torba toiçiminde, durağan ve yüzey tipleri olan hayvanlarıdır. 9.000 kadar türü vardır. Üç sınıfa ayrılırlar : a - İdrozoa (Tatlı su hidrası), b - Skifozoa (Denizanası), c - Antozoa (Mercanlar).

Solucanlar, vücutları yumuşak, organları olmayan hayvanlardır. 10.000 kadar türü vardır. Uç sınıfa ayrılırlar: a - Yassı solucanlar, b - Yuvarlak solucanlar, c - Halkalı solucanlar.

Eklembacaklılar, vücutları kitinle kaplı, üyeleri ve vücutları eklemli olan hayvanlardır. 675.000 kadar türü vardır. Dört sınıfa ayrılırlar a - Kabuklular (Istakoz, yengeç), b - Örümcekgiller (Örümcek, akrep), c -Böcekler, d - Çokayaklılar (Çıyan, kırkayak),

Yumuşakçalar, vücutları yumuşak , dış kabukları kalkerden meydana gelmiştir. 80.000 kadar türü vardır. Üç sınıfa ayrılırlar: a - Karından bacaklılar (Salyangoz), b - Balta ayaklılar (Mürekkep balığı).

Derisidikenliler, dışı kalker kabukları dikenli olan hayvanlardır. 5.00 kadar türü vardır. Beş sınıfa ayrılırlar: a - Deniz lâleleri, b - Yılanyıldızları, c - Deniz yıldızları, d - Denizkestaneleri e - Denizhıyarı.

Kordatalar, sırf ipliği ya da omurgası olan hayvanlardır. 40.000 kadar türü vardır, ilkel kordatalar ve omurgalılar olmak üzere iki alt şubeye ayrılırlar.İlk kordatalar, üç sınıfa ayrılırlar: a - Hemikordata, b - Urokordata. c - Sefalokordata.

Omurgalılar, beş sınıfa ayrılırlar: a - Balıklar, b - Kurbağagiller, c - Sürüngenler, d - Kuşlar, e - Memeliler.

ZONGULDAK « Türkiye Coğrafyası

Karadeniz Bölgesinde bulunan Zonguldak ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 54.026 dır. Şehir, Batı Karadeniz kıyılarında bulunmaktadır. Güney bölümleri ormanlara kaplı dağlık alanlardan ibarettir. 1829 yılında maden kömürünün Uzun Mehmet tarafından bulunmasından sonra maden kömürü kaynağı olması sebebiyle, kısa zamanda, önemli şehirlerimiz arasında yer almış ve gün geçtikçe bayındır bir şehir haline gelmiştir. Şehir çevresinin başlıca geçim yolu, kömüre dayanmaktadır.

ZONGULDAK İLİ

Batı Karadeniz Bölgesi'nde bulunan illerimizden biri. Yüzölçümü 7.449 kilometrekare, nüfusu 569.059 dur. Kuzeyinde Çankırı ve Bolu illeri, Batısında Karadeniz bulunmaktadır. Genel olarak, dik meyilli yamaçlarla çevrilmiş, engebeli bir yüzeyi vardır. Bahçe kültürleri, sebzecilik ve meyvecilik, halkın başlıca geçim kaynağıdır. Fakat ekonomik çalığına, maden kömürüne dayanmaktadır.

TURGUTLU « Türkiye Coğrafyası

Manisa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 876 kilometrekare, nüfusu 63,461 dir. Yüzeyi ormanlıklarla kaplı dağ yamaçlarından verimli geniş ovalık alanlardan ibarettir. Tarım, başlıca geçim kaynağıdır. Merkezi 31.459 nüfuslu Turgutlu kasabasıdır.

GİRİT « Dünya Coğrafyası

Akdeniz'in ve dünyanın en güzel adalarından biri. Anadolu'dan 185, Afrika dan 178, Mora'dan 104 kilometre uzaklıkta, doğrudan batıya doğru ince uzun biçimde olan bir adadır. Yüzölçümü 8.618 kilometrekare, nüfusu 386.60 dir. Dağlık bir yüzeyi vardır. En yüksek yeri, ortasındaki İda dağıdır. (2.498. m.) İklimi ılımandır. Akdeniz ikliminin bütün özelliklerini taşır. Her çeşit bitki, özellikle nefis meyveler yetiştirilmektedir.

Osmanlılar, 1645 yılında Venediklilerin elinden Hanya'yı almışlar, sonra da 1648 den 1669 a kadar devam eden şiddetli savaşlarla öbür kalelerini fethetmişler ve bütün Girit'e sahip olmuşlardır. 1913 yılında Yunanlılara bırakılmıştır. Girit, tarihimizin hem destanlarla, hem facialarla dolu anılarını taşıyan bir adadır.

MADEN DEVRİ « Tarih

Tarih öncesi devirlerden üçüncüsü, Maden Devri'dir. Cilâlı Taş Devrinden sonra gelen devirdir.Cilâlı Taş Devrinin sonlarına doğru, taşlardan yapılmış eşyaların yanında, madenlerden yapılmaya başlanmış eşyalar da bulunmuştur. Böylece insanlar buldukları bu yeni şeyden, çok sağlam, sert, taş gibi kırılmaz olan bu çok sağlam şeyden, yararlanma yolunu bulmuşlar, böylece tarih öncesi devirlerin üçüncüsü olan Maden Devri başlamıştır.

İlk insanların kullandıkları madenler, bakır, altın ve gümüştür. Fakat, bakır, daha kolaylıkla istenilen şekle girebildiği için, yapılan aletler, önceleri hep bakırdan olmuştur. Bu sebeple, maden devrinin ilk bölümünü Bakır Devri alır. Bundan sonra kalay da bulunmuş bakırla karıştırılarak, bakırdan daha sert bir maden elde edilmiştir. Bununla Tunç Devri başlamıştır. İlk insanlar, bu yeni madenle, ok uçları, kılıçlar, baltalar ve çeşitli kaplar yapmışlardır. İlk insanlar, daha sonraları, günümüzde bile büyük önem taşıyan demiri bulmuşlar, böylece maden devrinin üçüncü bölümü olan Demir Devri başlamıştır. Demir, öbür madenlerden daha kolay işlendiği için, en çok kullanılan maden olmuştur. İnsanlar, demirden elde ettikleri çeşitli aletleri daha da çoğaltmışlardır.

Maden devri (bakır devri, tunç devri, demir devri olmak üzere üçe ayrılır); ilk insanların, medeniyet alanında ilerlemeye başladıkları devri gösterir. Bu devirler, bütün dünyadaki insanlar arasında aynı zamanlarda başlamamıştır. Bazı yerlerdeki ilk insanlar, bu arada Orta Asya'da yaşayan milletler, maden devri gibi ileri bir medeniyet devrini yaşarken, başka yerler de yaşayan ilk insanlar da, Yontma Taş Devrini ya da Cilâlı Taş Devrini yaşamışlardır.Maden Devrinin sonlarına doğru yazı da bulunmuştur. Böylece, Maden Devrinin sonlarına doğru, Tarih Devri başlamıştır.

AKABE MESELESİ « Tarih

İkinci Abdülhamit devrinde (Şubat - Ekim 1906) Hicaz demiryolunun güneye doğru uzanarak Akabe yakınından geçmesi üzerine, bunun Süveyş Kanalı için bir tehlike olabileceğini düşünen İngiltere tarafından çıkartılan bir siya. sî mesele. 1841 yılında Babıâli Mısır jandarmasının Turisina yarım adasının bazı yerlerinde bulunmasına izin vermiştir. Süveyş Kanalının açılmasından sonra bu izin geri alınmış ve Akabe kalesinde bulunan Mısır jandarması çıkarılarak yerine Osmanlı askerleri yerleştirilmiştir. Bu durum İngilizlerin protestosu ile karşılanmış ve 1906 yılı başlarında Hicaz demiryolu Maan'a geldiği zaman Süveyş'in tehlikeye gireceğini düşünen İngiliz hükümeti tarafından yeniden ortaya atılmıştır.

Yapılan uzun müzakerelerden sonra ve İngiltere'nin çeşitli tazyikleri SOKUCU Mısır hidivliği ile Osmanlı İmparatorluğu arasında bir anlaşma yapılmış ve Süveyş'in emniyeti için Sina yanmada, sının Mısır kuvvetleri tarafından işgal edilmesini Abdülhamit hükümeti kabule mecbur kalmıştır.